Zeyno, elini titreyerek çerçeveye uzattı. Resimde Mir vardı; daha genç, bakışlarındaki o sertlik henüz yerleşmemiş, dudaklarında nadir görülen yarım bir gülümseme... Yanında ise bembeyaz gelinliği içinde, ışıl ışıl gözlerle ona bakan bir kadın. Mir'in vefat eden karısı. O an, Zeyno’nun kalbine buz gibi bir hançer saplandı. Resimdeki o mutluluk, o aitlik duygusu odanın havasına sinmişti. Mir’in bu odayı, bu yatağı, bu hayatı paylaştığı asıl kadın oydu. "Ben burada bir gölgeyim," diye fısıldadı Zeyno, sesi boş odada yankılanırken. "Onun anılarının arasında, abimin diyeti olarak sığınmış bir yabancıyım." Resimdeki kadının masumiyeti ile kendi çaresizliğini kıyasladı. O kadın Mir’in sevdiğiydi; kendisi ise sadece "emanet" olan, korunması gereken bir mecburiyetti. Ne bu görkemli konak ne de

