Ahh ne çekmişti Leyla'nın elinden senelerce daha da çok çekecekti belliydi. Yeter ki yanında yamacında, göğsünde olsundu, cefasına da razıydı nazına, niyazına da inadina da ...
Tahir söylenerek gelen Yavuz'u görünce gülümsedi, gülünce gamzeleri kendini belli etti. Tahir'e ayrı bir hava katıyordu gamzeleri biçimli olan yüzüne çok yakışıyordu. Gamzeli mimar diyorlardı arkadaşları ona hep bu yüzden.
" Hayırdır dayımın oğlu yine neye öfkelendin " dedi gülerek. Yavuz kafasını sağa sola sallayarak geldi.
" Sorma bro senin bu dayının kızı yeterli deli olmama akıl sağlıma zarar, benimle oyun oynuyor birgün ikimizde o oyunda yanacağız haberi yok" Tahir dediklerinden birşey anlamadı. Tek anladığı Leyla Yavuz'u ne yaptı ise kızdırmıştı. Kendisine boş boş bakan kuzenine elini salladı Yavuz.
" Ulan amlamadın mı aklımla oynuyor işte kıvırtarak yürüyor saçlarını savuruyor canıma okuyor anlayacağın" deyince Tahir bastı kahkahayı. Dayı kızı cevvaldi, çetin cevizdi, kolay lokma değildi. Yavuz'un işi çok zordu gerçi kendisinin de ondan kalır yanı yoktu. Bir çetin cevizde onun başında idi.
" Lan gülmesene milleti ayağa kaldıracaksın gel çalısma odasına geçelim" Beraber çalışma odasına geçtiler. Karşılıklı koltuklara oturdular Yavuz bir sigara yaktı zehrini içine çekerken dumanını dışarıya doğru üfledi.
" Eee anlat bakalım neler oldu bugün bu söz olayı neyin nesi" Tahir'in sinirden gözü seğirdi ailesi hiç rahat durmuyorlardı.
" Sorma abi yaa tutturmuşlar başka kız bulduk bu akşam sözlen onunla. Ulan ben evi terk etmişim Senem, Senem diye inliyorum adamlar bana başkasını al diyorlar abi. Aklım hafsalam almıyor ya" Yavuz onu anlıyordu ama belliki eniştesi laftan sözden anlamıyordu eh oda anlatırdı.
" Merak etme bu işi ben kökten çözeceğim için rahat olsun gardaşım" Tahir Yavuz'a çok güveniyordu o arkasında olduğu sürece sırtı yere gelmezdi.
Yavuz Tahir ile biraz daha konuştu sabah için ilk uçaktan bilet ayırttı. Sevda ya seslendi. " Efendim abi"
"Sevda Yağız'ın odasını hazırlar mısın Tahir abin orda kalacak bu gece" Sevda başı ile tamam deyip hemen gitti odayı hazırlamaya. Tahir ile beraber bir sigara daha içtiler sonrasında Tahir dinlenmek için odaya gitti yeteri kadar yorulmuştu bugün. Yavuz gidip öğrenecekti önemli konu ne imiş.
Yavaş yavaş odaya doğru ilerledi gidip Leyla'nın kokusunda huzur bulmalıydı. Odaya girdiğinde heryer miss gibi gül kokuyordu. Yatak da uzanmış kadına baktı içi gitti. Neleri kaybettiğini şimdi daha iyi anlıyordu. Pişman mıydı hemde köpek gibi pişmandı yıllar önce gittiği için. Ama o zamanlar en doğrusunun bu olduğunu düşünmüştü çünkü o başkasına sevdalı kadına dönüp bakmazdı.
İçinde yılların pişmanlığı ile kendi tarafına geçip uzandı Leyla'nın yüzünü elinin tersi ile sevdi. Bebek gibi uyuyordu sevdiği çok masumdu ve Yavuz o masun kadını çok kırmıştı. Alnına dudaklarını bastırdı miss gibi kokusunu içine çekti. Leyla yüzünde hissettiği naif dokunuşlar ile uyanmıştı. Uyku sersemi Yavuz'a sokulup sıkıca sarıldı Yavuz da bunu bekliyormuş gibi başını eli ile göğsüne yatırdı. Leyla kafasını geriye doğru eğip Yavuz'a baktı gülümseyip sonra kafasını boynuna getirip kokladı. Dudaklarını hafif bir şekilde boynuna değdirip şah damarının üzerinden öptü. Yavuz bu hareketi ile kas katı kesildi zaten kendini sıkıyordu bazı şeyler için zamanını bekliyordu bu kadının tek bir dokunuşu nefsi ile mücadele etmesine sebep oluyordu. Kendisine kedi gibi sokulan kadının saçlarına öpücüklerini kondurdu.
" Uyuyalım güzelim yoksa ben kendimi tutamıyacağım sonrası hem sana hem bana zara sabah uçağı kaçırmamam lazım" diyerek gozlerini kapattı.
Leyla mayısmış bir şekilde" hıhı" diye mırıldandı.
Bu gece uyudukları huzurlu uyku yeni günde gelecek fırtına öncesi seslik gibiydi.
SİNOP
Kadir işten gelmiş çok yorgundu son günlerde çok çalışıyor,inşaat insaat geziyordu. Yaptıkları her işin sağlam ve güvenilir olması için denetlemeler yapıyordu. Yine öyle bir günü tamamlamış eve gelmişti. Annesi ve babası yattığı için ayakda sadece kardeşi Melike ve kuzenleri Dilek ve Melek ayakda idi.
" Abim hoşgeldin yemek hazırlayayım mı" diye soran kardeşine yorgun gözlerle baktı Kadir ne yemek yiyecek takadi vardı nede hali uyku gözlerinden akıyordu.
" Sağol abisinin ömrü çok yorgunum bir duş alıp yatacağım. Siz napıyorsunuz bakayım ?" Diye sorarak mutfağa geçti. Dilek ve Melek'i saçlarından öptü. Kardeşine gösterdiği sevginin iki katını onlara veriyordu ki kendilerini kimsesiz hissetmesinler diye.
" Nasılsınız çiceklerim varmı bir sıkıntı" Dilek ile Melek tebessüm ettiler abilerine. Öz abileri olsa ancak bu kadar severlerdi Kadir'i.
" Yok abicim çok şükür iyiyiz biz merak etme " dedi Dilek.
" Benimde bir sıkıntım yok abicim zaten amcam ilgileniyor bizle sağolasın" dedi Melek'in amcasına olan minneti gözlerinden belli oluyordu.
" İyi bakalım birşey olursa hemen söylüyorsunuz anlastık mı?" Diyerek iki kızın saçlarına öpücük kondurdu. Melike'nin de alnını öpüp odasına geçti.
O kadar yorgundu ki üzerindeki kıyafetleri çıkarıp sıcak duş un altına attı kendini. Vucuduna değen su bütün yorgunluğunu almış rahatlatmıştı Kadir'i.
Beline havlusunu sarıp banyodan çıktı dolabın önune geçip iç çamaşırı ve eşohman takımı alıp hızlıca giyindi. Yatağın üzerinde ki pikeyi açıp sırtını yatak başlığına yaslarken ayaklarını uzattı. Eline telefonunu alıp her gece olduğu gibi yatmadan i********:'a giriş yaptı. Antep'den döndüğü günden beri her gece bunu yapar olmuştu deniz gözlü doktor Kadir'in aklına ve kalbine sızmıştı bir kere.
Yaren'in hesabına girip baktı özlem duyduğu kadın bugünde çok güzeldi. Bir hastası ile fotoğraf paylaşmıştı. Bu kadına beyaz önlük çok güzel yakışıyordu. Kısa sürede nasıl bu kadar içine işlemişti bu kadın. Hala anlamıyordu hele o mavi gözleri karadenizi kıskandıracak kadar koyu ve derin bakıyorlardı. Kadir'i de etkileyen içine çeken o gözler değilmiydi. Çok az işi kalmıştı onları bitirir bitirmez kızlarıda alıp Antep'e gidecekti. Telefonu kapatıp yatağın yanında ki komidinin üzerine bıraktı. Koskoca Kadir BABADAĞ bir güzelin aşkına düşmüş fotoğraflar ile avunur olmuştu. Sevdiği kadının hayali ile derin ve guzel bir uykunun kollarına bıraktı kendini.
Kızlar mutfakda kahvelerini içip bulaşıklarıda yıkamışlardı. Melike'nin telefonuna mesaj geldi heyecen ile aldı eline telefonu sevdiği adam her gece uyumadan iyi geceler mesajı atardı. Yine ondan gelen mesajı okumak için içi kıpır kıpır açtı mesajı. Lakin gözleri gördüğü görüntüde takılı kaldı. En yakın arkadaşı ile sevdiği adam yanyana parmaklarında kırmızı kurdaleye bağlı yüzükler ve ikisininde gozlerinin içi gülüyor. Melike olduğu yerde sendeledi. Melek ve Dilek olmasa yere düşecekti ikizler tuttu kollarından sandelyeye oturtup su verdiler. Çünkü fotoğrafları onlarda görmüştü. Birbirlerinden gizli saklılaları yoktu. Melike'nin gözlerinden ard arda yaşlar süzüldü. İhanet en sevdiklerinden gelince canı iki katı yandı.
Biri 5 yılını verdiği adam sevdiği diğeri ise çocukluğu nasıl bir acı, nasıl bir ihanetdi bu böyle. Evde olmasa bağırır çağırır içindeki acıyı haykırırdı lakin evde idi ve o gözyaşlarını içine içine akıtıyordu.
Sanki sırtı iki dakikanın içinde kamburlaştı. İhanetin hançeri yüreğini oluk oluk kanattı. İnsan sevdiğine kıyarmıydı Melike sevdiği adam tarafından kalbinden kurşunlanmıştı. Bazen bir silaha gerek kalmazdı , karşınızdaki insan yaptıkları ve sözleri ile de yaralar öldürürdü sizi.
Melek ve Dilek Melike'yi odasına götürdüler. İçi dışına çıkana kadar ağladı yüreği alev alevdi ve içinde kocaman bir yanardağ vardı. Önce ılık bir duş aldırdılar sonra sakinleştirici verip uyuyana kadar yanında kaldılar. Hatta bu gece onlarda odalarına gitmeyip sabaha kadar dönüşümlü olarak başını bekleyeceklerdi.
Bir temiz sevgi daha ihanete kurban gitti. Bir sevdalı daha yüreğinden hançerlendi. Bir kadın daha bütün hayallerini, umutlarını toprağa defnetti. Ve bir adamın selası bir kadının yüreğinde okundu.....
ANTEP
Sabahın ilk ışıkları ile Sultan hanım kalkmış mutfakda işe koyulmuştu. Sırayla kızlarda gelince beraber kahvaltıyı hazırladılar. Yade Zergül erkenden kalkmıs sabah namazını kılmıştı. Sonra çocukları ve torunları için ayrı ayrı dua etti. Leyal hanım da kayın validesine bakmak için gittiğinde oturup Berwan bey den sohbet edip bazen gülüştüler bazen ağladılar. Azade hanım ve Behram bey ise sabaha huzurla kalktılar beraber giyinip aşağıya indiler. Yaren'in bugün erken saat de ameliyatı vardı o yüzden hazırlanıp hemen çıktı kızlara bile bakmaya fırsatı olmadı. Zeynep ise Senem'e baktı dostu acı çekiyordu ve ellerinden birşey gelmiyordu. Ne kadar ona aile olmaya çalışsalarda gerçek bir ailenin sıcaklığını yerini veremiyorlardı. Senem ise güne baş ağrısı ile açtı gözlerini. Dün gecenin izleri baş ağrısı olarak dönmüştü. Zeynep dostunu bildiği için kızlardan kahve istemişti birazdan getirirlerdi.
Leyla ise gözlerini yine huzurlu kollarda açtı. Burnuna dolan miskiamber kokusu huzurdu onun için doya doya çekti içine huzurun kokusunu. Hafif kafasını geriye doğru çekip Yavuz'un yüzünü inceledi. Yıllar önce sevdalandığı adamın saçlarına aklar düşmüş güzelliğine güzellik katmıştı. Güzeldi sevdiği adam hem karizması ve aurasi ile hem merhameti şefkati ile hemde adaleti ile çok güzel adamdı. Erkek adam güzel olur muydu Leyla için olurdu güzel seven adam güzel olurdu. Kalbinin yaralarını yaptıkları ile tek tek sarmıştı. Leyla her defasında ilk günkü gibi aşık olmuştu Yavuz'a. Hele o geceki tutkulu öpüşü dokunuşları hala izlerini taşıyordu uzerinde. Böyle güzel seven adamın sevdiği ,karısı olmak onur verici idi. Kadını olduğu gün tamamlanacaklar belki doğacak çocukları ile mutlu bir yuvaya sahip olacaklardı. Leyla'nın bunları düşünürken bile içi sıcacık kıpır kıpır olmuştu. Tutamadı kendini Yavuz'un yanağından öptü. Yavuz yüzünde hissettiği dudaklar ile gülümsedi. Güne böyle güzel uyanmakta vardı. Gözlerini açtığında kendisine aşkla bakan bir çift kehribar göz ile karşılaşmayı beklemiyordu. Yüzündeki tebessüm genişledi.
" Günaydın hanımağam siz beni böyle uyandırır mıydınız yaa " Geçen sabahın rövanşını alıyordu. Leyla pes dercesine baktı birazcıkda utanmıştı.
" Yavuzzz yaaa" diye mızmızlandı. Yavuz'un çok hoşuna gidiyordu onun utanınca pembeleşen yanakları ve halleri. Yavuz dururmu ani bir hareket ile hafif doğrulup Leyla'yı gıdıklamaya başladı tiki olan Leyla'nın attığı kahkahalar odalarından dışarı taşmıştı. Allahtan bulundukları katta sadece kendileri vardı yoksa konağa rezil olmaları an meselesi idi. Leyla elleri ile Yavuz'a engel olmaya çalışsa da çok başarılı olamıyordu.
Bölum sonuna geldik canlarım yeni bölümde gorusuruz.