Yalancının mumu 16. BÖLÜM

4926 Kelimeler
Yalancının mumu 16. BÖLÜM Sabah saat 08.45'de Murat uyanır, yatakta gerinir saate bakar. "Amaaan daha erkenmiş ya?" Diyerek gözlerini tekrar kapatır. Yastığa sarılıp tekrar uykuya dalacakken aklına Hasret gelir. Sahi! artık evlidir ve bir karısı vardır öyle ya. " Hasret nerde ya? ben onu unuttum" Yatakta doğrularak oturup yere bakar, Hasret serdiği yer yatağında uyuyordu. Bu kadın milletini hiç zaman anlayamıyordu. Mis gibi yatak dururken insan neden yerde yatardı ki? "Hasret. Hasreet, uyansana kızım babam erken kalkar iyi izlenim bırakmamız lazım, heeey!" Hasret kıpırdanır yerde. "Ah belim" Hasret yerinden doğrulmaya çalışır, belini tutup iki büklüm oturur. Beli bi yandan boynu bir yandan ağrıyordu. "Noldu?" Pişkin herif utanmadan birde noldu diye soruyordu. "Elinin körü oldu, bi de soruyor musun?" "Ne kızıyorsun be güzelim, ben mi sana dedim yerde yat diye, sen gelmedin yanıma" Yataktan kalkar başında dikelir. Hasret yerde kıvranırken tepesine dikilmiş onu seyrediyordu. "Of koptu belim ya." eliyle belini tutarken, başını kaldırıp Murat'a bakar. " ne dikiliyorsun tepemde?" "Kalkmayacak mısın, şimdi annem odaya gelir falan, belli mi olur bizi böyle görürse her şey anlaşılır" "Ne bencil adamsın sen ya! ben burda ölüyorum diyorum sen hala ne derdindesin, görürse görsün napim. hem oğlunun nasıl bi yontulmamış odun olduğunu görür böylece" "Bak tamam haklısın ama bi düşünsene benim yerimde sen olsaydın aynı durumda ben olacaktım ve sen beni yatağa almazdın kabul et, ama ben sana yatağımda yer veriyorum, hala mı odunum ha?" Hasret Murat’ın pişkin pişkin sırıtarak söylediğine sinir olarak ona ters ters baktı. "Dua et şu an belimin yüzünden hareket kabiliyetim kısıtlı, yoksa inan çoktan o akıldan yoksun kafanı kırmıştım.” " Ya tamam hadi kalk?" elini tutup kaldırmaya çalışır. Murat Hasret’i daha fazla sinirlendirmeden bu sabahın atlatmak için susmaya karar verir. "Of dikkat etsene ya. patates çuvalımı kaldırıyorsun. insanım ben insan!" Yok bu kızla anlaşmak çok zor olacaktı. Baştan aşağı stres topuydu. Hadi hayırlısı diye geçirdi içinde. Allah’tan güzel bir stres topuydu. "Ben üstümü değiştiricem. O arada sende hazırlanırsın" Murat yerdekileri toplayıp dolaba koyar, sonrada banyoya doğru ilerler. Lakin Hasret ondan önce davranmıştır bile. "Banyo benim hiç boşuna heveslenme." Hasret elbiselerini alıp içeri girer ve kapıyı kilitler. Murat az önce yerde kıvranan ve ona ağzına geleni sayan kıza bakakalır. "Küçük yalancı." Yarım saat sonra aşağı inerler. Ethem ve Nesrin salonda oturmuş konuşuyorlardır, kahvaltı için onları beklerler. " Bak saat kaç oldu beyefendi hala teşrif edemediler, evlenince akıllanır dedim ama nerdeee, herifin huyu bozuk, kızda onun gibi galiba. “ " Yoldan geldiler Ethem, yorulmuşlardır. İlk günden üstüne gitmeyelim çocuğun istersen ben gidip çağırayım.” "Yahu bikerede şu oğlanı savunmasan horoz kesicem Nesrin” "Sende hep oğlanla uğraşıyorsun ama Ethem. Ben gidip bakayım en iyisi” Hasret ve Murat Salonun girişinde ikisinin konuştuklarını duyarlar. “Bak iyiki kalkmışız, yakalanacaktık az daha.” " Annen'e hiç çekmemişsin ama, kadın nazik ama oğlunda iş yok işte. Baban haklı yani” Murat ters ters bakar Hasret’e sonra yüzünde sahte bir gülümseme ile salona girerler. Murat’a kıyaslaHasret gerçekten gülümsüyordur. En azından bunu sahte yapmak istemez. "günaydın canım ailem.” "Günaydın" Hasret’te gülümseyerek selam verir. Ethem bozuntuya vermeden bakar. "Günaydın çocuklar, iyi uyudunuz mu bari?” "Hadi geçelim şu masaya yahu, sonra edersiniz sohbetinizi, açlıktan öldüm.” “ Uyuya kalmışız kusura bakmayın baba” Hep beraber masaya geçerler. “amma acıkmışım ya?” Murat teklif dahi beklemeden direk kahvaltılıklara adeta saldırır. Babası ile sadece bu yönü benzeşiyordur. Yemek ve kadınlar onun için olmazsa olmazdır. Babası ise yemek ve iş konusunda iştahlıdır sadece. “Ye oğlum, afiyet olsun. Sende yesene kızım çekinme burası seninde evin, değil mi Ethem'cim?” “Tabi tabi” Ethem önündeki ile daha çok ilgili olduğundan çok fazla takılmaz. kahvaltılarını ediyorlardır, Hasret arada belini tutar. Çaktırmak istemese de oturdukça beli hafiften batıyordur. “Hasret'cim noldu yatak rahat değil miydi yoksa canım?” Gelde buna cevap ver şimdi. “Yok rahatta. Şey aslında.........” Hasret ne diyeceğini o an için bilmezken Murat Hasret’in imdadına yetişir. lafını keser. “Benim yüzümden anne.” Ethem öksürmeye başlar, Hasret kıpkırmızı olur. Ortam bir anda aşırı ısınır yada Hasret Hasret’in utançtan vücut ısısı yükseldiği için öyle sanıyordur. Hasret Murat’a doğru eğilir sessizce sinirle fısıldar. “Ne diyorsun sen be, yanlış anladılar gerizekalı.” Oda Hasret’e taraf hafifçe egilip fısıldar. “Anlasınlar nolucak ya?” biz evliyiz unuttun mu karıcım.” Göz kırpar. Zerre utanması yoktur bu adamın Hasret iyice anlamıştır artık. “ Unutmadım ama bunun hesabını sorucam sana!” Bu ciddi bir uyarıdır Murat’a ana onun umrunda bile değildir. Hasret Nesrin'e bakıp zoraki gülümser. “ Ne deseydim acaba, Hasret'le kavga ettik oda yerde yattı mı deseydim yani?” “ Var ya dağdaki ayılar bile senden kibar ve centilmendir emin ol. Daha usturuplu bir yalan bulabilirdin bay utanmaz” “Ayıp oluyor ama, ne öyle ayı falan!.. “Ne o zoruna mı gitti, tabi meşe odununu daha çok sevdiysen bilemicem artık?” “Ne fısırdaşıyorsunuz siz öyle bakim?” Nesrin onların bu tatlı hallerine bakıp gülümser. “Bak görüyor musun Ethem ne güzel anlaşıyorlar değil mi?” “ Sağol annecim” “Ya tabi görüyorum, görmez miyim hiç. Ethem’e göre daha çok oğlu gelininden ufak çaplı fırça yiyor gibidir. Garip bir şekilde bundan keyif alır. Hasret'e döner. “Kızım senin ailenle ne zaman tanışacağız, olan olmuş madem” Bu kadar hoşbeş yeter diye düşünür as meseleyi açma vakti gelmiştir. Hasret özel hayatıyla ilgili konuşmaktan fazla hoşlanmasa da bir açıklama yapmak zorunda olduğunu bilir. “Şey efendim benim annem ve babam ben küçükken ayrıldılar, şu an babamlada görüşmüyoruz. Annem yurtdışında yeniden evlendi. Babam da yeniden evlendi. Biraz karışık yani” Boşanmış çiftlerin mutsuz çocukları diye düşünür Ethem. “ Bu bizim hayatımız baba, ne gerek var böyle sorulara. Ben Hasret’i biliyorum gerisi önemli değil benim için.” Ethem Murat’ın ikide bir söze atlamasjna sinirlenir ama şaşkınlığını korumaya çalışır. “Sana sormadım.” Murat biraz telaşa kapılır çünkü babası irdelemek çok erken başlamıştır. “Anlıyorum kızım zor bir durum ama böylede olmaz ki niye görüşmüyorsunuz hem? Madem evlendiniz e bunları bizimde bilmeye hakkımız var değil mi? sadece oğlumla evlenmedin bizede gelin oldun tanımak hakkımız.” Hasret köşeye sıkıştığını hisseder. Hem öz hayatı masaya yatırılıyordur hem de bir baba olarak Ethem’e hak verir. Kim olsa oğlunun evlendiği kişi hakkında bilgi sahibi olmak ister. Üstelik böyle habersiz ve ani bir evlilik söz konusu ise. “ Haklısınız tabi, dün akşamda söylemiştim. Babam Adana'da oturuyor, adı Arif Doğan Adana'nın önemli iş adamlarından biridir kendisi. Ben üç yıldır ayrıyım evden anlaşmazlığa düştük,. Bende evden ayrılmak zorunda kaldım. Anlayacağınız öyle çok bi önemli hikayem yok benim Ethem bey" Fazla ayrıntı vermeden üstü kapalı anlatır. İçinden ise Ah be Ethem baba anlatsam roman olur da senin kalbin dayanmaz buna. Hele peşimdeki manyakları duysan küçük dilini yutarsın diye düşünür. “ Peki annenin haberi var mı kızım bu durumdan? hem baban seni merak edip aramadı mı hiç, insan evladı ne yer ne içer merak eder?" Nesrin bir anne şefkati ile yaklaşır olaya. Hasret ona gülümser. “Doğru. Mesela bizim sıpaya ben çok kızarım ama sonuçta evlat atsan atılmıyor, satsan satılmıyor” Murat babasının olayı bir şekilde yine kendisine bağlamasına sinir olur. “ Ayıp oluyor ama baba karımın yanında.” “Ne ayıbı oğlum hem karında seni iyi tanısın ona göre hayatınıza yön verirsiniz, yanlış anlamayın. Neyse anlatıyordun kızım?” Murat’ın konuyu kapatma çabasını fark edip asıl konuya geri döner. “ Babası Hasret'i ortağının oğluyla evlendirmek istemiş, Hasret'te karşı çıkmış bu yüzden ayrılar baba.” Murat Hasret’e fırsat vermeden konuya bodoslama dalar. "Annemle babam ben küçükken ayrıldılar. İkisi de sonra ayrı kişilerle evlendi. Söylemiştim zaten. Annemi 12 yaşımdan beri görmüyorum aslında. Öyle bi annd evlat ilişkimiz pek yok. Muhtemelen burda bi kızı olduğunu unuttu." Buruk bir gülümseme ile baktı ikisini de. Bu konuda çok konuşmayı hiç bir zaman sevmezdi zaten. Yine de birden bunları söylediğine kendisi bile şaşırdı. Kim çocukken annesi tarafından terk edilmek isterdi ki? Bu konuda kalbi hep kırık, bir yani hep eksik kalacaktı. Söz konusu ailesi olunca Hasret hep o takındığı sahte umursamazlık gülüşünü sergilerdi. Umrumda değiller gülüşüydü bu. Halbuki gözler asla yalan söylemezdi. “ Nasıl olur insan hiç evladını unutur mu? " Nesrin tamam uzatma, kızın yarasını bi de biz deşmeyelim" Hasret Ethem beye baktı ve gülümsedi. Ethem'de ona aynı şekilde gülümsedi. Onun konuşmak istemediğini anlayıp konuyu uzatmak istememişti ve bu Hasret’in kalbine dokunmuştu. Murat'ın dikkatini çekti bu durum. Hoşuna gitti. Hasret Babasının bam teline dokunduğunun farkında bile değildi. Murat’sa Hasret’in içinde kopan fırtınalardan haberdar değildi. Yüzeysel düşünüyordu o anda. "teşekkürler" Konu kapanmıştır ve kahvaltı sonrası salona geçerler hep birlikte. “ Demek geçen yazdan beri tanışıyorsunuz, hem çalışıp hem okumak herkesin harcı değil" Murat'a bakarak konuşur. "bazıları yan gelip yatıyor mesela!" Hasret bu adamdan hoşlanmaya başladığını hisseder. Murat'a cok güzel laf sokuyordu. "Evet haklısınız. Açıkçası benim başka şansım yoktu. Eski tabirle ya dizimi kırıp babamın dediğini yapacaktım yada çalışıp hayatımı kazanacaktım. Ben ikincisini seçtim ve hiç pişman değilim. İnsan hata da yapsa kendi verdiği kararlar hayatına bir şekilde yön veriyor ve bj onu yaş olarak değil belki ama tecrübe olarak büyütüyor bir şekilde. Tabi sizin hayat tecrübeleriniz ile kıyaslanamaz Ethem bey” Bu kız çok zekiydi. Nerde nasıl konuşulacağını iyi biliyor ve Babasının kalbini kazanacak gibi duruyordu. Murat’ta zeki adamdı vesselam. Babası ona inanmıyordum ama oda insan sarrafı olmuştu. Hasret’i kendine eş sevmekle hayatının en iyi kararını verdiğini bir kez daha emin oldu. “ İyikide öyle yaptın aşkım böylece seninle tanıştık" elini alıp öptü. " Öyle tabi, bakın biz artık malum yaşlanıyoruz. bir ayağımız çukurda sayılır. demem o ki, gelin bizimle burda yaşayın, değil mi Nesrin?" “ Evet tabi çok seviniriz hem” Sonunda bombayı patlatmıştı . İkiside çok şaşırır. "Burda mı? ama baba!" Murat itirazı anında basar. Bu planları içinde yoktur. “Size yük olmayalım biz?” Hasret Murat’a destek çıkar. Onunda işine gelmez aynı çatı altında aylarca oyun oynama fikri. “ Yük ne demek kızım? Evlat an babaya yuk olur merhaba hiç?” Bu sin cümle Hasret’i sarsar. “Biriniz oğlum diğeriniz gelinim, torunlarda geldi mi değmeyin keyfimize" Hadi bakalım Murat efendi şimdi napacaksın bakalım? sen bi haltlar karıştırıyorsun ya öğrenicem diye içinden geçirir Erhem bey. Ethem bey kafasindakileri bir bir gerçekleştirmek için ilk adımı atmıştı. Dışından diyemediklerini içinden söylüyordu. “Ay ne iyi olur valla. Oğlumdan da ayrılmam hem. Birden iki oldu derim evladım.” Nesrin olayin duygusal boyutunu daha çok düşünüyordu. Derdi oğlu hep yanında olsundu. Murat'ta Babası gibi içinden hayıflanıyordu. Onun derdi Hasret'in vereceği tepkiydi. Hasret’ten tarafa bakmaya korkuyordu. Hasret kesin kafamı kıracak. Ulan ne halt edicez şimdi planlar suya düştü iyimi " Torun! biz mi?” Murat şaşkınlıktan ne dediğini bilmiyordu artık. Hasret torun lafıyla iyice köşeye sıkıştığını hissetti. Bu iş gittikçe tuhaf bir hal almaya başlamıştı. Ya bunlarda sağa ilk aylardan torun diye tutturur olmayınca da kısır gelin yaftası yakıştırırlarsa diye içi bunaldı. Adana’da çok olurdu bu durum. Gerçeği onlar bilsede ne fark ederdi ki? 