Geçmiş.
"Ne teklifi?" diye şüpheyle sordu Çınar.
"Sana ne?" diye tersledi.
"Ya Kaan Yazgı'ya benim çadırımda kalabilirsin falan dedi de." dedi Ufuk saçlarını karışırtırırken.
"Yazgı sen kafayı mı yedin? Biz o şerefsiz yüzünden, onun yaptığı oyunlar yüzünden ayrıldık. Sen bir de onun teklifini kabul etmeyi mi düşünüyorsun?"
"Hayır! Biz senin aptallığın yüzünden ayrıldık. Senin güven sorunun yüzünden bu haldeyiz. O oyun yapmışsa bile ki buna zerre inanmıyorum sen bahane aradın, o oynadıysa bile sen gelip bana sorabilirdin.İnsan gibi açıklayabilirdin. Sen ne yaptın? Herkesin içinde bağırdın, aldattı pozisyonuna soktun.Şimdi bana gelip burda boş boş konuşma."
"Ben sana sordum.Telefonunu ver dedim. Sense onun yerine hesap sordun.Vermedin. Ne yapabilirdim?"
"Sen buna soru mu diyorsun? Emir kipiyle 'telefonunu ver' dersen, hiçbir şey alamazsın. Neden sana durup dururken telefonumu vereyim ki? Sana bir şeyleri kanıtlamak zorunda değilim. Ayrıca burada da kalmıyorum."
Yazgı dönüp gidecekken Çınar kolundan tuttu. "Tamam dur. Haklısın. Yaptığım saçmalıktı. Söz seni sıkmayacağım. Yokmuşum gibi hissedeceksin."
Yazgı kolunu Çınar'ın elleri arasından çekti."Valizimi alacağım."
Otobüse doğru ilerledi.Çınar arkasından bakıyordu.
"Ya sen geri zekalı mısın Çınar?" Nur'un söylenmesiyle kaşlarını çatarak ona baktı.Yazgı'yı çok seviyordu ve arkadaşına sırf bu yüzden katlanıyordu.Sorar gibi Nur'a baktı.
"Ay bir de boş boş bakıyor.Ya kız sana sinirli. Sense kalkmış savunuyorsun kendini. Hayır yediğin haltı da kendin de biliyorsun.Kabul de ediyorsun.Yazgı'ya gelince hemen bir savunma. Sonra ben nasıl Yazgı'yla barışacağım?"
"Of." dedi Çınar. Gerçektende oftu.Çünkü Nur haklıydı. Yazgı'yla barışmak istiyordu. Nasıl yapacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Yazgı'nın konuşmasından belliydi ne kadar öfkeli olduğu.Üstelik daha Kaan'ın bunu planlayarak yaptığına bile inanmıyordu. Kendisi bahaneyle ayrıldı sanıyordu.Güveni kırılmıştı. Şimdi o an barışsalar bile Yazgı Çınar'a nasıl güvenebilirdi ki? Çınar tekrar ofladı.
"Gelin zıkkımlanın."
Hocanın sözüyle herkes yemek alanına toplanıp yapılan mangalda sucuk ekmekleri almaya başladı. Fazla fazla yapılmıştı. Yazgı sıra beklerken Kaan iki ekmekle yanına geldi.
"Yazgı senin içinde bir tane aldım."
Tam teşekkür edecekken Çınar'da elinde iki ekmekle gelmişti.
"Arkalarda kalmışsın sana da almıştım bir tane."
Yazgı oflayıp ikisine de baktı. Çınar'a inat Kaan'dan almak istese de Çınar'ın sözleri kafasını karıştırıyordu.
Tam ağzını açıp kendim alırım diyecekken Nur iki ekmekle hoplaya zıplaya yanına geldi.
"Al yavrum , boy avantajımı ikimiz için kullandım ve avına yaklaşan kaplan edasıyla ikimize de aldım."Yazgı kıkırdayıp ekmeği aldı.
"Dişi aslanım benim. Bizim için kendini tehlikeye attın demek.Ekmekle beraber ikisi de çadıra doğru ilerlediğinde Kaan ve Çınar başbaşa kaldı.
"Senden alacağını mı düşündün?" Dedi Kaan sırıtarak.Çınar aynı şekilde karşılık verdi.
"Bana öfkesi yüzünden benden almadı.Peki ya sen? Senden neden almadı. Çünkü sana karşı hisleri yok.Çünkü sana güvenmiyor."
Kaan öfkeyle ona baktıktan sonra elindeki ekmeği yere fırlatıp arkasını döndü. Çınar öfkeyle Kaan'a baktıktan sonra ekmeği yerden aldı. Üfleyip üç kere öpüp başına koyduktan sonra yüksek bir yere koydu. Çınar'ın inancında ekmeği yere fırlatmak yoktu.Tüm olup biteni izleyen Yazgı'nın aklına şüphe tohumları çoktan serpilmişti..Çınar'ın dudaklarını okumuş az çok anlamıştı bir şeyler.İşin garibi Yazgı gittikten sonra Kaan'ın Çınar'a gülümseyerek bakmasıydı. Haklı olabilirler miydi? Kaan tüm bunları yapacak kadar kötü bir insan mıydı?
Yazgı elinde ki sucuk ekmeği bitirdiğinde üzgünce karnına baktı Doymamıştı ama ikinciyi isteyemiyordu. Başka yiyecek bir şeyde getirmemişlerdi. Herkes ortadaki ateşin başına toplandığında Rüzgar diye bir çocuk gitarını çıkardı.
"Var mı bir şey söylemek isteyen?"
"Ben." Yazgı'yla beraber diğer herkes Çınar'a doğru bakarken Rüzgar gitarı elden ele Çınar'a uzattı.Çınar gitarı dizine ve kollarının arasına yerleştirdikten sonra parmakları ustaca gezdi gitarın üzerinde.
Yazgı'ya kendisini ifade edebilmesinin en kolay yolu müzikti. Onlar birbirini dinlemeyi seviyordu. Müzik ikisinin ruhuydu. Çınar Yazgı'nın laf arasında Sancak-Buralar Yanar sevdiğini öğrenmiş akşamında onu ezberlemişti. Fırsat bulunca söyleyecekti. Ancak fırsat bir türlü olmamıştı. Şimdi tam zamanıydı onun için. Sözlerine başladığında kamptaki tüm kızlar ayılıp bayılırken Yazgı gözlerini dikmişti Çınar'a. Çınar zaten ayırmıyordu gözlerini Yazgı'dan.
Birgün hesapta olmadan
Kimseye dokunmadan
Birine ilkin olmadan son olursun
Gidişini gördüm sormadan
Bir adım bile durmadan
Yine gel geç olmadan ne olursun
Çınar şarkı yoluyla Yazgı'ya gelmesi için yalvarıyordu. Yazgı gözleri dolu dolu bakıyordu Çınar'a. Onu her şeye rağmen çok sevse de bir türlü affedemiyordu kendi içinde. Yaptığı şey çok saçmaydı. Herkesin içinde söylemeyi geçmişti. O sözleri ikisi tekken söylese bile çok ağırdı. Affedemiyordu. Ama affetmeyi de her şeyden çok istiyordu
Buralar yanar sen olmadan
Yalan, dolan başkası gibi bana
Buralar yanar sen olmadan
İnan bana başkasını dilemedim.
Yazgı nakarattan sonra dayanamayıp ayağa kalktı ve çadıra doğru ilerledi. Ağlamak istiyordu. Buraya bunun için gelmemişti.
Çadıra giderken ona seslenen Kaan'la durmak zorunda kalmıştı. "Yazgı iyi misin?"
"İyiyim Kaan yalnız kalmak istiyorum."
"Hayır iyi görünmüyorsun. Yalnız bırakmam seni."
"Evet bırakacaksın. Yanında kalmak zorunda değilim. İstemiyorum diyorsam yalnız kalacağım demektir. İyi geceler."
Yazgı öfkeyle arkasını dönüp giderken Kaan sinirlenmişti. Hızla yanında kimin olduğunu bilmediği çadıra tekme atıp demirlerini kırdıktan sonra arkasını dönüp gitti.Yazgı sert mizacından dolayı pişman olsa da yaptığı şeyde haklı olduğunu düşünüyorduç Kaan sanki hayatındaki çok önemli biriymiş gibi emrivaki yapıyordu.
Yazgı çadıra girdikten sonra yastığına uzanıp ağlamaya başladı. Bir süre sonra çadıra birinin girdiğini duysa da ses çıkarmadı. Gelen Nur olmalıydı. Gelen kişi Yazgı'nın yanına oturup saçlarına dokundu. Gelen Nur olamazdı. Nur Yazgı'nın saçlarına dokunulmasından nefret ettiğini çok iyi bilirdi. Bir gün sırf saçlarına dokunup durduğu için Yazgı'dan dayak yemişliği bile vardı. Yoksa o kadar lafa rağmen Kaan mıydı?
Hızla kafasını kaldırıp baktığında Çınar'ı gördü.
"Hiçbir şey söylemeden önce , seni üzmek istemedim. Sadece seni çok özlediğimi belirtmek için söyledim şarkıyı."
"Şarkıyla üzsen ne fark eder? Başında ağzıma sıçtın zaten."
Çınar duyduğu şeyle üzülse bile Yazgı'yı kolundan çekip sımsıkı sarıldı.
"Yemin ediyorum ki bahane yapmadım. Sana köpek gibi aşığım. Hepsi Kaan'ın bir oyunu. Zaten kendisi itiraf etti. Bilerek ben sana bakarken telefonuyla gülümseyerek mesajlaşıyordu. Sırf planı tutsun diye arkadaşını devreye sokmuş. Telefonu kapattığında arkadaşı art arda mesaj attı. Ben sen sandım. Sonra sende kafanı kaldırıp Kaan'a baktın. Senden hemen sonra da o it telefona döndü. Yazışıyosunuz sandım yemin ederim ki. Seni çok seviyorum, senden ayrılmayı asla istemiyorum. Lütfen affet beni pişmanım. Bir şans daha ver bana hatalıyım biliyorum."
Çınar nihayet sustuğunda Yazgı söylediği şeyle geçmişi anımsadı. O gün gerçekten Kaan'ın telefonuna art arda bir sürü mesaj gelmişti kafasını kaldırdığında da Kaan ona bakıyordu. Çınar haklı olabilirdi.
"Hiçbir bahane senin bana güvensizliğini haklı çıkaramaz. Sana zerre güvenmiyorum artık."
Bunu Çınar'ın kollarının arasında söylemesi ayrı ironi olsa da Yazgı hislerini gerçekten dışarıya yansıtmıştı.
"Biliyorum." dedi Çınar üzgün bir sesle. Bir süre sessiz kaldılar. Sessizliği Yazgı'nın guruldayan karnı bozmuştu. Yazgı utanarak geri çekilince Çınar oturduğu yerden kalkıp çadıırn bir gözünden çıkmıştı. Ufuk gerçekten ironi yapmıyordu.İkisi de rahatına düşkün oldukları için tabiri caizse ev getirmişlerdi. Çadır gerçekten on kişilikti ve göz göz oda gibi fermuarlı kapısı olan bölmeleri vardı. Her biri iki kişinin rahatlıkla sığacağı cinstendi. Bir göze soğutucuyla bi dolu içecek ve abur cubur doldurmuşlardı.
Yazgı Çınar'ın karın gurultusundan rahatsız olduğu için kalktığını düşünse de Çınar yiyeceklerin olduğu bölüme gidip sakladığı sucuk ekmeği ve aldığı yoğurtla yaptığı ayranı alıp yanına geri döndü. Çınar'ın elindeki ekmeği ve su şişesindeki ayranı görünce kaşlarını kaldırarak baktı.
"Senin için yoğurt almıştım. Ekmeği de sakladım çünkü doymadığın çok belliydi. Yoğurt buranın iki yanındaki bölmede.İstediğin zaman yersin, içersin sana kalmış çünkü ben çok sevmiyorum . Boşa gider yoksa."
Yazgı Çınar'ın onu bu kadar düşünmesine etkilenmeden edemedi. Kendisi yoğurt alamadığı için neredeyse ağlayacaktı ve şimdi yoğurdu vardı."
"Teşekkür ederim." dedi gülümseyerek. Çınar Yazgı'nın yanına oturunca konuşmadan edemedi.
"Bu gülümsemeyi göreceğimi bilsem her gün sucuk ekmek, ayranla kapına gelirdim."
Yazgı kıkırdayınca Çınar aşkla baktı sevdiği kıza. Yazgı ekmeği yerken dökülmemesi için önüne serdiği beze doğru eğilerek yediği için saçları sürekli kulağının arkasından önüne geliyor, her seferinde ağzına giriyordu.
Çınar Yazgı'nın bu haline tekrar aşık olsa da yardımcı olup saçını tutarak kulağının arkasına götürdü. Yazgı utanarak baksa da işine yaramıştı. Tüm ekmeği bitirdikten sonra şişeyi açıp tek dikişte tüm ayranı bitirdi. Yarım litre ayran onun dişinin kovuğuna bile yetmezdi ama idare ederdi.
Çınar Yazgı'ya o kadar aşkla bakıyordu ki Yazgı birazdan romantik cümlelere maruz kalacağına adı gibi emindi. Çınar dudaklarını aradığında Yazgı teşekkür cümlelerini hazırlıyordu.
"Hey maşallah. Yarasın tosunuma."
Yazgı "Teş." derken ne söylediğini fark edip şaşkınca Çınar'a baktı. Çınar Yazgı'nın yüzünün aldığı hali görünce kahkaha atmaya başladı.
"Ya Allah'ın öküzü ben 52 kiloyum ne tosunu?"
Çınar duyduğu şeyle dayanamayıp devrilip gülmeye başladı. Yazgı'nın dizinde uzanmış kahkaha atıyordu. Bir de kanıtlamak için kilosunu söylüyordu. Çınar düşündüğü şeyle daha çok kahkaha atarken Yazgı Çınar'ın gülüşüne gülmeye başlamıştı. "Sussana ya!" diye bağırsa da Çınar onu gördükçe daha çok gülüyordu. Yazgı arkasındaki yastığı alıp Çınar'ın yüzüne bastırdığında Çınar bir süre daha gülmeye başlasa da daha sonra debelenmeye başladı. Yazgı yastığı çektiğinde Çınar hareket etmiyordu.
"Çınar hiç komik değil." dedi kolunu dürterek.
"Çınar kalksana."
Çınar tepki vermiyor, gözlerini dahi oynatmıyordu. Yazgı panikle eğilip nefesini kontrol etmek istedi. Kulağını burnuna yaklaştırdığında ses duymadı. Yüzüne baktığında Çınar bir anda dudaklarını dudaklarına bastırdı.
Yazgı hızla geri çekilip öfkeyle Çınar'a baktı.
"Nasıl böyle bir şeyi yaparsın? Benim rızam olmadan beni öpme hakkını sana kim verdi?"
"Seni çok özlemek verdi bana bu hakkı. Köpek gibi aşığım sana. Günlerdir yüzünü bile görmüyorum. Sana sarılmak, seni öpmek bir yana dursun sesini bile duyamadım. Kokun zaten burnumda tütüyor. Kendi aptallığım yüzünden seni kaybettiğimi hatırlamak beni delirtiyor. Kendimi boğmak istiyorum."
Yazgı bir şey demeden dinliyordu Çınar'ı.
Ufuk ve Nur ateşin başında yalnızdı. Herkes çadırlara dağılmıştı. Bir an birisi çadırıma ne oldu diye bağırdığından kargaşa çıksa da kısa zamanda hallolmuştu.
"Sence tahmini ne zaman barışırlar?"
"Bilmiyorum. Yazgı biraz affetmesi zor biridir. Çabuk yola gelir mi bilmiyorum."
Nur elleriyle kollarını ovuşturduğunda Ufuk üzerindeki ceketi çıkarıp Nur'un omuzlarına attı.
"Sen üşüyeceksin."
"Üşümem rahat ol."
Nur ateşi izlemeye geri döndüğünde Ufuk Nur'u izlemeye başladı. Alevlerin rengi bembeyaz tenine vuruyordu. Mavi gözlerinin içinden alevin yansıması dans ediyordu.
Nur Ufuk'un onu izlediğini görünce kızarsa da bir şey demedi. Bir süre sonra dayanamayıp ona döndü.
"Neden öyle bakıyorsun?"
"Bu kadar güzel olduğunu daha önce fark etmemiştim."
Nur utanıp bakışlarını kaçırınca Ufuk güldü.
"İster misin onları barıştıracağız derken biz birbirimize aşık olup çıkalım?"
Nur gözlerini kocaman açıp Ufuk'a baktıktan sonra ayağa kalktı.Nasıl bu kadar açık sözlü olabilirdi ki?
"Üşüdüm ben içeri girelim."
"Olur."
Ufuk'ta ayağa kalkınca Nur ceketi çıkardı.
"Kalsın sende aynı yere gidiyoruz nasılsa."
Nur kafasıyla onayladıktan sonra çakma ev olan çadıra girdi. Ufuk'un dürtmesiyle kafasını çevirip birbirine sarılmış uyuyan Yazgı ve Çınar'ı gördü.
"Yazgı baya affetmesi zor biriymiş. Nasıl barıştıracağız bunları?" diye alay edince Nur itti onu. Bu kadar hızlı barışmalarına imkan yoktu.
"Kesin Yazgı'nın uyumasını fırsat bilip koynuna girdi bu fırsatçı Çınar."
"Yok öyle bir şey. Çınar asla bunu yapmaz."
"Yaptıklarını da gördük."
"Sen kimin tarafındasın?"
"Of neyse ne. Uyuyorum ben."
Nur ileri doğru giderken Ufuk gülerek tuttu kolunu.
"Bizde beraber uyuyalım mı?"
"Avucunu yalarsın."