4.Bölüm

2198 Kelimeler
Yazgı oldukları halden ayrılmayı hiç istemiyordu. Koridordan gelen sesle Çınar uzaklaştı Yazgı'dan. Yazgı bundan hoşnut olmasa da birine yakalanmak istemezdi. "Ben tek gecelik ilişki takılıyorum. İstersen numaramı veririm ama fazlası olmaz." dedi Yazgı'yı kendisinden soğutacağını bile bile. Yazgı'nın duyduğu şeyle midesi kalkmıştı. "İğrenç. Nasıl her gece farklı bir kıza dokunabiliyorsun?" "Ben böyleyim." Başka çaresi yoktu. Tanıyordu sevgilisini o bir kere hoşlandım derse asla bırakmazdı bu işin peşini. "Bence böyle değilsin." Çınar gözlerini diktiği yerden kafasını kaldırıp gözlerine baktı. Bir anlığına Yazgı'nın gözlerinde kendi Yazgı'sının bakışlarını gördü. Ona aşkla bakan gözlerine karşı perdelerini indirmemek imkansızdı. Yazgı Çınar'ın bakışlarının değişmesiyle doğru noktaya parmak bastığını biliyordu. Bir adım yaklaştı. "Bence senin canını bir şey yaktı. Sen sevsen, çok güzel severmişsin gibi geliyor." Çınar iç çekti. 'Bir bilsen seni nasıl güzel sevdiğimi.' "Yok öyle bir şey. Olsa da seni ilgilendirmez. Sana karşı bir şey hissetmiyorum. Hızlı kabullensen iyi olur." Çınar kapıda gördüğü bir çift nefret dolu gözden sonra hızla sıralamıştı cümlelerini. Yazgı'nın bir şey söylemesine fırsat vermeden kapıdan çıkmış yürürken Kaan'a omuz atıp sınıfa gitmişti. Şerefsiz yine gelmiş engel olmuştu Yazgı'yı izlemesine. Ne kadar güzelde tanıyordu sevgilisini. Her zamanki Yazgı'lığını konuşturmuştu. Birde onu özleyen, ona ihtiyacı olan diğer kişiyi de bilseydi her şey yoluna girebilirdi. Nasıl kavuşacaklarını bilmiyordu, ona bir şey olmaması için ondan vazgeçmeye hazırdı. Yazgı bir anda çekip giden Çınar'ın arkasından bakmak için adım attığında Çınar'ın giderken Kaan'a bilerek omuz attığını gördü. Aralarında bir nefret sezmişti. Bu işin içinde başka iş vardı. "Ne yapıyorsunuz burada?" "Yolumu kaybettim Çınar'ı buldum. Asıl sen ne yapıyorsun burada?"  "Burası bizim seninle gizli yerimizdi. Sen beni terk edince nereye gideceğimi bilemedim bende buraya geldim." dedi tüm olayı kendine çevirerek.  "Bizim gizli yerimiz derken?"  Kaan bir adım atıp yaklaştı. Tıpkı Çınar gibi elini beline sardıktan sonra Yazgı'ya baktı.  "Seni ilk burada öpmüştüm."  Yazgı az önceki gibi heyecanlı değildi. Aksine hiç hoşlanmamıştı bu durumdan. Kaan'a karşı hiç normal şeyler hissetmiyordu. Onda Yazgı'yı tiksindiren bir şeyler vardı. Kendisini geriye çekti. "Güzel zamanlardır eminimki. Yukarı çıkalım mı zil çalmak üzeredir." Kaan ellerini çektikten sonra kafasıyla onaylayıp Yazgı'ya yol verdi. "Geç bakalım." Yazgı çıkarken arkasındaki bodruma baktı. Karanlıktı ama onun için güzel bir yer gibiydi. Şimdi tiksinmişti oradan. Bununla birde öpüşmüş müydü? Sınıfa girdikten sonra Çınar'a baktı. Çınar ona bakmamıştı. Yanındaki Ufuk Yazgı'nın Çınar'a baktığını görünce belli etmeden sırtını döndü ona. "Yazgı buraya bakıyor." dedi Nur ve Çınar'a. Çınar kafasını eğip gülümsedi. Ufuk ve Nur gülümsemesinin sebebini anlamamıştı. "Hayırdır ne gülüyorsun, Yazgı hatırladı da bizim mi haberimiz yok?" "O hatırlamadı. Ama kalbi de hiç unutmadı." "O ne demek abi?" diye sordu Ufuk. "Az önce. Bodruma kadar takip etti beni. Sordum. Senden hoşlanıyorum dedi. Kaan piçi yokluğumda sevgiliyiz falan demiş. Ama Yazgı inanmamış. Sevgili olmadıklarını, Kaan'ın yalan söylediğini düşünüyor. Ayrılmak istemiş. Olmayan ilişkiyi bitirmiş. Kaan'ın hiç şansı yok. Yazgı sadece benim. Hepte öyle kalacak." Üçü de keyifliydi. Yazgı'ysa mutsuzdu. Çınar'ın ona söyleyip gittiği şeyler çok can yakıcıydı. Tamam ondan hoşlanmıştı ama bu Çınar'a Yazgı'yı aşağılama yetkisini vermiyordu.  Nihayet gün bittiğinde ve eve gittiklerinde Kaan Yazgı'nın boşluğundan faydalanıp yanağını öpmüştü. Yazgı bundan hoşlanmasa da hiçbir şey söyleme mecali yoktu. Gün onu çok yormuştu. Hele ki Çınar'la yaşadığı şeyler. Neden ona hoşlandığını söylemişti ki? Bugün söylediği şeyleri ona tek tek ödeyecekti. Biraz daha odasını karıştırıp kayda değer bir şey bulamayınca hemen uyuyakalmıştı.  Gözlerini halasının sesiyle açan Yazgı oflayarak kalktı. Neden okumayı kabul etti ki. Emindi geçmişte okulu isteyerek bırakmış ve şimdi halası hatırlamamasını fırsat bilip, bilerek okula gönderiyordu.  Oflamaya devam ederek formalarını giydikten sonra aşağı indi. Kahvaltı yaptıktan sonra kapıya damlayan Kaan'la beraber okula koyuldu. Bu çocuk nerden yapışmıştı Yazgı'ya? Hep böyle gelecek miydi?  Otobüs derdi bile çekebilirdi ama bu Kaan denen çocuk gerçekte neyiyse onu dinlemeye zerre tahammül edemiyordu.  Okula geldiklerinde Kaan bir türlü susmamış ikisinin bir sürü anısını anlatıp durmuştu.  "Bir keresinde de beraber luna..." "Kaan!" Kaan susup Yazgı'ya baktı.  "Gerçekten yoruldum artık, kendin o gün bir anda yüklenilmemeli dedin ve bugün yirmi tane anı anlattın."  "Haklısın. Darladım özür dilerim. Ama."  Belinden sarılıp kendisine çekti ve arabayla arasına yasladı.  "Ne yapabilirim ki, seni çok özlüyorum. Bende bir an önce beni sevdiğini hatırla istiyorum. Eskisi gibi sarıl, sıcacık gülümse." dudaklarını dudaklarına yaklaştı. "Eskisi gibi öp beni." dudaklarını gittikçe daha çok yaklaştırırken Yazgı kollarının arasından çıkmak için çabalıyordu ama Kaan çok sıkı tutuyordu. Sanki aklı başında değil gibiydi.  Olanları uzaktan izleyen Çınar Kaan'ı öldürmemek için çok zor duruyordu. Ufuk kollarından tutmasa çoktan üzerine uçup onu gebertebilirdi. Çınar tam Ufuk'tan kurtulmuşken Yazgı'nın Kaan'ı itip ona tokat attığını görünce duraksadı.  Kaan yediği tokatla kendisine gelmişken olan şeyle şaşırmıştı. "Yazgı ben özür dilerim."  "Sana güvenmiyorum. Zaten güvenmiyordum şimdi iyice soğudum senden. Benden uzak dur."  Hızla sınıfa doğru giderken Kaan Çınar'ın onları izlediğini gördü. Bu sinirlerini daha çok bozarken arabanın kapısına geçirdi yumruğunu. Her şeyi batırmıştı. Yazgı'yı kazanmaya çalışırken hepten kaybetmişti. Öfkeyle sınıfa girdiğinde Yazgı'nın başka bir kızın yanına oturmuş onunla sohbet ettiğini gördü. Yazgı dönüp ona bakma zahmetine bile girmemişti. Gerekte görmüyordu. Birkaç günde ondan o kadar sıkılmıştı ki ne demek iki yıldan fazla sevgili kalmak Kaan'la bir gün bile çok zor geçiyordu, gün bitmek bilmiyordu.  Ondan kurtulmanın yolunu bulmuşken bunu harcayamazdı. Yeni tanıştığı arkadaşı Yeşim çok tatlı biriydi. Zil çalıpta herkes içeri girmeye başladığında bile Yazgı Yeşim'le konuşmayı bir türlü bırakmamıştı. Nihayet sırları olmayan tıpkı kendisini tanıdığı gibi yeni tanıdığı başka birini bulmak ona epey iyi gelmişti.  "Yani sen şimdi gerçekten hiçbir şey hatırlamıyor musun? Ya nasıl bir his acaba çok merak ediyorum."  "İğrenç bir his. Etrafında sana kim yalan söylüyor kim doğru söylüyor asla bilmiyorsun. Hiçbir şeyden emin değilsin. İnan senin gibi yeni biriyle tanışmaya öyle çok ihtiyacım vardı ki. İyi ki yanına oturmuşum. " Konuşurken Çınar'ın kapıdan geçtiğini fark etti. Çınar'ın gözleri doğrudan Yazgı'yı bulurken Yazgı ona bakmaya tenezzül bile etmemişti. Hala çok öfkeliydi. Söylediği şeyler büyük bir aptallıktı.  " Of bende seninle tanıştığıma aşırı mutluyum. Daha önce kimse sana çok güzel olduğunu söylemiş miydi?" Yazgı kıkırdadı.  "Söylediyselerde hatırlamıyorum." ikisi de boş boş birbirlerine baktıktan sonra bir anda kahkaha atmaya başladı. Bir anlık boşlukla durum çok komiklerine gitmişti.  Kaan, Çınar, Ufuk, Nur, Ceren hepsi Yazgı'nın Yeşim'le eğlendiğini, kahkaha attığını görünce o tarafa dönmüştü. Nihayet hoca geldiğinde ikisi zar zor susmuştu. Hoca 3 kere uyarmıştı susmaları için.  Çınar Yazgı'nın her gülüşünde gülümsüyordu. Kahkahasını, şen sesini duymayı çok özlemişti. Kaan'sa Yeşim'e öfkeyle bakıyordu. Yazgı'nın beraber gülmesi gereken kişi o değil kendisiydi.  Nihayet 2 saatlik öğle arası geldiğinde Yazgı gülmekten ağlamak üzereydi. Resmen Yeşim aylardır beklediği insanmış gibi geliyordu.  Yeşim kantine giderken Yazgı'nın karnı hiç aç değildi. Boş boş okulda geziyordu. Koridoru dönerken ilerideki Kaan'ı görünce hızla gördüğü ilk sınıfa girdi.  Duyduğu sesle ileriye baktı.  Çınar ileride elindeki gitar çalıp şarkı söylüyordu. Söylediği şarkı Yazgı'ya çok tanıdık geliyordu. ' Sanki elimi hiç bırakmamışsın gibi Yokluğunda kendi kendime inandım, dayandım. Sanki kötü sonlu hiç hikaye yokmuş gibi Sonumuzun iyi biteceğini varsaydım, yalandı. " Toygar Işıklı'nın Hayat gibi şarkısı müzik odasında yankılanırken Yazgı kendisini çok tanıdık bir ortamda bulmuş gibi hissetti. Yanındaki bateriye baktı. Dokunmak istiyordu ama gürültü yapmak istemiyordu. ' Acımasızsın isyankarsın vefasızsın riyakarsın. Hem günahsız hem günahkarsın hayat gibi. Hayat gibi. Hayat gibi.' Çınar söylemeyi bitirdikten sonra bi an sessizlik oldu. Daha sonra öfkeyle elindeki gitarı baterinin üzerine fırlattı. Nefret ediyordu artık şarkı söylemektende enstrüman görmektende. Arkada duyduğu inleme sesiyle döndüğünde Yazgı'nın sağ el bileğini tutarak gözlerinin dolu dolu baktığını gördü. Gitarı fırlattığında Yazgı bateriye dokunduğu için gitar tam eline gelmişti. Canı tahmin ettiğinden çok acıyordu. "Yazgı!" Çınar yaptığı şeyi fark edince hızla ona doğru koşmuştu. Onun canını yakma ihtimali bile Çınar'ı deli ederken, Yazgı Çınar yüzünden yaralanmıştı. "İyi misin çok acıyor mu?" "Biraz." dedi gözleri dolu dolu. Ağlamamak için zor duruyordu. Çınar gözlerine baktı. Gözünün içinden belliydi canının ne kadar yandığını. Biliyordu, tanıyordu sevdiği kadını. Onun acı eşiği çok düşüktü. En ufak şeyde canı acırdı. Zaten sırf bu yüzden çok garip şeyler yaşamamışlar mıydı? Canı acıyacak diye birlikte olmaktan bile çok korkmuştu. Şimdiyse onun yüzünden bileği ciddi zarar görmüştü. "Bekle burada." Çınar çıkınca yazgı gözyaşlarına hakim olamamıştı. Bileği gerçekten çok acımıştı şimdiyse Çınar hiçbir şey yapmadan gitmişti. Bileğini oynatmaya çalıştığında canının fazla acıdığını fark etti. Bileğini kesin olarak incitmişti. Kısa süre sonra Çınar elinde birkaç şeyle çıkagelmişti. Yazgı'ya "Otur." diye emretti. Yazgı sandalyeye oturunca "Çok alçak orası masanın üzerine otur." demişti. Yazgı bu kez kalkıp tek eliyle zıplayarak masaya oturmaya çalışsa da masa yüksekteydi. Çınar onun halini görünce elindekileri masanın kenarına bırakıp Yazgı'yı belinin iki yanından kavradı. Kaldırıp masaya oturttuğunda Yazgı heyecan yapmıştı. Daha sonra bileğine şeffaf bir jel sürdü.  "Ne bu?"  "Buz jeli. Bileğinin şişmesini engeller. Buzla gezmekten nefret edersin diye getirdim."  Yazgı merakla gözlerini kırpıştırdı.  "Buzla gezmekten nefret mi ederim? Sen bunu nerden biliyorsun?"  Çınar kırdığı potla dudaklarını ısırdı. "Bildiğimden değil. Buzla gezmeyi sevmeyeceğini düşündüm."  Büyük bir dikkatle canını yakmadan sargıyı sararken dayanamayıp konuştu.  "Sevgiline neden tokat attın?"  "Kaç kere söyleyeceğim? O benim sevgilim değil. Beni öpmeye çalıştı bende aklını başına getirdim."  Çınar kafasını eğip güldü. Yazgı bu hareketi her gördüğünde kalbinin çarpmasına engel olamıyordu.  Kafasını eğip gülmesi çok hoşuna gidiyordu.  "Burada ne yapıyordun?"  "Şarkı söylediğini duydum. Neden bu kadar öfkelendin? Seni bu kadar üzen şey ne?"  Dayanamayıp boş elini Çınar'ın yanağına yerleştirdi.  "Söyleyemem." diye fısıldadı Çınar. Tüm yelkenleri suya indirmişti. Şu an Yazgı'nın gözlerinin içine baktığı an dayanamayıp öpebilirdi onu.  "Ben yardım ederim sana, yanında olurum. Sebebini söylemen yeterli."  ' Sebebi sensin. Beni hatırlamaman. Hatırlamak zorunda olduğun şeyleri görmemen.' diye bağırıyordu Çınar'ın iç sesi.  Çınar hızla kafasını çekip ayağa kalktı. "Bir süre zorlama bileğini." dedi. Yazgı az önceki konuşma hiç yokmuş gibi birden böyle değişmesine bozulmuştu. Tam yumuşamış derken yine öküz gibi olmuştu.  "Bateriyi neden kırdın Allahın öküzü?"  Çınar öküz lafını duyunca gözlerine baktı. Güldü. O bateri sadece kendi Yazgı'sı için vardı. Bu okula bile Yazgı için gelmişti o alet.  FLASHBACK  "Oha şu güzelliğe bak!"  Yazgı gördüğü bateriye doğru koşup naifçe dokundu. Hayatında gördüğü en güzel şey olabilirdi.  İçeriye gülümseyerek giren Çınar kapıyı kapatıp Yazgı'ya yaklaştı.  "Yeni müzik odasına inanabiliyor musun? Üstelik bateri aşırı güzel."  Çınar Yazgı'ya daha çok yaklaşıp gülüşünü daha yakından izledi. Daha sonra kendisine çekip beline sarıldı. Hediye öpücükten sonra hiç yalnız kalmamışlardı, üstelik Yazgı sınıfta Çınar'a bakmıyordu bile. Sadece bateri sevdasını öğrenmişti Çınar. Ona bir bateri almasına asla izin vermeyeceğini biliyordu. Bu yüzden üzerine düşeni gerçekleştirdi. "Beğendin mi?" diye sordu yüzünü boynuna yaklaştırırken. Yazgı bu yakınlıktan dolayı heyecanlansa da çok tedirgindi. Bir sınıftaydılar ve her an biri gelebilirdi. "Çınar biri giricek içeri şimdi." çekilmeye çalışsa da Çınar onu daha çok çekti kendisine. "Bu odaya sadece müzik dersi olanlar girebilir. Onun dışında yasak."  "Biz nasıl buradayız?"  "Biz özel izinliyiz."  "Bir dakika ya. Sen neden benim beğenip beğenmediğimi sordun?"  Yazgı şaşkın şaşkın bakıyordu Çınar'a. Ne alakaydı ki?  "Sen değil miydin geçen güç baterilere hayranlıkla bakıp keşke benimde baterim olsa diyen. Sana almama izin vermeyeceğini biliyordum. Bende sana dilediğince çalabileceğin bir ortam yarattım."  Yazgı yan yan durduğu çınarın kollarının arasında bir anda ona doğru döndü.  " Nasıl yani sen, bütün bunları sen mi yaptın? Hemde benim için? " Çınar yüzünü yaklaştırdı yüzüne.  " Senin için yaptım. " " Ama sen benden nefret ediyordun? " " Sence nefret mi ediyorum senden? Yoksa etkinden çıkmayı bir türlü başaramıyor muyum?"  Dudaklarını yaklaştırdı. Belini daha sıkı kavradı.  Yazgı ellerini Çınar'ın omuzlarına çıkardı. Okuldaydılar. Üstelik kimin müzik dersi vardı bilmiyorlardı. "Çınar. "dedi sessizce.  " Yazgı. " dedi Çınar aynı tonla. Dudakları arasında kısacık mesafe vardı. Yazgı hevesle beklerken, Çınar onun tepkisinden çekiniyor ne yapacağını bekliyordu.  Kapıdan bir tıkırtı gelince Yazgı hızla uzaklaştı ve pencereye doğru gidip sırtını döndü. İçeriye yanlışlıkla giren küçük sınıflardan bir çocuk "Pardon abi." diyip geri çıkmıştı. Çınar şansını kaçırdığı için üzüldü. Eline Gitarı aldı. Yazgı gelen tıngırtıyla arkasını döndü.  "Öğreteyim mi?" diye sordu Çınar gülümseyerek.  Yazgı da gülerek baktı. "Benim ilgi alanım bu bebek." dedi baterinin bir davuluna bir kez vurarak.  "Fazla enstrüman göz çıkarmaz. Gel hadi." dedi Çınar. Yazgı ona doğru gittiğinde gitarı kaldırıp masaya oturmasını işaret etmişti. Yazgı masaya oturduktan sonra gitarı eline aldı. Rastgele şekilde tellere dokunup şarkı söylemeye başlamıştı.  'Acımasızsın isyankarsın vefasızsın riyakarsın."  Çınar duyduğu saçma ritim ve şarkıyla kahkahasını tutamamıştı. Arkasından Yazgı'ya sarılıp Bi kolunu sağından Bi kolunu solundan geçirerek gitarı tutmuştu. Yazgı heyecanla taş kesilmişti. Çenesini Yazgı'nın omzuna yasayarak tellere dokunup nota sesi çıkarmıştı. Yazgı gibi rastgele ve saçma çıkmıyor aksine müziğe göre ilerliyordu. Çınar devamını getirdi. "Hem günahsız hem günahkarsın hayat gibi." Yazgı Çınar'ın sesiyle gözlerini kocaman açtı. Duyduğu ses en güzel ses olabilirdi. Tabi dünyanın en güzel sesi Çınar için de Yazgı'nın sesiydi. Çınar susup güldüğünde Yazgı yüzünü hafif Çınar'a doğru çevirmiş ikisinin yanağının birleşmesini sağlamıştı. " Devam etsene." diye mırıldandı.  Çınar'da aynı şekilde ona doğru dönerek baskı yapmıştı yanağına. Yazgı'nın sırtı göğsüne yapışmış haldeydi.  Çınar parmaklarını gitarda hareket ettirmeye başladı.  "Sanki elimi hiç bırakmamışsın gibi  Yokluğunda kendi kendime inandım, dayandım  Sanki kötü sonlu hiç hikaye yokmuş gibi  Sonumuzun iyi biteceğini varsaydım, inandım."  Yarısında Yazgı'nın da eşlik etmesiyle şarkı bambaşka bir güzellik almıştı.  Çınar yanağını Yazgı'nın yanağından ayırıp kafasını ona çevirdi. " Duyduğum en güzel sese sahipsin. " dedi kulağına doğru fısıldayarak. Yazgı da ona dönmüştü. Yüzleri birbirlerine çok yakındı. "Çünkü kendi sesini benim kulağımdan duyamıyorsun." diye fısıldadı aynı şekilde. "Biz düşmandık. Ne ara böyle olduk?" diye sordu Çınar. "Nasıl olduk?" diye soruyla karşılık verdi Yazgı. Odaklanamıyordu cümlelere. Aklı dudaklarının bir santim ilerisindeki dudaklardaydı.  "Birbirimizi delirtiyorduk. Şimdi birbirimiz için deli oluyoruz. Doğru değil mi?" Yazgı aldığı itiraf karşısında bir anlığına gözlerini Çınar'ın dudaklarından ayırıp gözlerine baktı. Çınar aynı şekilde bakıyordu gözlerine. "Doğru." diye fısıldadı. Ve ikisininde can attığı şey oldu. Nihayet dudakları birbirine kavuştu. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE