- Onu öptüğünde ne hissettin? -
Devran karşısındaki doktorun sorusuyla aklına gelen Agit'in yüzüyle gülümsedi.
- Sıcak - elini göğsünün ortasına dokundurup kaşlarını çattı.
- Huzur -
Doktor Devran'ın sakin tavırlarına bakarak defterine bir şey yazıp devam etti.
- O gün planladığın yerde ve zamanda mı öptün? -
Devran omuz silkerek gülümsedi. Onu kucağına oturttuğu anı hatırlamıştı.
- Sanırım düşündüğüm anda olmadı, bir anda oldu -
Doktor kaşlarını kaldırıp gülümseyerek arkasına yaslandı.
- Bedenin ne tepki verdi? -
Devran şüpleyle bacaklarına bakıp doktora döndü.
- Kalbim hızlandı, yutkunamadım. Bir de - diyerek ellerini bacaklarının üstüne koyup - Sürekli karıncalanıyor, sızlıyor, yanıyor gibi - diye devam etti.
Agit'in o gün zehirlenmesinden önce uzun zamandır bir daha görüşmeyeceğini sandığı yaşlı doktorun karşısında şimdi açık açık her şeyi anlatmak ve konuşmak istiyordu. Onun için çabalayan güzel oğlanı için çabalamak istiyordu artık.
O yüzden de yıllar önce unuttuğu kadını gördüğünü de söyledi.
- O kadını gördüm -
Doktor kaşlarını kaldırarak dikleşip masaya yaklaştı.
- Ne yaptın peki o an? -
Devran samimiyetle başını iki yana sallayarak ellerini kaldırdı.
- Bilmiyorum. Hareket edemedim -
Doktor tekrar defterine bir şeyler yazıp devam ettiğini gören adama odaklandı.
- Yanımda Agit vardı. Ona tutundum. O.. O çok güçlü. Beni tuttu -
Doktor derin bir nefes vererek yıllar önce sorduğu soruyu tekrar sordu.
- Hâlâ hatırlamıyor musun? -
Devran son bir kaç yıldır hazırladığı şeylerle kaşlarını çattı.
- Kesik kesik şeyler. Karanlık. Fısıltılar. Eller. Gülüşmeler -
Acıyla yutkunarak bir kez daha ellerini bacaklarına dokundurup başını kaldırdı.
- Çıplak. Kadın. Gölge -
Doktor fırsatını yakaladığını fark ettiğinde sakince sordu.
- Hatırlamak istiyor musun? -
Devran ondan bekleyen bir korkuyla dudaklarını birbirine bastırdı.
- Yanımda Agit olacaksa -
Doktor rahat bir nefes vererek deftere son bir kaç cümle yazıp endişe ama bir yandan da merakla bakan adama döndü. Ne olduysa Devran hatırlamak için hazırdı ama yanında Agit olmazsa yapamaz gibi hissediyordu.
Doktor da normalde birebir devam edecekleri görüşmelere o oğlanın da gelmesi gerektiğini anlayarak bir sonraki görüşme için ellerini kaldırdı.
- O zaman onu da buraya getirmelin. Öncelikle ona durumunu anlatmalı, anlamasını beklemeliyiz. Onun için de zor bir süreç olacaktır, eşinin psikolojisini de hazırlamayız -
Devran endişeyle göğsüne düşen sızı yüzünden başını iki yana salladı.
- O.. Çok üzülecek mi? -
Devran hatırlayacağı şeylerin ona ne yaşatacağını değil, Agit'in öğrenirse üzüleceğini düşünüyordu.
Doktor samimi bir gülümsemeyle derin bir nefes verdi.
- Onun güçlü olduğunu söyledin değil mi? Biraz da onun gücüne güvenmeliyiz. Endişelenme, tüm bu zaman boyunca onunda yanında olacağım -
Devran kabul ederek başını salladı. Bundan sonrası Agit'in öğrendiğinde vereceği tepkilerle belirlenecekti. Ya Devran'ın yanında olacaktı ya da korkup kaçaktı.
Yine gecenin bir yarısı eve dönen Devran bunu Agit'e nasıl söyleceğini düşünerek yatağın başlığına tutunarak sandalyesinden kalkmaya çalıştı ama saniyeler içinde hızla uyanıp onu kolundan tutup beline kolunu sararak yatağa oturtan oğlanla gülümsedi.
Agit onun rahatça oturup oturmadağını kontrol edip yatakta dizlerinin üstünde durarak gülümsedi.
- Aç mısın? Yemek yedin mi? Nasılsın? -
Devran ard arda sorulan sorulara başını sallayarak -İyiyim güzel oğlanım. Aç değilim, sarılmak istiyorum- deyince Agit hemen onu omuzlarından tutup yatağa sırt üstü yatırarak "Sen böyle uzan, ben sarılırım hemen" diyerek kollarını Devran'ın bedenine sarıp başını göğsüne yasladı. Devran ise derin bir soluk vererek kollarını onun omuzlarına sararak saçlarını öptü kokusunu soluyarak.
Agit uyku mahmuru evine, yatağına dönen adamın göğsünde başını sürterek "Özledim" deyince Devran gözlerini kapatıp bedenini saran aynı huzurla "Ben de" diye mırıldandı.
İkisi de uykunun kollarına birbirlerinin kolları arasında giderken kaderin yeniden yazıldığını bilmeden yılların getirdiği acıları silmeye başladılar. Agit bunca yıldır sevilmemişliğinin acısını, Devran ise yıllardır süren ve onu bir kafese kapatan bilinmezin acısını siliyordu.
Günler sonra Devran odasına çağırdığı oğlanla ilk kez yüzünden okunan endişeyle karşısına oturan Agit'e baktı. Agit ise bir kaç gündür Devran'ın garip hareketlerinden şüphelendiği için şu anda bir şeyler olacağını anlamıştı. O yüzden sessizce onun konuşmasını bekliyordu.
Devran bir kez daha kanıtlamak ister gibi ellerini kaldırıp - Sen benim eşimsin biliyorsun değil mi? - deyince Agit gülerek - Tabi ki biliyorum Devran Ağa. En başında bu yüzden buraya geldim - diye cevap verdi. Ama Devran'ın sorduğu soruyla kaşlarını çattı.
- Agit. Benim eşim olmak istedin mi peki ? - diyerek parmağını onun göğsüne uzatarak devam etti.
- Kalbin istedi mi beni? -
Genç oğlan kesilen nefesiyle yutkundu başını eğerek, bir kaç saniye sonra ise başını kaldırıp kucağında oynadığı elleriyle cevap verdi.
"Evet istedi."
Devran aldığı cevapla heyecanlanmayı beklemiyordu, hızlı hızlı nefesler vererek kuruyan dudaklarıyla masanın üstündeki bardakta duran suyu başına dikti. Agit ise onun hareketlerini izleyerek gülümsüyordu. Daha önce görmediği Devran Ağa'nın halleri ona komik gelmişti ama çokta hoşuna gitmişti. Seviyordu işte, Devran Ağa'da seviyordu onu.
Devran ellerini masaya koyup son kez derin bir nefes verip gözlerine kaçamak bakışlar atan oğlanla gülerek - Bakma öyle, ciddi olamıyorum - deyince Agit ellerini havada sallayıp "Tamam tamam, öyle bakmam" diyerek ellerini indirdi.
"Sen bana mühim bir şey diyeceksin demi?"
Devran bu kez oflayarak başını sallayarak masaya yaklaştı.
- Ben bir kaç seferdir doktora gidiyorum. O yüzden de geceleri geç geliyordum -
Agit endişeyle "Anladıydım ben, bir şeyin mi var? Çok mı kötü? Ben mi bir şey ettim? Yine bacakların mı? Boğazın mı acıyo? .. " diye ard arda sorunca Devran elini kaldırıp durdurdu.
- Korkma, bir şeyim yok, iyiyim -
Agit yine de oturduğu koltukta kımıldanarak korkmaya devam ederken dolan gözleriyle başını yere eğdi.
"O zaman niye gidersin doktora? İyi değil miyim senin için, yanında olamıyom mu? Beceremiyorum demi?"
Devran sonunda dayanamayıp "Güzel oğlanım, dur bi artık" diye sesli söylediğinde Agit uzun cümleler kuran adamla şaşırarak dudaklarını araladı.
- Sen daha çok konuşuyorsun? -
Devran onun şaşkın tepkisine gülümseyerek - Zor oluyor biraz ama evet artık daha uzun konuşabiliyorum" dediğinde Agit oturduğu koltuktan fırlayıp "Acıyor mu çok? Su doldurayım mı? Konuşma acıyorsa istemiyorum" derken dolan gözleri yanaklarından süzülünce Devran göğsünde yanan ateşle yanına koşup ona su doldurmaya çalışan oğlanı belinden kavradığı gibi masaya oturttu.
Agit korkuyla Devran'ın kollarından tutunup oldukça güçlü kollara bakarak gözlerini kocaman açtı. Ondan böyle bir güç beklemiyordu ama adam sandalyede olmasına rağmen fazla güçlüydü.
Devran sonunda onun durduğu için rahatlayarak yanakları ıslak oğlanın yüzüne ellerini götürüp yaşları sildi.
- Bir daha ağlarsan seni döverim artık -
Agit şaşkınlıkla kızan adamın yüzüne baktı. - Döver misin beni? -
Devran masadan aşağı ayakları sallanan oğlana gülerek - Döverim ya tabi - dedi ve ellerini tutup "Yapmazsın ki" diyen oğlanın bacaklarına alnını yasladı.
Agit ellerinin altındaki başı okşamamak için mücadeleye giriyordu ve başını kaldırıp gözlerine bakan adamla elleri havada kalarak utandığı için başını eğdi. Devran ise onun ellerinin neden havada kaldığını aldığında onun kucağına koyduğu ellerini tutup ensenindeki saçlarına götürdü.
Agit kızararak ellerinin arasına gelen küçük tutmaları okşayarak onu izleyen adama baktı.
- Güzel oğlanım ben hastayım -
Agit yine dolan gözleriyle omuz silkti. - Hasta değilsin ki -
Devran artık nefeslerini bile sayılı alıyor, karşısında onu saf bir sevgiyle seven ve ne olursa olsun yanından ayrılmayacağını bildiği oğlanla artık kendi gücünün farkına varıyordu.
- Öyleyim ama seninle iyileşmek istiyorum. Çok eski bir doktor arkadaşım var ve onunla görüşüyoruz -
Agit dikkatle izleyerek başını salladı ve devam eden adamı merakla bekledi.
- O arkadaşım seninle evli olduğumu biliyor ve benim iyileşmem için seninle konuşmak istiyor -
Agit hızlı hızlı başını sallayarak beklemeden "Tamam" dediğinde Devran şaşırarak kaşlarını çattı.
- Benimle gelir misin konuşmaya? -
Agit çoktan tamam demişti bile ama omuz silkerek Devran'ın ensesindeki saçları okşamaya devam ederek "Senin için her şeyi yaparım ki" dedi.
Devran gözlerini kapatıp derin bir nefes vererek tekrar açtı ve bir kez daha başını Agit'in dizlerine koydu. Hiç beklemeden saçlarında dolanmaya başlayan saçlarla gülümsedi.
Evet biliyordu işte, güçlü bir eşi vardı ve onu sorgusuz, çıkarsız, beklentisiz, her şeye rağmen seviyordu.
Devran ve Agit ertesi günü sadece Cahit'i yanlarına alarak doktorun yanına gittiler. Onları karşılayan yaşlı doktor tüm samimiyetiyle elini Agit'e uzatarak "Hoşgeldin Devran Ağa'nın güzel oğlanı" deyince Agit utangaç bakışlarıyla adamın elini sıktı.
Yaşlı doktor ise ona koltuğu göstererek Devran'a döndü.
"Eşini bir saatliğine senden çalıyorum, iznin var mı ağam?"
Devran onunla uğraşmak için bilerek sorulan soruya kaşlarını çatarak - Çalamazsın ama neyse, konuş ne konuşacaksan - diyerek odanın kapısına yöneldi ama tekrar arkasını döndü.
- Çok zorlama onu, ağlamasın sakın -
Yaşlı adam gülümseyerek başını salladı ve koltuğuna oturarak - Biliyorum, ölmek için daha çok gencim - diye dalga geçti ama onu anlayan Agit'in kıkırdamasıyla şaşırarak ona döndü.
"Bu kadar hızlı işaret dilini senin için öğrenmişse o beni ağlatır ancak."
Devran gururla oğlana bakarak başını salladı ve
- Doktorun söyledikleri seni üzerse çık odadan - dedi ve baş sallayarak oğlanla odadan çıktı.
Agit doktorla baş başa kaldıklarında yaşlı adam Devran'ın gizli dosyasını açıp arkasına yaslandı.
"Evet Agit Bey, şimdi konuşacaklarımızın bu odanın dışına çıkmayacağına emin olabilirsiniz. Sizi Devran'ın bazı sorunlarını konuşmak için çağırdım."
Agit doktorun başladığı konuşmayla derin bir nefes vererek koltukta ellerini kucağına alıp dinlemeye başladı ve bir saat sonra duyduklarını boğazına saplanan yumruyla yutkundu.
Devran'ın hatırlayamadığı bir travması olduğunu, sevgiye inanmayan adamın kimseye fiziksel temas edemediğini ama çoğu şeyi onunla aştığını ve daha fazla adım atabilmesi için önce travmasıyla yüzleşmesi gerektiğini öğrendi.
Doktor Devran'a söylemese bile onun sözsel ya da fiziksel bir şeye maruz kaldığını ve bu yüzden de ona yaklaşmak isteyen olduğunda kusmak, bağırmak, ya da şiddet tepkisi verdiğini söylediğinde Agit o gün Devran'ın Zilan'ı gördüğünde kustuğunu hatırlayarak elini ağzına götürdü. Ne kadar utansa da merakla kısık bir sesle konuştu.
"Ama.. Ama bana dokunuyor ki, öpüyor da."
Birden söylediğiyle tekrar ağzını kapatmak için elini dudaklarına götürdü ama ona anlayışla bakan doktorla gözlerini kaçırdı.
"Biliyorum Agit Bey, utanmanıza gerek yok. Ben Devran'ın çok eski doktoruyum, tüm olanlardan haberim var."
Agit biraz daha rahatlayarak koltukta kımıldandı.
"Ama o zaman ben. Bana neden sarılıyor, kucağına alıyor, sonra.. sonra öpüyor işte."
Yaşlı adam ondan da duyduğu bu eylemlerle rahat bir nefes verdi. Devran için işte bu yüzden de büyük bir umut vardı. Çünkü karşısındaki oğlan Devran'ın kaçış noktası, sığınağı, korunduğu yerdi.
"Çünkü size güveniyor Agit Bey, onu sevdiğinizi biliyor ve bunu gördükçe size yaklaşıyor."
Agit dolan gözlerini eliyle yelpaze yaparak durdurmaya çalıştı ve korkuyla doktora baktı.
"Ona.. Ona bu kötülüğü kim etti doktor?"
Doktor uzun bir süre oğlanın yüzüne bakarak yeniden ortaya çıkan kişinin en azından iyileşene kadar uzak durması gerektiğini bilerek ellerini masaya koyup dolaylı yoldan cevap verdi.
- Devran Ağa yıllar önce trafik kazasından bir kaç gün sonra sinir krizi ve şok geçirerek hastaneye kaldırıldı. O bunu şimdi hatırlamıyor. Çünkü zihni acıyı ve şoku atlatabilmek için bazı şeyleri bilinç altına attı ama geldiğinde sayıkladığı bir isim vardı. "
Agit doktorun söylediklerinden sonra aklına gelen isimle ayağa fırladı.
"Ben biliyorum o adı, gördüm."