20.Bölüm

1289 Kelimeler
Yazgı gözlerini açtığında başında oturan Yeşim'i gördü. Yeşim Yazgı'nın uyandığını görünce doğruldu oturduğu yerden.  "Nasılsın iyi misin?"  "Kaan yakalandı mı?" dedi kendine tam gelmemişken.  "Hayır. Aranıyormuş."  Yazgı kafasını eğdi. Morali bozulmuştu. Yeşim yanına oturup sarıldı.  "Üzülme. Yakalanacak. O katilin yeri cezaevi."  Tuğkan'ın camdan izlediğini gören Cem yanına yanaştı.  "Onun için o kadar endişelisin ki. Ya sevgilin ya kardeşin der tanımayan biri."  "Kardeşim o benim. İkisi de benim için çok değerli artık. Ayrıca sevgilim Nehir. Gördün zaten."  "Evet. Bu arada takımlarla falan görüyoruz seni. Hayırdır?"  "Yok be. Sadece Yazgı kendisini toparlayana kadar emanetine sahip çıkıyorum."  "Nasıl yani. Bu araba şu küçücük kızın mı?" diye sordu şaşkınca.  "Sadece o araba değil. O küçücük kızın hepimizi ona katlayacak bir serveti var."  "Oha nasıl? Nasıl birine güvenip emanet edebildi?"  "Bilmiyorum. Ama bana gözü kapalı güveniyor. Güvenini de asla boşa çıkarmam. Hele ki onu bu halde görmek. Öz abisi olsam bu kadar üzülürdüm herhalde. O Kaan denen iti bulsam  öldürürüm."  "Peki şu dün gelen. Çınar. Yazgı'nın nesi oluyor? Soyadını falan hep ona sordun."  "Sevgilisi galiba."  "Galiba mı?"  "Cem. İnan o işler, hayatımız o kadar karmaşık bir halde ki. Nasıl anlatsam nereden başlasam bilmiyorum. Önceden hem çalışıp hem iki üniversite bitirmeye çalışan sıradan bir öğrenciydim. Tek derdim sonraki ayı nasıl getireceğimi düşünmekti. Şimdi elimde koca bir şirket var ve ben en büyük yetkiye sahip kişiyim. Benden hemen sonra ki yetki sahibi de benim gibi bir zamanlar öğrenci olan sevgilim. Nasıl böyle oldu ben bile anlamış değilim. Bir ara sana her şeyi anlatacağım. Ama önce sen Kaan'dan haber ver. " " Yok. Serbest kaldığı anda sırra kadem bastı. Hiçbir yerde bulamıyoruz. Babası zaten dakikasında yok etmiştir oğlunu. " Tuğkan kafasını cama yasladı.  " O serbest kaldıkça Yazgı iyi olmayacak. Sorarsa yakaladık de lütfen. " " Böyle bir şey deme yetkim yok biliyorsun değil mi?" " Sana illaki bir iyiliğim dokunmuştur. Lütfen onun hatırına kırma beni." Cem haline üzüldü. Yazgı'ya gerçekten  değer veriyor olmalıydı.  Cem içeri haber vermeye girerken Yazgı'nın güzelliğini yakından göreceği için heyecanlandı.  Kaan hızla eşyalarını toplarken babası tepesine dikilmiş bir türlü gitmiyordu.  " Hızlı ol diyorum sana. Başıma almadığın iş kalmadı. Lan birini öldürmek ne? Şimdi nasıl kurtaracağız senin götünü? O Yazgı denen kız için tüm hayatını mahvettiğin yetmedi benimde hayatımı mahvettin."  Kaan sinirle elindeki çantayı yere fırlatıp babasının boğazına yapıştı.  " Yeter artık. Tepemde konuşup durma. " Babası Kaan'ın ellerini boğazından itip tokat attı yüzüne.  " Lan it! Sen karşında kim var sanıyorsun? Senden korkacağımı mı sandın? " Kaan yerinden kalkıp çantayı tekrar aldı. Yurt dışına çıkması gerekiyordu. Ama intikamını almadan hiçbir yere gitmeyecekti. Sadece herkes gittiğini sanacaktı.  Yazgı duyduğu haberle heyecanlanmıştı. Hastaneye gelen Nur, Ufuk ve Çınar'la Yazgı heyecan yapmıştı. Çınar'la aralarında bir şey geçtiğine emindi. Onu sevmekten bir türlü alıkoyamıyordu kendisini. Sanki Yazgı Çınar için yaratılmış gibiydi.  Nur ve Ufuk odaya girerken Çınar camın karşısında Tuğkan ile izliyordu.  "Şirket nasıl gidiyor?" diye sordu Çınar Tuğkan'a. Aldığı haberlere göre Tuğkan çok iyi idare ediyordu.  "İyi. Hala soyadı mevzusunu söylemedin."  "Tuğkan. Hiçbir şey söylemeyeceğim."  "Neden? Neyden çekiniyorsun artık. Kaan'ın Yazgı'ya bir şey yapmasından korktuğun için söylemiyorsun sanmıştım. Ama Kaan'ın ne bok olduğu da çıktı ortaya. Hem tutuklandı."  Çınar alayla güldü.  "Bu yalana inanmamı mı bekledin gerçekten? Kaan'ın tutuklandığına inanmış gibi miyim?"  "Neden inanmıyorsun?"  "Kaan o kadar kolay lokma değil. Onunla ben uğraşamamışım. Sen mi uğraşacaksın?"  "Uğraşamadın evet. Korkaksın çünkü. Sen sevdiğin kadından vazgeçip onu bir psikopatın eline atacak kadar korkaksın."  Çınar öfkeyle yumruğunu Tuğkan'a indirdi.  "Evet korkağım. Yazgı'yı da bu hayatta değer verdiğim diğer varlığı da kaybetmemek için bunu yapıyorum. Eğer bu korkaklıksa da evet. Hiç değilse onun yanında olabiliyorum. Senin ne düşündüğün umrumda değil. Daha kötüsünü yaşamaktansa ben böyle memnunum."  Çınar'ın Tuğkan'a vurduğunu gören herkes hızla dışarı çıkmıştı.  " Çınar ne yapıyorsun? " " Gidiyoruz. " dedi Çınar Ufuk'a. Ufuk başıyla onayladı. Nur gelmeyince Ufuk sebebini anladı. Tuğkan dudağının kenarındaki kanı sildi. Çınar hiçbir şey demeden ilerlerken gözü Yazgı'ya kaydı. Hiçbir şey ortaya çıkmamalıydı.  Tuğkan haklıydı. O korkağın tekiydi. Yazgı'yı hiç değilse bu şekilde görebiliyordu.  Yoksa Yazgı'nın yüzünü görmeyi geçti, Yazgı onun tüm dünyasını karartırdı.  Yazgı kendisine gelip okula tekrar döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi değildi. Ceren'in oturduğu sırada Ceren'in resmi ve güller vardı. İnsanlar çok  iki yüzlüydü. Ceren hayattayken hiçbiri yüzüne bakmaz herkes sürtük gibi davranırdı ona. Şimdi hepsi arkasından üzülmüş gibi davranıyor, iyi konuşmaya çalışıyordu.  Yazgı resmi görünce gözünde anılar canlandı. Soğuk fabrikanın ortasında Kaan'a yalvardığı zamanlar geldi aklına. Ölmek istemiyordu. Yazgı o gün korkak davranmamış olsaydı bugün sırasında güldüğü resim değil kendisi vardı.  'Senin yüzünden.' dedi içinden bir ses.  'Katil Kaan değil sensin!' dedi susmayan ses.  Yazgı kendisini iyi hissetmiyordu. Zil çalar çalmaz çıktı sınıftan. Müzik odasına girip baterinin üzerine oturdu. Gürültüye ihtiyacı vardı. Kafasındaki sesi susturacak kadar büyük bir gürültüye.  Bagetleri eline alıp davullara zillere vurmaya başladı.  'Böyle vicdanından kaçabileceğini mi sanıyorsun?' dedi bir şey. Yazgı kafasını çevirdi. Ceren oradaydı.  'Senin yüzünden öldüm ben. Sen istediğin kadar burada bateri çalıyorsun. Zil çalınca sınıfa gideceksin. Hayatın devam edecek. Hala kalbin atıyor. Bense toprağın altındayım.' dedi üzerine gelirken.  Yazgı Ceren'in üzerine gelmesiyle kalktı hızla. Göğsünde kocaman bir delik vardı. Kanlar akıyordu.  "Gelme." dedi korkuyla. Geri geri ilerliyordu.  ' Bende böyle bağırdım. Kaan'a bağırdım bırakması için. Beni kurtarabilirdin. Sen ne yaptın? Sessizce izledin. Korktun. Sustun. İzin verdin.'  Ceren ona dokunacak kadar yakındı. Yazgı'nın gözlerinden yaşlar akıyordu artık.  "Bırak beni." diye bağırdı.  ' Tıpkı benim gibi bağırıyorsun. '  Ceren yaklaştıkça göz altları morarıyor vücudunun rengi beyaza dönüyordu. Yaklaştıkça yürüyen bir cesede dönüyordu.  Yazgı itti birden Ceren'i. Dokunduğunda ellerinin kanlar içinde kaldığını gördü Yazgı.  "Ellerim." dedi ellerine iğrenmiş şekilde bakarcasına. Elleri kana bulanmıştı. Kurtulmalıydı ellerinden.  Bir anda yüzünde hissettiği acıyla yüzü sağa döndü.  Kafasını kaldırdığında karşısında ki Nur'u gördü. Arkasında ona endişeyle bakan Yeşim, Çınar ve Ufuk vardı.  "Yazgı kendine gel." dedi Nur Yazgı'yı sarsarak.  Yazgı etrafta gözünü gezdirdi. Ceren yoktu. Ellerine baktı hızla. Elleri temizdi. Dizleri üzerine çöktü ağlayarak.  Elleriyle saçlarını çekiştirdi.  "Benim yüzümden öldü." dedi defalarca kez söylediği şeyi tekrar ederek. Nefesinin kesildiğini hissetti. Ciğerlerine hava dolmuyordu.  Çınar Yazgı'nın halini fark edince elini cebine attı. Yeşim korkuyla yanına diz çöktü.  "Yazgı nefes al. Yazgı."  Çınar Yeşim'in yanına çöktü. Elini Yazgı'nın sırtına koydu. İlacı dudaklarına yasladı.  "Dudaklarını arala Yazgı. Sakin ol."  Yazgı Çınar'ın sesiyle biraz dinginleşti. Dudaklarını araladığında Çınar birkaç kez sıktı. Yazgı nefes almaya başladığında sanki Çınar'da yeni nefes almaya başlamış gibiydi.  Yeşim Çınar'ın neden cebinde astım ilacı taşıdığını merak etti.  " Niye cebinde astım ilacı var?" dedi Yeşim tek kaşını kaldırarak.  "Sana ne?" dedi Çınar öfkeyle. Tuğkan'dan, Yeşim'den, Nehir'den, Yazgı'ya yardım etmeye çalışan herkesten nefret ediyordu. Onu uzaklaştırmak üzere olduklarından habersizlerdi.  "Neden tersledin?" dedi bu kez de.  "Sen neden çok soru soruyorsun?"  "Sen sor diye." dedi Yeşim ters ters. O da Çınar'dan nefret ediyordu. Yazgı onun yüzünden böyleydi. Artık herkes bu sır küpü hallerinden sıkılmıştı.  "Yazgı iyi misin?"  Yazgı başıyla onayladı. Ayağa kalktı.  "Yeşim beni eve götürür müsün?"  "Tabi ki."  Yazgı hiçbirine bakmadan Yeşim'in koluna girdi.  Yeşim Yazgı'yı okuldan çıkarırken Nehir ve Tuğkan'ı aradı.  "Yazgı iyi değil. Çantasını alıyor şu an. Çok kötü şeyler oldu. Halasını aradım bizde kalacak dedim. Sizde gelir misiniz?"  "Geliyoruz."  Herkes Yeşim'in evinde toplandı. Yazgı kafasını yastığa koyar koymaz uyuyakalmıştı. Günlerdir uyuyamıyordu.  "Okulda ne oldu?" dedi Nehir Yazgı'yı izlerken.  "Dayanamıyorum bu haline." ağlamaya başladı Yeşim.  "Yeşim sen yapma bari."  "Ne yapabilirim? Yazgı'nın haline bak. Ceren'i öldürdü o adam. Haftalar önce beni dövdü. Katilmiş. beni de öldürebilirdi. Bugün Ceren yerine ben olabilirdim. Yazgı'yı okulda görseydiniz. Ceren'i görüyordu. Gelme üzerime diyordu. Ben katil değilim ben yapmadım diyordu. Nur'u Ceren sandı. İtti. Sonra ellerine baktı. Kan dedi. Nur tokat atmasa, Çınar astım ilacı taşımasa ne yapabilirdim bilmiyorum. Her şey pamuk ipliğine bağlı. " Nehir Yeşim'e sarılırken Tuğkan sıkıntıyla ofladı. O da ne yapılacağını bilmiyordu. Aklına gelen fikirle gülümsedi. Bir süre kafa dağıtılması için aklına gelen fikri uygulamak çok iyi gelecekti.  " Ne oldu neye gülümsüyorsun? "  " Hiç. " dedi Tuğkan Nehir'in gözünün içine bakarak. Herkesin havası değişecekti birazcık. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE