Hepimiz arabanın dışındaydık ve ben Selin ablamın kollarındaydım. Selin ablam, "Seni o kadar merak ettim ki," dedi başıma küçük bir öpücük bırakırken. "Meraktan deliye döndüm. Telefonuna da ulaşılmıyor..." Akan burnumu çekerek, "Zarar gördü biraz." dedim. Lanet olası heriflerden bir tanesi henüz kırkı yeni çıkmış olan telefonumu yere fırlattığı gibi onu mahvetmiş olmalıydı. Bugün mahvolan şey iyi ki sadece bir telefondu, buna şükretmeliydim sanırım. "Hadi hep beraber içeri geçelim o zaman. Bir çay içeriz, içimiz ısınır." "Aslında ben gitsem iyi olacak," diyen Belalı ensesini kaşıdı. "Sabaha yetiştirmem gereken bir proje var." "Bir çaydan ne zarar gelebilir? Lütfen... Ayrıca sana çok kaba davrandım. İzin ver özür dileyeyim?" Arabadan inip de birkaç dakika öncesine kadar Selin abl

