Bilge' den.. Mesajı Bora’ya gönderdikten sonra telefonumu sessize aldım. Derse girmeden önce derin bir nefes aldım; yüzümde, az önce Burak Hoca’yla karşılaşmamış gibi sakin bir ifade vardı. Ama zihnimde tek düşünce dönüp duruyordu: Bu adam nasıl aklandı? Sınıfa girdiğimde gözler üzerime çevrildi. Çocuklar üç gündür yokluğumu fark etmişti. Masama ilerlerken, masanın üzerinde duran gül dikkatimi çekti. Hafifçe gülümsedim. “Hayırdır çocuklar?” dedim. En önde oturanlardan biri hemen atıldı: “Hocam, üç gündür yoktunuz. Gül yüzünüzden mahrum kalınca dedik, bari çiçekle telafi edelim.” Sınıfta küçük bir alkış koptu. Teşekkür edip sandalyeme oturdum. Önce havadan sudan konuştum, “Neler yaptınız, dersler nasıl geçti?” diye sordum. Sıradan bir öğretmen ilgisi gibi görünse de asıl amacım belli

