Yatakta sırtüstü uzanmış, tavanı izliyordum. Kalbim, sanki günün ağırlığını hissetmiş gibi ağır ağır atıyordu. Derin bir nefes aldım ve gözlerimi yavaşça kapattım. Bugün de… evet, bugün de “Bilge” olmalıydım. Yüsra’yı o patlamada küle dönmüş genç kızı ardımda bırakmalı, görevimin gereğini yapmalıydım. Yavaşça yataktan kalktım. Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Soğuk su, bedenimi değil ama düşüncelerimi bir anlığına kendine getirdi. Aynaya baktım. Karşımda bana ait olmayan bir yüz... Yeni bir hayat, yeni bir kimlik, yeni bir yüz. Hepsi bir görev uğruna şekillenmişti. Saçlarımı dümdüz taradım, ütüsü bozulmamış sade bir gömlek ve koyu renk kumaş pantolonla “öğretmen” kimliğimi üstüme geçirdim. Kendime aynada bakarken, dudaklarımdan hafif bir fısıltı döküldü: "Haydi Bilge... sadece bir ders

