6.Bölüm

1628 Kelimeler
Yazgı eve girdiğinde morali yerle birdi. Bu evde yaşamak istemiyor, hiçbir şeye güvenmiyordu. Tek güvendiği kişi yeni tanıştıklarıydı. Onun için çaresiz bir durumdu. Hala aklı duyduğu şeylerdeydi. Kaan gerçekten onu seviyor gibi duruyordu. Asla aklına böyle bir şey gelmemişti. Sadece Kaan ona çok aşık olduğu için sevgili olduklarını söylüyor sanıyordu. Oysa durum akıl almaz derecede karışıktı. Bahsettikleri para ne parasıydı? Kaan'ın servetini satın alacak kadar fazla olan para nereden çıkmıştı? Her şeyi nasıl öğrenecekti? "Halam. Neredesin sen aklım çıktı çok korktum?" Yazgı tiksiniyordu. O da herkes gibi yalancıydı. "Bir telefonum olsaydı korkmak yerine arardın. Herkesi seferber etmişsin. Yorgunum ben odama çıkıyorum." Bir şey söylemesine fırsat bile vermeden odasına çıktı. Okula gitmek istemiyordu, yemek yemek istemiyordu, kimseyle konuşmak istemiyordu. Tek istediği şey hatırlamaktı. Yatağa uzandığında tüm günün yorgunluğuyla uyuyakalmıştı. Uyandığında saat neredeyse öğlene geliyordu. Tüm pazarı evde geçirmeyi düşünüyordu. Kapısının çalmasıyla oraya döndü. "Gel." demesine fırsat vermeden halası bir kutuyla odaya girmişti. "Dün söylediklerini düşündüm. Haklıydın. Bu yüzden sana bu telefonu aldım. Hat almadım kendi adına almak istersin diye düşündüm. Bu parası bugün çıkarsın istediğin bayiden alırsın kendine bir tane olur mu?" Yazgı sahte bir gülücük atıp onayladı. Dün tanıştığı Tuğkan ve Nehir'in söylediği şeyleri hatırladı. Çok mantıklıydı. Yapacakları hataların farkında olmayacaklardı ve bu sayede Yazgı her şeyi çözecekti. Önce para mevzusunu çözmeliydi. Gerçekten zenginse her şeyi çözmek için daha çok araştırma yapabilirdi. Halası odadan çıktıktan sonra hızla hazırlanıp ilk bayiden hat aldı. Telefonu açtıktan sonra kurcalamadan yanında getirdiği kağıttaki numarayı aradı. Duyduğu ince sesle sevindi "Nehir. Benim Yazgı. Dün gece tanıştık." "Ah Yazgı. İyi ki aradın. Bende keşke ev adresini alsaydık falan diyordum. Nasılsın ıyi misin?" "Ben iyiyim. Ama yardımınıza ihtiyacım var. Kim olduğumu tek başıma öğrenemem ." "Mükemmel. Bize de ekşın olur. Neredesin şu an gelelim." Yazgı olduğu yeri bilmiyordu. Etrafını tarif etti. Tuğkan orayı bildiğini ve hemen geleceklerini söyleyince Yazgı bulduğu bir banka oturdu. Yanına oturan biriyle o tarafa döndü. "Ne işin var burada? Yine tek başına gezmelere mi çıktın? Kaybolup başımıza iş mi açacaksın?" "Sana ne Çınar? Neden buradasın?" "İşim vardı. Seni gördüm derdini öğreneyim dedim." "Yok derdim falan birini bekliyorum işine bak." Yazgı çok öfkeliydi. Saçma sapan sözlerinden sıkılmıştı. Sanki Yazgı bir suç işlemiş gibi davranıyordu. Çınar sevdiği kadının tek başına oturduğunu görünce bahane bulduğu için sevinmişti. Çok garip bir geceydi ve yine başına bir şey gelmesinden korkmuştu. "Kimi bekliyorsun?" "Sana ne?" "Kimi bekliyorsun?" "Seni ilgilendirmez." "Kimi bekliyorsun?" "Sevgilimi bekliyorum Çınar işine bak." Yazgı öfkeyle ona dönüp cevap verdiğinde verdiği cevaptan pişman olmuştu. Çınar'ın gözünde resmen kendisini berbat gösteriyordu. Önce Kaan'la sevgiliyken Çınar'a itiraf etmişti aşkını. Şimdiyse Çınar'a seni seviyorum dedikten sonra başka sevgilisi olduğunu söylğyordu. Çınar'a baktığında bakışlarının değiştiğini hissetti. Siniri bozulmuştu. Kaan'dan kurtulmadan şimdi neyden bahsediyordu bu kız? İleride onlara doğru gelen Tuğkan ve Nehir'le Yazgı ayağa kalktı. Çınar'da onları görünce Yazgı'nın ciddi olmadığını görüp derin bir nefes verdi dışarıya. Ne zaman nefesini tutmuştu ki? "Çınar'da mı bize yardım edecek?" Diye sordu Nehir merakla. Çınar'sa olayın ne olduğunu bile bilmiyordu. Ne konuda yardıma ihtiyaçları vardı merak ediyordu. "Hayır. Bu konu onu ilgilendirmez. Bir şey bilmesine gerek yok." "Ne hakkında konuşuyorsunuz?" "Seni ilgilendirmez." Çınar Yazgı'ya kaşları çatık baktı. Neyin peşindeydi bunlar? "Gidelim." dedi Yazgı. Üçü ilerlerken Çınar onları takip etmeyi aklına koymuştu. Yazgı yine bildiği gibi bir şeylerin peşinde dolaşıyordu. Kim bilir nasıl bir işe bulaşmak üzereydi. Yazgı, Nehir ve Tuğkan bir kafeye oturduktan sonra Yazgı konuşmaya başladı. " Halam dün telefon aldı bana. Ama hat aldığımı kimse bilsin istemiyorum. Dün duyduğum şey beni çok meraklandırdı." "Hangisi?" dedi Nehir kuşkuyla. Bu iş dikkatini çekiyordu. Sır çözmek hoşuna gitmişti. "Kaan, Ceren'e Yazgı'nın serveti benim servetimi on kere satın alır dedi. Bildiğim kadarıyla Kaan çok zengin. Yani ben nasıl oluyorda ondan daha zengin oluyorum anlamış değilim." "Oha sen baya zenginsin o zaman. Senin Kaan'ı araştırdık biz biraz. O iş adamı Serdar Koğa'nın oğlu Kaan Koğa. Yani baya zengin. Öyle dediyse sen baya zengin oluyorsun." "Öyle miymiş?" Yazgı gittikçe meraklandıyordu. Tuğkan telefonunu çıkarıp internete Kaan Koğa yazdığında çıkan bilgileri Yazgı'ya gösterdi. Yazgı resimlere bakarken tanıdığı bir simayla durdu. Kaan bir adamın yanında duruyordu. İkisi de takım elbiseyle ve ciddi bir pozla duruyordu. Özel bir yerde çekilmiş gibiydi fotoğraf. Adam o kadar tanıdık geliyordu ki Yazgı'nın başı ağrımıştı. Onu hatırlıyor gibiydi. Gözlerini kapattığında önüne görüntüler gelmişti ' "Bak Yazgı. Oğlum hakkındaki şikayetini geri çekmen senin iyiliğine olur. Gençsiniz siz, olur aranızda uyumazlıklar." "Serdar bey siz dalga mı geçiyorsunuz benimle? Sizin oğlunuz beni diri diri yakmaya kalktı! Ne demek olur öyle şeyler? Sizin gibi bir babanın öyle bir oğlu olması çokta şaşırtmadı beni. İğrençsiniz." ' "Yazgı iyi misin?" Nehir Yazgı'nın bir süredir hareketsiz şekilde durduğunu fark edince yanına geldi. Yazgı'ya dokunduğunda sıçrayarak açtı gözlerini. "Yaktı!" "Kim neyi yaktı?" dedi Tuğkan şaşkınca. Yazgı hızla telefona tekrar baktı. "Tanıyorum bu adamı. Hatırladım." dedi heyecanla. Geçmişinde hatırladığı şeyi fark etti sonra. Ne demişti? "Neyi hatırladın anlat çabuk." "Bu adamla, bir arabadayız sanırım. Bana Kaan'a olan şikayetimi geri çekmemi söylüyordu. Bende. Bende." Sustu. Hatırladığı şey gerçek miydi? "Sende ne? Söyle Yazgı." dedi Nehir yanında oturduğu kızın elini tutarak. Çok korkmuş görünüyordu. "Bende dalga mı geçiyorsunuz demişti. Sizin oğlunuz beni diri diri yakmaya kalktı dedim. Bu doğru olamaz ya. " Masada ufak bir sessizlik oldu.  Çınar hararetli hararetli konuşulan şeylerin hiçbirini anlamıyordu. Düşmemesi gereken bir şeyin peşine düştükleri çok belliydi.  Tuğkan denen çocuğa her şeyi anlatırsa belki peşine düşmekten vazgeçerlerdi.  Yazgı'nın hiçbir şey öğrenemesi gerekiyordu. Kaan Yazgı'nın bir şeyleri öğrenmeye çalıştığını bilmemesi gerekiyordu. Yoksa Yazgı'ya bir şey yapabilirdi. Daha önce yakmaya kalkmış, sonrasında uçurumdan düşmesini sağlamışken şimdi tekrar deneyebilirdi.  Tuğkan Yazgı'ya bakarken gözü arkaya kaydıpında Çınar'ı gördü. Çınar Tuğkan'ın onu fark ettiğini görünce hızla uzaklaşıp arabasına atladı.  Tuğkan gördüğü şeyle masadan kalkıp ona doğru gitti.  "Dur." Çınar hızla ilerlerken duyduğu şeyle durup arkasını döndü.  "Sende bir şeyler var. Bir şeyler biliyorsun. Öğrenmemizi istemiyorsun. Ama Yazgı seni öncedende tanıyordu. Sen her şeyi biliyorsun buna eminim. Derdin ne senin? Neden anlatmıyorsun? Görmüyor musun kızın halini? Ben dün gece bu kızı uçurum kenarında çığlık atarken buldum. İki adım uzağında olsaydım tutamayacaktım onu. Düşecekti az kalsın. " Çınar kaşları çatık dinlerken duyduğu son cümlelerle hızla Tuğkan'a doğru yürüdü.  " Ne demek düşecekti? " " Bas bayağı düşecekti. Ayağı kaydı. Neyseki sesini duyup yaklaşmıştım ona. İntihar edecek sandım. " Çınar yakasını tuttuğu ellerini geri çekti. Ellerini saçlarına daldırdı.  "Ne yapıyorsanız, yapmayı bırakın. Yazgı'nın iyiliği için uzak ondan. Sana yalvarıyorum bırakın bu işin peşini."  Tuğkan Çınar'ın çaresizliğini görünce şaşırdı. Resmen yalvarıyordu ona.  "Ona aşıksın değil mi?"  "Yardım etmeyi bırakın."  Çınar reddetmemişti.  "Bırakmayacağım. Burada konuşulan şeyleri anlatmam. Ama Yazgı'ya yardım edeceğim. Ben dün gece gördüğüm çaresiz kızı unutmadım, unutmamda. Bu işin sonunda ölüm bile olsa yardım edeceğim ona. Sonuna kadar."  Tuğkan arkasını dönüp ilerlerken Çınar sinirle yanındaki kovaya tekme attı. Ucunda ölüm vardı zaten. Tuğkan içeri girdiğinde Nehir ve Yazgı merakla bakıyordu ona. "Nereye gittin hayatım?" "Çınar buradaydı." Yazgı kafasını yeni telefonundan kaldırıp hızla Tuğkan'a baktı. "Ne demek Çınar buradaydı?" "Basbayağı buradaydı. Yanılmamışım. Çınar bir şeyler biliyor. Ama söylemedi." Nehir Tuğkan'a doğru bakıp yüzünü yüzüne eğdi.  "Ne konuştunuz aşkım anlatsana çatlayacağız. Ne demek bir şeyler biliyor?"  Yazgı Nehir'i onaylar şekilde kafasını salladı.  "Evet nereden anladın bir şeyler bildiğini?"  "Ona söylemeyeceğim dedim ama tabi ki anlatacağım. Çınar'ı bizi izlerken gördüm. Kapıya çıktığımda gidiyordu. Durmasını söyledim. Bırakın bu işin peşini dedi. Yalvardı bana. Bende sana aşık olduğunu söyledim. Reddetmedi. Bir şeyler biliyor. Yardım etmeyin Yazgı'ya dedi. Böyle bir şeyin söz konusu olmayacağını söyledim. Ben dün senin halini gördüm Yazgı. Ben kendi kız kardeşimi çığlıklar içerisinde kaybettim. Senin o çığlıklarını, o çaresizliğini kendi gözlerimle gördüm. Orada olmasaydık belki şimdi hayatta bile değildin. Çınar, Kaan, halan artık kim varsa hiç kimse bizim sana yardım etmemize engel olmayacak. Artık bu işin içinde üçümüz varız. " Yazgı gözleri dolu dolu bakarken bir ses duyuldu.  " Artık dördümüzüz. " sandalyenin çekilmesiyle birisi oturdu.  " Yeşim? " dedi merakla Yazgı.  " Tesadüfen gördüm seni. Yanına geleyim dedim ama yanlışlıkla duydum arkadaşın söylediği şeyleri. Ve maalesef artık bende başınıza bela oldum. Yeni kankamı tek bırakamam. " Yazgı Yeşim'i kısaca Tuğkan ve Nehir'le tanıştırdıktan sonra son güncellemeleri aktardılar Yeşim'e.  Yazgı artık kendisini yalnız hissetmiyordu.  " Keşke önce şu zenginliğinin kaynağını bulabilsek. Belki bize yardım edecek birkaç adam tutabilirdik. Ya da Çınar ve Kaan'ı izlemeye alırdık."  Yazgı sıkıntıyla kafasını salladı. Nereden başlayacaklarını bilmiyordu. Kimliği bile yoktu elinde.  "Anlamıyorum, Çınar her şeyi nasıl biliyor? Tesadüfen aynı sınıftayız hem o zaten lisedeydi."  "Hayır." dedi Yeşim.  "Ne hayır?" "Çınar zaten lisede değildi. Senden bir hafta önce geldiler. Yani hemen hemen aynı anda geldiniz."  Çınar Nehir ve Tuğkan'a baktı.  "Madem beni seviyor, madem geçmişim o neden beni Kaan'ın ellerine bırakıyor. O beni öldürmeye bile kalkmış. Bu nasıl sevgi? Beni diri diri yakmaya kalkan adamla kendimi sevgili sandım ben."  Dördü de çıkmazda birbirlerine bakıyorlardı.  Saat epey geç olduğunda kalkmak için harekete geçtiler. Yazgı'nın numarası sadece üçünde vardı.  " Yazgı. Kaan'ı daha yakından izlememiz lazım. Telefonunu falan ele geçirmen lazım. " " İyi de ben onu nasıl yapacağım?"  Yeşim parlak fikirle atladı ortaya.  "Kaan sevgiliyiz demişti. Sevgili olmaya devam et o zaman. Sen demedin mi yaptığına pişman diye? Affetmeye hazır olduğunu görürse bir daha yapmaz öyle bir hareketi bence. Hemde o Ceren denen kızın siniri bozulursa patlak verebilir. Belki çok sinirlendirirsek sırf Kaan ona kalsın diye bizimle iş birliği yapmaya kalkabilir. Bence deneyebiliriz. " Herkes başını onaylar şekilde Yazgı'ya bakınca Yazgı Tuğkan'a baktı. Onay bekliyordu. Tuğkan bir süre düşündükten sonra kafasını kaldırdı.  " Tehlikeli ama denemeye değer. Sadece evine falan götürmeye kalkarsa gitme ya da bizimle tanıştır tek gitme onunla bir yere." Yazgı kafasını sallayarak "Tamam." dedi.  Yazgı dalgın dalgın yürürken aklına Tuğkan'ın söyledikleri bir bir geliyordu.  Çınar aşık mıydı ona? Neden gelmiyordu, neden ona aşık olduğunu itiraf ettiğinde bende sana aşığım dememişti?  Bu yüzden mi Çınar'ı görür görmez ona karşı bir şeyler hissediyordu.  Kaan'sa onu görür görmez ruh daraltan bir hava almıştı.  Eve vardığında halası yanına geldi.  "Aldın mı hat?"  "Almadım henüz. Sistemde arıza varmış."  Odasına çıktığında aklında binbir soru vardı.  Kafasını duvarlara vurmak istiyordu.  Yorulmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE