OPERASYON

1145 Kelimeler
Fatih ve Ayla, henüz uykularını tam olarak alamadan kapının sertçe çalınmasıyla irkildiler. **Gözlerini ovuşturup kendilerine gelmeye çalışırken, kapının arkasından gelen tok bir ses duyuldu.** — **"Fatih, yarım saat sonra ilerideki odaya gelin."** Bu, **Yüzbaşı Mustafa’nın sesi**ydi. Talimat netti, fazla zamanları yoktu. Fatih hızla yataktan kalkarken Ayla da esneyerek doğruldu. **Odada loş bir ışık vardı ve hava biraz serindi.** Yataktan kalkıp üstlerine düzgün bir şeyler geçirdiler. Ayla saçlarını hızla toplarken Fatih, cebindeki saatine baktı. **Sabaha karşıydı, ama zamanın bir önemi yoktu.** Görev başlamıştı. ### **OPERASYON ODASI** Yarım saat sonra belirlenen odaya gittiklerinde, **içeride büyük bir projeksiyon makinesi odanın ortasında dev bir harita yansıtıyordu.** Görüntü netti. **Suriye’nin dağlık bir bölgesi, engebeli yollar, saklanmaya uygun mağaralar ve militanların hareketlerini gösteren ısı haritaları** vardı. **Ekranda hareket eden küçük kırmızı noktalar, IŞİD militanlarını temsil ediyordu.** Odada, bilgisayar başında çalışan **genç bir çocuk dikkatlerini çekti.** **18-19 yaşlarında, siyah kapüşonlu bir kazak giymiş, bilgisayar ekranına odaklanmış, hızlıca parmaklarıyla klavyede dolaşıyordu.** Yüzbaşı Mustafa, eliyle genci işaret etti. — **"Bu arkadaş hacker. Bizim için çalışıyor ve bu operasyonda size yardımcı olacak."** Fatih ekrana dikkatle baktı. **Dağların içindeki mağaralarda rehineler vardı ve militanlar öyle bir pozisyona geçmişti ki, onları füze ile vurmak imkânsızdı.** **Eğer doğrudan saldırı olursa, içerideki siviller zarar görecekti.** İşte bu yüzden, **bu işi gizli ve akıllıca çözmek gerekiyordu.** — **"Fatih,"** dedi yüzbaşı. **"Bu bölgedeki militanları temizlemek için sizin yardımınıza ihtiyacımız var."** Fatih gözlerini Ayla’ya çevirdi. — **"Bu işi sen mi halledersin, yoksa ben mi?"** diye sordu. Ayla, özgüven dolu bir ifadeyle hafifçe gülümsedi. — **"Ben hallederim."** Bunu söyledikten sonra yüzbaşıya döndü. — **"Bana telefonumu verin."** Yüzbaşı Mustafa, kaşlarını kaldırdı. — **"Telefonla ne yapacaksın?"** Ayla, umursamaz bir ifadeyle omzunu silkti. — **"Beste yapacağım."** Bu cevap karşısında odada kısa bir sessizlik oldu. **Yüzbaşı, Ayla’nın ne demek istediğini tam olarak anlayamamıştı.** Ama Ayla’nın yeteneğini bilen Fatih, **hafifçe gülümseyerek başını salladı.** Mustafa, Ayla’nın gözlerindeki ciddiyeti görünce telefonu uzattı. Ayla, hacker çocuğa döndü. — **"Oradaki ses çıkaran her şeyi hacklemeni istiyorum."** Genç hacker, Ayla’nın ne demek istediğini anlayınca keyifle gülümsedi. — **"Bu benim için çocuk oyuncağı abla."** Hemen klavyesine odaklandı. **Parmakları hızlıca tuşlara basıyor, kodlar birbiri ardına akıyordu.** Ekranda **militanların iletişim cihazları, telsizleri ve telefonları birer birer ele geçiriliyordu.** Ayla ise o sırada **telefonuna bir piyano uygulaması indirdi ve bestesini yapmaya başladı.** Besteyi tamamladığında, hacker’a dönerek uyardı. — **"Bu besteyi sakın dinleme."** Genç, başını sallayarak **"Tamam abla"** dedi. **Hemen, Ayla’nın gönderdiği besteyi militanların telefonlarına yükledi ve müziği otomatik olarak çalmaya başladı.** **Ve işte o an…** **Odanın ortasındaki projeksiyon ekranında garip bir şey olmaya başladı.** **Militanların telefonları birbiri ardına çalmaya başladı ve hepsi kulaklarına telefonlarını götürdüler.** İlk başta anlam veremediler ama **müzik çaldıkça gözleri bulanıklaştı.** **Hipnotize oluyorlardı.** Ekranda, silahlarını yavaşça indirip **bulundukları mağaralardan dışarı çıkmaya başlayan militanlar görünüyordu.** Açık bir alanda toplanıyorlar, birbirlerine bakarak **ritmik hareketler yapmaya başlıyorlardı.** Bir süre sonra **tam anlamıyla dans etmeye başlamışlardı.** Ayla, ekrana dönerek **tatmin olmuş bir ifadeyle** yüzbaşıya baktı. — **"Onları orada bütün gün tutabilirim istersen."** Yüzbaşı Mustafa, **şaşkınlık içinde başını iki yana salladı.** — **"Bu… Bu nasıl mümkün olabilir? Ayla, sen daha önce neredeydin? Keşke daha önce bizimle çalışsaydın!"** Fatih, tam o anda gözlerini projeksiyon ekranındaki görüntüye odakladı. **Bir detay gözünden kaçmamıştı.** — **"Orada sarışın, mavi gözlü bir kız çocuğu var."** Yüzbaşı Mustafa ona döndü. — **"Evet, ne olmuş?"** Fatih’in sesi ciddi ve kararlıydı. — **"Onu bize getirmeni istiyorum."** Yüzbaşı, Fatih’in gözlerindeki anlamı çözememişti. — **"Neden?"** Fatih derin bir nefes aldı. — **"O kız da özel bir yeteneğe sahip olabilir. O yüzden onu mutlaka bize ulaştırmalısın."** Yüzbaşı Mustafa, **bu isteği sorgulamaktan vazgeçti.** Fatih’in içgüdülerine güvenmeye karar verdi. **Hemen telsizini kaldırıp emir verdi.** — **"Hava kuvvetlerini arayın! Tüm sivilleri güvenli bir şekilde helikopterle tahliye edin. Militanları ise toplu halde etkisiz hale getireceğiz. Ateş emrini bekleyin!"** Sesindeki kararlılık odadaki herkesi etkisi altına aldı. **Ayla ve Fatih birbirlerine baktılar.** Görev tamamlanmak üzereydi, ama bu sadece bir başlangıçtı… **Helikopterlerin inişi** bir sessizlik içinde gerçekleşti. Pilotlar, **gözlerini çevirdiklerinde** garip bir manzarayla karşılaştılar. **Militanlar, dans ediyor, şarkılar söylüyor, adeta hipnotize olmuşçasına müziğin etkisi altında ritmik hareketler yapıyorlardı.** **Herkes şaşkındı**; normalde savaşmaya hazırlanan bu adamlar, bir anda **sevinç içinde ve sakin bir şekilde** davranıyorlardı. Ancak **helikopterler hiç duraksamadan** görevlerine devam ettiler. **Rehineleri bulup, güvenli bir şekilde helikopterlere bindirdiler.** Rehineler, **savaşın ve korkunun izlerini** derin şekilde taşıyorlardı ama artık **güvenliydiler.** **Helikopterler, hızla Türkiye sınırına doğru yöneldi**. O esnada, bir helikopter pilotu, telsizle **Yüzbaşı Mustafa’ya durumu raporluyordu.** — **"Yüzbaşı, rehineler güvenli bir şekilde alındı, uçuş rotasına devam ediyoruz."** Mustafa, bu haberi duyunca **derin bir nefes aldı** ve **gözleri bir an için rahatladı.** Rehineler, **artık tehdit altında değillerdi.** O esnada bir **bomba talimatı** verildi. **Tek bir bomba**, o bölgedeki militanların varlığını sonlandırmak için gönderildi. **Hava kuvvetlerinden gelen patlama, kısa bir süre sonra bölgeden yankılanmaya başladı.** **Militanlar, bir anda yok oldular, havaya savruldular, ve bu sessizliğe bürünmüş bölgeyi** **geriye sadece yıkıntılar ve topraklar kaldı.** Yüzbaşı Mustafa, ekranda patlamayı izlerken **gülmeye ve kahkahalar atmaya başladı.** — **"Geberin, sizi hain köpekler!"** diye bağırarak, **militanların yok oluşunu** sevinç içinde izledi. **İçindeki öfke ve acı, patlamayla birlikte bir anda dağıldı.** Fatih ve Ayla, gözlerini **Mustafa’nın yüzünden ayırmadan** bekliyorlardı. Yüzbaşı, onlara döndü ve **gülümseyerek** teşekkür etti. — **"Sizin sayenizde, 400 sivilin canı kurtuldu."** Ayla ve Fatih, **ellerini kollarına bağlayıp** Yüzbaşı Mustafa’ya bakarak **bir an suskun kaldılar.** Bu, başarıyla sonuçlanan bir operasyondu, ama bu zaferin arkasındaki bedeller ağır olmuştu. **Ayla, bir süre sonra yorgunluktan gözlerini kapatıp,** yavaşça **gülümseyerek** sordu: — **"Artık uyuyabilir miyim?"** Yüzbaşı Mustafa, **gözlerini Ayla’dan ayırmadan** başını salladı ve **gülerken** son kez onları uğurladı. — **"Tabii ki, hemen gidin ve dinlenin."** Fatih ve Ayla, **odalarına doğru yürürken** birbirlerine bakarak **içlerinden rahat bir nefes aldılar.** Yorgunluk tüm vücutlarını sarmıştı ama bir şekilde **bu zaferin keyfini çıkarmaya çalıştılar.** Yavaşça kapıyı kapattılar ve **geriye yaslanıp** **gözlerini kapatıp, derin bir uykuya daldılar.** Louis, **gözlerini birden açtı** ve bulunduğu yerin farkına varmaya çalıştı. **Etrafındaki karanlık, soğuk duvarlar** ona yabancıydı ve korku içini sardı. **Bütün bedenini korku sarmıştı**; etrafındaki **askerlerin konuşmaları, ayak sesleri** ona yaklaşırken **gözleri dehşet içinde yerinden fırlamıştı.** Kafasında karmaşık düşünceler vardı ama tek bildiği şey, **çıkmak zorundaydı.** **Korkudan titreyerek, yere doğru bakarken** birden **gözleri** karşıladığı askerlerden birine takıldı. **Bir asker, ona doğru yaklaşırken** Louis’in **gözlerinde beliren bir ışık,** **bir anlık bir rahatlama** getirdi. **Korkusunu bir kenara bırakıp,** vücudundaki doğal ritmi hissetti. Hızla **aralarındaki mesafeyi kapatıp**, **ayaklarını bir şekilde yerden kaldırarak** yavaşça **dönmeye başladı.** Ellerini ve kollarını bir **dans figürü gibi hareket ettirerek** etrafındaki askerleri **hipnotize etmeye başladı.** Hareketsiz bir şekilde izlemeye koyuldular, gözleri büyüyerek **dansa odaklanmaya başladılar.** **Louis, korkusunu dindirmişti**, bedenini özgür bırakmış, her hareketi ile askerleri kendisine bağlamıştı. **Dansının etkisiyle** askerlerin **gözleri bir an boşalmış, ruhları dansın içine çekilmişti.** **Bütün askerler, hareket etmeyi bırakıp,** onun etrafında **hipnotize olmuş bir şekilde dönmeye başladılar.** **Savaşın ve ölümün, korkunun içinde bir anlık bir boşluk** yaratmıştı. Louis, **bütün bedeniyle dans ettikçe** askerlerin hareketleri de **yavaşladı ve derin bir trans içine girdiler.** Bir süre sonra, **Louis’in etkisi askerler üzerinde tamamlanmıştı.** Artık, **sadece** onun **ritmiyle** hareket ediyor, **hipnotize olmuş şekilde** onun peşinden gidiyorlardı. O **korku** yerine, **dansın büyüsüne kapılmış** askerlere bir adım daha yaklaşmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE