3.Bölüm

2190 Kelimeler
Yazgı karşısında ona bakan gence bakınca kalbi hızlandı. Çocuk ifadesiz bir yüzle izliyordu onu. "Merhaba." dedi sessizce. Onunla konuşmak istiyordu. Yanına gelen sahneye çıkan kız ve çocukta geldiğinde hepsi karşısına dikildi. Üçü de ifadesiz yüzle Yazgı'ya bakıyordu. Cevap alamadığında devam etti. "Çok güzel söylediniz bu arada. Ağzınıza sağlık. Yani sizin elinize senin ağzına. Yani öyle şeyler işte." Nur şaşkınca Ufuk' a baktı. Yazgı neden böyle davranıyordu. Bunca şeyden sonra onların yanında olduğu yetmezmiş gibi. "Nasıl yani?" dedi şaşkınca Nur. Yazgı ondan daha şaşkındı. Açıkca iltifat etmişti. "Sesiniz ve yeteneğiniz çok iyi sadece bunu söylemek istemiştim ben. Adım Yazgı bu arada." dedi gülümseyerek. Yakışıklı solist bu sefer yerinden doğrulup daha dikkatli izledi Yazgı'nın yüzünü. Dalga mı geçiyordu şu an. Konuşmaları gereken binlerce konu varken gelip oyun mu oynuyordu? " Sen. " dedi Ufuk. " Bizi tanımıyor musun? "  " Ha yok. Yani ünlü bir grup musunuz bilmiyorum. Zaten biliyorsam kesin hayranınız olurdum ama ben hatırlamıyorum." "Hatırlamıyorum derken?" Dedi ilk kez konuşan solist. Yazgı'nın kalbi hızla çarptı. Neyi nasıl söyleyeceğini şaşırmıştı. "Ben bir kaza geçirmişim. Bilmiyorum ben gözümü açtığımda 3 ay geçti dediler. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Halam varmış onunla kalıyorum öyle dediler." Yazgı onlara bakarken üçü de ne yapacağını bilemez haldeydi. Çınar karşısındaki kıza bakarken aklı tamamen durmuştu. Bir şey söylemek istiyordu. Nur hızla konuştu. " Yanında gelen kişiler kimler?" " Kaan sevgilim, Ceren en yakın arkadaşım. Yani öyleymiş."  Bunu söylerken bile rahatsız olmuştu. Kaan'dan bahsederken sevgilim kelimesini kullanmak içinden gelmiyordu. Tam ortadaki bir şey söyleyecekken yanlarında beliren silüetle susmuştu hepsi. Yazgı yanına döndüğünde Kaan'ı gördü. Kaan kolunu omzuna attıktan sonra karşıya baktı sinirle. "Sevgilim. Rahatsız mı ediliyorsun?" Yazgı kaşlarını çatarak baktı omzundaki koluna. Çınar'a gördüğü görüntüyle Kaan'ı öldürmemek için zor duruyordu. Onun sevdiği kadına bu şekilde dokunmaya hakkı yoktu. Üstelik zayıflığından faydalanmıştı. Neden gerçeği hemen anlatmıyordu ki? Yazgı kolunun altından çıkıp Kaan'a baktı. "Seninle bunu konuşmuştum. Ben eski Yazgı değilim ve hareketlerine biraz daha dikkat etmelisin." Kaan bozulsa da Çınar mutluydu. Sevdiği kadın hatırlasa da hatırlamasa da aynıydı. Hala onun yoğurt canavarıydı. Tam ağzını açacakken Kaan konuştu. "Ne yapabilirim ki sonuçta sana aniden her şeyi anlatamam. Ani bir bilgi yüklenmesinde kriz geçirip tekrar komaya girebilirsin kurtulma ihtimalinde düşük olurmuş doktor öyle dedi. Yavaş yavaş anımasaman lazım." Çınar dudakları aralanmış halde Yazgı'ya baktı. Onun bir daha ölüm tehlikesi yaşaması mı yoksa ikisinin hayatı mıydı önemli olan? Ama ortada sadece ikisi yoktu. " Yine de hareketlerini kısıtlar mısın? Ayrıca rahatsız edildiğim yok. Çok güzel söylemişlerdi. Bende iltifat etmek istedim. Ne var bunda?" Kaan bozulmuş şekilde baktı Yazgı'ya baktı. Hiçbir şey hatırlamasa bile Yazgı hala aynı Yazgı'ydı. Çınar gülümsedi. Yazgı üçüne de gülümsedikten sonra arkasını dönüp gittiğinde Çınar bir süre Kaan'a baktı. Daha sonra yumruğunu sıkıp Kaan'ın yüzüne geçirdi. "Benim sevdiğim kadına sevgilisi olduğunu söyledin ha?" Yere düşen Kaan'ı kaldırıp tekrar vurdu. Ardından tekrar tekrar. Ufuk ve Nur kollarından tutup kaldırdığında Kaan'ın burnu kanıyordu. "O artık senin sevdiğin kadın değil. Sana söylemiştim. Yazgı benim demişti." Çınar hızla tekrar üzerine gittiğinde yine tutulmuştu. "Anlatacağım ona her şeyi. Yazgı'yı sana bırakacağımı mı düşünüyorsun?" "Anlatamazsın. Yoksa bende ona bir şeyler anlatırım." "Ne diyorsun lan sen?!" "Yazgı'nın geçirdiği kaza senin yüzündendi unuttun mu?  Seni tanıyan Yazgı bile sana inanmayıp, yaşadığı şey yüzünden kaza geçirdi. Hiçbir şey hatırlamayan Yazgı bu kadar gerçekle sana nasıl inanacak? Öğrendiği şeylerle nasıl hayatta kalacak? Yazgı'yı ya canlı kanlı bana bırakacaksın. Ya da öldüreceksin. " Çınar duyduğu her kelimeyle kafayı yiyecek gibiydi. " Yazgı'dan uzak durmazsan senden önce her şeyi ben anlatırım Çınar. Unutma ki şu an senden çok bana güveniyor. Gözlerini açtığında ben vardım yanında. " " Elbet hatırlayacak her şeyi. O zaman ne bok yiyeceksin?" "Kaybı kalıcı. Yani şu an zorlamadığı sürece hiçbir şey hatırlayamaz. Zorlamaya kalkarsa yaşayacağı ilk şey beyin kanaması. Unuttuysan hatırlatayım Çınar. Sen onu aldattığını için uçurumdan yuvarlanıp denize düştü. Altında senin arabanla." Çınar kafayı yiyecek gibiydi. Ufuk durumu anladı. Kaan şimdi gitmezse onu öldürecekti. " Eğer Yazgı'ya bir yanlış yaptığını görürsem. " " Ben sen değilim. Aldattığını kadının peşinden koşmayı kes. Her şeyden önce en acı verici anıyı anlatırım. Biliyorsun. Bir kadının en zayıf yönü anneliktir. Bunu duyduktan sonra kendisine sana ne yapar, nefretinden kimler yanar bilemeyiz. " Kaan daha fazla bir şey söylemeden arkasını dönüp çıktı. Çınar hırsla arkasına dönüp duvara ardı arkası kesilmez yumruklar atmaya başladı. Nur duyduklarının şokundan çıkmaya çalışırken Ufuk kardeşim diye sevdiği kızın yaşadığı şeylere üzülmüştü. Nasıl çıkacaklardı bu çıkmadan kimse bilmiyordu. "Aldatmak derken? Ne diyor bu?" dedi Nur öfkeyle. Duyduğu şey doğru olmamalıydı. Çınar ne yapacağını bilmeden Ufuk'a baktı.  "Ya Nur sende o ruh hastasına mı inandın? Ne söylediğini ciddiye bile almaman gerekiyor. Sen gelmiş hesap soruyorsun. Adam Yazgı bana aşık diyor."  Nur biraz düşününce doğruluğuna inandı.  Kaan masaya döndükten sonra iki kıza da başıyla işaret verip çıkışa yönlendirdi. Yazgı çıkarken bir anlık refleksle arkasını döndüğünde ona bakan çocuğu gördü. Çok farklı bakıyordu. Bakışları az önceki gibi hissiz değildi. Hiçbir şey anlamasa da çıkarken ona gülümsedi. O gülüşün Çınar'a ümit verdiğinden habersizdi. -- Günler hızla geçerken Yazgı'nın okula başlama günü gelmişti. Bir hafta boyunca aklında sadece solist çocuk ve bakışları kalmıştı. Kaan her gün sürekli onu rahatsız ediyordu. Sıkılmıştı artık ondan. Gerçekten onunla nasıl sevgili olmuştu? Üzerine üniformayı giydikten sonra kravatı bağlamış aşağıya inmişti. Kaan her zamanki gibi dikilmişti orda. Üzerinde aynı forma vardı. "Sende mi benimle geliyorsun?" "Yazgı kaç kere anlattım ya. Beraber bitireceğiz okulumuzu. 12.sınıfı bitirememiştik. Şimdi bitirebiliriz." Yazgı onun hiçbir söylediğini dinlemiyordu. Başıyla onayladıktan sonra halasına sarılıp çıktı evden. Arabaya bindiklerinde Yazgı heyecanlandığını hissetti. İçinden bir ses bazı sorulara cevap bulacağını söylüyordu. Aklına yazılan not geldi. Düşman yazıyordu. "Kaan biz nasıl sevgili olduk.?" "Biz okulda tanıştık. Sonra konuşmaya başladık. Konuştukça birbirimize karşı bir şeyler hissettiğimizi fark ettik. 2 yıldan fazladır sevgiliyiz." "Ha hemen hoşlandık yani. Hiç anlaşamadığımız olmadı mı? Ne bileyim böyle düşman kesilmedik mi birbirimize?" "Hayır tabi ki ne düşmanı. Tabi anlaşamadığımız bazı şeyler vardı da normal sevgililer gibiydik." Yazgı gereken ipucuyu almıştı. Kaan yalan söylüyordu. Neden, nasıl, ne için bilmiyordu ama o notu sakladığına göre Yazgı için önemli biri olmalıydı. Üstelik hastaneye de çiçek göndermişti. O kişiyi bulması gerekiyordu ama bu şimdilik imkansızdı. Kendisini dedektif gibi hissediyordu. "Kaan. O zamanları bilmiyorum ama şu an lütfen bu sevgililik mevzusunu bir rafa kaldırıp iki arkadaş gibi olalım. Çünkü şu an benim için bir arkadaştan farksızsın eğer dediğin gibiyse zaten illaki sana karşı tekrar bir şeyler hissederim." Kaan'ın direksiyonu tuttuğu elleri sıkılaştı. Şu an direksiyonu kırıp Yazgı'ya zarar vermemek için zor duruyordu. Nasıl oluyordu bu? Aklı almıyordu. O sevgiliyiz diyecekti Yazgı kabul edecekti ve mutlu olacaklardı. Şimdiyse Yazgı zaten olmayan ilişkiyi bile bitiriyordu. "Sen nasıl istersen." dedi sinirli olsa da sakin olmaya çalışarak. Onu korkutmamalıydı. Nasılsa onu başkasına kaptıramaz, Çınar'da onunla ilgilenemezdi. Okula girdiklerinde müdürden sınıfı öğrenmişlerdi. Dersin ortasında içeri girdiklerinde ön sırada oturan Ceren'den çok arka sıradaki üçlü dikkatini çekmişti Yazgı'nın. Dün gördüğü gruptu. Kalbi hızla çarparken gözleri aklından çıkmayan çocuğa takıldı. Hayatında kim vardı kim yoktu bilmiyordu ama bu çocuk hepsini ezip geçebilirdi. Kaan onu sıraya doğru yönlendirse de Yazgı hızla dün gördüğü kızın yanına oturdu. Arkasında dünkü iki çocuk vardı. "Merhaba. Ben dün sizinle tanışmıştım hatırladınız mı?" Heyecanlıydı. Aynı okuldalardı. Bu işaret olmalıydı. "Evet hatırladım." dedi Nur soğukça. Çınar'dan kesin talimat almıştı. Yazgı'ya iyi davranamazlardı. Oysa Yazgı onun çocukluk arkadaşıydı. Her şeyiydi. Onun iyiliği için karaktersiz Kaan'a boyun eğmelilerdi. Yazgı aldığı soğuk cevapla üzülse de bir şey demeden arkasını döndü. "Merhaba." dedi heyecanla. Çınar yüzüne bile bakmazken Ufuk dayanamayıp gülümseyerek "Merhaba." dedi. Asla dayanamıyordu Yazgı'ya. Her zaman Yazgı'yı onun ufak kardeşi olarak görmüşlerdi ikisi de. Nur dönüp kötü bakışlar atınca Yazgı kendisini açıklama gereği duymuştu. "Şey ben sadece selam vermek için dedim. Aranızı bozmak istemedim." "Sana yanıma oturabileceğini kim söyledi?" "Şey ben. Rahatsız olacağını düşünmemiştim." Yazgı bir şey söylemelerine fırsat vermeden kalktı yanlarından. Üçününde içi acıyordu. Yazgı onlar için çok önemliydi. Onu kırmayı asla istemiyorlardı. Ama buna mecburlardı. Ufuk öne doğru uzanıp Nur'un kulağına eğildi. " Biraz abartmadın mı? Baksana ne kadar üzüldü." Nur yerine Çınar cevap verdi. "Mecburdu buna. Baksana Kaan piçi nasıl bakıyor." Kaan yanına oturan Yazgı'yla zafer gülüşleri atıyordu. Söylediğini yapıyorlardı. Bir süre sonra ders başlamış Yazgı'ysa aldığı tepkiye üzülmeye devam etmişti. Nihayet öğle arası geldiğinde Yazgı adının Çınar olduğunu yoklamadan öğrendiği yakışıklıyla tanışmak için bir adım atmaya karar vermişti. Kaan'ın lavaboya gitmesi büyük fırsattı. Çınar sınıftan çıkınca onu takip etmeye başlamıştı. Çınar başta onlar için özel olan yere gitmek üzere yola çıksa da Yazgı'nın peşinde olduğunu görmüştü. Belki bu fırsatla ona bir kez sarılabilirdi. Bodruma girdikten sonra karanlık yerde kapı yanında bekledi. Yazgı da arkasından girince hızla belinden tutup duvara yasladı ve Yazgı'yı duvarla kendi arasında sıkıştırdı. Kokusu buram buram burnuna doluyordu. Onu o kadar özlemişti ki, kaybettiğini düşününce aklı gidiyordu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Yazgı bu yakınlıkla kalbinin ağzından çıkacağını hissetti. Çok hoşuna gitmişti bu durum. Çınar'la şu an resmen sarılıyorlardı. Kafasını biraz kaldırsa dudakları birleşecekti. "Ne arıyorsun burda?" "Şey ben. Seninle tanışmak için gelmiştim." Çınar kalbinin hızına engel olamıyordu. Ne olursa olsun sevdiği kadın yine ona geliyordu. Onu öpmeyi, ona dokunmayı çok özlemişti. "Dün zaten tanıştık. Hala neden tanışmak istiyorsun ki?" "Şey ben." dedi sessizce. Ne söyleyebilirdi ki? Kendi karakterini bile bilmiyordu o. Bir anda cesaretlendi. "Ben senden hoşlandım. Bu yüzden tanışmak istedim tekrar." dedi.  Çınar bu itirafı asla beklemiyordu. Evet onun canavarı patavatsızdı ama sevgilisi olduğunu sanarken birine aşk itirafı yapmazdı. "Senin bir sevgilin var ve sen gelip bana ilanı aşk ediyorsun öyle mi? Baya iyiymiş." Yazgı şu an kafasını duvara vurmak istedi. Böyle bir şeyi nasıl açıklamadan yapmıştı? "Bak ben ne düşündüğünü biliyorum. Şu an gözünde çok iğrenç bir halde olabilirim ama Kaan benim sevgilim değil. Yani öyle de değil." Yazgı'nın şaşkın şaşkın açıklama yapmaya çalışmasıyla gülmemek için direndi. O kadar tatlıydı ki şu an onu öpmek istiyordu. Yazgı biraz durduktan sonra kafasını kaldırdı. " Şimdi şöyle. Kaan bana sevgili olduğumuzu söyledi ama ben inanmıyorum. Yalan söylediğini düşünüyorum. Bu yüzden ben hatırlayana kadar ilişki istemediğimi söyledim. O da saygı duydu." Çınar'ın içinde patlayan volkanlar bir bir sönmüştü. 'İşte benim sevgilim ' Diye naralar atıyordu kalbi. Kaan'a anında postayı koymuştu. Gülümseyerek baktı gözlerine. Yine aynı yerde aynı şekildeydiler. FLASHBACK Yazgı doğum gününde her zamanki yerine, okulun bodrum katına inmişti. Burası onun sakince kafa dinleyebildiği tek yerdi. Kapıyı açıpta içeri girdiğinde bir anda belinden çekilip duvara yaslandı. Korkuyla onu çeken kollara tutunup kafasını kaldırdığında Çınar'ı gördü. "Sen ne yaptığını sanıyorsun? Ne işin var burada ödümü kopardın." "Demek gizli sığınağın burası ha?" dedi Çınar sırıtarak. "Beni mi takip ediyorsun?" "Doğum günü hediyeni beğendin mi?" Yazgı sinirlenmişti. Yine sorusunu es geçmişti ayı oğlu ayı. Ne zaman insan olacaktı bu çocuk? "Çınar. Bir gün seni gerçekten döveceğim." İkisi de bu cümle karşısında önce boş boş baksa da sonrasında gülmeye başlamıştı. Çok saçma bir cümleydi. Onu dövmeyi geç Yazgı Çınar'ın canını bike yakamazdı. Birbirlerine fazla yakınlardı. Çınar bu durumdan memnun olsa da Yazgı farklı hissetmişti. Çınar'la işleri güçleri birbirine zıt düşmekti. Üstelik onun yüzünden okulda 2 saat fazla kalmıştı. "Senin yüzünden ceza aldım ben öküzlerin efendisi. Ne diye hocanın sandalyesiyle değiştiriyorsun.?" "Ne yapayım güzelim. Bizim görevimiz birbirimize şerefsizlik yapmak değil miydi?" Yazgı kıkırdadı. Çınar'sa izledi güzel gülüşünü. Ne kadar düşman gibi davransalarda, Çınar Yazgı'nın güzelliğinden etkilenmeden yapamıyordu. "Hediyeni beğendim. Açıkcası şaşırdım da. Bana çiçek yollayacağın aklıma gelmezdi. Kırmızı güller tesadüf müydü yoksa en sevdiğim çiçek olduğunu biliyor muydun?"  "Hem biliyordum hem tesadüftü."  "Nasıl yani?"  "Yani biliyordum. Ama beğenip yolladıktan sonra fark ettim en sevdiğin çiçekleri gönderdiğimi."  Çınar Yazgı'ya hitaben konuşurken gözü boynuna kaydı. Güllerin arasında gönderdiği melek kanatlı kolyeyi takmıştı.  "2. Hediyemi de bayağı beğenmişsin." dedi gülümseyerek.  Yazgı kafasını eğip boynuna baktıktan sonra tekrar güldü. "Beğenmedim desem yalan olur. İki hediye almanda baya şaşırttı." dedi.  Çınar kalbi hızla atarken merakla beklediği şeyi nihayet yapma yolunda adım attı.  "Allahın hakkı üçtür bilirsin. Üçüncü hediyeme hazır mısın?"  "Yok artık birtane daha mı? Beni çok şaşırıyorsun."  Çınar yüzünü yaklaştırdı yüzüne.  "Kim bilir belki daha çok şaşırırsın."  Eliyle çenesinin altından destek verip kafasını hafif kaldırdıktan sonra bastırdı dudaklarını Yazgı'nın dudaklarına.  Yazgı, kalbi üç yüz beş yüz atarken nasıl bir tepki vereceğini bilmiyordu.  Çınar'dan etkilenmiyor değildi ancak onunda aynı şekilde etkilendiğinin farkında bile değildi.  Kafasını hafif geri çekip gözlerine baktı.  "Neden yaptın bunu?"  "Çünkü sana ne kadar düşman gibi davransamda senden etkilenmemek mümkün değil. Sürekli aklımdasın. İlla bir şey söylemek zorunda değilsin. Karşılık vermek zorunda da değilsin. İstersen itip tokatta atabilirsin. Sadece şu an içimden geldiği gibi davranıyorum. Madem yaptım bir kere gerisi gelsin. " Uzun soluklu cümlesinden sonra duvara yasladığı elini Yazgı'nın beline sarıp kendisine yapıştırdıktan sonra yine çenesinden kaldırıp öptü Yazgı'yı. Bir türlü çekilmek istemiyordu. Ne yumuşak dudakları vardı bu kızın?  Yazgı ellerini kollarına çıkardıktan sonra bir an düşündü. Bu anı Çınar istemişti. Adı üzerindeydi. Hediye.  Kollarını Çınar'ın boynuna sardıktan sonra dudaklarını oynattı.  Çınar aldığı karşılıkla daha tutkulu öpmeye başladı. Günlerce birbirlerini mental olarak delirttikten sonra şimdi birbirleri için deliriyorlardı.  Okulun deposunda sarmaş dolaş öpüşüyor ve bundanda mutluluk duyuyorlardı.  Yazgı hafif çekildikten sonra Çınar alnını alnına yasladı.  "Biz düşmanız. Yani burdan çıkınca bunların hepsini unutacağız anlaştık mı?" Çınar güldü.  "Anlaşalım anlaşmasına da,bunun bir daha olmayacağı sözünü vermem." dedi. Yazgı gülerek karşılık verdi. Bu kez kendisi bastırdı dudaklarını Çınar'ın dudaklarına. Onu öpmek biraz fazla keyif vermişti ona. İlk öptüğü kişinin düşmanı olmasından ziyade, Çınar olması onu mutlu etmişti.  O an tamamen kabullenmişti. Yazgı Çınar'a kör kütük bağlanmıştı. Çınar'sa bu kabullenmeyi çoktan gerçekleştirmiş, dudaklarının üzerinde gezen dudakların tadını çıkarıyordu. Çoktan Yazgı'yı öpmek için yeni bahaneler bulma çabasına girmişti bile. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE