10.Bölüm

1140 Kelimeler
"Ne? Ne demek üzgünüm? Ölmüş olamaz!" "Sakin olun hanımefendi. Arkadaşınız şimdilik yaşıyor. Ancak geldiğinde çok kötü haldeydi. Ailesine haber verseniz iyi olur. Bu gece yoğun bakımda kalacak. Sabaha çıkar mı emin değilim. Tek yapacağınız dua etmek olabilir. Ailesine haber verir misiniz?" "Bizde numarası yok sende var mı Yazgı?" dedi Nehir. "Yok." "Biz hallederiz doktor bey önce konuşmamız gerekenler var." herkes arkadaki iki polis memuruna baktı. Doktor onaylayıp gidince polisler Yazgı ve Çınar'a doğru geldi. "Öncelikle kırmızı ışığı ihmal ettiniz bu yüzden ceza ödemelisiniz. Ancak durumunuzun acil olduğunu Kendimiz gördüğümüz için bu seferlik affediyorum. Şimdi arkadaşınız nasıl bu hale geldi?" Herkes yazgı'ya bakınca memur Yazgı'ya döndü.  "Anlaşılan şahitsin."  "Hayır ama duydum." dedi Yazgı.  "Biz çıktık okuldan. Eve gidicekti. Evine okulun arka sokağından gidiliyordu. Eve gidince de araşacaktık. Bir süre sonra aramayınca önce Nehir ve Tuğkan'ı aradım. Sonra onu da aradık. İlkte açmadı. Açınca da sesi çok kötüydü. Tuğkan konum istedi. Bana attı. Geldiğimizde hastaneye getirdiğimiz haldeydi. Ben, ben çok pişmanım hepsi benim yüzümden onu tek göndermemeliydim. Bize gelsene demişti gitmedim. Aptalım ben. " Yazgı tekrar ağlamaya başlayınca memur not almayı bırakıp kafasını kaldırdı.  " Tuğkan ve Nehir hanginiz? " İkisi de öne çıktı.  " Sizinde ifadenizi almamız gerek. Geri kalanlar evlerine dağılabilir. " Memur, Nehir ve Tuğkan giderken Yazgı koltuğa çöktü.  "Gitmeyeceğim."  "Yazgı çok yoruldun eve git artık." dedi Çınar.  "Hayır siz gidin. Burda kalacağım."  Çınar tekrar bir şey söyleyecekken Nur Yazgı'nın yanına oturdu. Yazgı'nın yanında olmayalı uzun zaöan olmuştu.  "Siz gidin Çınar. Ben burada kalırım."  Yazgı Nur'a baktıktan sonra yine yüzünü kapattı eliyle. Nefes almadan dua ediyordu.  Çınar bir şey demeden çıktı hastaneden. İleride ağacın arkasında gördüğü kapşonluya doğru ilerledi. Ufuk'ta fark edip arkasından geldi.  Kaan gelenin Çınar olduğunu görünce arkasını döndü. Ta ki tekme yiyip yere düşene kadar.  "O kıza bir şey olsun. Bi ölsün. Bak o zaman Yazgı'ya her şeyi anlatıp seni de nasıl gebertiyorum. Duydun mu lan ben?"  "Çınar dur artık."  Ufuk kolundan tutup çektiğinde öfkeyle baktı.  "Yazgı'nın hayatı için susuyorum diye her yaptığına göz yumacağımı mı sandın lan orospu çocuğu?" Kaan ağzından akan kanı silip gülerek kalktı.  "Kimse onu benden alamaz. Almaya çalışanın sonu bu olur. Eğer bir daha denerse onu gerçekten öldürürüm."  "Hiçbir bokta yapamazsın." Kaan bir şey demeden dönüp gitti.  Nur Yazgı için getirdiği ayranı uzattı ona. Bir nebze iyi gelebilirdi belki.  Yazgı ayrana baktıktan sonra kaşlarını çatarak Nur'a baktı.  "Ayran sevdiğimi nereden biliyorsun?"  "Sınıfta hep içiyorsun ya oradan."  Anladım der gibi başını sallayıp aldı elinden. Yeşim gözlerini açana kadar içmeyecekti. Yine onunla dalga geçmesini bekleyecekti.  "Sen neden yanımda kaldın?"  "Kalmak istedim." dedi Yazgı'nın gözlerinin içine bakarak. Yazgı bir an öz kardeşinin gözlerine bakıyormuş gibi hissetti. Sanki Nur Yazgı için bir yabancı değildi.  "Sende değil mi?" dedi kafasını eğerek.  "Ne bende?"  "Sende biliyorsun. Sende geçmişimsin."  Nur hiçbir şey demedi. Ona artık yalan söylemek istemiyordu. Ama gerçekleri de söyleyemezdi. Ellerine baktı Yazgı gibi.  "Ne var biliyor musun? Ben öğreneceğim. Sizi, neden sakladığınızı. Ama geçmişimde kalmaya devam edeceksiniz. Bana yalan söyleyen insanlarla işim yok benim."  Yazgı ayağa kalkıp cama doğru ilerledi. Yeşim'in uyanması gerekiyordu. Birbirlerine ihtiyaçları vardı.  Nur ona doğru gelse de gelen Tuğkan ve Nehir'le kesildi sözleri.  Tuğkan Yazgı'nın yanına gelip sarıldı ona. Nehir de aynı şekilde ikisine sarıldı.  " Yeşim'in ailesi hala gelmedi." diye mırıldandı Yazgı.  "Şey." dedi Nehir. Yazgı şişmiş gözlerini ona çevirdi. Tuğkan ve Nehir bakıştılar. "Ne?" "Yeşim'in ailesi yokmuş ki. Babaannesiyle yaşıyormuş. Annesi gitmiş. Babası başkasıyla evliymiş. Sadece para gönderiyormuş. Açmamış telefonu. Babaannesi de çok yaşlı. Söylememiş memurlar şimdilik."  Yazgı dizleri üzerine çöktü.  "Ve bunların hiçbirini bilmiyorum. Çünkü hiç sormadım. Oysa her derdime koştu. Benim hep yanımda oldu. Ben nasıl bir insanmışım?" Kafasını Nur'a çevirdi. Hızla ona doğru yürüdü.  "O kadar kötü biri miyim ben? Bu yüzden mi bana hiçbir şey söylemiyorsunuz? Bu yüzden mi her şeyi benden saklıyorsunuz?"  "Yazgı neyden bahsediyorsun?"  "O da biliyor. Üçü de biliyor geçmişte neler olduğunu. Bi salaklar biziz bilmiyoruz."  Nur bir şey demeden arkasını dönüp ilerledi. Arkadaşından daha fazla ağır söz işitmek istemiyordu.  Telefonunu çıkarıp Ufuk'u aradı.  "İyi misin ne oldu?"  Dedi açar açmaz Ufuk. Nur genelde onu aramazdı. Ayrılalı uzun zaman olmuştu ve artı öfkesini aşmıştı Nur. Çok özlüyordu. Ona attığı tokatı atlatmamıştı ama Ufuk'a ihtiyacı vardı.  "Beni alır mısın hastaneden?"  "2 dakikaya oradayım."  Ufuk hızla Çınar'ın yanından kalktı.  "Ne oldu Yeşim'e bir şey mi olmuş?"  "Nur onu almamı istedi."  "Senin mi?" dedi Çınar şaşkınlıkla.  "Evet inanabiliyor musun? Anahtarı ver çabuk."  Tuğkan kapıdaki Nur'la konuşmaya gittiğinde arabadan inen Ufuk'u gördü. İleri adım atacakken Nur Ufuk'a doğru koşup sarıldı. Sarılır sarılmaz ağlamaya başladı.  Ufuk şaşkınca kollarının arasına giren kıza bakınca bir an rüya sandı. Vakit kaybetmeden kollarını Nur'a sardı.  "Dayanamıyorum artık. Neden anlatamıyoruz? Neden ona ben senin en yakın arkadaşınım diye bağıramıyorum? Neden onunla beraber ağlayan ben değilim? Ne zaman bitecek bu?"  Ufuk bir şey diyecekken onları dinleyen Tuğkan'ı gördü.  "Tuğkan dinliyor. Arabaya geçelim hadi gel."  Nur kafasını çevirip gerçekten Tuğkan'ın dinlediğini görünce Ufuk'la arabaya doğru ilerledi. Tuğkan içeri girip kızların yanına yürüdü. "Haklıydın." dedi sessizce İkiside ona baktı. "Ne konuda?" dedi Nehir. "Gerçekten üçü de geçmişin." "Sadece geçmişim olarak kalacaklar. Beni sevmiyorlar bile." "Yanılıyorsun." "Ne biliyorsun Tuğkan?" dedi Nehir kaşlarını çatarak. "Az önce Nur'la konuşmak istedim. Ağlıyordu Ufuk'a sarılmıştı. Sana her şeyi anlatmak istediğini söyledi. En yakın arkadaşımın yanında olamıyorum gibisinden bir şeyler söylüyordu. Hiç mutlu değil bu durumdan. Sandığımızdan daha karışık bir durumdayız sanırım. " Yazgı ağzı açık dinliyordu. " En yakın arkadaşım mı? "dedi şaşkınlıkla. Tanıştığında onu tersleyen kız arkasından onun için gözyaşı döküyordu. Söylediği şeylerden pişman olmuştu. " Hasta parmağını oynattı. " İçeriden çıkan hemşirenin ağzından çıkan cümlelerle Yazgı heyecanla cama doğru koştu. Yeşim gözlerini açmış etrafa bakıyordu. Hemen cama vurup Yeşim'in ona bakmasını sağladı. Heyecanla ona bakıyordu Yazgı. Yeşim zorla gülümsedi. Bulmuşlardı. Bırakmamışlardı onu. Ölmesine izin vermemişlerdi. - Yeşim normal odaya alındığında Yazgı hemen başucuna konmuştu. Tam konuşacakken odaya memur girmişti. "Yeşim hanım. İfade verecek durumda mısınız acaba?" Yeşim Yazgı'ya baktı. Önce onunla konuşmalıydı. Kafasını sağa sola salladı. Konuşmadı. Yazgı gözleri dolu dolu baktı arkadaşına. Memur sonra geleceğini söyleyip çıktığında açık kapıdan Tuğkan ve Nehir girdi. " Nasılsın iyi misin? " " Bırakın bunu konuşmamız gerek." Yeşim zorla yataktan doğrulmaya çalışınca üçü aynı anda üzerine çullandı. "Kalkma salak." "Konuşmamız lazım." dedi tekrar. "Ya tamam oradan konuş biz sağır mıyız? Ne oldu sana önce onu anlat." "Kaan yaptı." dedi hızla. O gözleri asla unutmazdı. Maske engelleyememişti o gözleri görmesine. Üçü de "Ne?!" diye bağırmıştı. "Ne diyorsun Yeşim sen emin misin?" "Evet eminim. O gözleri nerde görsem tanırım. Hem Yazgı demedi mi beni diri diri yakmaya kalkıştı diye?" "İyi de neden?" dedi Yazgı kafasını elleri arasına alırken.  "Yazgı'ya yardım etmeyeceksin dedi. Engel olacaksın, hiçbir şey hatırlamayacak dedi. Kim olduğunu tanısam beni öldürür diye korktum. Söylemedim onu tanıdığımı. Bizi duydu sanırım."  "Çınar o yüzden devirdi kutuları!" dedi bağırarak Yazgı.  "Ne kutusu?" dedi Nehir.  "Biz hatırlamayla ilgili konuşuyorduk. Kaan ve Çınar bizi dinliyordu. Cümleye devam edemedik çünkü Çınar kutuları devirdi. Demek bu yüzdenmiş." Yazgı şu an taşları yerine oturtmaya başladı. Çınar onu Kaan'dan koruyordu. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE