Fatih ve Ayla, henüz uykularını tam olarak alamadan kapının sertçe çalınmasıyla irkildiler. **Gözlerini ovuşturup kendilerine gelmeye çalışırken, kapının arkasından gelen tok bir ses duyuldu.**
— **"Fatih, yarım saat sonra ilerideki odaya gelin."**
Bu, **Yüzbaşı Mustafa’nın sesi**ydi. Talimat netti, fazla zamanları yoktu. Fatih hızla yataktan kalkarken Ayla da esneyerek doğruldu. **Odada loş bir ışık vardı ve hava biraz serindi.** Yataktan kalkıp üstlerine düzgün bir şeyler geçirdiler. Ayla saçlarını hızla toplarken Fatih, cebindeki saatine baktı. **Sabaha karşıydı, ama zamanın bir önemi yoktu.** Görev başlamıştı.
### **OPERASYON ODASI**
Yarım saat sonra belirlenen odaya gittiklerinde, **içeride büyük bir projeksiyon makinesi odanın ortasında dev bir harita yansıtıyordu.** Görüntü netti. **Suriye’nin dağlık bir bölgesi, engebeli yollar, saklanmaya uygun mağaralar ve militanların hareketlerini gösteren ısı haritaları** vardı. **Ekranda hareket eden küçük kırmızı noktalar, IŞİD militanlarını temsil ediyordu.**
Odada, bilgisayar başında çalışan **genç bir çocuk dikkatlerini çekti.** **18-19 yaşlarında, siyah kapüşonlu bir kazak giymiş, bilgisayar ekranına odaklanmış, hızlıca parmaklarıyla klavyede dolaşıyordu.** Yüzbaşı Mustafa, eliyle genci işaret etti.
— **"Bu arkadaş hacker. Bizim için çalışıyor ve bu operasyonda size yardımcı olacak."**
Fatih ekrana dikkatle baktı. **Dağların içindeki mağaralarda rehineler vardı ve militanlar öyle bir pozisyona geçmişti ki, onları füze ile vurmak imkânsızdı.** **Eğer doğrudan saldırı olursa, içerideki siviller zarar görecekti.** İşte bu yüzden, **bu işi gizli ve akıllıca çözmek gerekiyordu.**
— **"Fatih,"** dedi yüzbaşı. **"Bu bölgedeki militanları temizlemek için sizin yardımınıza ihtiyacımız var."**
Fatih gözlerini Ayla’ya çevirdi.
— **"Bu işi sen mi halledersin, yoksa ben mi?"** diye sordu.
Ayla, özgüven dolu bir ifadeyle hafifçe gülümsedi.
— **"Ben hallederim."**
Bunu söyledikten sonra yüzbaşıya döndü.
— **"Bana telefonumu verin."**
Yüzbaşı Mustafa, kaşlarını kaldırdı.
— **"Telefonla ne yapacaksın?"**
Ayla, umursamaz bir ifadeyle omzunu silkti.
— **"Beste yapacağım."**
Bu cevap karşısında odada kısa bir sessizlik oldu. **Yüzbaşı, Ayla’nın ne demek istediğini tam olarak anlayamamıştı.** Ama Ayla’nın yeteneğini bilen Fatih, **hafifçe gülümseyerek başını salladı.** Mustafa, Ayla’nın gözlerindeki ciddiyeti görünce telefonu uzattı.
Ayla, hacker çocuğa döndü.
— **"Oradaki ses çıkaran her şeyi hacklemeni istiyorum."**
Genç hacker, Ayla’nın ne demek istediğini anlayınca keyifle gülümsedi.
— **"Bu benim için çocuk oyuncağı abla."**
Hemen klavyesine odaklandı. **Parmakları hızlıca tuşlara basıyor, kodlar birbiri ardına akıyordu.** Ekranda **militanların iletişim cihazları, telsizleri ve telefonları birer birer ele geçiriliyordu.** Ayla ise o sırada **telefonuna bir piyano uygulaması indirdi ve bestesini yapmaya başladı.**
Besteyi tamamladığında, hacker’a dönerek uyardı.
— **"Bu besteyi sakın dinleme."**
Genç, başını sallayarak **"Tamam abla"** dedi. **Hemen, Ayla’nın gönderdiği besteyi militanların telefonlarına yükledi ve müziği otomatik olarak çalmaya başladı.**
**Ve işte o an…**
**Odanın ortasındaki projeksiyon ekranında garip bir şey olmaya başladı.** **Militanların telefonları birbiri ardına çalmaya başladı ve hepsi kulaklarına telefonlarını götürdüler.** İlk başta anlam veremediler ama **müzik çaldıkça gözleri bulanıklaştı.**
**Hipnotize oluyorlardı.**
Ekranda, silahlarını yavaşça indirip **bulundukları mağaralardan dışarı çıkmaya başlayan militanlar görünüyordu.** Açık bir alanda toplanıyorlar, birbirlerine bakarak **ritmik hareketler yapmaya başlıyorlardı.** Bir süre sonra **tam anlamıyla dans etmeye başlamışlardı.**
Ayla, ekrana dönerek **tatmin olmuş bir ifadeyle** yüzbaşıya baktı.
— **"Onları orada bütün gün tutabilirim istersen."**
Yüzbaşı Mustafa, **şaşkınlık içinde başını iki yana salladı.**
— **"Bu… Bu nasıl mümkün olabilir? Ayla, sen daha önce neredeydin? Keşke daha önce bizimle çalışsaydın!"**
Fatih, tam o anda gözlerini projeksiyon ekranındaki görüntüye odakladı. **Bir detay gözünden kaçmamıştı.**
— **"Orada sarışın, mavi gözlü bir kız çocuğu var."**
Yüzbaşı Mustafa ona döndü.
— **"Evet, ne olmuş?"**
Fatih’in sesi ciddi ve kararlıydı.
— **"Onu bize getirmeni istiyorum."**
Yüzbaşı, Fatih’in gözlerindeki anlamı çözememişti.
— **"Neden?"**
Fatih derin bir nefes aldı.
— **"O kız da özel bir yeteneğe sahip olabilir. O yüzden onu mutlaka bize ulaştırmalısın."**
Yüzbaşı Mustafa, **bu isteği sorgulamaktan vazgeçti.** Fatih’in içgüdülerine güvenmeye karar verdi. **Hemen telsizini kaldırıp emir verdi.**
— **"Hava kuvvetlerini arayın! Tüm sivilleri güvenli bir şekilde helikopterle tahliye edin. Militanları ise toplu halde etkisiz hale getireceğiz. Ateş emrini bekleyin!"**
Sesindeki kararlılık odadaki herkesi etkisi altına aldı. **Ayla ve Fatih birbirlerine baktılar.** Görev tamamlanmak üzereydi, ama bu sadece bir başlangıçtı…
**Helikopterlerin inişi** bir sessizlik içinde gerçekleşti. Pilotlar, **gözlerini çevirdiklerinde** garip bir manzarayla karşılaştılar. **Militanlar, dans ediyor, şarkılar söylüyor, adeta hipnotize olmuşçasına müziğin etkisi altında ritmik hareketler yapıyorlardı.** **Herkes şaşkındı**; normalde savaşmaya hazırlanan bu adamlar, bir anda **sevinç içinde ve sakin bir şekilde** davranıyorlardı. Ancak **helikopterler hiç duraksamadan** görevlerine devam ettiler. **Rehineleri bulup, güvenli bir şekilde helikopterlere bindirdiler.**
Rehineler, **savaşın ve korkunun izlerini** derin şekilde taşıyorlardı ama artık **güvenliydiler.** **Helikopterler, hızla Türkiye sınırına doğru yöneldi**. O esnada, bir helikopter pilotu, telsizle **Yüzbaşı Mustafa’ya durumu raporluyordu.**
— **"Yüzbaşı, rehineler güvenli bir şekilde alındı, uçuş rotasına devam ediyoruz."**
Mustafa, bu haberi duyunca **derin bir nefes aldı** ve **gözleri bir an için rahatladı.** Rehineler, **artık tehdit altında değillerdi.** O esnada bir **bomba talimatı** verildi. **Tek bir bomba**, o bölgedeki militanların varlığını sonlandırmak için gönderildi. **Hava kuvvetlerinden gelen patlama, kısa bir süre sonra bölgeden yankılanmaya başladı.** **Militanlar, bir anda yok oldular, havaya savruldular, ve bu sessizliğe bürünmüş bölgeyi** **geriye sadece yıkıntılar ve topraklar kaldı.**
Yüzbaşı Mustafa, ekranda patlamayı izlerken **gülmeye ve kahkahalar atmaya başladı.**
— **"Geberin, sizi hain köpekler!"** diye bağırarak, **militanların yok oluşunu** sevinç içinde izledi. **İçindeki öfke ve acı, patlamayla birlikte bir anda dağıldı.**
Fatih ve Ayla, gözlerini **Mustafa’nın yüzünden ayırmadan** bekliyorlardı. Yüzbaşı, onlara döndü ve **gülümseyerek** teşekkür etti.
— **"Sizin sayenizde, 400 sivilin canı kurtuldu."**
Ayla ve Fatih, **ellerini kollarına bağlayıp** Yüzbaşı Mustafa’ya bakarak **bir an suskun kaldılar.** Bu, başarıyla sonuçlanan bir operasyondu, ama bu zaferin arkasındaki bedeller ağır olmuştu. **Ayla, bir süre sonra yorgunluktan gözlerini kapatıp,** yavaşça **gülümseyerek** sordu:
— **"Artık uyuyabilir miyim?"**
Yüzbaşı Mustafa, **gözlerini Ayla’dan ayırmadan** başını salladı ve **gülerken** son kez onları uğurladı.
— **"Tabii ki, hemen gidin ve dinlenin."**
Fatih ve Ayla, **odalarına doğru yürürken** birbirlerine bakarak **içlerinden rahat bir nefes aldılar.** Yorgunluk tüm vücutlarını sarmıştı ama bir şekilde **bu zaferin keyfini çıkarmaya çalıştılar.**
Yavaşça kapıyı kapattılar ve **geriye yaslanıp** **gözlerini kapatıp, derin bir uykuya daldılar.**
Louis, **gözlerini birden açtı** ve bulunduğu yerin farkına varmaya çalıştı. **Etrafındaki karanlık, soğuk duvarlar** ona yabancıydı ve korku içini sardı. **Bütün bedenini korku sarmıştı**; etrafındaki **askerlerin konuşmaları, ayak sesleri** ona yaklaşırken **gözleri dehşet içinde yerinden fırlamıştı.** Kafasında karmaşık düşünceler vardı ama tek bildiği şey, **çıkmak zorundaydı.**
**Korkudan titreyerek, yere doğru bakarken** birden **gözleri** karşıladığı askerlerden birine takıldı. **Bir asker, ona doğru yaklaşırken** Louis’in **gözlerinde beliren bir ışık,** **bir anlık bir rahatlama** getirdi. **Korkusunu bir kenara bırakıp,** vücudundaki doğal ritmi hissetti.
Hızla **aralarındaki mesafeyi kapatıp**, **ayaklarını bir şekilde yerden kaldırarak** yavaşça **dönmeye başladı.** Ellerini ve kollarını bir **dans figürü gibi hareket ettirerek** etrafındaki askerleri **hipnotize etmeye başladı.** Hareketsiz bir şekilde izlemeye koyuldular, gözleri büyüyerek **dansa odaklanmaya başladılar.** **Louis, korkusunu dindirmişti**, bedenini özgür bırakmış, her hareketi ile askerleri kendisine bağlamıştı. **Dansının etkisiyle** askerlerin **gözleri bir an boşalmış, ruhları dansın içine çekilmişti.**
**Bütün askerler, hareket etmeyi bırakıp,** onun etrafında **hipnotize olmuş bir şekilde dönmeye başladılar.** **Savaşın ve ölümün, korkunun içinde bir anlık bir boşluk** yaratmıştı. Louis, **bütün bedeniyle dans ettikçe** askerlerin hareketleri de **yavaşladı ve derin bir trans içine girdiler.**
Bir süre sonra, **Louis’in etkisi askerler üzerinde tamamlanmıştı.** Artık, **sadece** onun **ritmiyle** hareket ediyor, **hipnotize olmuş şekilde** onun peşinden gidiyorlardı. O **korku** yerine, **dansın büyüsüne kapılmış** askerlere bir adım daha yaklaşmıştı.