18 -

1755 Kelimeler
Agit utanmasa Devran Ağa beni öptü diye tüm konağa duyuracaktı ama utanıyordu. Herkes bilsindi Devran Ağa güzel oğlanını seviyordu işte, sevmese öper miydi hiç, hem de hiç beklemediği bir zamanda. Dudaklarında hissettiği sıcaklığın ya da gözlerinin içine bakan adamın cinsel bir çekimle öpmediğini bilecek kadar da Devran'ı tanıyordu. Farklı bir şey vardı o öpücükte, o gözlerde. Sanki korksa da bunu belli etmeyen, öptükçe kendine şaşıran ve yavaş yavaş bir cesaret bulduğu bir duyguydu. Agit öpmeyi bırakan adamla eli ayağına dolanmış, ne yapacağını şaşırarak odadan kaçmıştı ve arkasında kafası karışık ama ne yaptığını bilen bir adam bıraktığından habersiz. Çünkü Devran planladığı zamanda oğlanı öpmek yerine, ona giymesi için kazak aldığını söyleyen oğlanın masum ve hevesli yüzünü görünce dayanamamış ve kendini akışa bırakmıştı. Odadan kaçıp giden oğlanla ise gülmekle şaşırmak arasında kalmıştı. En çokta kendine şaşırıyor ve bu kadar hızlı bir adımı kendinden bile beklemiyordu. Agit ise aldığı öpücükle mutluluktan dört dönüyor, konakta yapılacak ne kadar iş varsa sen elleme diyen Afşin'e rağmen çalışan kadınlara yardım ediyordu. Afşin onda ki bu yoğun heyecanı ve mutluluğu sezmiş, sürekli ne oldu güzel oğlan dese de omuz silken oğlandan yok bir şeyden başka cevap alamamıştı. Agit, ablasına söylemek istiyordu istemesine de hem utanıyor hem de biri duyar da bir şey der diye korkuyordu. Çünkü konaktakilerden ağanın kanına mı girecekmiş bu oğlan, ağa yanaşmaz oğlan mı kadın mı belli olmayan birine, burada gençliği çürüyecek yazık oğlanın laflarını çok işitmiş, artık çekinerek içine kapanmıştı. Ama akşama kadar da neşesini kaybetmemişti, çünkü akşam Devran'la yemeğe gideceklerdi. Anlaştığı şirketlerle düzenlenen bir yemek olduğunu öğrenince de Devran'ın istediğin gibi giyin süslen, canının istediği gibi davran, sen benim eşimsin, yanlışı olan beni bulur karşısında demesiyle en güzel elbisesini seçmiş, Afşin ablasında da küçükte olsa yüzüne bir şeyler sürmesini istemişti. Gidecekleri yerin ciddi ve önemli bir yer olduğunu seziyordu, akıllıydı ve dikkatli. O yüzden orda da Devran'ın yanında güzel görünmek ve onun eşi olarak görülmek istiyordu. Üstünde Devran'ın gözleri gibi yemyeşil bir elbise giyip, boynuna da onun hediye ettiği kolyeyi taktı. Omuzlarından kestirdiği siyah saçlarına ise Afşin ablasının tavsiyesiyle gümüş gibi toka takmıştı. Aynanın karşısındaki görüntüsüne bakarak yanında duran Afşin'e döndü. "Abla, kadın gibi olmuş muyum?" Bu soru Afşin'in yüreğine ok gibi saplanmış, dolan gözleriyle oğlanın omuzlarını tutup aynaya çevirmişti. "Benim güzel oğlanım, sen zaten hem kadınsın hem erkek. Güzelliğin cinsiyetinden değil can parem, kalbinin güzelliği yüzüne yansımış." Agit dudak büzerek kendine bakarken Afşin artık beş aylık olan karnını severek "İsterim ki oğlum da senin kadar güzel olsun " dediğinde Agit korkuyla arkasını dönüp kadının karnına dokundu. "Olmasın abla, olmasın. Benim gibi olmasın, çok üzülür." Afşin artık hamileliğinde verdiği duygusallıkla oğlana sarılıp "Olsun ablam, ben onu herkesten çok sever, üzenin de canına okurum" deyince Agit gülerek "Yaparsın abla, az eli