19.BÖLÜM

2123 Kelimeler
Gerçekten acı çekiyordum. Dudaklarıma kocaman bir öpücük bırakarak banyoya girdi. Kendi kıyafetlerini giymiş olarak banyodan çıktı. Biraz soluklanıp bende banyoya girdim, çıktığımda yatak çarşaflarını toplamış yenilerini yaymaya çalışıyordu, yardım ettim. Ben odayı toplayıp giyinirken o salonu topladı çantasını eline aldı evine gitme vaktiydi. ***** Ofisimin camından bakıyordum bu günü saymazsam on iki gün kalmıştı. Artık Yasemin bana gelmiyor ben onun evine gidiyordum. Dede ve amca dediği adamlarla çok iyi anlaşıyorduk. Hasan bey yıllarca ailesinden ve ülkesinden ayrı yaşamış her an onların özlemini çekmişti. Geçmişin etkilerini hala üstünde taşıyordu, yaşadıkları kolay olaylar değildi. Hayri Bey tam bir öğretmendi, öğretmenliği sadece matematikle sınırlı değildi, çok bilgiliydi her konuda konuşulabilecek ders alınacak nadir insanlardandı. Eşi Keriman Hanım sessiz sakin kendi halinde biri gibi dursa da eskiden kurslarda biçki dikiş öğretmeni olarak görev yaptığını öğrendim. Kayınvalidem de onlardan farklı değildi kendi kendini yetirmişti. Değme aşçıyla yarışacak düzeyde yemekler yapıyordu. Onlarla birlikte oturup sohbet etmekten, sevdiğim kadını oradan oraya koştururken izlemekten büyük keyif alıyordum. Kocaman bir aile gibiydik bu durum çok hoşuma gitmişti. Mahalleyi de sevmiştim sessiz sakindi, bahçeyle çevrilmiş iki katlı evler vardı. Selamsız geçen yoktu, geldiğim zamanlarda çoğu zaman komşular bahçelerinden kopardıkları meyveleri veya yeni pişirdikleri el açması börekleri getiriyorlar hal hatır sorup gidiyorlardı. Sanki eski zamanlar komşuluğun ölmediği mahallelerden birindeydim. Buraya gelince zaman tünelinden geçmişim gibi hissediyordum, keşke buralarda ev almamın imkânı olabilseydi ama zordu hepsinin ev sahibi olduğunu öğrendim tutku derecesinde evlerine bağlıydılar. Hayri Bey yaşlarında bir adam bahçe kapısında durdu keyfiniz bol olsun diye seslendi, bende vakitli vakitsiz gelen komşulara alışmıştım, selam verip gidiyorlardı. “Hayri Bey müsaitsen bir konuşsak” “Damadımız var, konu önemli miydi?” “Yine o avukat kadın geldi evi satmazsanız başınıza çok olay gelecek dedi, ne yapacağımı bilemiyorum” “Yarın birlikte valiliğe gidelim Eşref Bey, durum böyleyken bu diyelim belki bize bir yol gösterirler” “İyi düşündün hocam bir an önce gidelim yoksa halimiz kötü olacak gibime geliyor” Neden bahsettiklerini tam anlamamıştım, Yasemin’e baktım yanıma oturup olan biteni anlattı, Serdar itinin başına geldiği operasyon bölgesi burası olabilir miydi? Yabancı ülkede böyle bir yeri yıkmayı bırak, bir tuğlasına bile el sürdürmezlerdi. Burası koruma alanı ilan edilmeliydi İstanbul içindeki saklı cennetti. Yasemin’e biraz yürüsek mi dedim hemen kabul etti. Bahçe kapısından çıktık elimle çevreyi gösterdim “Buraları bilen sensin rehberim ol” Olduğumuz sokak değil bir üst sokakta aynı şekildeydi, biraz büyük, biraz küçük evler bahçelerin içinde birbirleriyle yan yana uzanıp gidiyordu. Çoğu bahçe bakımlıydı meyve ağaçları, çiçeklerle süslenmişlerdi çok az bakımsız ev ve bahçe vardı tahminime göre onların sahipleri fazlasıyla yaşlı olanlardı. Kedisi köpeği de boldu o duvarda güneşlenen bir kedi, ağaca tırmanmaya çalışan bir diğeri. Kapıların birinin önünde uyuklayan köpek bizi fark edince başını kaldırdı “Uyumana devam et Miço yabancı değiliz” diyen Yasemin elinde ki suyu yarı boşalmış su kabına döktü. Hemen hemen her kapının önünde su kabı vardı. İki yavru kedi koşturarak gelip miçonun üstüne atladılar köpek kılını bile kıpırdatmadı. Yavrular patileriyle vuruyorlar, kulağını kemirmeye çalışıyorlar miço bana mısın demiyor uymasına devam ediyordu. Bu mahallede kedilerle köpekler bile dostluk içinde yaşıyorlardı. “Buraya geldiğimde dokuz on yaşlarındaydım, o zamanlar büyüklü küçüklü bir sürü çocuk, genç vardı. Çoğunluğu evlendi, iş için gitti buraları anne babalara kaldı sokaklar sessizleşti. Zamanla gidenler bir bir geri dönmeye başladılar, şehrin çekici kalabalığı bir süre sonra boğucu hale geliyor dediler. Gelenler orta yaş grubuydu çocukları yine şehir hayatının çekiciliğinin içinde kalmayı tercih ediyorlardı. Buralarda oturanlar yaşlı veya orta yaş grubu. Bayramlarda çok kalabalık olur sonra yine sessizleşir” “Bu bölgenin çekici yanı ne? Evleri almak istediklerini düşünmüyorum arazi değerli olmalı” “Bende tam bilmiyorum bir zamanlar şu boş araziyi görüyor musun oraya iş merkezleri yapılacağını söylemişlerdi. Metro gelecek denmişti denildiğiyle kaldı” Olay meydana çıkmıştı bu söylentinin gerçek olması yakındı, arazi bedeli birken bin olacak fazlasıyla değer kazanacaktı. Şehir hayatından bıkanlar için burası bir nimetti, metro gelmesi çevre düzenlemesini de beraberinde getirirdi. Yeni yollar, caddeler… İş merkezinin bu kadar yakına kurulacak olması da değerini fazlalaştırdı. Yukarı doğru tırmanmıştık Yasemin durdu “Şu karşı tepeyi görüyor musun? Önceden biz orada otururduk” Gösterdiği bölge çok katlı apartmanlardan oluşuyordu. “Tahta barakaların oluşturduğu yarım yamalak evlerin olduğu yerlerdi, yol bile yoktu ama ağaçlar içinde yemyeşildi kışları çok zorlansak da yazın yaşamaya doyulamazdı. Şimdi ki haline bak taş yığını” Diğer sokakları dolaşarak eve geri döndük alan çok büyüktü. Burayı almaya çalışan şirket geleceğe yatırım yapıyordu. Tüm araziyi alıp küçük evlerin yerine devasa binalar dikip, bir de alışveriş merkezi yapsa kazancı inanılmaz rakamlara ulaşırdı. Fazlasıyla iyi yatırım olurdu… Kesinlikle araştırılması gerekiyordu. ***** Taylan her zamanki gibi teklifsizce odama girip oturdu “Nerelerdesin yanına gelmesem merhaba diyeceğin yok” “Ben sabah dokuz akşam beş buradayım asıl sen nerelerdesin?” “Bende çok yoğunum, odamda pinekleyip duruyorum peder beyin kesin emirleri doğrultusunda işe gelip gidiyorum, gelmezsem kredi kartlarımı iptal edecekmiş.” “Başka türlü gelmezdin kardeşinin sorumluluğuna verilen işle ilgilensen vaktin geçer” “O iş biraz zor olacak gibi ev sahipleri satmaya gönüllü değiller, gerçi peder onların dediğine bakmaz almak için ne gerekiyorsa yapın dedi, para miktarını fazlalaştıracak hala çıkmazlarsa olay farklı hale gelecek” “Hangi bölgeden bahsediyorsun ben buraları fazla bilmiyorum” “Babam projeyi ilk sana teklif etti ilgilenmediğini söyledin bu ani ilgi nereden çıktı” “Konuşuyoruz sadece sordum gizli olduğunu bilseydim sormazdım” “Babamın demesi çok yakında arazi fazlasıyla değerlenecekmiş, İstanbul da böyle yer kalmamış kimseler uyanmadan ele geçirmek istiyor. Bölge hakkında benimde fazla bir bilgim yok. Bu gün bende Serdar’la gideceğim avukat kadın tam bir afetmiş de benim gözüm Yasemin’den başkasını görmüyor” Yine başlamıştı, sanki çok yoğunmuşum gibi dosyaları karıştırıp, bilgisayar ekranına bakmaya başladım. “Senle de konuşulmuyor, parmağında ki yüzük ne” Kahretsin çıkartmayı unutmuştum “Nişanlandım” dedim kalktığı koltuğa yine oturdu “Kiminle ne ara tanıştın da nişanlandın” “Hayat hikâyemi anlatacak değilim” “Oğlum biz arkadaş değil miyiz, kız kim ben tanıyor muyum?” “Tanımıyorsun ve asla tanımayacaksın. Çok uzun yıllar önceden tanıdığım bir kız, tekrar karşılaştık ve evlenmeye karar verdik. Konu kapanmıştır… İşim var odamdan çık senin yüzünden yoğunlaşamıyorum.” Nasıl unutmuştum adam asla değişmemişti, eskisi gibi peşime takılacak olursa bir şekilde Yasemin’i görecekti… Başım belaya girmeden bu şirketten uzaklaşmalı izimi kaybettirmeliydim. Son bir şansım kalmıştı… Bulduğum şirketin sahibi öldüğünden mirasçılarına devir olmuştu, zamanında kar getiren yer el değiştirince zarar etmeye başlamıştı. Yeni sahipleri satmaya yanaşmıyorlar teknolojiye ayak uyduramadıklarından eski makinelerle kar getirecek günleri hayal ediyorlardı. Masraf etmeden yenilik yapmadan para kazanılamazdı. Şirketin durumunu, biraz değişiklikle kar getirecek hale dönüşebileceğini. Almanın tam zamanı olduğunu anlatmalıydım. Verilecek teklif dosyasını hazırladım. Sekreterine telefon açıp Mithat Beyle görüşmek istediğimi söyledim, yerinde olmadığını birazdan geleceğini söyledi. Odamda dönüp duracağıma patronun ofisine gidebilirdim. Sekreter yerinde yoktu kapıyı tıklattım ses gelmeyince araladım içeride değildi. Ayağımın dibine gelen bu şansı kullanmalıydım. Bana tahsis edilen odanın iki katı büyüklüğündeydi, böyle olması da çok normaldi patron olan oydu. Yasemin’in dediği gibi eski model tahta oymalı aslan bacaklı masasının arkasında kocaman bir kükreyen aslan tablosu asılıydı, acaba gizli kasa orada olabilir miydi? Değildi yine eski model devasa boyutlardaki kasa Mithat Beyin masanın arkasında koltuğunun sağ tarafında, kapısı yarı aralık olarak duruyordu. Hızla duvarlara tavana baktım kamera görünmüyordu, kasayı biraz daha açtım bir katında destelerle dolar doluydu adamın bankalara bile güveni yoktu. Bulmamı istedikleri dosyalar burada olmalıydı hızlıca baktım yoklardı ilgimi çeken bir dosya oldu üstünde RVA yazıyordu hızlıca sayfaların fotoğrafını çektim, kapısını bulduğum gibi aralık bıraktım. Gelecek yakalanacağım korkusu fazlalaşmaya başlamıştı. Ses duyunca resmen panikledim düşmemek için masaya tutundum kimse yoktu. Parmaklarımın altında minik bir bombe vardı. Hırsız alarmı olmamasını dileyerek bastım masanın bacağının sol alt kısmında kapak açıldı. Kimsenin aklına gelmeyeceği yerde kesinlikle görülmeyecek şekildeydi. İçine dosya sığmayacak kadar küçüktü bir tahminim vardı USB bellekler ve tahminim doğru çıkmıştı. İki belleğin içinde ne olup olmadığına bakmadan kendi mailime gönderdim. Bulduğumu yerine koyup eski haline getirdim. Kapıyı açtım sekreter masasında değildi, önünde ki koltuğa oturdum kadın elinde çayıyla sallanarak gelip masasına geçti. “Mithat Bey ne zaman gelecekti” diye sordum “Size birazdan demiştim” diyerek cevap verip dirseklerini masaya koyup göğüslerini sıkıştırdı memeleri oldukça açık yakasından fırlayacak hale gelmişlerdi benim asla ilgimi çekmiyorlardı. Sevgilimin her bir noktası muhteşem güzellikteydi. Günlerdir ona dokunamamanın ıstırabı içindeydim. Peş peşe iki gün yaşadığımız o anları düşünmek beni delirtiyordu. Sekreter “Geldi” diyerek ayağa kalktı, Mithat Beyin yanında ki küçük oğlu olmalıydı, kız kardeşim bu it soyuna mı bakmıştı adamın görünüşü bile ofsayttı. Yasemin’in tedavi olmak için uzun süre hastanede kaldı sözleri aklıma geldi. Sağlıklı görünmüyordu kesinlikle uyuşturucu müptelasıydı… Mithat Bey beni görünce gülümsedi “Küçük oğlumla tanışmamıştın değil mi?” İkinci eşinden olan oğluydu “Tanışmamıştık” dedim elimi uzattım “Ben Oğuzhan” Elini uzattı tokalaştık “Sende babamın öve öve bitiremediği yeni eleman olmalısın” Atalarımız soydur çeker demişlerdi, davranışı abisinden farklı değildi. “Saygılı ol, siz adam olaydınız ihtiyacım olmazdı. Küçümsemeye çalıştığın, taşı altına çeviriyor” Mithat Beye sırf bu yönden sempatim vardı beni övüp oğullarını yermek için hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. “Ne vardı Oğuzhan” “Geçen gün bahsettiğim firma hakkında bilgi verecektim” “Odama geçelim” Peşlerinden gittim, Mithat Bey kasayı sonuna kadar açıp bir tomar para destesini oğlunun önüne attı. “Bu iş fazla uzadı millet uyanmadan araziyi ele geçirmeliyiz. Ne yaparsan yap hallet bu işi. Tüm tapuları almadan da önüme gelme” “Satmak istemiyorlar” “Bir sürü yolu var bu paraları bilmem neyine harca diye vermiyorum. O arazinin tümünü istiyorum gökdelenler dikeceğim. Ben geberip gittiğimde yan gelip yatacak keyfini süreceksiniz. Çalışın çalışınki biraz emekleri oldu diyeyim ” Mithat Beyin neyi ima ettiği açıkça belliydi güzellikle olmazsa zorla evlerinden edeceklerdi. Serdar ayağa kalktı paraları babasının uzattığı çantaya doldururken telefonu çaldı… Karşısındakine adamlarını toplayarak Saruhan mahallesinde ki kahveye gelmesini söyledi. Çıkıp gitti “Görüyorsun değil mi ne saygı ne sepet ben kimin için uğraşıyorum bilmiyorum” Adamın derdini dinleyecek değildim dosyamı önüne koydum anlattım, mailine hesap bilgilerini gönderdiğimi söyledim. Önereceğim miktarı onaylarsa on gün içinde şirketi alacağımızı bir ay içinde de gerekli donanım sağlanırsa kar getirecek hale getireceğimi söyledim. Daha açıklamam gereken çok bilgi vardı ama şimdi başka işlerim vardı. “Bu gün biraz erken çıkmam gerekli aklıma takılan bir şirket daha var hakkında araştırma yapmam gerekiyor” “Ne istersen onu yapabilirsin, önerdiğin şirket içinde şimdiden alım işlemlerine başla. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.” Odasından çıkar çıkmaz asansöre yürüdüm, bir dakika bile vakit kaybetmemem gerekiyordu. Taylan önüme çıktı “Ne bu acelen” “Önümden çekil toplantım var geç kalıyorum” Asansörün kapısı açılır açılmaz bindim kapı kapatma butonuna bastım neredeyse eli sıkışıyordu. Garaja iner inmez, arabama binip hareket ettim kulaklığı takıp Yasemin’e telefon açtım… -Benimi özledin hiç bu saatte açmazdın diyen cıvıl cıvıl sesini duyunca kalbim mutlulukla doldu. –Seni her an özlüyorum. Saruhan neresi biliyor musun? -Bize çok yakın aramızda üç sokak var. Niye sordun ki? -Sen neredesin? -Evdeyim kitap okuyordum -Geliyorum, kesinlikle dışarı çıkma on dakikaya yanındayım. Gelince ne olduğunu anlatırım dediğimi unutma ne duyarsan duy evde kal Hızımı biraz daha arttırdım Turgut aklıma geldi - Vay Oğuzhan’ım sen beni arar mıydın? -Diyene bak sanki sen arıyorsun da sitem ediyorsun, neyse sana danışacağım bir konu var. Saruhan Sokak civarında serserilerin evlerinden çıkmak istemeyen semt sakinlerine zarar vereceklerini duydum bu duyum ne kadar doğru bilmiyorum. Ben bu işi baştan anlatayım da kararı sen ver… Ne biliyorsam anlattım – Ne bela aileymiş, senin o semtle ne ilişkin var paçaların tutuşmuş gibisin? -Yasemin o sokak civarında oturuyor almak istedikleri evlerden biri de onların -Önceki hayatınızda adamın kuyruğunu mu kopardın ne yaptın, bir şekilde seninle ilgili ne varsa tepende? Merak etme, oraya yakın arkadaşlara haber ederim devriye gezerler Arkadaşlarıma yıllar önce aradığım kızı bulduğumu evlenmeye karar verdiğimizi nikâh tarihimizi söyleyip olan biteni anlatmıştım. Tembihlememe bile fırsat kalmadan kesinlikle Taylan’ın haberi olmaması gerektiğini söylemişlerdi… Nihayet eve gelmiştim, bahçe kapısını açıp içeri girdim alt katta kimse yoktu, kapıları perdeleri kapalıydı. Yasemin benim geldiğimi görmüş olmalıydı merdivenleri çıkmadan kapıyı açtı. Önden düğmeli bluzla kısacık şort giymişti, bir an niye geldiğimi unuttum. “Ne oldu Oğuzhan çok merak ettim” ***** Evlerini almak isteyenlerin Altun holdingin sahibi Mithat Altun olduğunu sokak serserileriyle iş birliğine girdiklerini ev sahiplerini korkutup satmaya razı edebilmek için olay çıkarmaya hazırlandıklarını anlattım. Avukatın bıraktığı anlaşma belgesinde holdingin adı yoktu. Kendi adına değil paravan olarak kurduğu küçük bir şirket için alım yapılacaktı. Adam tam bir çakaldı göz koyduğu araziye başkaları atlamasın diye işini büyük bir gizlilik içinde yürütüyordu. “Dedemler birkaç günlüğüne akrabalarına gittiler” “Annen izin alamaz mı?” “İzni yeni bitti sayılır hiç sanmıyorum” “Sizi kadın başınıza burada bırakıp ben nasıl rahat edeceğim. Hele sen tüm gün evde yalnızsın kafayı yerim” Yanıma oturup kolumun altına girdi, nasıl özlemiştim nasıl. Kolundan tutup kucağıma çektim. “Hani benden uzak duracaktın” desede halinden hiç şikâyetçi görünmüyordu “Yalnızken nasıl uzak durabilirim, niye iş çıkışı geldiğimi sanıyorsun ki tüm ailen bir arada olduğu için” Bluzunun düğmelerini açmama engel olmadı… *****
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE