Bora' dan.. Savunma dersindeydi. Açık alanda, toprak zeminin üzerinde karşı karşıya gelen askerler, eğitmenin sert komutlarıyla hareket ediyordu. Hava sıcak, güneş yakıcıydı; toprak her adımda ufak toz bulutları kaldırıyordu. O ise diğerlerinden farklıydı. Hızlıydı, netti, hamlelerini tereddütsüz yapıyordu. Rakiplerini birer birer yere indirirken nefesi düzenli, bakışları kararlıydı. Son rakip de yere düştüğünde, karşısına Tayfun Üsteğmen çıktı. Bir an durup derin nefes aldı. Alnından ter damlaları çenesine doğru süzülüyor, yanakları kızarmıştı. Tayfun Üsteğmen temkinliydi; aralarındaki mesafeyi koruyarak daire çizerek etrafında dolandı. İkisi de fırsat kolluyordu. Biz köşede izliyorduk. Aniden Tayfun Üsteğmen ileri atıldı, hızlı bir sağ kroşe savurdu. O, adımını geriye atıp omzunu yan