maşalı değilsin" diyerek boynuna sarılan kadının sırtını sıvazladı. "Onun kaderi de benim gibi olmasın ama onu da seven biri olsun." Bu cümleyle geriye çekilen kadın gözlerini kısarak oğlanın mutlu yüzüne baktı. "Sen de var bir haller güzel oğlan, ben anlarım." Agit utaranak gözlerini kaçırıp "Abla şu tokayı da şuraya takalım mı?" diyerek konuyu değiştirdi. Afşin anlamış bir göz süzmeyle "Takalım oğlanım, takalım. Seni bir güzel hazırlayalım" dedi. Tam da Devran'ın dediği saatte hazır olarak onun odasına gitti ve onu takım elbise ile bekleyen adamın karşısına geçip elini eli arasına eğip başını eğdi. "Hazırım." Devran ise yutkunmak zorunda kaldığı boğazıyla hafif öksürerek oğlanı baştan aşağı süzdü. Kumral tenine yakışan yemyeşil elbise biraz bacaklarını gösteriyor, ince bir askıda salınması omuzlarını açığa çıkarıyordu. Agit bir kaç saniye sonra başını yerden kaldırıp Devran'ın güzel görünüyorsun demesini bekliyordu ama adamın söylediği şeyi görünce şaşkınlıkla dudaklarını araladı. - Yanına şal alsan mı? Soğuk olur - Agit gayri ihtiyari ellerini çıplak omuzlarına götürüp "Soğuk değil ki havalar daha" dedi ama kaşlarını kaldıran adamla canı sıkılarak "Değiştireyim mi üstümü?" diye sordu. Devran başını iki yana sallayarak - Olmadı ben yanıma silah alayım - deyince Agit şokla "Neden, kötü bir şey mi olacak?" diye sordu. Devran ise kapıyı göstererek - Hadi çıkalım artık - dediğinde emin olamayarak sandalyesinin arkasına geçip "Tamam" diyerek kapıyı açıp odadan çıktı. İkisi bindiği asansörle en alt kata inip konağın kapısından çıkıp onları bekleyen Cahit'le arabaya binerken kulağına fısıldanan "Ağa'm üç araba arkamızdan gelecek" cümlesiyle Devran başını sallayarak arabadaki yerini aldı. Yemeğin düzenlediği mekana gidene kadar Agit elbisenin biraz kısalığını fark ederek eteklerini çekiştirmeye başladı ama Devran'ın oraya baktığını görünce de korkarak "Çok mu kısa oldu?" diye sordu. Devran bakışlarını onun ince bacaklarından çekip camdan dışarı baktı ama derin bir nefes vererek tekrar oğlana döndü. - Sen beğendin mi? - Agit hızlı hızlı başını sallayıp - Alırken beğenmiştim ama bu kadar kısa olduğunu anlamamışım - dedi. Devran gülümseyerek başını iki yana salladı ve Agit'in boynundaki kolyeyi işaret ederek - Elbiseyle daha güzel görünüyor - dedi. Agit elini kolyeye atıp başını hafif yana yatırarak - Ya ben? - diye sordu. Devran gözlerini içine baktığı oğlanla ellerini kaldırıp dudaklarını kemiren oğlana beğeniyle gülümsedi. - Sen her zaman güzeldin - Agit kızaran yüzüyle başını eğip kucağındaki elleriyle oynamaya başladı. "Hep mi?" Devran ne kadar söylerse söylesin kendi güzelliğini ve ruhunu göremeyen oğlanı yanına çağırdı. Agit derin bir soluk verip oturduğu koltuktan kalkıp Devran'ın sandalyesinin yanındaki tekli koltuğa oturdu ve saniyeler sonra yanağında hissettiği sıcak elle Devran'a döndü. Uzun uzun yüzünü sevdiği oğlanla kesik bir nefes veren adam parmaklarını onun siyah saçlarına götürüp kısa tutamları okşadı. Agit çoktan sorduğu soruyu unutmuş ona sıcacık bakan adamın gözleriyle kıpkırmızı olsa da bedeninin her noktasına yayılan huzurla sadece başını sallamıştı. Araba durduğunda Devran yeniden cidileşerek parmaklarını kütleterek açılan kapıyla rampadan sandalyeyi indirip hemen yanında duran oğlana baktı. Agit'i ise derin bir heyecan ve korktu kaplamıştı. Bu kadar büyük ve ciddi bir yere daha önce hiç gelmediği için korkuyordu. Elini tutup dikkatini çeken adamla huhladı. - Korkma, yanında ben varım - Agit yavaş yavaş başını sallayarak mekana doğru ilerleyen Devran'ı takip etti. Onların arkasında da Cahit dahil ondan fazla adam mekana girdiler. Onları girişte karşılayan mekan sahipleri Devran ve Agit'i yemeğin olduğu salona yönlendirip açılan büyük kapılarla içeri girdiler. Onlara yönelen bakışlarla Devran her zamanki gibi çatık kaşlarıyla kendi masasına ilerlerken yanı başındaki oğlan korkulu gözlerini etrafta gezdirip heyecanını bastırarak Cahit'in çektiği sandalyeye oturdu, Devran için çoktan hızlanan boşluğa sandalyesini çekan adam ise beklemeden elini Agit'in elinin üstüne koyup gülümsedi. Devran Ahlatlı'nın masasına gelip gidenin haddi hesabı yoktu ve hepsiyle konuşma Agit'in çevirmesiyle sorunsuz geçmişti. Çünkü genç oğlan tam da bu yüzden Devran'ın işleri hakkında sürekli sorular sorup bir çok şeyi öğrenmişti. Bir saat sonra gelen Alara ile devamını ona bırakmış, masalarına getirilen yemekleri deneyecek fırsat buldukça kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Diğer iş insanların sohbeti ise kesinlikle Devran'ın yanındaki ve eşim diye tanıştırdığı oğlandı. Coğu Agit'in ne kadar zeki bir genç olduğunu söylese de konu dönüp dolaşıp onun çift cinsiyetli olmasına giriyordu. Daha önce onun gibi bir birey görmedikleri için sürekli onun ince ve biçimli fiziğiyle kadın gibi göründüğünü erkek olduğunu zor inanacaklarını söylemeye başlamışlardı. İşte bu bakışları yakalayan Devran masanın arkasında bekleyen adamlarına dönüp Cahit'i çağırdı. - Arabadaki şalı getir ya da silahımı ver - Cahit korkuyla "Aman Ağa'm ben bir sürü şal aldım yanıma hemen getirtiyorum" diyerek adamlardan birini arabaya gönderdi. Dakikalar sonra gelen siyah bir şal Devran'a uzatıldığında Agit utanarak "Tamam tamam, soğuk oldu" deyip şalı ondan alıp omuzlarına örttü. Onu gülerek izleyen Devran şalla kapanan Agit'le rahatlayarak masasında oturan adamların sorularına döndü. Agit'in biraz uzağında oturan Alara ise kaş göz işaretleriyle Devran'ın hareketlerini Agit'e göstermesiyle biraz utangaç bir gülüşle yemeğine döndü. Yemekten sonra içilen kokteyller ve şampanyalarla ne Devran ne Agit uzatılan içki tekliflerini kabul etmediler. Devran buna da Agit'e dönüp - İçmek istersin benim yanımda yalnızken iç - deyince genç oğlan hızla başını sallayıp - İçmek istemiyorum - dedi. Alara izin isteyerek bir kaç iş insanının yanına gittiğinde yalnız kalan ikili aynı anda sıkkın bir nefes verdi ve Devran - Sıkıldıysan gidelim mi güzel oğlan?- diye sordu ama Agit ayıp olur diye düşünerek - Konuşmak istediklerin olursa. Sen istediğinde gidelim, ben iyiyim - dedi. Devran en azından temiz bir hava almak için mekanın terasına gitmek için hareketlendi ve onun kalkmasıyla ayağa kalkan oğlanla terasa doğru ilerlemeye başladılar ama kalabalığın arasında onları uzun süredir izleyen ikili Devran'ın karşısına çıktığında Devran gördüğü kadınla irkildi. - Bu ne güzel tesadüf Devran Ahlatlı - Agit kadının işaret diliyle konuştuğunu fark ettiğinde hafif şaşırarak üzerindeki simsiyah elbise, upuzun saçları ve oldukça alımlı fiziğiyle gülümseyen makyajlı kadına baktı. Devran donmuş gibi hareketsiz kalırken kadın bu defa Agit'e döndü. "Tanışmıyoruz sanırım. Ben Berçem, Devran'ın kuzeniyim." Agit duyduğu isimle korkarak bir adım geri çekildiğinde kadın elini Agit'e uzattı ama Devran'ın Agit'in bileğini tutmasıyla durdu. Kadın kaşlarını kaldırarak Devran'ın Agit'e dokunan eline baktı ve sırıtarak "Uygun bir zamanda mutlaka görüşelim. İsmin neydi? Agit'ti değil mi?" diye sordu. Devran tutunmak ister gibi Agit'in bileğini bırakmazken Agit sezdiği sorunla omuzlarını dikleştirip kadına aynı sinir bozucu gülümsemeyle baktı. "Elbette. Devran Ağa uygun görürse görüşürüz Berçem Hanım." Devran duyduğu cümleyle rahatlayarak Agit'e dönüp gülümsedi ve "Hm öyle mi? Size akşamlar o halde" diyen kadının yanına yaklaşamasıyla kasılarak kaşlarını çattı. Berçem ise Devran'ın yanından geçerken sandalyeye doğru eğilip Devran'ın omzuna elini koyarak kulağına fısıldadı. "Zavallı Devran Ağa, hâlâ bıraktığım gibisin. Bu oğlan üzerindeki izlerimi silemez." Kadın doğrulup gülerek uzaklaşırken Devran şokla donduğu sandalyesinde nefes almakta zorlanıyordu ve bunu fark eden Agit'in müdahalesi ile terasa doğru ilerlemeye devam ettiler. Devran dışarı çıktıklarında uzun uzun derin nefesler vererek kendine gelmeye çalıştı ve onu korkuyla izleyen oğlanın "Su" diyerek içeri yürümesini bileğinden tutup durdurdu. Agit arkasını dönüp bir şey söyleceğini zannettiği adama endişeyle bakarken Devran'ın çekmesiyle yüzüne yaklaştı. "Su sensin." Agit kaşlarını çatarak ne demek istediğini anlamaya çalıştı ama onun kollarından tutup kucağına oturtan adamla merakla Devran'ın yüzüne baktı. Devran ise sanki yeniden bir yudum suya hasret kalmış gibi Agit'in yüzünü avuçları arasına alıp birden onun dudaklarına yapıştı. Agit gözlerini kocaman açıp onu gören gözlerin önünde öpen adamın geri çekilip "Anla, su sensin" diyerek tekrar dudaklarına kapanmasıyla kollarını boynuna sardı. Devran kucağındaki oğlanı öptükçe boğazı kuruyor ama tüm vücuduna yayılan sıcaklığın ve karıncalanmanın bacaklarına kadar ulaştığını hissediyordu. Dudaklarını küçücük hareket ettirmek isteyen oğlanla hızla geri çekilip Agit'in gözlerinin içine baktı. Göz bebekleri bile titreyen bir çift ela gözde gördüğü sevgiyi, boynuna sarılan ince ama kendinden bile güçlü kolların güvenini, pembe dudaklardan fısıldayan "Bir tane daha" diyen istek dolu sesi göğsünün tam ortasında hissediyordu. Onları izleyen kadından habersiz Devran sertçe yutkunarak başını hızlı hızlı sallayıp bir kez daha ona suyu vaad eden dudaklara tutundu. Agit ise bu kez daha derin hissettiği öpücükle nefesini Devran'ın dudaklarında soludu. Berçem ise sıktığı dişleriyle yanına gelen Behram'a dünyadan habersiz ikiliyi gösterip "Bu oğlandan kurtul, Devran'ın iyileşmesine izin vermem" dedi. Terasta öpüşmeyi bırakıp birbirinin gözlerinin içine bakan ikiliyi gören Behram ise sırıtarak başını salladı. "Güzel oğlanı ben alırım."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE