“Alya, bunu kendince iyilik olarak görüyor olabilirsin bu yaptığına saygı duyuyorum ama sonuçta sana teklifte bulunan bendim bu yüzden kesinlikle bir ücret alman konusunda ısrar ediyorum. Alacağın parayı istediğin şekilde kullanmakta veya kullanmamakta özgürsün ama bugün bana çocuğumu belki bir kere daha gerçek halini görme fırsatını verdin ne olursa olsun karşılıksız bırakamam”
Söyledikleri konusunda ciddiliğini belirtir bir şekilde kaşları çatık ama sesi ciddiyetine nazaran kibardı da. Bir taraftan söyledikleri konusunda haklı idi. Sonuçta o parayı bana verse de kullanmamak konusunda ısrarcı idim. Kendim için olmasa da bir bağış olarak bulunmaya karar verdim ve sessizlik ile kabul ettim dediklerini. Benim sessizliğimden memnuniyetini gösteren gülüşü tekrar ona döndüğünde masanın üzerindeki telefonunu tekrar eline aldı.
“ikimizin de şartları birbirimize uygun. Olduğuna göre artık detayları konuşabiliriz Alya. Öncelikle biraz sana oğlumdan bahsetmeme izin verir misin? Bu sayede onunla karşılaştığında nasıl davranacağın konusunda biraz daha rahat olursun”
Söyledikleri çok mantıklıydı, dün bir anda bana sarılması ile hissettiğim korku ile donakalmıştım ve elim ayağım korkudan titremişti sadece. Tepki bile verememiştim hakkında bilgi edinmek benim için daha iyi olacaktı.. kısa süreli olarak kabul etsem de yine de kulaklarımı sadece anlatılanlara odakladım.
“Alya, öncelikle sana Murat’ın hastalığı hakkında genel bir bilgi vermek istiyorum Demans aslında unutkanlık ile ilgili olan hastalıkların birçoğunu kapsayan genel bir terimdir. Hastalarımda dahil genelde başta ilk olarak ortaya çıkan belirtileri yön duyularını unutmaları ile başlar. Olduğun odadaki kapının yerini unutman gibi, hastalığın tamamen iyileşmesi mümkün olmasa da alınan önlemler ile yavaşlatılma ihtimali vardır. Murat ise on dört yaşına kadar çok sağlıklı ve geleceği gerçekten çok parlak bir çocuktu, benim gibi o da doktor olmak istiyordu ama annesine o kadar bağlı idi ki annesinin çocuklara olan sevgisini görerek büyüdüğü için her zaman çocuk doktoru olarak annesinin istediği bir adam olma yolunda ilerliyordu. Genelde erkek çocukları küçüklükten itibaren baba figürüne daha bağlı gibi görünseler de Murat annesine hayran olarak büyüdü, inanabiliyor musun Alya? Küçük bir çocukken bile o kadar olgundu ki yaşıtları oyun oynarken Murat annesinin ona okuduğu kitapları hayranlıkla dinleyerek zamanını geçirirdi.”
Anlattıkları sanki kalbime akıyordu ve hisler görüntü olarak zihnime yansıyor gibiydi. Harun bey derin bir nefes alarak ara verdi anlattıklarına, tekrar yaşlar ile dolan gözlerinde eşine ve oğlunun o zamanlardaki haline duyduğu özlem açıkça belli oluyordu. Vicdanım sızlıyordu, bu acının nasıl bir tarifi olabileceğini düşünemiyordum bile. Masadaki peçete ile kuruladı gözlerini, hafifçe gülümsedi ve kirpiklerini titretti. Karnımda bir sızı hissediyordum nedenini bilmiyordum ama anlattıklarının gerçekliği içime işlemişti.
“Özür dilerim, hala geçen onca yıla rağmen eşimin ölümüne alışamadım bu yüzden ondan geçmiş zaman olarak bahsetmek bana çok garip geliyor. Özellikle de şu an sana bakarken onun hala yaşadığına inanamamak elde değil.”
“Önemli değil, insan sevdiği insanın kaybına duyduğu özlem için özür dilememeli, dilediğiniz gibi duygularınızı ifade edebilirsiniz.”
“Teşekkür ederim Alya, izninle devam edeyim, Murat on bir yaşında iken eşim Beril’in akciğer kanseri olduğunu öğrendik o gün bir doktor olarak alanımın dışında olsa da hiçbir şeyi fark edemediğim için kahroldum. Murat’a hiçbir şey yansıtmadan hastalığın geçmesi için elimizdeki tüm imkanları kullanmaya başladık. Tüm servetimi eşim için feda etmeye çoktan hazırdım ama hastalık çoktan dördüncü seviyeye ulaşmıştı, alınan kemoterapiler eşimin gözlerimin önünde günden güne erimesine yol açıyordu bu süreçte bile Murat’a karşı hiçbir şey belli etmemişti ama Murat gerçekten zeki bir çocuk olduğu için annesindeki değişimleri çocuk olmasına rağmen fark ediyordu. Evde tedavisine devam ediyorduk. Murat artık on dört yaşında iken öğrenmişti ama üzüntüsünü annesine olan sevgisi ile birleştirerek hiçbirimizin gösteremediği bir destek göstermişti. Çok inanıyordu annesinin iyileşeceğine, her gün onunla iyileştikten sonra yapacağı aktiviteleri anlatıyordu. Eşim Beril artık yataktan kalkamaz hale gelmesine rağmen bile Murat asla umudunu kaybetmemişti. İnancı hepimizi güçlü kılan en büyük etkendi. Tedavisi ile ilgilenen doktor arkadaşım artık zamanının neredeyse tükendiğini söylediğinde bile Murat inancını asla yitirmemişti. Eşim Beril, konuşmakta güçlük çekse de Murat için her defasında kendisini zorlayarak onunla konuşmaya çalışırdı. Eşim Beril gerçekten verdiği mücadelede oğlumuzun inancı sayesinde belki de doğum gününe bir gün kalana kadar hayatta kalabilmişti. Murat annesinin doğum günü için hazırlıklar için benden rica ettiği şeyleri almak için çıkmıştım evden. Normalde evdeki şoförü gönderirken o gün benden rica etmesini kırmak istememiştim. Evden çıktıktan bir saat sonra hizmetlinin beni araması ile dünyam parçalara ayrıldı. Hızlı bir şekilde eve döndüğümde eşim Beril on beş yıl boyunca beraber uyuduğumuz yatakta kablolara bağlı bir halde son nefesini vermişti. Tam yanı başında ellerini tutarak ağlamaktan sesi kısılmış Murat duruyordu ve biliyor musun Alya her yer balonlar ile süslüydü. Dışarıdan bakan biri bizim Beril’in ölüm gününü kutladığımızı düşünebilirdi. Donup kalmıştım Alya, tek yapabildiğim öylece bakmaktı, kulaklarım uğuldamaya başladığında hizmetlilerin ağlama sesleri birbirine karışmıştı. Bu kadar meslek hayatımda çok şeye şahit olmama rağmen, duygularımı kontrol altında tutmama rağmen kendi eşimin gözlerimin önündeki bedenin ölü olduğunu bilmek yıkmıştı beni. Ağlamaya başladığımı bile fark edemiyordum, bomboş hissediyordum ama Murat’ın yanına giderken attığım her adımda içimde parçalanan kalbimin sesini duyabiliyordum. Murat annesinin ellerini sıkıca tutmuştu ve hiç bırakmadan olduğu yerde sallanıyordu. Ona sarılmak istediğimde buna engel oldu ve hiç bırakmadığı elleri arasında sadece tek bir kelimeyi sayıklıyordu “Anne!” O gün Murat Demans hastası oldu çünkü onu bana bakması için çevirdiğimde artık beni tanımayan boş gözlere sahipti, o gün hem eşimi hem de biricik oğlumun hatıralarından silindiğimi fark etmiştim. Konuşmuyordu sadece “Anne” Diyerek sayıklıyordu. Sonrasında eşimin cenazesini defnederken yasını bile tutamadım çünkü oğlumuz annesinin ardından o da günden güne gözlerimin önünde erimeye başlamıştı, konuşmuyordu annesinin adı hariç kimseyi tanımıyordu, hastalığı belki de daha erken başlamıştı ama annesi ile ilgilenirken fark edememiştik. İlk başta yön duygularını kaybetmeye başladı elimden geldiği kadar hastalığının yavaşlaması için uğraştım. Aradan on yıl geçti ve şu an sadece yemek yemeyi, annesini ve bir de her gün odasının penceresinden doğan güneşin yönünü hatırlıyor. Son zamanlarda kendisine seslendiğimde kendisinin de adını unutmaya başladı. Giyinmeyi de unuttuğu için her gün ben yardım ediyorum. Seni görene kadar Alya, Murat’ın annesinden başka kelime çıkmadığı dudakları seninle hatırladı bunu. İnsan psikolojisi gerçekten inanılmaz bir yapıda Murat’ın annesinin ölümü ile yaşadığı travmadan etkilendiğini düşünüyorum, çok garip Alya şu an hayattaki en değerli hazinelerimden birini kaybetmiş iken diğerini de kaybetmek üzereyim.
Annesinin istediği gibi olmak için çabalayan, gelecekte çocuklara umut olmak isteyen, çevresine karşı cömert bir beyefendi olmak isteyen oğlum şu an kendisini bile hatırlamıyor. Öyle yıkıldım ki Alya bu süreçte alanım olmamasına rağmen doktorlara isyan ettim. Eşimi kurtaramadığım için, oğlumun bu hale gelmesine sebep olduğum için isyan ettim. Eğer ben eşimin hastalığını en başında fark edebilseydim şu an hem o hayatta olacaktı hem de Murat sağlıklı bir şekilde hayalini kurduğu hayatı yaşayacaktı.”
Anlattıkları beni o kadar derinden sarsmıştı ki, yanaklarımdan süzülen yaşlar ile ağladığımı anlamıştım. İkimizde ağlıyorduk ama onun gözyaşları benimkinin kaç katı acı barındırıyordu tahmin edemiyordum. Yutkundum, söylenecek tek bir sözüm bile yoktu asla onun hislerine tercüman olamazdım, yaşadıklarını yaşamadan asla onu anlayamayacağımı biliyordum. Karşımda gerçekten enkaza dönüşmüş ve hala oğlu için çabalayan bir baba vardı, dudaklarım titremişti, dün oğlunun beni annesi sanarak sarılmasını şu an bambaşka bir şekilde değerlendiriyordum. Bakışlarımızı çekmeden birbirimize bakmaya devam ettik. Benim ağzımdan her sıradan insanın söyleyebileceği iki kelime çıktı.
“Çok üzgünüm.”
Ne denebilirdi ki, hangi kelimeler bu acılar ile yoğrulmuş bir babanın hissettiklerini iyileştirebilirdi? O kadar kötü hissediyordum ki içimdeki hislerin acıma olmasından dolayı ise utanıyordum. Kişinin kendisini bile unutması ne kadar garip ne kadar anlaşılamaz bir duygu idi. Harun Bey göz artık ağlamaktan ötürü kızaran ve daha da belirgin olan gözlerini kuruladı, hafifçe acı dolu bir şekilde gülümsedi.
“Anlattıklarımın seni de etkilemesinden ötürü özür dilerim Alya, bilmen gerekenleri anlatırken kendimi kaptırdığım için çok özür dilerim. Seni rahatsız etmek değildi amacım.”
“Hayır hayır, gerçekten sakın öyle düşünmeyin. Ben teşekkür ederim anlattığınız için. Peki benim ne yapmam gerek? Oğlunuz kendisini bile unutmuş ise eğer benim tam olarak buradaki rolüm nedir?”
“Alya, senin günde sadece birkaç saat Murat ile vakit geçirmeni istiyorum, annesi ile yaptığı aktiviteleri, anıları ona tekrar yaşatmanı istiyorum. Dediğim gibi insan zihni gerçekten ne kadar araştırılırsa araştırılsın her zaman şaşırtıcı özellikleri ile bizi etkilemeye devam ediyor. Onunla geçirdiğin bu zaman sayesinde belki Murat tekrar bir şeyleri hatırlayabilir. Ben ne kadar denersem deneyeyim olmadı ama sen kendinde gördün annesine olan benzerliğin inanılmaz ve Murat kendisini bile unutmasına rağmen annesini hatırlayabiliyor. Bazen bunu da bilinçsizce yaptığını bilsem de bir doktor olarak değil bir baba olarak bunu senden rica ediyorum.”
“Anlıyorum, peki ne zaman başlamam gerekiyor?”
“Bugün”
Yarım saat sonra son sınavıma girecektim ve bu kadar ani olmasını beklemiyordum, hala yaşadığım ihanet duygularının esiri iken kendime bile bir hayrımın dokunacağını düşünmez iken başka birine umut olmak şaka gibi geliyordu. Üzerine anlatılan her şeyden etkilenmiştim. Ben çok duygusaldım hemen ağlayacağımdan emindim Murat’ın o halini gördüğümde nasıl kendimi tutacağımı bile tahmin edemiyorum. Sınavlarımdan sonra eve gitmem gerekiyordu ama karşımda gerçekten bu şekilde bana ihtiyacı olan bu kişileri bırakamazdım bir kere kabul etmiştim. Tatilden sonra başlayacağımı sanıyordum ama kısa süreli olduğu için hayatımda ilk ve son kez gerçekleşecek bu an için bir kereliğine tatilimden feragat etmeye karar verdim.
“Tamam ama öncelikle son sınavıma yetişmem gerek sonrasında başlayabiliriz.”
“Tabii ki Alya, işte numaram sınavından sonra bana ulaşabilirsin bu sayede buluşup seni Murat’ın yanına götürebilirim.”
Harun beyin numarasını alarak kendi numaramı verdim. Yanından ayrılarak kafeden çıktığımda kendisi hala oturuyordu, hala tedirgindim bu yüzden üniversiteye başladığımdan beri çantamdan asla ayırmadığım biber gazımı hala çantamda olduğunu kontrol ederek rahatladım, en ufak bir şüphede biber gazımı sıkarak kaçacaktım ama anlattıklarında o kadar samimi idi ki yalan olduğunu sanmıyordum ama her zaman tedbirli olmakta fayda vardı. Tam o sırada ailemi aramaya karar verdim. Gelemeyeceğimi duyduklarında çok üzüleceklerdi ama verdiğim karardan geri dönmeyecektim.