'Ne torunu ya, hani ayrı evde oturacaktık, Murat kafanı kırıcam senin az kaldı.' Murat’ın sessiz kalışı sinirine dokunuyordu. Adam dut yemiş bülbül gibi oturuyordu yanında. Ah kahvaltı masasında olacaklardı ki masa altından çaktırmadan çatalı bacağına geçirecekti. “Yok biz. Tövbe tövbe heralde siz oğlum bu yaştan sonra çocuk yapacak halimiz yok ya, yoksa istemiyor musunuz bizimle oturmayı?” Bak hele şuna, var bişey bunlarda var, nasıl da şaşırdılar ikiside diye içinden kendi kendine konuşan Ethem bey gelini ve oğlunun yüz ifadesi ile çok eğleniyordu. Karadenizin adamı zeki olurdu öyle tongaya basmazdı. Güya oğlu da Karanedizliydi lakin anası tarafına çekmişti zaar. Dayısı kılıklı diye geçirdi içinden. Oda böyle eline yüzüne bulaştırırdı. “ Ee şey tabi babacım, yani istemez miyiz hiç değil mi karıcım?” Şoka giren Hasret'i dürttü. "Hasret bişey desene sende güzelim" imalı bir bakış atar. “Ha! şey! ee bilmem ki? rahatsız etmezsek yani...." Hasret ilk söylediğinde kalmıştı. Murat ne diyorsun der gibi baktı. Torun lafı yüzünden evde kalmayı kabul ettiğinin farkında değildi Hasret. Ethem ikisine de fırsat vermeden lafa atladı. “Oldu bu iş. Nesrin çocukların odasını üçüncü kattaki büyük odaya taşıyalım. Daha rahat ederler orda eşyalarıda değiştirelim. Gelin geldiği belli olsun dimi ama!” “ Haklısın canım iyi düşündün Murat'ın odası küçüktü size göre. Ben bugün gidip bakarım eşyalar için siparişleri veririm” “Canım kendileri beğenseydi sonra sorun olmasın” “Ay Ethem ben zevksiz miyim Allah aşkına? beğenmediklerini değiştirirz canım. Değil mi Hasret'cim?” İkiside şaşkın onlara bakıyorlardı. Hasret zorlada olsa konuşur. Ha! Aa şey tabi olur Nesrin hanım.” “ Ee biz izninizi isteyelim artık hadi karıcım.” Hasret'in elini tutar beraber salondan çıkarlar. Biraz daha orada kalırlarsa bunlar ilk torunlarına kıyafet alışverişine bile çıkacak gibi duruyorlardı. “Gördün mü Nesrin? nasılda şaşırdılar öyle.” “ Doğru mu yapıyoruz Ethem?” “Sen demedin mi dün gece kız hamile falansa yanımızda durursa anlarız ancak diye. Hem ben Murat'tan hala emin değilim belli mi olur sıkılır kızı terk eder bi anda ben elaleme rezil olamam bu yaştan sonra. Adam gibi yuvasını barkını kursun artık. Madem wtti bi halt sorumluluğunu bilecek” “Haklısın canım, bak bu sefer senin yanındayım, kız iyi birine benziyor görelim bakalım iyi oldu oğlumdan da ayrılmam hem” Nesrin’in tek derdi oğluydu. Murat ve Hasret odaya çıkarlar. Hasret kollarını göğsünde bağlamış, kaşları çatık Murat'a bakıyordur. “Evet seni dinliyorum?” “Bak banada süpriz oldu, ne bileyim ben istemez sanıyordum. Elini çenesinde gezdirir, gözlerini kısar. “kesin bişey planlıyor babam, kesin!” “Of bu sorunumuzu çözmüyor ama, ben seninle aylarca aynı odada falan kalmam.” “ Napim ya! söyle napim?” “Git gerçeği anlat mesela?” “Ne? saçmalama olmaz öyle şey?” “ İyi ben söylerim o zaman.” kapıya yönelir, Murat kollarından tutup çeker, bırakmaz. “ bıraksana ya!” “ Bırakayımda git herşeyi anlat değil mi? bak bana borçlusun biz seninle bi anlaşma yaptık söz verdin bana unutma” “ Sende bana sözler verdin ama hiçbirini yerine getirmedin naber?” “ Bak tamam en azından bir süre, ben halledicem lütfen Hasret” Hasret bu durumun geçici olmadini umarak düşünür ve karar verir. Yine dd Murat’tan çok emin değildir zira verdiği hiç bir sözü tutmadığı gibi bencilin tekidir. “tamam ama elini çabuk tutsan iyi olur. O kadar sabırlı biri değilim bilesin.” “Sen merak etme karıcım ben her şeyi halledicem, sadece bu evde dikkat etmeliyiz. Babam boşuna bizi gözünün önünde tutmuyor.” Hasret kolunu Murat’tan kurtarıp yatağa oturur. “ ev değil hapishane sanki, bi gardiyanımız eksikti. Peki bu yatma işi ne olacak acaba bay her şeyi halleden, onada bi çözümünüz var m?” Murat Hasret’in yanına gelir ve oturur, yatağa elini sürer. “Ne güzel kocaman yatak işte, yerde yatmana gerek yok ki? bayan her şeyi sorun eden.” Şimdilik konu kapandığı için mutlu olmasının yanı sıra Hasret’le aynı yatağı paylaşma fikri çok hoşuna gider. Bir de ikna edebilse inatçı keçiyi. “Seninle yatmak istemiyorum” Hasret gayet netti. Sonuçta kağıt üstünde evlilerdi. “Ama sen benim karımsın, e malum karı kocanın birbirine bazı sorumlulukları vardır. Murat’ın konuyu yine yokuşa sürmesi ve her seferinde imalı sözler söylemesi hatta bakışları iyice sinirime dokunuyordu Hasret’in. Ha arada bazı durumlar hoşuna gitmiyor değildi. Mesela onunla didismek bazen çok zevkli oluyordu. Çünkü sonunda Hasret onu hep sinir ediyordu. “ Her an fikrimi değiştirebilirim, bay kazanova” “Sende hiç şakadan anlamıyorsun?” Hasret ayağa kalkar, Murat'ta aynı anda kalkar. “ Nereye?” “ Sıkıldım aşağı ineceğim” burada durdukça birbirlerine laf sokup duruyorlardı sadece. Ayrıca evi biraz gezebilir bahçeye çıkabilirdi. Madem bir