Derin bir nefes çektim, buğday tarlalarının arasında koşarken. Daha sararmamıştı. Yeşillerdi, ellerimi başakların arasından gezdirirken, yüzümde gülümseme eksik olmuyordu. Dilediğimce koşuyordum. Nefes nefese kalmamı sorun etmiyordum. Uyanınca gerçek hayata döndüm. Beton duvarlar, beyaz tavan karşıladı beni. Ağzımda hava almamı sağlayan bir şey vardı. Hemşire yanıma gelince ona baktım. “İyi misin?” başımı salladım sadece olumlu anlamda. Hava aldığım şeyi çıkarıp ona baktım “Ne oldu” “Şoka girdin, 1 haftadır böylesin” desene zamanım doluyor. “Telefonum” dedim sesim kısılmıştı. Hemşire telefonumu uzattı. Telefonu açtım. Galeriye girdim. Özlediğim kişinin resmini açtım. O sırada aradı. Bu ses ile konuşursam anlardı ama açmasam da bir şekilde bulurdu beni. “Alo” dedim

