Geçmiş
Yazgı hızla eve doğru ilerlerken çok pişmandı. Çınar'a haksızlık ettiğini düşünüyordu. Ki doğruydu da. Kaan gerçekten iyi değildi. Çınar'ın dediği gibi bir oyun hazırlamış olma ihtimali çok yüksekti. Düşününce taşlar bir bir yerine oturuyordu. Ne zaman Çınar'la vakit geçirse Kaan onları izliyordu. Ne zaman bodruma inseler Kaan bir yerden bitiveriyordu. Yazgı dalgın dalgın yürürken eve girdi. Önce Nur'u arayıp her şeyi anlatmalıydı.
Halası zorla yemek masasına oturtunca yemek yemeden kalkamadı. Yemek masasındaki sarmayı görünce ne Kaan kalmıştı aklında ne Çınar. Hızla limonlayıp yoğurda bandıra bandıra yemişti. Halası Yazgı'ya iyi bakmak için elinden geleni yapıyordu. Yazgı halasının yanağını öptükten sonra odasına çıkıp telefonu eline aldı.
"Acil konuşmamız gerek" diye mesaj attı Nur'a.
Dakikası olmadığı için kendisi arayamıyordu. Nur mesajı görür görmez Yazgı'ya aradı.
"Ne oldu kanka niye böyle bir mesaj attın?"
"Sana anlatmam gereken şeyler var" dedi.
" Bir şey mi oldu?"
" Evet çok kötü bir şey oldu. Bugün Kaan' la kafede buluştum ödev için. Kafede hiç kimse yoktu. Bir an işkillendim ama bozuntuya vermedim. Yemek yemek için çok ısrar etti. Ben de tamam dedim, yemek yedik. Sonra birdenbire sana çok aşığım falan demeye başladı bir de üzerine sen de bana aşıksın biliyorum gibi saçma saçma cümleler kullandı. Meğer Çınar haklıymış Kaan iğrenç bir insanmış ya. Sonra ben de ben Çınar'a aşığım dedim Çınar'la mutlu olamayacaksın sen de bana geleceksin gibi cümleler kullandı. Ben de sinirlendim topladım eşyalarımı çıktım. Bir de ne yaptı biliyor musun? Bana sarılmaya çalıştı onu İtmeme rağmen bir türlü bırakmadı. O kadar çok korktum ki. Tokat attım. "
" Oha kızım neler olmuş? Zaten Çınar defalarca kez uyarmıştı bizi dediğini dikkate almadık. Meğer haklıymış oyuna gelmiş. Kaan'ın bakışlarından belli zaten çok tehlikeli biri. Ondan çok korkuyorum ben ya Yazgı sen de çok dikkat et. "
" Artık biliyorum Nur. "
" Peki ne yapmayı planlıyorsun Çınar'a yapmadığını bırakmadın?"
" Ben ona hiçbir şey yapmadım bana güvenmeyen oydu. Kaan ne yapmış olursa olsun. Sonuçta o ilişkiyi yaşayan biziz güvenmesi gereken insan Kaan değil bendim. Bana gelip sorabilirdi. Herkesin içinde bana söylediği şeyleri unuttun mu? Benim halimi unuttun mu? Onu ben de çok seviyorum ama yediremiyorum kendime. Onu aldattığımı nasıl düşünebilir bana sevgisi bu kadar mı? Affedemiyorum onu Nur. "
" Yazgı seninle açık konuşacağım. Çınar'dan her ne kadar hoşlanmasamda seni ne kadar çok sevdiğini görebiliyorum zaten Ufuk'la hep bunu konuşuyorduk. Senin de dediğin gibi halini gördüm. Ne kadar üzüldüğünü gördüm, onu ne kadar sevdiğini, onsuz ne kadar mutsuz olduğunu gördüm. Bence gururunu bir kenara bırakmalısın. Siz aşıksınız, bir seferliğine affet. İkinci bir şans ver ona. Bunu onun için değil kendin için yap. "
" Gerçekten böyle mi düşünüyorsun? Yani onunla konuşmalı ona ikinci bir şansı vermeli miyim? "
" Kesinlikle böyle düşünüyorum mutlu olmayı hak ediyorsun. Tamam Çınar'da hak ediyor. Neden işleri zorlaştırıyorsunuz ki? Barışın gitsin bir daha mı geleceğiz dünyaya? "
" Doğru diyorsun bir daha mı geleceğiz dünyaya? Hadi sen de bu cümleyi baz alarak Ufuk'a hislerini aç, ondan hoşlandığını biliyorum sakın inkar etmeye kalkma. "
" Kim ben mi Ufuk'tan hoşlanıyorum? Hiçte bile. Ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum kendini beğenmiş ukalanın teki. Bukalemun suratlı. Nefret ediyorum ondan geberse keşke. Ay abarttım mı yoksa?"
" E biraz abarttın kankacığım, yani geberse falan olmuyor böyle. Sonuçta insan hiç sevdiğine böyle söyler mi? "
" Yazgı! Beni delirtme! Eğer oraya gelirsem senin saçını başını yollarım."
" Tamam tamam kızma dünyanın en güzel kankası. Ama sen de beni dinle. Çünkü sen beni ne kadar iyi tanıyorsan ben de seni o kadar iyi tanıyorum. Ufuk'a nasıl baktığını gördüm. İnan bana sen de o da birbirinize karşı bir şeyler hissediyorsunuz. Zaten bence birbirinize çok yakışıyorsunuz. Neden siz de beraber olmayasınız ki."
"Ya aslında bir şey söyleyeceğim ama çekinmiyor değilim."
"Saçmalama Nur benden mi çekiniyorsun? Ben senin en yakın arkadaşınım."
"Ya tabii ki biliyorum Sen benim en yakın arkadaşımsın. Sadece Ufuk'un hareketlerini yanlış anlıyor olabilir miyim diye düşünmüyor değilim. Ufuk sürekli hınzır hınzır konuşuyor. Acaba bizde mi beraber olsak gibi şeyler söyleyip duruyor. Bir an ben de bana karşı bir şeyler hissettiğini düşündüm. Ama ya kafamda kuruyorsam diye endişeleniyorum."
" Bilmiyorum. Bence kafanda durmuyorsun. Ama ben de tam emin olamıyorum. Ufuk çok farklı biri. Eğer istersen senin için Çınar'ın ağzını arayabilirim. Tabii sen de istersen."
" Ya sen ne diyorsun tabi ki çok isterim , iyi ki varsın yoğurt kraliçem."
Yazgı Telefonu kapattıktan sonra Yatağın üzerine uzandı. Bugün olanları düşünmeden edemiyordu. Kaan gerçekten çok kötü biri çıkmıştı. Bu kadar kötü biri olduğunu hayal edememişti. Çınar'a söylediği her şey için pişmandı.
Yazgı düşünceler içinde uyuya kalmıştı. Sabah halasının sesi ile gözünü açtı. Okula gidip Çınar'ı göreceği için çok heyecanlıydı. Bütün gece ona söyleyeceği şeyleri toparlamaya çalışmıştı. Heyecanla formalarını giyip okulun yolunu tuttu. Okula geldiğinde Çınar'ın sırasına baksa da onu bulamadı. Ufuk'u bulmak için gözleriyle sınıfı tekrar aradığında onu da bulamadı. Gördüğü tek şey Kaan'ın ona öfke ile bakan gözleriydi. Yazgı o bakışları umursamadı. Tek istediği şey Çınar'ı görüp onunla konuşmaktı. Nihayet Çınar sınıfa girdiğinde Yazgın'nın kalbi atmaya başladı. Çınar'ın gözleri Yazgı'yı bulduğunda, gözleri bayram etmişti. Sevdiği kız her zamanki gibi çok güzeldi. Yazgı heyecanla Çınar'a doğru gitse de öğretmen içeri girmişti. Yazgı'nın hevesi kursağında kalarak sırasına gitti. Nur Yazgı'nın yüzündeki İfadeyi görünce istemeden de olsa güldü. Yazgı çok komik duruyordu.
Yazgı tüm ders boyunca dakikaları saydı. Gözü hep Çınar'daydı. Çınar Yazgı'nın onu izlediğini görünce bir şey olduğunu düşündü.
Nihayet zil çaldığında Yazgı Çınar'ın yanında soluğu almıştı. Çınar merakla Yazgıya baktı.
" Neden öyle bakıyorsun yeni mi bir şey yaptım?"
" Şey seninle biraz konuşabilir miyim?"
Çınar Yazgı'nın konuşma teklifini duyunca şaşırdı. Günlerce bunun için uğraşırken, Yazgı'nın kendi kendisine bu teklifi yapması onu hem şaşırtmış hem de heyecanlandırmıştı.
Heyecanla kafasını salladı.
" Tabii ki sen istersin de konuşmaz mıyım?"
" Sınıfta konuşmasak olur mu biraz özel de?"
Çınar kafası ile onaylayıp sınıftan dışarı çıkmaya başladı. Yazgı da onu takip etti. İkisi de merdivenlerden inip özel mekanlar olan bodrum katına girmişti. Çınar Yazgı'nın ne konuşacağını merak ediyor, Yazgı ise cümleye nasıl başlayacağını bilemiyordu.
Yazgı kendisini hazır hissettiğinde konuşmaya başladı.
" Öncelikle bu konuşmayı kendimi çok üzgün hissettiğim için yapıyorum. Seni hala affedemedim. Ama sensiz de yapabileceğimi sanmıyorum. Dün senin bir konuda haklı olduğunu gördüm. Kaan gerçekten söylediklerini yapabilecek potansiyelde bir insan. Bu yüzden söylediğin şeylere inanıyorum. Ancak yine de bu sene haklı çıkarmaz. Çünkü sen Kaan' a değil bana inanmalıydın. Hatanın farkında olduğunu düşünüyorum."
" İnan bana hatamın farkındayım. Gerçekten sana inanmam gerekirdi. O an hiçbir şey düşünmemiştim. Seni o kadar çok seviyorum ki kaybetme korkusu Sardı Beni. Bunun fikri bile beni bu kadar delirtirken ihtimaline katlanamadım. Ne desen haklısın. Ama anlamadığım bir şey var. Kaan'ın bunları yapabilecek potansiyelde bir insan olduğunu nasıl anladın?
" Anladım çünkü kendisi bana itiraf etti. Bunları düşünmek istemiyorum şu an seninle başka bir şey konuşmak istiyorum. Eğer bunlar bunların bir daha yaşanmayacağı sözü verirsen ben …"
" Söz yemin ederim ki söz Allah belamı versin ki söz bir daha asla yaşanmayacak."
"Ben seni affetmeye hazırım."
Çınar duyduğu şeylerle çok mutlu oldu. Yazgı'yı çok özlemişti. Kollarını Yazgı'nın beline doladı. Sımsıkı sarılıp kokusunu içine çekti. Yazgı kollarını Çınar'ın boynuna sardı.
" Oh be güzelim. Seni öyle çok özlemiştim ki. Zulüm gibiydi şu günler. Sanki günlerdir susuzmuşum da suyuma kavuşmuş gibi hissediyorum."
" Aptalsın sen. Senin yüzünden İkimiz de ayrı kaldık. Seni ne kadar çok özledim haberin var mı? Bana bunu yapmaya ne hakkın vardı? Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor musun?"
" Biliyorum sevgilim. Biliyorum, ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Dediğim gibi benimki sadece korkuydu. Eğer seninle olmama engel olacağını bilseydim asla böyle bir şey yapmazdım. Kaan denen şerefsiz ne yaparsa yapsın artık hep sana güveneceğim. Seni çok seviyorum sevgilim."
İkisi de el ele sınıfa doğru yola çıktı. Yazgı sınıfın kapısında Çınar'ın elini bırakınca Çınar kaşları çatık bir şekilde baktı. Artık herkes her şeyi bildiğine göre saklamaya gerek yoktu. Çınar Yazgı'nın elini tekrar tutup sınıfa girdi. Sınıftaki herkes kapıya doğru bakınca Kaan şüphelenip kapıya baktı. Elele olan Yazgı ve Çınar'ı görünce sinirlerine hakim olamayacağını bildiği için hızla sınıftan çıktı. Yazgı'yı sevmeyen herkes çoktan kendi aralarında konuşmaya başlamıştı. Yazgı duyduğu bazı şeylere üzülsende takmamaya çalıştı. Herkesin aksine Nur ve Ufuk çok mutluydu. İkisi de amacına ulaşmıştı. Artık Ufuk'un başka bir amacı vardı. Hoşlandığı kızı kendine aşık etmek. Yazgı mutlu mutlu Nur'un yanına gelince Nur gülümseyerek ona baktı.
"Bakıyorum pek bir mutlusun?"
" Canım kankamın tavsiyelerine uyuduğum için çok mutluyum, keşke kankam da benim tavsiyelerime uysa ve mutlu olsa."
Nur gülerek gözlerini devirde. Tam bir şey söyleyecekken sınıfa giren hoca ile sustu. Hocanın arkasından gelen esmer kıza baktı herkes. Sınıfa yeni biri gelmişti. Hoca masasına oturup kıza doğru döndü. Yeni gelen kız tahtanın önünde sınıf inceliyordu. Sanki aradığı bir şey vardı.
"Arkadaşlar bu yeni arkadaşınız Ceren. Kendisi başka bir okuldan ailesinin taşınması yoluyla geldi. Lütfen ona yabancılık çektirmeyin. Ceren boş biri yere geçebilirsin."
Ceren Kafasını aşağı yukarı salladıktan sonra sınıftaki bir kızın yanına oturdu. Hiçbir şey söylemeden eline defteri alıp bir şeyler karalamaya başladı. Nur Yazgı'yı dürtüp yeni gelen kızı gösterdi.
" Sence nasıl bir kızdır? İnşallah bizim sınıftaki süslü Pakizelere benzemiyor,, dur."
" Ay bilemedim ki. Zil çalınca gidip tanışırız. Eğer onlarla iyi anlaşırsa uzaklaşırız, eğer önce biz gidersek zaten bizimle iyi anlaşır herhalde."
Nihayet Zil çaldığında sınıftaki tüm kızlar yeni kızın başına toplanmıştı. Yazgı ve Nur sınıftaki kızların yeni ilgisini görünce yeni kızın yanına gitmekten vazgeçmişti. Kol kola kantine gidecekken bir sesle durdular.
" Pardon Bakar mısınız? Acaba kantin nerede tarif eder misiniz?"
Ceren'in etrafında o kadar kız olmasına rağmen Yazgı ve Nur' a sorması herkesin garibine gitmişti. Yazgı ve Nur Ceren'in ne kadar sıkıldığını görünce haline acıyıp isterse onlarla gelebileceğini söylediler. Ceren heyecanla kafasını salladı. Ilk kez iki kız arkadaşı olacaktı. Yolda giderken Yazgı ve Nur Ceren'i okul hakkında bilgilendiriyordu.
Ceren merakla onları dinlerken Nur'un söylediği bir cümle ile duraksadı.
" Sınıfta Kaan diye bir ruh hastası var. Ondan olabildiğince uzak durmaya çalış. Yoksa Senin de başın belaya girer."
" Neden ? O kim ki?"
Ceren, uğuruna okula geldiği çocuğun bu şekilde anılmasına sinirlenmişti. O, Kaan'a deli gibi aşıktı. Kaan onu terk ettiğinden beri onun yerini arıyordu. Şimdi bulmuşken onun hakkında kötü konuşan kızlara ters ters baktı.
" Ya sen Nur'u dinleme. Sen nasıl istiyorsan öyle yap. Sadece Kaan biraz farklı biri. Ona biraz temkinli yaklaşsan yeter."
" Anladım ."
Yazgı, Nur, Ceren hep beraber Kantinde yemek yedikten sonra sınıfa çıktı. Kaan, kendisini sakinleştirmeye çalıştığı sınıftan çıktıktan sonra doğrudan kendi sınıfına girdi. Gördü görüntüyü bir türlü aklından silemiyordu. Sınıfa girip de Ceren'i gördüğünde ufak çaplı bir şok geçirdi. Onca olaydan sonra bir de üzerine Ceren'in gelmesi hiç iyi olmamıştı. Bir de tekrar bununla uğraşacaktı. Antalya'da iken Ceren'den kurtulmak için saçma bir bahaneyle ondan ayrılıp İstanbul'a yerleşmişti. Şimdi ise tekrar Ceren belası ile uğraşmak istemiyordu.
Ceren Kaan'ı görünce kalbinin atışını engel olamadı. Hala ilk gördüğü günkü gibi aşıktı ona.
Çınar barışmalarının şerefine Ufuk Nur ve Yazgı'yı yemeğe çıkarmak istedi. Ufuk ve Nur bedava yemek için kabul ederken, Yazgı sevgilisini daha çok göreceği için heyecanlıydı. Dördü beraber okul çıkışı güzel bir kafeye giderken Kaan onları öfke ile izleyip arabasına doğru gitti. Arkasından birinin seslenmesi ile önce gökyüzüne bakıp sabır dilendikten sonra yavaşça arkasına döndü.
" Beni çok özledin mi?"
" Hiç özlemedim."
" Aşk olsun kalbimi çok kırıyorsun."
" Kalbini bu kadar çok kırıyorsam neden peşimden geldin?"
" Çünkü seni her şeye rağmen çok seviyorum."
Kaan içinden Yazgı'nın da onu böyle sevmesi için dua etti. Istediği tek şey Yazgı'nın da onu sevmeseydi. Ceren onun umrunda bile değildi.
" Ne yapabilirim? Beni sevmeni ben mi İstedim? Tek istediğim şey senden uzak durmak. Sen de benden uzak dursan iyi edersin."
" Hakkında hiç güzel şeyler duymadım. Senin için ruh hastası diyorlar doğru mu?"
Kaan öfke ile Ceren'e baktı.
" Kimden duydun bunu?"
" Nur ve Yazgı adında iki yeni arkadaş edindim. Onlar söyledi.
Kaan öfke ile ellerini saçlarından geçirdi. Nur denen kızı hiç sevmiyordu. Yazgı'yı kötü etkileyen hep oydu. 2 adımda Ceren'in yanına gelip kolunu tuttu.
" O Nur denen kız zaten salağın teki. Yazgı'dan uzak duracaksın. Beni tanıdığını asla belli etmeyeceksin. Eğer senin yüzünden Yazgı benden uzaklaşırsa seni gebertirim."
Ceren Kaan'ın Yazgı hakkında böyle şeyler söylediğini duyunca öfkelendiğini hissetti. Demek Yazgı ve Nur bu yüzden Kaan hakkında böyle şeyler söylüyordu. Kaan Yazgı'ya aşık olmuştu.
Ceren öfkeyle arkasını dönüp gittiğinde Kan gülümseyerek arkasından baktı.
Çınar, Yazgı, Ufuk ve Nur eğlenceli bir şekilde yemek yiyordu. Ufuk ve Nur'un yaptığı planları duyan Yazgı ve Çınar gülmekten yemek yiyemiyordu.
Çınar sürekli Yazgı'nın gülüşünü izliyordu. Nihayet Yazgı'nın halası aradığında herkes kalkmıştı. Yazgı eve gittiğinde yüzünde güller açıyordu. Gülümseyerek odasına çıkıp çektikleri fotoğraflara bakıyordu. Yatağa uzandığında günün yorgunluğuyla hemen uyuya kalmıştı.
Ertesi gün okula gittiğinde Ceren Yazgı'nın merdivenleri çıktığını gördü. Hemen kolonun arkasına saklanıp Yazgı'nın çıkmasını bekledi. Yazgı tüm merdivenleri tek tek çıktıktan sonra, bir anlığına durup dinlendi. Duyduğu sesle merdivenlerin arkas ına bakan Yazgı Ceren'in onu itmesiyle neye uğradığını şaşırsa da kendisini merdivenlerin basamaklarına çarparken buldu.