süre burada kalacaklardı kaldığı yeri tanımak iyi bir fikirdi. “Sakın babamla konuşayım deme sana güvenmiyorum” “Çekilsene ya önümden ne saçmalıyorsun?” itmeye çalışır, Murat Hasret'i tutar. “Önce konuşalım” Hasret iterken, Murat'ın ayağı halıya takılır kayar ve yatağa Hasret'le birlikte düşer. Hasret altta Murat üstte duruyorlardır. “Teşekkürler halı.” “ Napıyorsun ya, kalk üstümden.” Hasret Murat’ı iter ama başarılı olamaz. “of ne ağırsın ya, eşek ölüsü gibi mübarek” “Önce bi anlaşmaya varmamız gerek karıcım” “ Anlaştık ya işte, noterden tasdikname mi getireyim sana” “Fena fikir değil” Nesrin kapıyı çalmadan girer onları görünce şaşırır. Bir anlığına Hasret’i unutmuştur. “Ah afedersiniz çocuklar ben alışkanlıktan kapıyı çalmadan girdim şimdi çıkıyorum” Murat hemen Hasret'in üstünden kalkar. “ Gel anne sorun değil sen yabancı mısın?” Hasret hem çok utanır hem hemen Murat’ın söylediği ile kızar. Murat üstünden kalkınca oda emen kalkar. “ Öyle hemen çıkınca merak ettim oğlum önemli bişey yok, neyse gideyim ben siz rahatınıza bakın oğlum.” kapıyı çekip çıkar. “Nerde kalmıştık karıcım?” Hasret'e taraf döner. Hasret çok sinirlidir, Murat'ın kolunu çimdikler. “Sen ne yaptığını sanıyorsun ya?” “ Ahh, napıyorsun ya, koparttın kızım, bide kadına şiddet diye bağırırlar ya biz erkekler...” “ Amma muhallebi çocuğumuşsun” O gün öyle böyle geçer. Gece Hasret yine yere yatağını serer. “Hayırdır pek sevdin yer yatağını galiba” Murat kendi yatağına girip yatar. “ Sana söyledim ben seninle beraber yatmam!” “Keyfin bilir teklif var ısrar yok, ama olurda gece gelmek istersen yanıma her zaman beklerim karıcım” “ Bana karıcım demekten vazgeçer misin artık, kabak tadı verdi bu şaka” oda kendi yer yatağına yatar. “Şaka mı? yoo ben bilerek söylüyorum karıcım hem bu evde dikkatli olmalıyız biliyorsun, kapıyı kilitledin mi bari annemin işi belli olmaz baskın falan yapar sabah” “Kilitlemedim, hem daha iyi banada gün doğar işte oğlun beni yataktan attı derim" "Yaparsın sen beklerim" dedikten sonra yataktan kalkıp kapıyı kilitler. "Of bi sussanda uyusam ya, ne dırdırcı çıktın sen" " İyi be susduk, iyi geceler cadı" yatağa yatarken doğrulup Hasret'e bakar yeniden. Bu kızı nasıl idare edeceğim diye düşünürken uyuya kalır Gece yarısı Hasret üzerine aniden yastık düşünce uyanır. " Noluyor ya, deprem mi oluyor?" Yastığı görür, kafasını kaldırıp Murat'a bakar, Murat'ın çarşaf bacaklarına dolanmış diğer yastığı koluyla sarıp kafasının üstüne örtmüş uyuyordur. "Ne biçim uyuyor bu adam, şekle bak?" Yataktan kalkar, Murat'ın yanına gider uyanması için omzundan dürter. "Heyyy, biraz usturuplu yatsana be? nerdeyse üzerime kendin düşeceksin" Murat uyanmak yerine uyku hali garip sesler çıkarıyordur. Yastığı yetmiyor gibi birde ses yapıyordur beyefendi. " Kime diyorum ya, herif hala uyuyo" "Yine omzundan tutup sarsar. Bu sefer ki sarsmak fazla olunca Murat uyanır, şaşkınlıkla etrafa bakar. "Noluyor ya?" "Üzerime yastığını düşürdün dikkat et diyorum" " Ne yastığı ya, git başımdan delimisin nesin kızım ya. Umursamadan tekrar yatağa gömülüp uyur. Hasret elindeki yastıkla bozmamak için kendiyle savaşır ve yastığı yatağa atıp yerine doğru geçer. "Hey Allah'ım ya, başımıza bela aldık, ne vurdum duymaz adam." yatağına girip yatar. Sabah ilk Hasret uyanır yine ve bel ağrısıyla kıvranır. "Ah belim, alacağın olsun Murat çektiğim şu eziyete bak ya. görende konakta yaşıyorum sanır" Murat Hasret'in sesiyle uyanır. "Ne söyleniyorsun kızım sabah sabah bi uyutmadın." yastığı başına kapatır. "Oh beyefendi de ki keyife bak ya! biz burda ölelim herifin umrunda değil. şeytan diyor git herşeyi anlat kurtul bundan" Murat anında kafasını kaldırır doğrulur yerinde. "Ne diyorsun ya, ne gitmesi yok öyle bişey konuştuk anlaştık biz" "Bel fıtığı olucam senin yüzünden, sen keyif çatıyorsun ben çile çekiyorum burda" "Benim ne suçum var ya, kovan yok gel yat işte kocaman yatak, hem ben yerde yatamam, çabuk hastalanırım ondan yani" "Hanım evladı nolucak." Murat susması gerektiğini anlar. Çünkü Hasret'i kızdırmaya gelmiyordur. Ne zaman ne yapacagj belli olmayan tiplerden olduğunu böyle anlarda belli ediyordur. Hasret yer yatağından kalkar usulca, dolaptan bir kot pantolon ve kısa kollu tşört ve temiz iç çamaşırı alıp banyoya gider. Hasret içermeyen Murat delil niteliğinde yerde zelil zelil yarın ve her sabah kavgaya sebep olan yorgan yastık ve ince pikeyi yerden toplayıp katladıktan sonra dolaba kaldırır. Bir süre sonra Murat'ta kalkıp banyoya gider. Hasret hala banyodan çıkmamıştır ve Murat ne yapacağını düşünürken Hasret'in halâ içerde olduğu aklından bir anlığına çıkmıştır. Murat kapıyı çalmadan içeri girer. Hasret o sırada tşörtünü giyiyordur. "Yuh insan bi kapıyı çalar ya?" tşörtü hemen giyer. Murat hemen akasını döner. "Ya unuttum hem ne bilim kızım. 15-20 dakika oldu nerdeyse giydin sandım" külliyen yalan. Sadece 10 dakikadır içerdedir Hasret. "Unutmuşmuş, yinede kapıyı çalabilirdin." Hasret hazır olunca olunca arkası dönük adamın yanından gecip banyodan çıkar. Hasret çıkınca Murat kapıyı kapatır ve Hasret'e banyodan seslenir. "Valla bilerek olmadı be. " sonra boşverir. "aman canım hiç mi görmedik sanki!" "Daha önce ne gördüğün beni ilgilendirmiyor bay kazanova, ama ben burdayken hareketlerine dikkat et" Hasret odadan çıkar ve alt kata iner. Odada biraz daha kalırsa dün gece aklından geçen işi tamamlayabileceğini düşünür. " Günaydın." Salona girince Ethem bey ve eşinin konuşmalarına kulak misafiri olur. Koltuklardan birine oturur. Yarım yamalak duyduğu için çok fazla anlayamaz. Kafası bu yatma işiyle meşgul olduğu için umursamaz. "Günaydın Hasret'cim" " Günaydın kızım. Bizim hayta kalkmadı mı daha?" " Kalktı. iner şimdi" Ethem duyduğu ile biraz şaşırsada hoşuna gider. " Bak bak evlilik yaradımı ne? baksana Nesrin, aferin kızım" Bu adamın oğlu ile böyle hem çok ilgili olması hem de uğraşması çok hoşuna gidiyordur. Ethemin ona iltifatına sadece gülümser. " Ay Ethem sende iyice işe yaramaz yaptın çocuğu" Nesrin tipik oğlunu aşırı seven annelerdendi. Kıyamıyordu belli ki oğluna. Her seferinde onu koruyordu çünkü. Murat bunu iyi bildiğinden çoğu zaman bu durumu lehine kullanıyordu. " Sanki yalan söylüyoruz, daha düne kadar herif 12'de 1'de kalkıyordu. Bu mucize değilde ne?" Murat aşağı indi. Babasının dön sözlerini duymustu. Ona atıp tutarken Hasret sayesinde ilk kez ayarsız bir sabahı olacaktı anlaşılan. Hasret'in arkasından gelip, yanağından sulu bi şekilde öper, Hasret şaşırır. "Aşk olsun karıcım beni beklemeden mi indin? herkese günaydın." Nesrin'in yanınada gidip öper. "annecim bu sabah çok güzelsin" "Ah teşekkür ederim oğlum. Sana da günaydın" " Günaydın da hayret yani! Erken kalktın sakın saatleri şaşırmış olmayasın?" Memnuniyetsiz adam diye düşündü Murat. Babası olsa da zor adamdı vesselam. Oğluna laf sokmazsa içi rahat etmiyordu anlaşılan. " Aman baba kalksam kabahat kalkmasam kabahat." Hasret'e döner. "Canım belin nasıl oldu daha iyi mi?" yanağını okşar bunu söylerkende. Hasret sinirlenir ama belli etmemeye çalışır. Bilerek yapıyordu sırf onu kızdırmak için bilhassa yakin temas kuruyordu pislik. "İyi canım geçti zaten bir anlık bişey işte." Gelin ve oğlunun aralarında geçen bu konuşma merakını celp etti Nesrin'in. " Hasret'cim bişey mi oldu beline kızım dünde vardı?" " Murat işte, yatakta deli gibi yatıyorda, beni düşürdü sağ olsun." Böylece dünede açıklık getirmiş olduğu için mutluydu Hasret. Murat yine sırıtıyordu. Hasret ona çimdik atmamak için kendini zor tutuyordu. " Özür diledim ya aşkım." Gıcık şey burda bile üste çıkıyordu. "Ya ben çok acıktım hadi masaya geçelim artık" "Yatak odası takımları gelmeden söyleyeyimde, yatağı en büyüklerden alalım bari, bizim oğlan küçükkende böyle deli yatardı Hasret'cim" " Hadi sohbeti sonra edersiniz gelininle, acıktık yahu!" Ethem'in Hasret'ten bahsederken bu kadar çabuk kabullenmesi Murat'ın hoşuna gitti. Hep beraber edilen kahvaltıdan sonra Ethem işe gider. Öğleye doğru Nesrin, Hasret ve Murat'a yatak odası takımı almak için kendisiyle gelmesini teklif eder. Hep beraber mağazaya giderler. Nesrin ilgiyle mobilyaları sürerken Hasret sıkılmış Nesrun anlamasın diye öylesine bakıyordu. Murat'ta Hasret'i inceliyordu. " Çocuklar bakın buda çok güzelmiş gerçekten değil mi?" " Evet güzel anne. " Murat etrafa bakinirken bir takım ilgisini çekti. Biraz da Hasret'i annesinden uzaklaştırmak için yapmıştı. " Hasret bak bence bu tam bize göre." "Hangisi?" Hasret Murat'ın bahsett8gi takım hangisi diye bakarken Nesrin hanım baktigi mobilyalar içinde bir karara varamayınca mağaza görevlisi arada girme ihtiyacı hissetti. "Üst kattada takımlarımız var efendim isterseniz orayada bakalım. Asansörle çıkabiliriz dilerseniz." " Olur. Murat'cım ben yukarı gidiyorum sizde gelin isterseniz" " Biz biraz daha buraya bakalım anne. Sen bak seçtiğin olursa haber verirsin." Nesrin Murat'ın bu alışveriş isinden sıkıldığını ve karısı ile yalnız kalmak istediğini anlayarak onları yalnız bırakmaya karar verdi. O arada kendisi de kendi zevkine göre mobilya bakabilirdi. Anesi görevli ile asansore binince Murat Hasret'in elini tuttu ve çekiştirdi. "Gel bak bu çok güzel işte" "Geliyorum çekiştirmesene ya!" Murat gözüne kestirdiği bir yatağa oturdu Hasret'e dd eliyle işaret yaptı. "Gelsene yanıma bak çok rahat" Hasret zaten dolanmaktan ayakları ağrıdığı için bu fikre sıcak bakarak Murat'ın yanına doğru oturdu. "Rahatmış gerçekten, senin her halinden belli zaten rahatına düşkün olduğun" Murat oturduğu yerde bacaklarını uzatarak yatağa yan uzanıp bir kolunu başının altına koydu. "Dünyaya bi kere geliyoruz kızım heralde yani edicem. uzansana yanıma. Korkma yemem seni!" Son söylediğinde şaka yaptığını biliyordu Hasret. Gülerek Murat'ın tarafına dönerek yatağa uzandı. Aralarında az bir mesafe vardı. Biraz yorulmuştu bugün. Halbuki hiç bir şey yapmamıştı. Dagz bir kaç hafta önce ginde 8-9 saat çalışan o, günün yarısı olmadan yorulmuştu. "Madem yeni odaya yeni takım alıyoruz o zaman bi tanede koltuk alalım bence." "O niye?" "Sence? malum beraber yatamıyoruz ya. unuttun mu?" "Ya ne çok şey dert ediyorsun Hasret. kocaman yatak işte. boşver." Murat'ın odaya koltuk alma falan niyeti yoktu. O Hasret onunla aynı yatağı paylaşsın istiyordu. Elini Hasret'e uzattı. "Noldu?" "Kirpiğin düşmüş" Düşen kirpiği gözünün önünden aldı. Her zaman ilgisini çeken ve bakmaktan büyük zevk aldığı güzel yüzünü inceledi. Hasret çok güzel bir kızdı. Pürüzsüz esmer teni, siyah kavisli kaşları, küçük fındık burnu, dolgun pembe dudakları, yeşil gözleri, dokunmak için yanıp tutuştuğu yanakları ile öyle bakılası idi ki? Bir süre sonra ikisi de birbirlerine daldılar. Murat'ın onu incelediği gibi Hasret'te farkında olmadan Murat'ın yüzünü ezberliyorum Sani. Uzun bir yüzü vardı. Saçları biçimli ve dolgundu. Gözlerinin içi her zaman gülüyordu. Antalya'da tanıştığında sakallariyoktu şimdi hafif kirli sakalı vardı ve ona çok yakışıyordu. Güldüğünde gözlerini kestiği vakit tam bir çocuk gibi görünüyordu. Sanırım gülümsemesi en çok yakışan insanlardan biri olmalıydı. Her ne kadar kızıyor olsa da gülmek ona yakışıyordu. "Gözlerin. Çok çok güzelmiş, insana huzur veren bişey var sanki orda. yemyeşil bir ormanda gibi hissettiriyor, çok garip." "Garip olan ne?" "Bilmem?" Oda garip olan ne bilmiyordu sadece o an aklından geçeni söylemek istemişti. "Senin gözlerinde güzel." Elini kaldırıp sanki dokunur gibi uzattı ama dokunmadı. Gülümsedi. "Toprak gibi dingin. Yıldızlar gözlerinde yaşarmış gibi hep." Neler söylüyordu böyle. Bu cümleler onun dilinden mi dökülmüştü? Kendine inanamıyordu. "Hasret..." Murat hafifçe eğilir, tam Hasret'i öpecekken Nesrin mağaza sorumlusu ile onların olduğu tarafa doğru gelir. "Beğendiniz mi çocuklar?" Hasret ani bir hareketle yataktan kalkar. Az önce ona ne olduğunu bilmiyordu." şey bilmem ki? hepsi güzel yani" Murat Hasret'in kalkması.oke oda yerinde doğruldu. "Doğru hepsi güzel" Şaşkındır, elini saçlarında gezdirir. Şu an ilgisini çeken yeni yatak odası mobilyaları değildi. Hasret'le konaktaki odalarında yalnız olsalardı ve aynı pozisyonda bulunsalardı kesinlikle bir dakika dahi düşünmeden Hasret'i öperdi. Duygularının ne yönde olduğu umrunda değildi. O anlık yaşıyordu her duyguyu. " Canım hepsini alacak değiliz ya, birini seçin işte?" "Ben bu takımı çok beğendim aslında sen ne diyorsun hayatım?" "Bende beğendim." İkisi de o anki durumdan kurtulmak için gorus birliğine vardı farkında olmadan. Hasret son anda aklına gelenle Murat'a eğildi ve sessizce "Murat koltuğu unutma" diye hatırlattı. Murat gözlerini devirdi Hasret'e. Aklından geçenlerle Hasret'in söylediğini düşününce hoşuna gitmedi. " Tamam o zaman karar verildi sanırım" " Evet öyle görünüyor?" " Ee şey benim bi işim vardı aslında siz ikiniz gidersiniz değil mi Hasret?" " İş mi?" Bu da nerden çıkmıştı şimdi. Murat evden çıkarken ona böyle bir şeyden bahsetmemişti. " Oğlum ne işi? hadi ben neysede karını yalnız mı bırakacaksın? ne işiyse sonra halledersin." Bu kadın muhteşem biriydi. Oğluna o kadar düşkün olmasına rağmen kadın dayanışması yapması takdire şayandı. Henyzcydni tanımasına rağmen Hasret bu kadını iyiden iyiye sevmeye başlıyordu. Bu işin sonunda onları üzecek olması ne kadar da bencilce ve vicdansızcaydı. Suçluluk hissetti. "Ya çok sürmez akşama doğru evde olurum ben. Arkadaşlaea bi uğrayacağım sadece. İstanbul'a geldim geleli gitmedim ayıp oldu çocuklara." Hasret hiç tanimadugi bu kadın yüzünden suçluluk hissederken Murat'ın annesi umrunda değil gibiydi. Belli ki beyzade yalan dolana alışıktı. Onu da kendine benzetiyordu. İyice yalan rüzgarına dönmüştü halleri. "Hayatım gerisini sen halledersin artık" Hasret tam 'nereye?'diyecekken Murat onun aniden dibine kadar sokulmuştu. Murat Hasret ona itiraz edemeden yanına gelip yanağından öptü ve Hasret'in sol yanağını okşadı. Normalde Hasret'in o okşayan parmağı akşamında kırması lazımken az önceki halleri aklına düşünce içi bir hoş oldu. Ne söylediği yalanlar ne de Murat'ın onu annesi ile başbaşa bırakıp gitmesi gözüne çok görünmedi. Adam çapkındı biliyordu ama bu kadar etkileyici olması büyük haksızlıktı. "Karımı çok yorma anne." Gitmeden annesine tembihini de yapmıştı. Murat mağazadan çıkıp gidince Hasret arkasından baktı. Kafası karışıktı. Haftalardır hep yan yana idiler böyle aniden gitmesi içinde bir boşluk duygusuna sebep olmuştu. Belki de onu burda tek bıraktığı için sadece kızgındı. Nesrin Hasret'i gülümseyerek izledi. Şu an Hasret'in yaşadığı boşluğu oda zamanında çok hissetmişti. O boşluğun adı özlemdi. "Merak etme gelir bir kaç saate. Ben oğlumu tanirim sevdiklerine kıyamaz o." Ama size kıyıyor diye geçirdi aklından Hasret. Ve oda yardım ediyordu. Bu işin sonunda üzülecek kişiler Ethem bey ve Nesrin hanım olacaktı. "Hıhım" "Hadi bakalım bizde şunları halledelimde, gelin kaynana bi yemek yiyelim ne dersin Hasret'cim?" Hasret ona gülümsedi. Nesrin'den hoşlanmaya başlamıştı. "Olur ama kendinizden kaynana diye bahsetmeyin, siz çok iyi bir Annesiniz" Bu sözlerinde çok samimi idi Hasret. "Ah çok teşekkür ederim canım" Nesrin'de Hasret'ten hoşlanmaya başlamıştı. İyi bir kıza benziyordu. Saygılı ve tok gözlü bir izlenim uyandırmıştı onda şu kısa zamanda. İleride ne olacağını yaşayarak görecekti. **** Akşam olunca Murat eve gelmiş ve hep beraber yemeklerini yemişlerdi. Babası bu konuda katıydı. Sofraya vaktinde oturulmasını isterdi. Murat’ta en azından akşam yemeklerinde bu kurala uyuyordu. Salonda oturuyorlardı "Murat'cım halledebildin mi işini bari?" " Evet, arkadaşlara gittim" "Yine o serseri arkadaşlarına mı gittin?" Aklı yine onlara kayacak diye korkuyordu. Murat'a bu konuda halâ tam olarak güvenemiyordu. "Söz verdim diye baba. Hem iyi çocuklar. Oturup biraz sohbet ettik sadece." Nesr7n ortam geçilmeyen konuyu değiştirmek istedi. "Neyse canım. Ethem takımı aldık pek güzel valla, odayada pek yakışacak. Sonrada gelinimle beraber bi öğlen yemeği yedik" Murat bunu duyduğuna şaşırdı. Bu kadar çabuk kaynana beklemiyordu açıkçası. Hasret'e baktı. "Öyle mi?" "Evet güzel bi restorandı. Yemeklerde çok lezzetli idi." "Afiyet olsun kızım. İyi yapmışsınız. Bugün yorucuydu biraz. Size doyum olmaz ama ben sizin kadar genç değilim. Gidip yatacağım. Hadi size iyi geceler." Oturduğu yerden kalkıp telefonunu cebine koydu. "Murat sende yine biyerlere falan gitme, sabah erkenden konuşacaklarım var seninle" "Yok nereye gidecem bu saatte baba." Sanki hiç gitmiyormuş gibi savunması Ethem'i güldürdü. Uzatmadı. "İyi hadi iyi geceler tekrardan." "iyi geceler. Allah rahatlık versin efendim" Hasret'i başıyla onaylayıp salondan çıktı. Bu kız onlara iyi gelecekti. ****
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE