Sonunda hasret bitiyordu. Saçma sebeplerle uzayıp duran işlerim nihayete erebilmişti. Konaktan kimi ararsam arayayım bir türlü ulaşamadım kimseye. İçimi bir garip tedirginlik kaplasa da Dila’ya kavuşacak olmanın heyecanı diğer tüm duygularımı bastırdı. Konağa geldiğimde henüz kahvaltı vaktiydi. İçeri girer girmez salona koştum. Gözlerim Dilayı aradı ama masada bir tek o yoktu. Hızlıca bir selam verdikten sonra, “Dila nerede?” diye sordum. Herkes birbirine bakmaya başladı. Sonunda Cihan kalktı, “Dila gitti” dedi. Bir sızı hissettim kalbimde. “Ne? Nereye gitti” “Bilmiyoruz, şuan nerede kiminle bilmiyoruz” dedi Cihan. “Ne demek bilmiyoruz Cihan! Ne oldu ben yokken!” “Abi önce bir sakin ol” dedi Rojda. “Niye sakin olacakmışım?” Herkesin tedirginliği iyice canımı sıkmaya başladı.

