2.Bölüm

2213 Kelimeler
Ceren ve Kaan beraber döndüklerinde Ceren'in yüzü gülüyordu. Kaan'ın gözleri doğrudan Yazgı'yı buldu. Halasının koluna girmiş ayakta durmaya çalışıyordu. Ceren'i unutup hızla ona doğru yürüdü. "Yardım edeyim." Yazgı'nın beline sarılıp arabaya kadar eşlik etti. Ceren az önceki öpücüğe rağmen yine kıskanmıştı. Biliyordu her şey ikisi içindi ama sevgilisinin Yazgı'ya olan ilgisinin farkındaydı. Aptal yerine konduğunun farkında olsa da o Kaan'sız yapamazdı. Yazgı elbet her şeyi hatırkayacaktı. Kaan'ın onu bırakmasını istemiyordu ama ona kalmasının tek çaresi Yazgı'nın hatırlamasıydı. Kiminle iş birliği yapacağını iyi biliyordu. Ama o Ceren'e güvenir miydi o belli değildi. "Teşekkür ederim." dedi sıcacık gülümsemesiyle Yazgı. Kaan iç geçirdi. Yazgı kendisini onun sanıyordu. Yanlışta değildi. Sadece biraz geç kalmışlardı. Ama sonunda Yazgı onundu. Eve geldiklerinde Yazgı'yı odasına yerleştirmişlerdi. Kaan bir türlü yanından ayrılmak istemiyorken Ceren bu görüntüye dayanamayıp gitmişti. Yanında sadece hastanedeki diğer kız, Kaan ve halası vardı. Eniştesi işim var diyip gitmişti. "Yazgı. Nasıl hissediyorsun kuzum?" "Ben iyiyim. Ama merak ettiğim çok şey var. Ben kaç yaşındayım, ailem ne zamandır yok, neye benziyorum, okuyor muyum, yeteneğim var mı, ne yapıyorum nasıl geçiriyorum günlerimi hepsini çok merak ediyorum." Kaan içinden hepsine cevap verse de halasına sorduğunu biliyordu. 'Çok güzelsin.' demişti neye benziyorum sorusuna cevap olarak. Her şeyden güzeldi. " Öncelikle, 19 yaşındasın. Ailen yıllar önce vefat ettiler kuzum. Görebileceğimiz en güzel kızsın. Okul okumuyorsun çünkü bazı sebeplerden dolayı okulunu yarıda bırakmak zorunda kalmıştın. Ama çok yakında yine başlayacaksın çünkü o sebepler kalktı ortadan. Sonra başka ne sormuştun? " " Ne gibi sebeplerden dolayı bıraktım ki? " Kaan ve Yazgı'nın halası birbirine baktı. Kaan kaşlarını kaldırınca Yazgı işkillendi. Ondan bir şey saklıyorlardı. Ama ne saklıyor olabilirlerdi ki? Nasıl öğrenecekti? " Yani biraz gereksiz şeyler. Hem doktor çok zorlanmamanı söyledi. Sen yorma kendini bunlarla. Hadi yat dinlen biraz ben sana bir ayran çorbası yapayım sıcak sıcak en sevdiğin." Yazgı ayran çorbası deyince iştahının kabardığını fark etti. Çok mu seviyordu acaba. Her şeyi unutup buna tepki veren midesine bakılırsa olabilirdi. Gülümseyerek cevap verdi halasına. Çıktıklarında kapıyı kapatmak için bir süre kapıyla bakışsa da ayağa kalkıp kapıyı kapatmak için ilerledi. "Hayır Füsun teyze. Biliyorsun her şey onun yüzünden oldu. Sakın dinleme. Hem seninle konuştuğum şeyleri unutma lütfen. Bu Yazgı için en iyisi." Halası tam konuşacakken kafasını kaldırıp kapıdaki Yazgı'yı gördü. Konuşmak yerine görmeden doğrudan mutfağa gidince Kaan' da kafasını kaldırdı. O bakınca Yazgı hemen geri çekilip saklandı. Kaan kafasını sallayıp güldü. 'Ah meraklı sevgilim.' Diye geçirdi içinden. Ne geldiyse onun merakı yüzünden gelmişti başlarına. Kaan dışarı çıktığında telefonunu çıkarıp Yazgı'nın eniştesi Murat'ı aradı. Halası gerizekalıydı her an her şeyi ötebilirdi. Murat akıllı adamdı. "Alo. Efendim Kaan." "Murat konuşmamız lazım. Senin karının aklında hala soru işareti var. Onu ikna et. Yoksa düşündüğün şeyi unut. Yazgı benim olmazsa para da senin olmaz." "Tamam ben onu ikna edeceğim." Kaan hiçbir şey demeden telefonu kapattıktan sonra arabasına ilerledi. Yazgı'nın onu camdan izlediğini bakmadan biliyordu. Yazgı camdan baktıktan sonra perdeyi çekip aynaya ilerledi. Kendisini merak ediyordu. Aynaya baktığındaysa kaşlarını kaldırdı. " Oha amma güzelmişim ben ya." dedi. Dudakları hariç tüm yüzünü çok beğenmişti. Dudakları biraz fazla dolgundu. Dolgun dudaktan nefret ettiğini şimdiden fark etmişti. Etrafını karıştırmaya başladı. Çekmecelerindeki makyaj malzemelerine, kıyafetlerine, bazı ıvır zıvıra bakarken bir not fark etti. 'Bu çiçekleri gönderişime şaşırmış olmalısın. Biliyorum düşman gibi görünebiliriz ama bu güzelliğin doğum gününü kutlamak en çok benim hakkım. Ne de olsa en çok ben seni görüyorum.' Hastanedeki çiçeklerin üzerinde bulduğum notun yazısıyla aynıydı. Yani bunu da Kaan yazmış olmalıydı. Ya da Yazgı'nın zekasını fazla hafife almışlardı. Yazgı Kaan'a karşı hiçbir şey hissetmiyordu. Onun gerçekten sevgilisi olup olmadığından emin değildi. Artık onun için etrafındaki biriyle sokaktan geçen birinin tek bir farkı bile yoktu. Yatağına oturdu tekrar. Bir türlü hatırlayacak bir şey bulamıyordu. Elindeki tek şey bir nottu. Bir fotoğraf bir isim yoktu. Ama biliyordu ki bir şey vardı. Aşağıda konuştukları kişi kimdi? Kimin yüzünden Yazgı bu hale gelmişti öğrenmek istiyordu. Öğrenmeliydi ama nasıl? Tabi ki etrafındakileri biraz daha tanıyarak. Onları bir şekilde daha fazla tanıyıp onlar hakkında bilgi sahibi olmalıydı. Etrafında telefon aradı. Kendi telefonu yok muydu? Kapının çalmasıyla aramayı bırakıp kapıya döndü. Halası içeri tepsiyle girdiğinde gülümsedi. Tabaktaki çorbayla karın gurultusu duyuldu. Gerçekten çok acıkmıştı. Çorbayı önüne koyduktan yanına oturup saçlarını okşadı. "Sana bir şey olacak diye aklım çıktı yavrum." "İyiyim ben merak etmeyin siz." dedi yazgı lokmaları arasında. "Ah be kuzum. Hala siz diyorsun. Nasıl iyi olduğuna inanabilirim ki? Kim olduğumu bilmiyorsun daha. Seninle küçüklük resimlerine bakalım mı yemeğini yedikten sonra, böylece annenin babanın yüzünü de görürsün ne dersin kuzum?" Yazgı yanında konuşan kadına baktı. Çok samimi gibiydi ama duyduğu şeylerden sonra yakın davranamıyordu. Kendisinden bir şey saklıyordu. " Olur bakarız. " Çorbasını içtikten sonra bir tabak daha içti. Ardından bir tabak daha. "Her şeyi unutup şu yoğurt sevdanı nasıl unutmadın be kızım. Ben hala bunu anlamadım işte." Yazgı kıkırdadı. "Demekki yoğurt sevdam herkese olan sevdamdan ayrı boyuttaymış." Halası yeğeninin gülüşüne baktıktan sonra albümü getirmek için aşağı indi. Kısa süre sonra döndüğünde Yazgı oturduğu yerden kalkmış etrafı kurcalıyordu. "Bir şey mi arıyorsun canım?" "Şey ben. Benim telefonum yok mu?" "Kazada paramparça oldu kızım, yakında yenisini alırız merak etme." Sosyal medyasını karıştırma işi yalan olmuştu anlaşılan. Beraber oturduklarında albümü açtı halası. Önce elinde biberonla gezen bir Yazgı karşıladı onları. "O biberon varya." diye parmağıyla süt dolu biberonu işaret etti. Yazgı kafasıyla onaylayarak resme baktı. Süt sever miydi acaba? "O biberonda süt yok. Ayran var." Yazgı gözlerini kocaman açarak halasına döndü. "Şaka yapıyorsun." "Hayır gerçekten. Senin bu yoğurt ayran aşkın taa ne zamandan geliyor biliyor musun?" Yazgı içinden söylendi. 'Baya biliyorum varya her şeyden haberim var salağım oturdum dinliyorum. " " Yok bilmiyorum. " dedi düşüncelerinin aksine." Ne zamandan beri geliyormuş?" diye devam ettirdi. "Annen sana hamileyken hep ayran içiyor, ayran çorbası tüketiyordu. Biz demiştik bu kız çok sevecek diye. Ama sen bambaşka bir boyut oldun." Yazgı kahkaha attı. Bir sonraki sayfada ağzı yüzü yoğurda bulanmış bir kız vardı. "Ay yok artık." dedi sonraki sayfada yine ayran içen küçüklüğünü görünce. Gerçekten bu kadar hasta mıydı? "Özellikle ekşi yoğurdu çok seversin. Senin için kaç kere köyden yoğurt getirttim de ertesi gün bitirdin. Tabi seninki de az yoğurt getirtmedi sana." diye güldü." " Kaan mı? " diye sordu Yazgı. Ondan bahsedilirken seninki denmesinden hoşlanmamıştı. " Ne Kaanı?" dedi halası. O an anladı Yazgı. Başka bir şeyler dönüyordu. Halası seninki diye hitap ettikten sonra Kaan'ın farkında bile olmamıştı. Demekki bu kişiler farklıydı. O zaman hastanede ona o çiçekleri yollayan kişide başkasıydı. Demekki Yazgı'nın hastanede olduğundan haberdardı bu kişi. Peki neden gelmiyordu? Niye yanında yoktu? Bilmiyor muydu hafızasını kaybettiğini? "Bu arada çıkış yaparken bana Yazgı Yılmazer dediniz ama çiçek getiren kurye Yazgı Ilgaz demişti." "Soyadını karıştırmıştır. Senin soyadın Yılmazer." Yazgı kafasını salladı. Olabilirdi. Bir süre odada oyalanmaktan sıkılmışken kapı çaldı. Yazgı'nın kalbi hızla attı. O mu gelmişti? Hiç bilmediği birini heyecanla bekliyordu. O kişi kimse bir an önce gelip tüm soru işaretlerini gidermeliydi. Gelen Kaan'dı. "Biz geldik." Kaan ve Ceren gelmişti. İkisinden de haz etmemişti. Neden onun dinlenmeye ihtiyacı olduğunu kabul etmiyorlardı ki? "Hoşgeldiniz." dedi sahte gülümsemesiyle. "Hoşbulduk." dedi Ceren aynı samimiyetsizlikle. Bu kızdan hiç haz etmemişti. Çok sinsi gelmişti ona. "Biz Yazgı'yı dışarı çıkarmaya geldik." "Beni dışarı çıkarmaya mı?" "Evet neden?" "Yani ben hastaneden yeni çıktım ya hani. Dinlenmem gerekmiyor mu?" "Doğru." dedi Ceren. Fırsattan istifade Kaan'la başbaşa kalabilirdi. "Ama sen turp gibisin. Hadi sana kıyafet seçelim. Yeni bir mekan açılmış canlı müzikte var." Sırtından ite ite Yazgı'yı odaya götürmüştü Kaan. Ceren'se bu anları görmemek için aşağıda kalmıştı. Kaan Yazgı'nın dolabını açıp içinden siyah bir elbise çıkardı. Yazgı elbiseye bakınca hiç hoşlanmamıştı. Bu nasıl bir elbiseydi? " Bunu giysene. En sevdiğin elbiseydi. Yani eskiden." "Eskiden öyleydi. Ama ben artık eski ben değilim. Bu elbiseyi hiç beğenmedim." dedikten sonra dolaptaki pudra pembesi kalın askılı kalp şeklinde dekoltesi olan elbiseyi çıkardı. Elbise aşırı güzeldi. O siyah elbiseyi alan zevksiz Yazgı'yla bu güzel elbiseyi alan Yazgı nasıl aynı kişiydi? Kaan öfkeyle elbisenin askısını sıkmıştı. Hatırlamıyordu bile! Hatırlamamasına rağmen Kaan'ın ona aldığı elbiseyi değil, o şerefsizin aldığı elbiseyi beğenmişti. Kafayı yiyecekti neredeyse. Aklında yoktu bile. Kim olduğunu bile bilmiyordu ama iç güdüleri bile onu seçiyordu. Pes etmek yok demişti Kaan içinden. Asla amacına ulaşmadan bırakmazdı bu işin peşini. Yazgı ya onun olacaktı, ya da onun olacaktı. Başka çare yoktu. "Tamam güzelim. Sen onu istiyorsan onu giy. Zaten sana ne giysen yakışır." elbiseyi yatağın üzerine bıraktıktan sonra bir adım atıp aralarındaki mesafeyi kapatmıştı. Ellerini beline yerleştirmişti. Yüzünü yüzüne yaklaştırınca Yazgı bu yakınlıktan iyice tiksindiğini fark etti. Hızla bir adım geri çekildi. " Sevgiliyiz ama ben bunu hatırlamıyorum. Lütfen bana biraz zaman ver." dedi hızla. Kaan bozuntuya vermedi. Zaten ona zaman verecekti. İstemediği kadar zamanı vardı. Sadece seçme şansı yoktu. Her halükarda Kaan'ı seçmek zorundaydı. "Sen nasıl istersen sevgilim. Bekliyorum giyinip inersin aşağıya." Yazgı kafasını sallayarak onay verdikten sonra bunun yeterli gelmediğini düşündü. Kendisini sürekli Kaan'a bir salağa anlatır gibi açıklama yaparken buluyordu. İç güdüsel olduğunu sanıyordu. " Tamam in sen. Ben gelirim. " dedi. Üstündekileri çıkardıktan sonra elbiseyi geçirdi üstüne. Vücudunun bazı yerlerinde hala yaralar vardı ve bacaklarından belli oluyordu büyük bir kazadan çıktığı. Umurunda olmadığını fark etti. Bu kimseyi ilgilendirmezdi sonuçta. Bulduğu makyaj malzemeleriyle hafif bir makyaj yaptıktan sonra aşağıya indi. Kaan ona aşık gözlerle bakarken Ceren resmen nefret etmişti ondan. Bakışlarına kadar hissettiriyordu. "Çok geç kalmayın halam." dedi Füsun hanım. Kaan anlayışla kafasını salladıktan sonra elini Yazgı'nın beline yerleştirdi. Ceren öfkeyle arkalarından bakıyordu. Yazgı'ysa bundan rahatsız olup adımlarını hızlanırdıktan sonra arabaya ulaştı. "Yazgı sen öne otur istersen." dedi Kaan. Yanında onu görmek istiyordu. Elini bahaneyle tutmak, vites değiştirirken varlığını belli etmek istiyordu. "Ya bu arabanın ön koltuğu bana kötü şeyler hissettiriyor. Sanki kazayı hatırlıyor gibi oluyorum." dedi arabaya kaşları çatık bakarken. Hem önde oturmamak hemde tepkilerini test etmek istiyordu. Kaan hızla arka kapıyı açıp, "O zaman sen burada otur." dedi. Anlamıştı zaten bir şeyler sakladıklarını. Dikiz aynasından sürekli Kaan'ın bakışlarına maruz kaldıktan sonra yeni açılan mekana ulaşmışlardı. Dışarıya kadar bir müzik sesi geliyordu. Duyduğu ses çok iyiydi. Kim söylüyorsa şimdiden takdiri haketmişti. Beraber içeri girdiklerinde müzik durmuştu. Oturduktan sonra yanlarına birkaç kişi gelmişti. "AA Kaan, Yazgı Ceren nasılsınız? Sizi bir arada görmek şaşırttı beni." dedi genç bir kız. Kaan öfkeyle bakıyordu kıza. Yazgı hızla birkaç bilgi almak için lafa atladı. "Biz tanışıyoruz anlaşılan." dedi. Kız kaşlarını çatsa da gülümsüyordu. "Evet tanışıyoruz. Yazgı sen iyi misin?" Yazgı tam bir şey söyleyecekken Kaan devreye girdi. "Yazgı bir kaza geçirdi. Hafızasını kaybetti. Böyle geçmişe bağlı şeyleri küt diye öğrenmesin diye yavaş yavaş anlatıyoruz. İnsan beyni sonuçta ne zaman şok geçirir bilemeyiz değil mi Hande?" Hande denen kız kaşlarını kaldırarak anladım bakışları atarken Yazgı fırsatının kaçmasına Üzülmüştü. Üzerinde hissettiği garip bakışlarla etrafında göz gezdirmeye başladı. Bir süre sonra gözleri bir çift gözle buluştu. Ona bambaşka bakan bir çift göz. Genç çocuk elindeki suyla şaşkın şaşkın bakıyordu Yazgı'ya. Yanına gelen bir kız ve erkek onu birkaç kez dürtse de o bakmayınca bakışlarını takip etmiş, baktığı yeri görünce de aynı şekilde bakmışlardı ona. Bunları da mı tanıyorlardı acaba? Yanlarına garson gelince herkes isteklerini sıralamaya başladı. "Ben bir latte alayım." "Ben bir espresso istiyorum." "Bente latte alacağım ." "Ayran var mı burada?" Üçü de Yazgı'ya garip garip bakarken kahkaha sesi duyuldu. Herkes oraya bakarken su şişesi tutan çocuk sırıtırken yanındaki kız ve erkek kahkaha krizine girmişti. Garson şaşkınca baktı. "Bulunur efendim. Yemek ister misiniz?" "Yok ben ayran alayım sadece." Ceren sinirle homurdandı. "Hafızanı kaybettin şu ayranı unutmadın ya. Her yerde rezil oluyoruz." Yazgı kaşlarını çatarak baktı. "Ayranı sevdiğimi ben bile yeni öğreniyorken sen bunu zaten biliyormuşsun. O halde neden hafızasını kaybeden senmişsin gibi davranıyorsun. Bildiğin halde getirdiniz beni buraya. Ne konuşuyorsun boş boş?" Ceren öfkeli bakışlarını Yazgı'ya çevirdi. "Boş boş konuşmak?" "Hanımlar. Eğlenmeye geldik." dedi Kaan ortamı yumuşatmak için. Sahneden ses gelince Yazgı oraya odaklandı. Az önce su içen çocuk çıkmış sahneye. Sahnedeki koltuğa oturduktan sonra Yazgı'nın gözlerinin içine bakmıştı. Üzerindekini yeni fark ediyor gibi süzmüştü onu. Kafasını eğip gülümsemişti. Kaan sahnedeki kişiyi görünce anında modu düşmüş, sinirlenmişti. "Buradan gidelim mi? Sanki sevmediniz gibi." demişti başka bahane bulamayıp. Yazgı dan cevap alamayınca kafasını çevirmiş Yazgı'nın sahneye hayran hayran baktığını görmüştü. Az önce sahnedeki çocukla beraber gülen çocuk ve kızda sahnede yerini bulunca, sanki eksik bir şey varmış gibi hissetmişti. Boş bateriye kaydı gözleri Yazgı'nın. Istemsizce o bateride hayal etti kendisini. Bir şey tanıdık geliyordu ama ne? "Yazgı duyuyor musun?" "Ha? Ne?" dedi Yazgı yeni duymuş gibi. "Gidelim mi?" "Hayır neden? Hem grup çıktı sahneye dinlemeyecek miyiz? Neden gidelim tanıyor musun onları?" "Yok hayır."Dedi Kaan hızla. Şarkı söyleyen çocuk yanındakilere bir şey söyledikten sonra çalmaya başlamışlardı. Daha ilk notasından şarkı Yazgı'nın kalbine dokunmuştu . Kendisini çok kötü hissetmişti. Bateri kısmı girdiğinde tüyleri ürpermiş, gözü yine bateriye kaymıştı. Yabancı biri oturuyordu. 'Şimdi, çatı katında inziva vakti. Nerede aranacak haklının hakkı. Dinlemeliyim vaktinde aklı Seni unutmaya çalışmakta varmış.' Gökhan Türkmen'in şarkısı çocuğun dudaklarından dökülürken Yazgı bambaşka bir dünyaya girmiş gibiydi. Son cümleyi öyle bir söylemişti ki Yazgı sanki kendisine söylenmiş gibi hissediyordu. İçine oturmuştu. 'Yarın hatırımı sorsan ne olur. Bugün hevesimi kırdın bir kere. Gitme dememle kalsan ne olur Gönlün çoktan yola çıkmış bir kere.' Hepsi sanki sadece Yazgı'ya bakıyormuş gibiydi. Kaan öfkeyle bakıyordu sahneye. Bilerek seçmişlerdi bu şarkıyı. Bunu onların yanına bırakmayacaktı. Şarkı boyunca sahnedeki çocuk bir kere bile ayırmamıştı gözlerini Yazgı'dan. Şarkı bitipte çocuk sahne arkasına gidince Yazgı lavabo bahanesiyle hızla oraya doğru gitmiş Kaan'a bir şey söyleme fırsatı vermemişti. Kalbi deli gibi atıyor, kendisini çok önemli bir şey yapıyormuş gibi hissediyordu. Hani ilkokulda öğretmenler odasının kapısını çalıp içeri girmek gibiydi. Çocuk orda oturuyordu. Adım sesiyle kafasını kaldırıp Yazgı'yı görünce duvara yasladığı ayağını indirip karşısına bakmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE