Yol, İzmir’in kıyı hattından uzaklaştıkça daralmaya başladı. Şehir ışıkları geride kalmıştı; yerlerini dağ yollarının puslu sessizliği almıştı. Radyoda eski bir şarkı çalıyordu — “Bir başkadır benim memleketim.” Ama bu kez o şarkı, bir özlemden çok sığınma gibi geliyordu kulağa. Ege direksiyonu tek eliyle tutuyor, diğer eli camın kenarına yaslanmıştı. Bakışları ara sıra Sude’ye kayıyor, ama bir şey söylemiyordu. Sadece gülümsüyordu. O gülümseme, uzun zamandır unuttuğu bir duyguyu hatırlatıyordu Sude’ye: huzuru. — “Sessizlik seni rahatsız ediyor mu?” dedi Ege, sesi alçak ama samimi. — “Hayır… uzun zamandır ilk defa bu kadar sessiz bir yerdeyim.” — “Demek ki doğru yoldayız.” Gülüştüler. O an kısa ama gerçekti. Sude, aynadaki yansımasında kendi gülümsemesini görünce şaşırdı. Ne

