Konak kapısına geldiklerinde ikisi de aynı anda duraksadı. Birkaç saat önce, o kapıdan iki yabancı gibi çıkmışlardı. Şimdi ise geri dönenler karı kocaydı. Bu gerçek, kapının ağır demirinden bile daha ağırdı. Mir’in omuzları sertti. Zeyno’nun kalbi ise göğsüne sığmıyordu. Ne konuşabildi ne de başını kaldırabildi. Kapı açıldığında ilk adımı Muhteber Hanım attı. Yüzü beş karıştı; ne öfkesini saklayabiliyor ne de kabullenişini gizleyebiliyordu. Sessizce içeri girdi. Ardından Mir ve Zeyno… Kapının gıcırtısı daha dinmeden, merdivenlerden koşar adım inen bir ses yankılandı: — “Babam geldi!” Mercan’ın sesiyle birlikte konak canlandı. Hizmetkârlar, korumalar, herkes avluya döküldü. Hicran annesinin yüzündeki ifadeyi görünce bir an donup kaldı. “Hayırdır inşallah,” diye mırıldandı kendi kendi

