Masada kısa ama ağır bir sessizlik oldu. Muhteber Hanım ne diyeceğini bilemedi. O cümle ne saygısızdı ne meydan okuma… ama geri adım da değildi. Mir o an arkasına yaslandı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir memnuniyet belirdi. Zeyno’nun verdiği cevap, annesine değil ama hayata karşıydı. Ve bu hoşuna gitmişti. — “İyi,” dedi Mir sakin bir sesle. — “Gidin, yazılın bakalım.” Zeyno’nun içinden derin bir nefes çıktı. Fark etmeden gülümsedi. Küçük bir adım gibi görünüyordu belki ama onun için koca bir alandı bu. Sofra yine sessizliğe gömüldü. Ama bu kez o sessizlik, bastırılmış değildi. Bir şeylerin yavaş yavaş yer değiştirdiğinin sessizliğiydi. Ertesi sabah Zeyno ve Hicran birlikte kursa yazılmaya gittiler. Hicran da evde oturmaktan sıkılmıştı çünkü. Dikiş-nakıştı. Ne defter var

