Olan bitenden habersiz Agit ise hastaneye getirilen Afşin ablasına Devran'ın nerde olduğunu, konakta ne olup bittiğini sorup duruyordu ama Afşin sürekli "Devran Ağa yakında gelir, konakta bir şey olduğu yok güzel oğlan" deyip onu oyalıyordu.
Agit ise en sonunda pes edip yaslandığı yastıkta kucağındaki eliyle oynarak başını salladı.
"Bilirsin de demezsin. Zehir varmış şerbette, duydum ben hemşire ablalardan."
Afşin üzgün yüzüyle oğlanın saçlarını okşayarak "Devran Ağa içer sanmışlar Agit'im, ne bilsinler sen içersin hepsini" deyince Agit hızla başını salladı telaşla.
"İçmedim hepsini, bir yudum aldım. Sonra midem yandı" derken karnını tuttu. "Sonra boğazım acıdı, gözlerim kapandı. Birden oldu."
Afşin gülümseyerek saçlarını sevdiği oğlanın buğulu gözlerine baktı. "Çok şükür içmemişsin kuzum benim, hemencecik iyileştin."
Agit dudaklarını büzüp omuz silkti. "Cahit abim koşup getirmiş hastaneye, doktor dedi yoksa çoktan.." derken Afşin onu "Allah korusun güzel oğlan, deme onu. Canın kıymetli hepimiz için" diye susturdu.
Alt dudağını kemiren oğlan çekinerek sordu. "Annem babam duydu mu beni, geldiler mi?"
Afşin gözleri dolunca başını iki yana sallayarak başka yöne baktı. Agit "Anladım, bilseler gelirlerdi" diye mırıldandı.
Gelirler miydi o da bilmiyordu ama yine de bir umut beklemişti. Çoktan onlar için unutulduğunu kabullenip acıyı yuttu.
Ertesi günü artık hastaneden çıkarılıp konağa dönerken gözü hâlâ Devran'ı arıyordu ama uyandığında sadece bir kere gördüğü adamı bir daha görmemişti. İçine bir sızı düşmüştü ve onun bir hafta boyunca başında beklediğinden habersiz onu umursamadığını düşünüyordu.
Oysa bilseydi eli kana bulanan Devran'ın, yıllar süren intikamını alıp kendi amcasının mezarını kazdırdığını, hâlâ sever miydi o kanlı elleri?
Devran ise artık eski haline dönen kanlı ellerine bakarak dokunmaya bile gücünün yetmediği oğlanın onu yine de seveceğini bilmiyordu.
Agit, Devran'ın odasına çıkarılıp onun yatağına yatırıldı ve dinlenmesi için tüm konak sessizliğe gömüldü. Hatta o kadar sessizdi ki artık herkes konağın içinde gezinen ölüm kokusunu alabiliyorlardı ve bu konak artık nice ölümlere tanık olacaktı.
Agit gece yarısı uyandığında yanında yatan adamı gördüğünde sevinçle yatakta doğrulup kollarını Devran'a sararak başını göğsüne yasladı.
"Geldin sonunda, neredeydin? Çok bekledim ben ama uykum geldi."
Devran yine onun neşeli sesini dinleyerek kıvrılan dudaklarıyla kolunu omzuna sarıp biraz daha kendine çekti. Agit başında hissettiği öpücükle şokla gözlerini açıp doğrulmaya çalıştı ama Devran'ın sıkıca tutup "Şşş" demesiyle durup tekrar başını göğsüne koydu.
Agit artık her gün Devran'ın yatağında uyuduğunun farkında bile değildi. Tabi kendi odasına da gidiyordu ama Devran uyku saatleri geldiğinde odaya çağırıyordu.
Gittikçe daha da iyileşen oğlan sürekli onu dışarı çıkaran adamın neler yaptığını da anlamıyordu ama Devran'ın biraz değiştiğini düşünüyordu. Çünkü her yalnız kaldıklarında adam onu kucağına oturtuyor, sonra da kucağındaki oğlanla çalışıyordu.
Şimdi de kendi kucağındaki tabaktan üzüm yiyen oğlan koparttığı üzüm tanelerini Devran'a uzatıyordu.
"Çok tatlı bir tane yesene."
Kafasını iki yana sallayan adam gözlerindeki gözlükle bilgisayar ekranına dikkatle bakıyordu. Agit bu kez de üzümü Devran'ın kapalı dudaklarına dokundurup "Yemezsen iyileşmezmişim, öyle dedi doktor" dediğinde Devran gülerek gözlerini kıstı ve yüzüne sırıtarak bakan oğlana döndü.
Agit ise onun dudaklarına dayadığı büyük üzüm tanesini göstererek "Bir tane ama" deyince Devran dudaklarını aralayıp üzümü ağzına aldı. Agit parmaklarına değen sıcak dudaklarla hızla elini çekip başını eğerek tabaktaki üzümlere baktı.
Devran ağzındaki tatlı üzümle beğeniyle mırıldanarak Agit'i belinden tutup kucağında biraz daha çekerek tabağı işaret etti. Sevinçle "Bak sevdin" diyen oğlan bir tane daha üzüm koparıp ağzını açan adamın dudaklarına değmemeye çalışarak ağzının içine bıraktı.
Böyle böyle birlikte yemeye başladıkları üzümle Agit bazen üstüne damlayan suyu sinirle bakarak "Üstüm hep kirlendi, kucakta yemek zormuş" deyince Devran kaşlarını kaldırdı ve bilgisayar ekranındaki boş bir sayfaya - Kalkmak ister misin?" diye sordu ama anında cıklayarak omuz silken oğlan"İstemiyorum ki" dedi.
Devran tekrar asıl okuduğu ekrana dönerek şirketin son bir senelik satışlarını incelemeye başladı. Kucağındaki oğlanın haberi bile olmadığı ölümler Devran'ın bundan sonraki atacağı adımları belirlecekti ve şirketlerde kendi hisseleri olduğunu çoktan unutan oğlan neler olacağını zerre kadar bilmiyordu. Şu anda tek düşündüğü şey hangi üzüm tanesinin daha büyük olduğuydu.
En büyüğünü seçip ekrana odaklı adamın dudaklarına götürüp ağzını açmasını bekledi. Devran ise gayri ihtiyari ağzını açıyor, ona verilen üzümü zevkle yiyordu. Ağzındaki üzümü çiğnerken birden durup ekrana baktığı gözlerini kırpıştırıp kaşlarını çattı. Ağzındaki üzümü keyifle çiğneyen oğlana dönüp yutkunarak kucağındaki oğlanı süzdü.
Şu an ki pozisyonlarını anca fark etmişti ve kucağında sürekli hareket eden oğlanın hareketleri üst bacaklarını karıncalanıyordu. Kaşlarını çatmaya devam ederken bu kez de kendi bacaklarına bakarak hissettiği kan akışının devam ettiği yönü takip etti.
Ne döndüğünden habersiz olan oğlan ise "Bitti ama bu, yine alacam" diyerek Devran'ın kucağından kalktı. Şaşkınlıkla bacaklarına bakmaya devam eden adamı görünce telaşla "Ne oldu, döküldü mü üstüne?" diyerek onun bacaklarına ellerini koyup "Silerim şimdi" diyerek eşofmanını silmeye çalıştı ama birden bileklerini tutan adamla şokla durup başını yukarı kaldırdı.
Gözlerine bakan yeşillerde garip bakışlar geziniyordu. Şaşkınlık, heyecan, korku, telaş...
"Bir şey mi oldu?" diye fısıldadığında Devran hızla başını iki yana sallayarak ellerini çekti ve parmaklarını hareket ettirdi.
- Bacaklarım acıyor -
Agit bu kez korkuyla onun bacaklarına bakıp "Bir şey oldu demi, çok mu acıyor? Cahit abiye haber vericem, doktor çağırsın" derken odanın kapısına doğru koştu.
Devran kapanan kapının sesiyle gözlerini kapatıp arkasına yaslandı ve elini alnına koyup gülmeye başladı.
Bir kaç saat sonra Agit'e bir şeyim yok dese de eve gelen doktorla Devran olanları doktora anlattı. Yaşlı adam da gülerek Devran'a bir şeyler söyledi ama ne söylediğini herkesten saklamaya karar verdiler.
Agit kendi yaptığı bir şey olduğunu zannettiği için "Bir daha Devran'ın kucağına oturmayacağım valla, ona bir şey yaptım ben" diyerek kendisini suçluyordu. O akşam da "Uyurken zarar veririm" diye korkarak yanında yatmak istemedi ama telefonuna gelen mesajla ofladı.
Devran : Ya yatağa gelirsin ya da ben oraya gelirim
Agit oflaya oflaya Devran'ın odasına girip yatakta uzanan adamın yanına yattı ve hemen sordu.
"Doktor ne dedi? Kötü bir şey mi yapmışım?"
Devran gülümseyerek sırt üstü uzandığı yerde ellerini kaldırdı ve loş ışıkta parmaklarını hareket ettirdi.
- Çok kilo almışsın. Taşıyamamış bacaklarım -
Agit "Hiii" diyerek korkuyla yan döndü.
"Valla bir daha oturmam kucağına, çok mu acıdı? Bilsem yapmazdım ki."
Devran artık gülerek başını iki yana sallayarak yan dönmek için hareketlendi ve onu tamamen çeviren oğlanla elini onun başına koyup dalgalı saçlarını okşadı.
Agit hâlâ adama endişeyle bakarken yüzüne doğru inen büyük elle gözlerini kapatıp yanağını sıcacık ele sürttü ve yutkunarak bakan adamdan habersiz "Acımasın tamam mı?" diye mırıldandı.
Devran başını sallayarak uykusu geldiği için daha da mahsunlaşan oğlanın "Sıcak" deyip arkasını dönerek yastığına iyice gömülmesini izledi ama bir kaç saniye sonra Devran'dan uzaklaşamayan oğlana ona doğru yaklaşıp sırtını göğsüne yasladı. Belini saran adam onu biraz daha kendisine yaklaştırıp saçlarını öptü.
Ertesi günü konağa gelen Alara şirketin son durumunu iletmek için Devran'ın odasında olduğunu öğrendiğinde Zelal Hanım'ın kaş göz işaretleriyle mutfaktan çıkıp bahçede fısıldaşmaya başladılar.
"Bir şeyler dönüyor konakta, Devran artık daha yumuşak davranıyor o köylü parçasına. Sürekli dip dibeler, beraber yatıp kalkıyorlar, mutlaka bir şeyler oluyordur aralarında. O koca meraklısı oğlan kanına giriyordur, yapmışlardır çoktan."
Alara başını sallayarak kadının dediklerini onaylayıp elindeki çantayı sıktı, alt dudağını sinirle ısırarak konağın üst katındaki cama baktı.
Zelal Hanım kolunu dürterek biraz yaklaşıp "Ver şu ilacı, odada yalnız kalınca da.." diyerek ilacı kadının çantasına koydu. "Devamını biliyorsun işte, ne edersen et bize istediğimizi alman lazım."
Alara hırsla dişlerini sıkıp "Şimdi çık yukarı" diyen kadınla konağa girdi.
Hiç beklemeden üst katı çıktı ve kapıyı tıklayarak odaya girdi. Odalarında kahvaltı yapan ikili kadını gördüklerinde Devran sakince arkasına yaşanırken Agit sandalyesinden kalkıp "Hoşgeldiniz" diyerek kadına tebessüm etti ama kadını baştan aşağı süzdüğünde giydiği dekolteli elbiseyi, yüzündeki makyajı ve odaya yayılan parfüm kokusunu fark etmişti.
Garipti ama içi Devran'dan yana rahattı. Onun kendisini sevmese de başka birine de bakmayacağını biliyordu. Nitekim gözlerinin içine bakan adam gülümseyerek ellerini kaldırıp "Eline sağlık güzel oğlan, toplantıya kalmak ister misin?" diye sordu.
Agit başını iki yana sallayarak "Hayır, aşağıda işlerim var" deyip gülümsedi.
Masadaki tepsiyi alırken Alara'nın "Zaten ne anlasın şirket işlerinden" diye mırıldandı ama onu Devran çalışma odasına girerken duymamış ama Agit duymuştu. Umursamadan omuz silkip tepsiyi alarak odadan çıktı.
Alt kata indiğinde mutfakta karşılaştığı Afşin tepsiyi alırken Agit'e yaklaşarak "Yukarı çık güzel oğlan, Zelal Hanım'ın hali hal değil, bir şey olacak" deyince Agit kaşlarını çatarak üst katın merdivenlerine baktı ve bu kez itiraz etmeden başını salladı.
Merdivenlerden çıkarken ona seslenen Zelal Hanım'la durdu.
"Hişş oğlan, gel seninle bir kahve içelim." dedi ardından kadınlardan birine "Bize kahve yapın" diye emir verdi.
Agit gözlerini kapatıp derin bir nefes vererek arkasını dönüp tahta trabzanlara elini koydu.
"Benimle kahve mi içmek istediniz Zelal Hanım?"
Kadın soruyu saçma bularak göz devirip "Ben ne dedim az önce sağır mısın?" diye sordu.
Agit sinir bozucu bir tebessümle merdivenlerden bir kaç basamak inip cevap verdi.
"Sağır değilim çok şükür, sesimi de kaybetmedim değil mi? Sizin için çok üzücü oldu ama bir kez daha zehirlenmeye niyetim yok. Siz afiyetle için kahvenizi."
Ondan böyle bir çıkış ve saygısızlık beklemeyen kadın "Terbiyesiz, hadsiz" derken onları duyan hanımağa keyifle Agit'e bakıp güldü.
"Dinsizin hakkında imansız gelirmiş gelin, güzel oğlanım çok şükür açtı gözlerini."
Agit konuşan kadınla utanarak başını eğip "Kusura bakmayın hanımağam, ağzımdan birden çıktı" deyince bahçeye doğru yönelen yaşlı kadın gülerek "O ağzın iyi der oğlum, Devran'ımın eşine yakışır laflar edersin, bu yılanların hakkından bi sen gelirsin" deyince Zelal Hanım bozularak öfkeyle Agit'e baktı ama o çoktan merdivenleri çıkmaya devam etti.
Devran'ın odasına girdiğinde daha işlevi konuşan kadının sesini duyduğunda gülerek "Bi şöyle olamadım Agit" deyip çalışma odasına girdi.
Lafı yarım kalan kadın Agit'i gördüğünde göz devirerek önüne döndü ama öfkeyle elindeki kalemi sıkan adamı gördüğünde dudaklarını birbirine bastırdı.
- Seni bir kez uyaracağım Alara. Bir daha eşime göz devirdiğini görürsem kendine başka bir iş bulmak zorunda kalırsın -
Alara korkuyla "Özür dilerim" derken ayakta bekleyen Agit, Devran'ın gülümsemesiyle gözlerini kapatıp açtı.
- Sandalyeyi çek, gel yanıma otur -
Agit söyleneni yaparak sandalyeyi Devran'ın yanına iterek oturdu. Devran kadına devam etmesini işaret ederek bir elini de Agit'in bacağının üstüne koydu.
Alara konuşmaya devam ederken Devran bilgisayarına gönderilen bilanço ve mailleri inceliyordu.
Agit kadının söylediklerini az çok anlamaya başladığı için bir şey sormak için hareketlendi ama kadının küçümseyen bakışlarını görünce yutkunarak sustu.
Devran fark ettiği şeyle Agit'e dönüp - İstediğini sorabilirsin - deyince Agit ondan aldığı cesaretle kadına döndü.
Ama Alara'nın umursamaz tavırlarını görünce "Yok siz devam edin" dedi.
Devran - Peki - diyerek ekrana dönerken Alara "Sanki sorunca ne anlayacaksa" diye ağzının içinde geveledi ama bu kez eli kalem hareket ederken birden duran Devran duymuştu.
Sakince kalemi kağıdın üstüne koyup duyulduğunu anlayan kadına baktı. Alara alt dudağını dişlerken Devran sandalyesine yaslanıp elini Agit'in bacağından çekti ve kadının daha net görebilmesi ellerini kaldırdı.
- Karşındakinin çalıştığın şirketin en büyük hissedarı olduğunun ve onun da benim eşim olduğunun farkında mısın? -
Alara telaşla ellerini sallayıp "T..tabi farkındayım Devran Bey, sadece bu tarz işlere alışık olmadığı için demiştim. Yanlış anladınız beni" diyerek üzülerek bakan oğlana döndü. "Özür dilerim canım, öyle demek istemedim."
Agit utanarak omuz silkip "Önemli değil, haklısın alışkın değilim" dedi ama ona kaşlarını kaldırarak bakan Devran'ı gördüğünde gülümseyerek "Önemli de değildi gerçekten" dedi.
Devran sinirli bir nefes vererek Alara'ya döndü.
- Bak Alara, senin işin sana sorulan her ne soru olursa olsun cevap vermek, araştırmak, sorunu gidermek. Bu soruyu soran ben de olabilirim, artık şirketin ikinci sahibi Agit de olabilir. Seni bu iş için aldım -
Kadın anladım der gibi başını salladığında Devran daha anlayışlı bir yüz ifadesiyle devam etti.
- Ahlatlı ailesinin kirli oyunlarına alet olma, kimin ne yapmaya çalıştığını biliyorum. İşini seviyorsun bunun da farkındayım ama karşındaki adamı aptal sanmayı bırakın -
Alara gözleri dolu dolu çoktan anladığını söyleyen adamla endişeyle çantasındaki şişeyi çıkarıp sehpanın üstüne koydu.
"Özür dilerim Devran Bey, gerçekten bu işe ihtiyacım var. Bir daha bunlara kanmayacağım emin olabilirsiniz."
Devran sehpanın içindeki sıvı dolu küçük şişeye bakarak - O kadın mı verdi? - diye sordu.
Alara hızlı hızlı başını sallayıp korkuyla "Zehir falan değil yemin ederim, sadece şey..şey..sağlıyormuş" deyince Agit şokla Devran'a bakarken o gülüyordu.
Bir yandan gülerken bir yandan da parmaklarını hareket ettirip - O manyak kadına dediğimi ilet - deyip Agit'in yanağına parmaklarını sürttü ve kadına döndü.
- Devran Ağa sadece güzel oğlanını koynuna alıyormuş -
Agit utançtan kıpkırmızı olurken kadında anladım der gibi başını salladı. Devran ise daha da oğlanla uğraşmak için sehpadaki şişeyi işaret ederek göz kırptı.
- Al şu şişesi güzel oğlan, akşam kullanırız belki -
Agit şokla elini ağzına götürdü ardından "Çok ayıp ama ettiğin laf" diye Devran'ın bacağındaki elini çekti ama tekrar koyan adamla gözlerini kocaman açtı.
Alara ikili arasındaki iletişim şeklini ve Devran'ın ona bakarken kimseye göstermediği o samimiyeti görünce dudaklarını büzdü. Çoktan bir oğlana yenildiğinin farkındaydı artık, hem de hiçbir şey yapmadan sadece Devran'a sevgiyle bakarken bile.
Toplantı ise Agit'in de dahil olmasıyla devam etti ve Alara rakip bile olamayacağı oğlanın tüm sorularını samimiyetle cevap verdi.
Aşağıda korkuyla ordan oraya yürüyerek Alara'yı bekleyen Zelal Hanım merdivenlerden inen kadını görünce kolundan tuttuğu gibi bahçeye çıkardı.
"O yere batasıca odaya gelmeden alabildin mi? Devran Ağa yanaştı mı sana, etkileniyor mu? Söylesene kadın, iş var mı adamda?"
Alara kahkaha atınca Zelal Hanım başardığını düşünerek "Demek yalanmış, Devran Ağa'da o işi görüyormuş" diyerek kıkırdadı.
Gülmeyi kesen kadın çantasındaki küçük şişeyi Zelal Hanım'ın eline tutuşturup omuz silkti.
"Devran Ağa sadece güzel oğlanını koynuna alıyormuş, sana söylememi istedi. O oğlanda ne var, nasıl oldu da adamın yatağına girdi bilinmez ama adamın gözleri ondan başkasını görmez haberiniz olsun. Onların arasına hiçbiriniz giremezsiniz."