Ateş’in gözleri bana kilitlendi. O an bütün dünyanın sesi sustu. Sadece onun nefesini duydum — kısa, hızlı, kesik. Gözbebekleri küçülmüştü; öfke damarlarında dolaşıyordu. — “Ne yaptın sen?” Sesi buz gibiydi. Sanki her kelime ciğerime saplanıyordu. Bir adım attı, ben geri çekildim. — “Ateş… dinle beni, ben—” — “Ne yaptın dedim!” Bağırışı, duvarlara çarpıp yankılandı. Kalbim gürültünün içinde kayboldu. — “Bırakmadım onu ölmesi için, tamam mı?! Öldürmeni istemedim! Kimseyi öldürmeni istemiyorum!” Gözyaşlarım yanaklarıma aktı, ama o durmadı. Masayı devirdi. Cam parçaları yere düştü, kırılmanın sesi midemde yankılandı. O öyle bir öfke taşıyordu ki, sanki tüm ev onun kalbiyle birlikte patlayacaktı. Ellerim cam kırılma sesiyle birlikte kulaklarımı kapadı. Gözyaşlarım artık vücudum

