19.Bölüm

2183 Kelimeler
Geçmiş : Yazgı'nın düştüğünü gören herkes başına toplanırken Nur kalabalığı görünce içine girdi. Yerde yatan Yazgı'yı görünce çığlık attı. "Yazgı!" Diye bağırdı. Nur'un çığlığını duyan Çınar ve Ufuk oraya doğru koştu. Yazgı'nın yerde gözleri kapalı şekilde yattığını gören Çınar başta olayı anlamamıştı. Hızla Yazgı'yı kucağına alıp çıkışa doğru koşmaya başladı. "Ufuk arabayı çalıştır."  "Ne oluyor çocuklar?" Diye soran güvenliği takmadan bindiler arabaya. Ufuk önde arabayı sürerken Nur yanında ağlıyor Çınar arkada kucağındaki Yazgı'yı kendisine getirmeye çalışıyordu.  "Yazgı yalvarırım aç gözlerini." Çınar'ın kalbi korkuyla atıyordu. Ona daha yeni kavuşmuş, zar zor barışmışlardı. Kollarında hareketsiz yatması Çınar'ın nefes almasını engelliyordu.  "Ne olur iyi olsun Allah'ı." Diye yalvarıyordu Nur. Kardeşine bir şey olsun istemiyordu.  Ufuk Nur'a döndü.  "Yazgı reşit değil. Halasını araman lazım. Hastaneye kayıt yapamayız. Dedi. Nur ağlayarak kafasını salladı. Füsun hanımı aradı.  " Efendim kızım. " " Füsun teyze. " dedi ağlayarak.  " Nur. Neler oluyor kızım? Sen neden ağlıyorsun? Yoksa Yazgı'ya bir şey mi oldu?"  "Füsun teyze. Yazgı merdivenlerden düştü. Şimdi hastaneye gidiyoruz. Merkez hastanesine seninde gelmen gerek."  "Ne!"  Füsun hanım telefonu kapattığı gibi çantasını alıp evden fırladı. Ufuk hastanenin acil kısmına girdikten sonra arabayı rastgele yere park etti. Çınar Yazgı kucağındayken bağırdı.  Yanına gelen sedyeye Yazgı'yı sedyeye yatırdı  "Ne oldu ona?"  "Merdivenlerden düştü." Doktor Yazgı'yı acil müdahale odasına götürürken herkes kapıda bekliyordu. Çığlık sesleriyle herkes o tarafa bakınca Yazgı'nın halasının ağlayarak geldiğini gördü. Füsun hanım zaten abisini kaybetmişken onun emanetini de kaybedemezdi. Korkuyla oldukları yere geldi.  "Nur! Yazgı nerede? Ne oldu ona? Kızım!" Nur Füsun hanımı tutmaya çalışırken Füsun hanımın bayılmasıyla hemşire gelmiş sakinleştirici yapıp odaya almıştı. Çınar alnını soğuk duvara yaslayıp Yazgı'nın oradan çıkmasını beklerken kendisine yemin ediyordu. Bu Yazgı'yı son kez hastanede bekleyişi olacaktı. Bundan sonra hastanede bu pozisyonda ilerde evlendiklerinde Yazgı'yı doğum yapması için bekleyecekti. Kendisine bunun için söz verdi. Sözünü tutmak için de Yazgı'yı en sıkı şekilde koruyacaktı.  İçeriden çıkan doktorla herkes toplandı.  "Hayati tehlikesi yok. Sadece beyin kanaması riskinden endişelendik. O da yok. Şimdilik biraz dinlensin. Bu gece uyumamasında fayda var. Burada kalması hasta için daha iyi olur."  Çınar can kulağıyla dinledi doktoru. Her dediğini kafasıyla onayladı. Doktor ne dediyse uygulaması gerekiyordu.  Füsun hanım Yazgı'nın odasına girdiği an ağlamaya başladı.  " Hala ağlama iyiyim ben ya sakin ol. " " Kuzum benim. Sana bir şey olacak diye ödüm koptu."  "İyiyim ben halaların en evhamlısı."  "Yazgı nasıl oldu bu?" dedi şaşkınlıkla Nur.  "Bilmiyorum ki. Ayağım kaydı sanırım. Pek bir şey hatırlamıyorum o ana dair." Çınar şüpheyle Yazgı'ya baktı. Yazgı kafasını Çınar' a çevirdi. Halası bakmazken gülümsedi. "Bugün burada kalman gerekiyormuş. Bir de uyumayacaksın."  "Yemekleri nasıl buranın ona göre."  Herkes gülerken Çınar ciddiydi. İçeri giren hemşire ile herkes yataktan kalkarken füsun hanım işlemleri yapmak için danışmaya gitmişti. Çınar fırsatı bulduğu gibi Yazgı'nın yanına oturup sarıldı.  "Aklım çıktı. Neden dikkat etmiyorsun?"  Yazgı kollarını Çınar'a sardıktan sonra çekildi.  "Halam gitti mi?"  "Evet?"  "Benim ayağım kaymadı. Biri itti beni. Ellerini hala sırtımda hissediyorum."  Herkes Yazgı'ya bakarken Çınar'ın kaşları çatıldı.  "Eminsin değil mi?"  "Evet çok hemde."  Çınar ayağa kalktı.  "Kamera kayıtlarını izlememiz lazım."  Ufuk kafasını salladı.  "Sen Yazgı'yla kal Nur. Gözün açık olsun. Biz kamera kayıtlarına bakalım."  Nur kafasını salladı. Yine Kaan denen çocuğun parmağı olduğuna emindi. Nereden takıntı yapmıştı Yazgı'yı?  Kaan duyduğu haberle neler olduğunu öğrenmek için kamera kayıtlarının tutulduğu odanın kapısına dikildi. Kulpu aşağı indiripte kapıyı açamayınca kaşları çatıldı. Bu oda genelde açık olurdu.  Etrafa bakıp kimseyi göremeyince kapıya sert bir omuz attı. Girince silerdi kendi yaptığını.  Kapı açılınca içerideki kişi yerinden sıçradı. Kaan kaşları açtık şekilde arkasına bir şey saklayan Ceren'i gördü.  "Ne işin var senin burada? Bu kapı neden kilitliydi?"  "Ben şey. Cüzdanım çalındı. Belki bulurum diye kamera görüntülerine bakayım dedim."  Kaan kaşlarını çattı. Kendisine takık kızın, Yazgı'nın düştüğü gün kamera odasında gizemli işler çevirmesi ona pek mantıklı gelmiyordu.  "Ne saklıyorsun arkanda?"  "Hiçbir şey."  Kaan uzanıp bileğini tuttu. Ceren aralarındaki yakınlıkla heyecanlansa da Kaan'ın flaşı bulamaması gerektiğinin farkındaydı.  Kaan Ceren'in avucunda sıkı sıkı tuttuğu şeyi zorla eline alınca flaş bellek olduğunu gördü.  "Ne var bunda?"  "Cüzdanımı çalan çocuğun görüntüleri. Polise verecektim. Alabilir miyim?"  Almaya yeltenince Kaan geri çekildi.  "Öyle mi? Polis nasıl aldın diye sorarsa ne diyeceksin? Kamera odasına gizlice girip aldım mı? Yapma Ceren bu kadar aptal olamazsın. Hele ki bir avukatın kızı olarak.  Benim bu kadar salak olduğumu düşünmedin herhalde?"  "Kaan lütfen ver."  Kaan Ceren'i itip arkasındaki bilgisayara taktı flaşı. Gördüğü görüntülerde gözünü gezdirirken Ceren'in kamera hizasında Yazgı'yı ittiğini gördü. Ceren gözlerini sıkı sıkı kapamıştı. İşte şimdi bitmişti. Kaan onu polise verecekti.  "Ne lan bu?" diye bağırdı Kaan. Yazgı'nın canını acıtmaya nasıl kalkardı?  "Kaan. Ben çok özür dilerim. İstemeden oldu."  "Bu mu lan istemeden olan şey. Tuzak kurmuşsun. Kasten itmişsin. Nesi istemeden oldu?"  "Ben."  Ceren ağlamaya başlayınca Kaan'ın midesinin bulandığını hissetti. Daha itici bir insan olamazdı. Başka bir erkek Ceren'in tek bakışı için kurşun bile yerdi. Ancak Kaan sadece Yazgı'yı görüyordu. Onun dışındaki tüm kızlar iğrenç geliyordu.  "Sen ne?" diye öfkeyle bağırdı.  "Ben seni sevdiğim için yaptım. Sana aşığım biliyorsun. Sende onu sevdiğini söyledin. Bunu görmeye katlanamam. Senin için her şeyi yaparım ben. Bunun için Yazgı'yı öldürmeyi geç tüm dünyayı yakarım."  Kaan Ceren'in söyledikleriyle etkilenmişti. Elbette ki ona karşı zerre insani duygu beslemiyordu ama Ceren, kendisini kullanmanın ne kadar kolay olduğunu göstermişti Kaan'a. Kaan ağlayan Ceren'e doğru yürüdü. Omuzlarını tuttu.  " Benim için her şeyi yapacak kadar çok mu seviyorsun beni gerçekten?"  Ceren söylediklerinin Kaan'da bir etki yaptığını düşünerek baktı ona. Kaan beklentiyle bakan kıza gülümsedi. Artık Yazgı ve Çınar'ı ayırması daha kolay olacaktı.  "Hemde her şeyden çok." "Demek benim için her şeyi yaparsın." Ceren kafasını salladı.  "Öyleyse bana yardım et."  "Ne konuda?"  "Akşam evime gel. Anlatacağım sana. Anlaşılan senden başka kimseye güvenemem."  Kaan etkili olması için elini Ceren'in çenesine yerleştirip dudaklarına ufak bir öpücük kondurdu. Elindeki flaşı cebine koyduktan sonra odadan çıktı. Her şeye şahitlik eden Ufuk çıkanların kendisini görmemesi için duvarın arkasına saklandı.  " Vay uyanıklar."  Çınar'a mesaj attı.  'Kamera görüntüleri gitti. Ama kimin yaptığını öğrendim.'  'Kim?'  'Geliyorum.'  Ufuk hızla hastaneye giderken, işlerin ergen lise öğrencilerinin boyunu aşacağını  çoktan anlamıştı.  Yazgı serumuna takviye yapmak için gelen hemşireye baktı. Çınar koltukta oturmuş onu izliyorken Nur telefonuna bakıyor, halası ise Yazgı'ya kıyafet getirmek için eve gitmişti.  "Pardon. Yemekte ne var ve ne zaman gelecek acaba?"  "Yemek menüsünü bilmiyorum ama bir saat sonra getireceğim."  Şırıngaya iğneyi taktıktan sonra iğnenin ucunu ilacın içine geçirdi. İlaç şırıngaya dolarken Yazgı iğneye bakarak konuştu.  "İnşallah yayla çorbası falandır."  "Maalesef. Bu gece uyumamanız gerek. Bu yüzden yoğurt ve türevi gıdalar tüketemezsiniz. Süt ve süt ürünleri yasak."  Yazgı duyduğu şeyle hemşireye bakarken Çınar ve Nur korkuyla birbirine baktı.  "Ne!?" diye çığlık attı Yazgı. Hemşire korkuyla elindeki iğneyi yere düşürdü.  "Hanımefendi neden çığlık atıyorsunuz?" dedi sinirle. Balık suratlı kadın.  "Sen ne dediğinin farkında mısın japon balığı? Ne demek yoğurt ayran yasak? Benim bağışıklığım var uykumu asla getirmez aksine görürsem uykum açılır."  Kadın içinden söylene söylene yeni bir ilaç hazırladıktan sonra Yazgı söylenmeye devam ediyordu.  "Neymiş ayran yasakmış. Hadi be oradan. Siz bugün bana ayran vermeyin. Bakın ben nasıl bu hastaneyi birbirine katıyorum."  Hemşire çıkarken sessiz söylense de bir o kadarda Yazgı'nın duyacağı ses tonunda konuşup çıktı odadan.  "Ruh hastası."  Hemşire kapıyı kapatınca Yazgı bağırdı arkasından. "Sensin be ruh hastası."  Çınar hızla Yazgı'nın yanında yerini alınca Yazgı ağlamaklı şekilde kafasını Çınar'ın omzuna koydu.  "Ayran yok dedi. Ya ben sırf bugün bitsin de yarın ayran içebileyim diye uyurum ki."  "Sakın. Hem sen korkma. Ben biliyorum ayranın senin uykunu getirmeyeceğini. Senin kahraman sevgilin sana bir sürü yoğurtlu ayranlı her türlü şeyi getirir. Söyle bakalım ne istiyorsun benden?"  Yazgı hevesle ellerini çırptıktan sonra Nur'un varlığını unutarak Çınar'ın dudaklarına öpücük kondurdu.  " Oha oha oha. Yavaş lan. Aile var aile. Burada hiç öpüşmemiş insanlar var mesela ben! "diye öfkeyle konuştu. İkisi de gülerken konuşmaları duyarak içeri giren Ufuk güldü.  " İstersen deneyimlemene yardımcı olabilirim? " Yazgı ve Çınar birbirine baktıktan sonra "Ooo." dediler.  "Yok canım sağ ol. Gerçek aşkı bekliyorum."  "Ben olmadığımı nereden biliyorsun?"  Nur kıpkırmızı kesilirken Yazgı ona kaş göz yapıyordu. "Ufuk bana attığın mesaj neydi? Söyle hadi."  "Ne mesajı?"  Ufuk Nur'un yanına yerleştikten sonra kolunu uzatıp Nur'un arkasındaki koltuğa yasladı.  "Yazgı'yı kimin ittiğini biliyorum."  Nur bir anlığına oldukları şekli unutup hevesle Ufuk'a döndü. Elini istemsizce karnına koyup gözlerine baktı. Yaptığı şeyin farkında bile değildi. Ufuk Nur'un farkında olmadan yaptığı şeyi görüp keyiflendi.  "Kaan değil mi?"  Kaşlarını kaldırıp cıkladı. Nur kaşlarını çattı.  "Nasıl cık ya? Kim o zaman?"  "Felaket şaşıracaksınız. Ama tabi Kaan beynimizin parmağı olmazsa hatırı kalır."  "Kim oğlum söylesene." dedi Çınar Yazgı'ya daha çok sarılırken.  "Ceren."  "Oha."  "Ne alaka ya?"  "Şaka mı?"  Hepsi tepkilerini verirken Ufuk iyice yerleşti koltuğa. Nur'un ona dokunması çok hoşuna gitmişti.  "Kamera odasındalardı. Duydum. Ceren Kaan'a aşkını itiraf ediyordu. Bir de biliyorsun falan dedi. Demek ki önceden tanışıyorlar. Kaan için değil Yazgı'yı merdivenden itmek tüm dünyayı yakarmış. Öyle dedi yanık ablamız."  Nur Ufuk'un sonda söylediği şeye güldükten sonra Yazgı'ya döndü.  " Yazgı bu kız bizimle arkadaş olmamış mıydı? " " Evet ve sen bu psikopata boş boğazlık edip Kaan'ın psikopatlıklarını anlattın. Dua et kız beni sadece merdivenden attı. Daha beterini yapsa tabutumu kaldırırlardı anlaşılan baksana."  Çınar Yazgı'nın ağzına vurdu.  " Ne biçim konuşuyorsun sen tabut falan? " " Ay özür dilerim aşkım. " dedi Yazgı tatlı tatlı. Çınar aşkım lafıyla bir an kendisinden geçmişken Ufuk devam etti.  " Olay dağılmadan söyleyeyim. Kaan'ın aklında bir şeyler var anlaşılan. Gece bana gel bir konuda yardımına ihtiyacım var falan dedi. Yeni oyunlar bizi bekliyor anlaşılan. Ve Kaan'ın oyunları pek masum olmuyor genelde. Daha da pisleşeceğine eminim."  Yazgı'nın halasının dışarıdan gelen sesiyle herkes yer değiştirmişken halası içeri girdi.  " Kuzum. Sana çorba yaptım sıcak sıcak iç diye ama yoğurt yasakmış sana. Ne yapacağız bunu? " " Halamm! " diye bağırdı Yazgı.  " Ne bağırıyorsun gerizekalı duymuyor muyum ben?"  "Hala yoğurt benim uykumu getirir sanıyorlar. Getirmez. Ne olur ver içeyim. Yoğurdum düştü bak."  "Yoğurdun mu düştü?"  "He. Hani tansiyonum düştü derler ya. Öyle."  "Bu kız niye böyle salak oldu acaba? Çabuk iç hemşire görmesin."  Yazgı heyecanla yataktan doğrulduğunda Çınar Nur ve Ufuk kahkaha atıyordu.  "Oğlum siz evlenseniz de bu kız sende servet bırakmaz yemin ediyorum. Yoğurtla batıracak ocağımızı." dedi Ufuk fısıldayarak. Çınar güldü.  "Kurban olsun ona tüm yoğurt fabrikaları."  Ufuk sırıtarak baktı arkadaşına. Büyük aşık olmuştu.  Ceren parfüm şişesini de üzerine boca ettikten sonra rujunu tazeleyip çıktı evden. Kaan evine çağırmıştı onu. En sevdiği elbiseyi giyip saçlarını özenle maşalamıştı. Kaan'ın kapısına geldiğinde kapıyı doğrudan Kaan açmıştı.  Karşısına süslenip püslenmiş kızı görünce içinden güldü. Kendi üstündeki gri eşofman ve siyah sweate baktı.  "Kusura bakma bu kadar özeneceğini bilsem üstümü değiştirirdim."  Ceren gülümseyerek içeri girdi.  "Hiç önemli değil. Hem sen her halinle çok tatlısın."  'Bir de Yazgı böyle düşünse keşke.' dedi Kaan. Şimdi karşısında Ceren değilde Yazgı olması için sahip olduğu her şeyi verebilirdi.  Ceren gülümseyerek koltuğa oturdu. Kaan'ın bir şeyler içmeyi teklif edeceğini düşünmüştü.  Kaan doğrudan karşısına oturup konuşmaya başlayınca morali düşse de belli etmedi Ceren.  "Madem beni bu kadar çok seviyorsun. Bana bir konuda yardım edeceksin."  Kafasıyla onayladı.  "Seviyorum. Ama ne konuda?"  "Yazgı ve Çınar'ın ayrılmasını istiyorum."  Kaan keskin bir şekilde söylemişti. Öyle ya da böyle bir şekilde ayrılacaklardı. Sınırı yoktu. Ölüm bile girebilirdi işe. Yazgı ya onun olacaktı ya da onun olacaktı .  Başka bir tercih, seçenek yoktu.  "Neden?" dedi Ceren kaşlarını çatarak.  "Sevdiğim adamı başka bir kıza kaptırmak için sana yardım edeceğimi düşündüren şey nedir? O kadar aptal mı sandın beni?" dedi öfkeyle. Çantasını tutup ayağa kalktı.  Kaan tek hamleyle bileğinden tutup kendisine çekti ve beline sarıldı.  "Dinle. Yanlış anladın. Ben Yazgı için istemiyorum bunu. Yazgı'yı sevmiyorum. Sadece sana inat olsun diye söylemiştim. Benim amacım Çınar'ın canını yakmak."  "Nasıl yani?"  Ceren bu yakınlıkla düşünme algılarını kapattı. Konuşurken dudaklarına bakması Kaan'ın işine geliyordu. Gülümsedi.  "Önce oturup beni dinle. Konuşalım. Sonra vaktin varsa bir şeyler içer eğlenceli bir şeyler yaparız olmaz mı?"  Ceren heyecanla kafasını salladı.  "Olur neden olmasın?"  'Sandığımdan daha aptalsın.' diye geçirdi içinden Kaan, otururken. İş sandığından kolay olacaktı.  Çınar Yazgı için istediği her şeyi alıp odaya gidinde Yazgı'nın uyukladığını gördü. Halasını zor  yollamışlardı eve. Kaşlarını çatarak koltuğa baktığında iki geri zekalının sarılarak uyuyakaldığını gördü. Güya Yazgı'yı uyulmaması için oyalayacaklardı!  Yazgı'nın yanına gidip yavaşça oturdu yanına.  "Yazgı. Güzelim uyan."  Yazgı gözlerini açıp Çınar'a baktı masumca.  "Çok uykum var." dedi.  "Biliyorum bebeğim. Ama uyumaman gerek. Hadi aç gözlerini. Bak ben sana neler neler aldım."  Yazgı oflayarak açtı gözlerini. Çınar ona bu kadar güzel bakan gözleri izlemeden edemedi.  Yazgı gözlerini ovuşturduktan sonra koltuğa bakıp güldü.  "Bunların sevgili olmaları için maks bir hafta veriyorum."  "Ben iki gün veriyorum."  "Yok be o kadar erken olmaz."  "Var mısın iddiasına?" "Varım nesine?"  "Ben kazanırsam benimle bir gece uyuyacaksın. Ama sımsıkı sarılarak."  Yazgı kıkırdadı. Bu onun işine gelirdi.  "Ya ben kazanırsam?"  "Kazanamazsın ama hadi diyelim kazandın. Sana yoğurt fabrikası satın alırım."  Omzuna vurdu.  "Dalga geçmesene." "Tamam tamam. Ne istiyorsun kazanırsan söyle bakalım?"  "Onu kazanınca söylesem."  "Bana uyar."  Çınar etrafa göz gezdirdi. Bu saatte hemşire girmezdi. Yanındakiler fosur fosur uyuyordu. Hızla Yazgı'nın dudaklarını öptü.  "Çınar ne yapıyorsun biri görecek?"  "Kim görecek ki? Uyuyor bunlar. Hemşire de girmez zaten."  Yazgı etrafa baktı. Çınar'ın haklı olduğunu görünce o öptü Çınar'ı. Çekildiğinde Çınar'ın yüzü gülüyordu.  "Ne oldu?"  "Hak verdim sana. Hemde çok özledim seni."  "Herkes uyurken bizde özlem mi gidersek?"  "Nasıl yani?"  "Şöyle." Çınar Yazgı'nın yanından kalkıp poşeti yakınına getirdikten sonra yatağın içine girdi. İçindekileri komodine koyduktan sonra telefonundan Yazgı'nın en sevdiği komedi programını açtı.  "Sonuçta gülerken uyuyamazsın."  "Ya çok seviyorum seni."  "Bende seni çok seviyorum güzelim." 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE