Geçmiş
Yazgı sürekli söylenerek yürüyünce artık Ufuk dayanamayıp "Yazgı ne olursun sus." diye yalvarmıştı. Nur kankasına destek çıkmak için, "Sana ne?" diye terslese de Yazgı susmuştu. Herkes yorgunluktan bitap düşmüş haldeydi. 2 saattir yürüdükleri yetmiyormuş gibi bir de üstüne yürüdükleri yolu geri dönüyorlardı. Yazgı yerdeki taşlara basa basa yürürken Çınar onun düşmesinden endişe ediyor her an tetikte bekliyordu.
"Güzelim bak düşeceksin. Düz yolda yürüsene."
"Öf düz yol var sanki. Dağın başındayız."
Çınar "La havle." diyerek Yazgı'yı izlemeye devam ederken olan oldu. Yazgı'nın bastığı taşlardan biri ayağının altından kayınca Yazgı yeri boyladı. Nur en yakın arkadaşlık görevini yerine getirip kahkaha atmaya başlayınca Kaan öfkeyle ona bakıp Yazgı'nın yanına koştu.
" İyi misin Yazgı?" diye merakla sorup bileğine doğru hamle yapsa da Çınar Kaan'ın bileğinden tutup geriye itti.
"İyi o. Zaten nasıl olduğu da seni ilgilendirmez işine bak."
Yazgı'nın canı her şeyden tatlı olduğu için acı içinde kıvranırken Çınar'ın hala gereksiz kıskançlıklarına öfkeyle cevap verdi.
"Nasıl olduğumu ben kendim de söyleyebilirim. Burada canım yanıyor hala gereksiz yere tribe giriyorsun." diye öfkeyle soludu. Bu kez Kaan Çınar'a piç gülüşü atmıştı. Yazgı Nur ve Ufuk'un yardımıyla ayağa kalktıktan sonra ayağının üzerine basmadığını fark etti. Adım attığı an inleyen ve tam düşecekken Ufuk sayesinde ayakta kalan Yazgı'nın canı felaket derecede yanıyordu. Kaan Yazgı'ya doğru hamle yapıp onu kucağına alınca Çınar deliye döndü.
"Ne yapıyorsun lan sen?" diye sinirle ona doğru yürüyünce Kaan dinlemeden bir adım attı. Yazgı fikri dahi sorulmadan kucaklandığını görünce tüm acısını Kaan'a püskürttü.
"Beni hemen yere indir!" diye öfkeyle bağırdı. Kaan Yazgı'nın tepkisiyle onu yere indirince Yazgı sertçe itti Kaan'ı.
"Kim oluyorsun da bana hiçbir şey sormadan direkt dokunma cesareti bulup, üzerine bir de beni kucağına alıyorsun? Sana bu hakkı kim verdi? Ne sanıyorsun sen kendini Kaan?" dedi sinirle.
Kaan Yazgı'nın öfkesini görünce kendisini biraz geri çekti.
"Ben canın acıdığı için yardım etmek istedim sadece."
"Yardım öyle küt diye sormadan etmeden yapılmaz. Ben istedim mi senden, hayır. Bir daha sakın böyle bir patavatsızlık yapmaya kalkma."
Kaan kaşlarını çatmışken yüzüne yediği yumrukla neye uğradığını şaşırdı ve sendeledi. Çınar öfkeyle ona bakıyordu.
"Sen kimsin, kimin sevgilisini kafana göre kucağına alıyorsun lan?"
Kaan ayağa kalkıp yumruğunu Çınar'a salladığında Çınar kafasını çekip yumruğunun boşa gitmesini sağladı. Kaan daha çok sinirlenirken Çınar Kaan'ın boşluğundan faydalanarak tekrar vurdu.
" Ne oluyor burada? Kes kavgayı kes! " diye bir bağırış duyuldu. Hoca bağırarak, tabiri caizse çığlık çığlığa geldi Çınar ve Kaan'ın yanına.
"Lan siz yine mi kavga ediyorsunuz? Bu kaçıncı? Sizi daha kaç kere uyaracağım?"
Hoca sinirle kendinden geçmiş bağırırken Yazgı bileğinin derdinden hiçbir şeyi hatırlamıyordu.
"Hocam." dedi masumca. Hoca bağırırken birinin seslenişiyle susup ona döndü.
"Ne?" dedi ters ters.
"Ben ayağımı burktum da. Çadırıma gidebilir miyim?" dedi ağlamaklı halde. Hoca Yazgı'nın tatlı suratına hayır diyememişti. Çınar yazgının masum masum soru soruşunu görünce onu kendisine çekip yanaklarını ısırmamak için zor duruyordu.
"Tamam git sen yanındaki ikisi yardım etsin sana. Siz iki ergenle de işim bitmedi. Okula gidelim ilk işim ikinize de disiplin yazmak. Bir uzaklaştırma alında aklınız başınıza gelsin. Yeter nedir bu be?"
Ufuk ve Nur Yazgı'nın koluna girmiş ilerlerken Yazgı yürümekte gittikçe zorlanıyordu. Çınar, Ufuk yanından geçerken
" Çok yürütme sırtına falan al yol uzun canı acır. " diye sessizce fısıldadı. Ufuk kafasını sallayarak ilerledi. Gruptan epey uzaklaştıklarında Ufuk Yazgı'nın inlemesine dayanamamıştı. Canı çok yanıyor olmalıydı.
"Yazgı, kızmazsan bir şey diyeceğim."
Yazgı sessizce akıttığı gözyaşlarıyla Ufuk'a bakınca Ufuk'un içi acıdı.
"Seni sırtıma alayım mı böyle canın çok acıyor ya da direkt taşıyayım seni, daha yol uzun böyle bileğini daha çok zedeliyorsun?"
Yazgı bu teklife dünden razıydı. Konu Kaan olunca işler değişmişti çünkü Kaan'dan şüpheleniyordu. Yaptığı şeylerden, hareketlerinden tiksinmişti. Bu yüzden ona büyük tepki vermişti. Ancak Ufuk Yazgı'ya farklı gözle bakmazdı. Bu yüzden Yazgı'ya böyle yardım etmesi Yazgı için sorun olmazdı.
Yazgı ağlamaklı halde başıyla onaylayınca Ufuk Yazgı'yı kucağına aldı. Nur Yazgı'nın çantasını alıp kendi sırtına takmıştı. Yazgı'nın kolundan çıkınca bir an boşlukta hissedip dalgınlıkla Ufuk'un koluna girmişti. Yaptığı şeyin farkına varınca hızla çıktığında Ufuk gülümseyerek baktı Nur' a.
"Sıkıntı yok nasıl rahat ediyorsan öyle davranabilirsin."
Nur Ufuk'a bakıp ciddi olduğunu görünce tekrar koluna girdi. Temas bağımlısıydı ve boşlukta olunca kendisini güvende hissetmiyordu. Bu yüzden teklifi reddetmedi. Yazgı sürekli Ufuk'a "Yorulduysan indir ben yürürüm." dese de Ufuk Nuh diyor peygamber demiyordu. En sonunda Yazgı yine
"Yorulduysan indir ben yürürüm." dediğinde Ufuk'a gına gelmişti.
"Yazgı ne kadar ayrılmış gibi bir şey olsanızda sen benim kardeşimin sevdiği kızsın. Üstelik yaralı haldesin. Canın bu kadar acırken seni bu halde yürütecek değilim. Ayrıca ben sporcuyum senden daha ağır şeylerle tüm günüm geçiyor benim. Sus artık."
Yazgı ağzının payını aldıktan sonra sesini kesmiş, Nur bu hallerine kıkırdamıştı. Bir anlığına keşke ayağını burkan ben olsaydım diye düşünmüştü. O zaman Ufuk Yazgı'yı değil onu taşırdı. Kıskançlıktan değil daha çok Ufuk'un onu taşıması içindi. Nihayet çadırlara vardıklarında Ufuk Yazgı'yı çadıra bırakıp çıkmıştı. Dışarıda hocanın yokluğundan faydalanıp sigara içerken Nur yaklaştı yanına.
"Sigara içtiğini bilmiyordum."
"Artık biliyorsun."
"Sporcuyum dememiş miydin?"
"Sporcular içemez diye bir kural mı var?"
"Aslında var."
Ufuk bir şey demeden içmeye devam etti.
"Pek yakışmıyor sana içmek. Sağlıklı yaşamla daha çekici oluyorsun bence."
Ufuk duyduğu şeyle kaşlarını kaldırıp Nur'a baktı. Nur biraz fazla açık sözlü davrandığını fark edince başını eğdi. O sırada Yazgı'nın yardım sesini duyunca çadıra doğru ilerledi.
Ufuk içmek için çıkardığı sigaraya bakarken Nur' un söylediği şeyi anımsadı. Sigarayı içmek yerine pakete geri koyup çadıra doğru ilerledi. Giriş kısmına gelince içeri doğru seslendi.
"Müsait misiniz?"
"Müsaitiz gel."
Ufuk içeri girip yanlarına gittiğinde Yazgı'nın üzerini değiştirdiğini gördü. Biraz muhabbet ettikten sonra Çınar elinde buza dönmüş ayranla geldi. Yazgı Çınar'a sinirliyken elinde buzlukta unuttuğu ayranı gördü. Çınar oturup ayranı bileğine tuttuğunda Yazgı hamle yapıp ayranı aldı.
"Ne yapıyorsun sen?"
"İçeceğim ayranımı."
"Saçmalama bileğin şişmiş."
Çınar şişeyi tekrar Yazgı'nın elinden alıp ondan uzaklaştırdığında Ufuk bu muhabbete gülme krizi geçirirken Nur telefonunu açıp selfie moduna aldı. Bu anı ölümsüzleştirmek zorundaydı. En sonunda Yazgı galip gelmiş eriyen ayranı içmişti. Herkes yataklara dağıldığında Yazgı tüm gece ağrıdan uyuyamamıştı.
Nihayet dönme vakti geldiğinde Yazgı cam kenarına geçmişti. Telefonunda sınırlı şarkı vardı çünkü eski model olduğundan hafızası hemen doluyordu. Bu duruma üzülse de hakkını sevdiği 5-6 şarkıda kullanmış onlardan da gayet memnundu. Nur Yazgı'nın yanına yerleştiğinde Ufuk ayağa kalkıp Nur ve Yazgı'nın tepesinde durdu. Yazgı Ufuk'a baktığında onun ikisine baktığını gördü.
"Ne var Ufuk tepemize dikilmişsin Azrail gibi?"
"Nur'la bir şey konuşmam gerekte. Sen benim yerime geçene iki dakika."
"İsz hayırdır ya ayrılamaz oldunuz. Sevgili oldunuz da benim mi haberim yok?"
"Yok daha neler." dedi Nur hızla. Ufuk buna bozulsa belli etmedi.
"Hadi Yazgı ya ne çok konuştun. Alt tarafı iki üç dakika oturacağım şurada."
"Hiç kalkamam ben. Nur gelsin yanına. Sakatım ben hastaya saygınız olsun biraz. Şikayet edeceğim sizi ya."
"Kime şikayet edeceksin pardon?" diye sordu kaşını kaldırarak Nur.
Otobüste sessizlik olduğu için herkes duyuyordu Yazgı'yı.
"Şu an otobüste olduğumuz için karayolları genel müdürlüğüne şikayet edeceğim."
Yazgı'nın sözleriyle herkes kahkaha atarken Çınar onun tatlılığına öyle dalmıştı ki saf aşık gibi izliyordu Yazgı'yı.
Ufuk Yazgı'nın dediği şeyi onayladı.
"İyi tamam Nur sen yanıma gel. Çınar sen biraz burada oturur musun? "
" Oturmaz mıyım? Bırak birazı sonsuza kadar otururum orada." diye hızla Yazgı'nın yanına oturdu. Yazgı söylenerek Çınar'ın taklidini yaptı.
"İtirmiz miyim ihihihi. O haltı yemeseydin zaten sen olurdun yanımda. "
Çınar artık sürekli ona laf sokulmasına alıştığı için bir şey demeden kulaklığını taktı. Gözü Yazgı'nın telefondan birkaç şarkıya bakmasına kayınca söylediği şeyleri hatırladı Yazgı ona telefonunun içinde çok az şarkı olduğundan bahsetmişti.
Çınar Yazgı'nın kulağından kulaklıkları çıkardı. Yazgı çatık kaşarla ona' Ne yapıyorsun? ' der gibi bakınca kendi kulaklığının tekini taktı Yazgı'nın kulağına. Sertap Erener-Yanarım açtığında Yazgı gülümsedi.
Yazgı daha fazla dayanamayıp başını Çınar'ın omzuna yaslayınca Çınar'da kafasını onun kafasına yasladı. Beraber müzik dinleyerek yol boyu sessiz bir sohbette bulundular.
--
Yazgı okul çıkışı Kaan'ın teklifiyle ders çalışmak için anlaştıkları kafeye doğru ilerledi. Kaan bir anda yanına gelip ödevi bitirmeleri gerektiğini söylemişti. Önce evine çağırıp gelmesi için ısrar etmişti. Yazgı ne kadar hayır dese de Kaan bir o kadar ısrar etmişti. En sonunda Yazgı ödevi tek yaparım diyince Kaan kafeyi kabul edip ona bir adres vermişti.
Yazgı okuldan sonrası için anlaştıktan sonra vakit gelince çıkıp Kaan'ın attığı konuma doğru ilerledi. Geldiğinde kafenin boş olduğunu görünce kapalı sandı ancak içeriden çıkan Kaan'ı görünce içeriye girdi.
Kaan Yazgı'yı masaya doğru götürdü.
"Ne yemek istersin?" diye sordu kibarca.
"Aç değilim şu ödevi bitirelim halam bekler." dedi Yazgı tedirgin şekilde. Kaan'a hiç güvenmiyorken buranın bu kadar sessiz olması onu ürkütüyordu. En sonunda içeriden çıkan garsonla rahatladı.
Kaan garsona iki hamburger menü sipariş ettiğinde Yazgı bir şey demedi. Tartışma çıkarmanın anlamı yoktu ödevi bitirip gitmesi gerekiyordu.
Yazgı ödeve başladığında Kaan hem dediklerini yapıyor hemde onu izliyordu. Yemekler geldiğinde Kaan'ın ısrarlarıyla Yazgı yemeği yedikten sonra ödeve devam etti.
Ödev nihayet bittiğinde Yazgı toparlandı. Ayağı kalktığında Kaan bileğinden tuttu.
"Konuşmak istediğim bir şey var."
Yazgı kafasını kaldırıp gözlerine baktığında Kaan heyecanlandı. Çok güzel bakıyordu kalbinin atışını hissettiriyordu.
"Yazgı ben sana aşığım." dedi beline sarılıp yüzünü yüzüne yaklaştırırken.
Yazgı beklemediği itiraf karşısında şaşırsa da az çok anlamıştı her şeyi.
"Seni o ceza odasında gördüğüm günden beri sana deli gibi aşığım. Bence sende bana karşı bir şeyler hissediyorsun."
Dudaklarını ona doğru yaklaştırdığında Yazgı geriye doğru iki adım attı.
"Sana karşı hislerim olduğunu nereden çıkarıyorsun Kaan? Üzgünüm ama ben bir şey hissetmiyorum sana karşı."
Kaan Yazgı'yı kolundan yakalayıp tekrar kendisine çekip sarıldı.
"Biliyorum. Bana karşı var hislerin. Sadece Çınar'dan çekiniyorsun. Söylediği o kadar şeyden sonra bir de üstüne benimle birlikte olduğun ortaya çıkarsa sınıf sana aldatan kız gözüyle bakacak. Ama merak etme ben senin için ilişkimizi gizli de tutarım. Zaten sana kimse bir şey diyemez. Ben hepsinin hakkından gelirim. Bugün mekanı bile senin için kapattım. "
Yazgı şaşkınlıkla dinliyordu Kaan'ı. Beyni azıcık çalışan insan bile Yazgı'nın ne demek istediğini anlayacakken Kaan resmen saçma sapan konuşmuştu. Bir kere Yazgı Çınar'dan korkmaz, sınıftakilerden de çekinmezdi. Sadece onları sevmiyordu. Yoksa ona bir şey söyleyecek kimse olamazdı. Hepsinin hakkından gelirdi.
Kaan'a bir şey hissettiğini düşündüren şey neydi merak ediyordu. Başından beri Kaan'a mesafeli davranmış son zamanlarda sürekli tersleyip kızmıştı. Hatta kovmuştu. Şimdiyse Kaan gelmiş ondan hoşlandığını bildiğini söylüyordu.
Kaan tekrar baktı Yazgı'ya.
"Biliyorum sende beni seviyorsun. Ama naz yapma sevgilim." diye hastalıklı şekilde yaklaştı tekrar Yazgı'ya. Yazgı kollarının arasından çıkmaya çalıştı.
"Bırak Kaan!" diye sinirle konuştu. Kaan onu duyuyor gibi bile değildi.
"Bırak!" diye bağırdıktan sonra sertçe itti Kaan'ı. Kaan nerede olduğunun farkına vardı. Yazgı'ya baktı. Yazgı yüzüne sertçe bir şekilde tokat attı.
"Sen iyi değilsin Kaan. Sana davranışlarıma rağmen utanmadan beni seviyorsun diyorsun. Bırak seni sevmeyi, senden nefret ediyorum ben. Çınar'ı sevdiğimi bilmene, sevgili olduğumuzu bilmene rağmen yılmadın. Üstelik kalkıp ayırdın bizi. Senin yüzünden mutsuzum. Ama ben Çınar'a aşığım sana değil onu seviyorum seni değil. Bir gün yine bir ilişkiye başlayacak olsam bu Çınar olacak. Asla ama asla sen olmayacaksın. "
Yazgı hızla eşyalarını alıp kafeden çıktığında Kaan bağırdı arkasından.
" O seni üzecek ve sen bana geleceksin! "
Yazgı arkasına bile bakmadan yürüdü. Kaan arkasından tüm masaları yerle bir ederken garsonlar korkudan bit şey diyememişti.
Yazgı artık Çınar'a hak veriyordu ve inanıyordu. Kaan gerçekten hastaydı ve işin kötüsü peşini bırakmaya niyeti yoktu. Şimdi ne yapacaktı? Nasıl kurtulacaktı Kaan'dan?