7.Bölüm

2027 Kelimeler
Geçmiş. "Ya Yazgı. Neden inanmıyorsun bana? Gerçekten bana nispet yapmaya çalışıyor. Anlamıyor musun? O çocuk biliyor her şeyi, sana karşı hisleri var." Bodrumda durmuş Çınar'ı dinliyordu Yazgı. Saçmaladığını düşünüyordu. Boşa evham yapıyordu. Kaan'ın hiçbir şey bildiği yoktu. "Asıl sen neden böyle yapıyorsun? İlişkimizi kimsenin bildiği yok değil mi? Yani Kaan nereden bilebilir?" "Yani öyle sayılır ama." "Sayılır derken? Kimse bilmiyor değil mi?" Çınar bir şey söylemeden ayağıyla yerdeki tozları itmeye başladığında Yazgı eğilip Çınar'ın bakış hizasına girdi. "Kimse bilmiyor değil mi?" "Ufuk'a söyledim." "Hani kimse bilmeyecekti? Böyle anlaşmamış mıydık?" Çınar belinden sarıp kendisine çekti. "Evet ama Ufuk benim en yakın arkadaşım." Yazgı homurdansa da kollarını beline sardı ve başını göğsüne yasladı. "Sana kızmaya hakkım yok çünkü bende Nur'a söyledim." Çınar gülerek kafasını eğdi. "Hani kimse bilmeyecekti? Böyle anlaşmamış mıydık?" "Evet ama Nur benim en yakın arkadaşım." Biraz sessizlik sonrası ikisi de güldü. "Güzelim. Kaan'dan gerçekten hoşlanmıyorum. Ne olur beni dinlesen?" " Sen şu an güvensizlik yapıyorsun. O bana karşı bir şey hissetmiyor. Ayrıca öyle bir şey olsa da, ki yok, ben seni seviyorum ona karşı bir şeyler hissetmiyorum bana da mı güvenmiyorsun?" Çınar en sevdiği şeyi yapıp çenesinden tutarak dudaklarına öpücük kondurdu Yazgı'nın. " Tabi ki güveniyorum. Ayrıca bende seni seviyorum bebeğim. " Yazgı'nın gözleri parladı. Çok seviyordu öküzünü. " O zaman sorun yok. Hem Kaan'la ödevim var. Biliyorsun değil mi?" "Biliyorum." Çınar'ın sinirleri bozulmuştu. Neden onu dinlemek bilmiyordu aklı almıyordu. Kaan yüzünden ilişkileri zarar görecekti hissediyordu. Neyse ki Yazgı ve Çınar ne olursa olsun ayrılmazdı. Çınar buna inanıyordu. Sınıfa çıktıklarında Kaan şüphe olmaması için ayrı ayrı sınıfa giren sevgililere baktı. Kafasını çevirip güldü. Defalarca kez öpüşmelerini izlemişti o bodrum katında. Ancak bilmedikleri şey Yazgı'nın onun olacağıydı. Bu ilişkinin sonu ayrılık olacaktı. Bir şekilde bunu başaracaktı. Yazgı ön sırasına oturduktan sonra omzuna dokunup ona dönmesini sağladı. "Hafta sonu ödevi bitirelim mi?" "Hafta sonu okul kampı var oraya gideceğiz unuttun mu?" Yazgı parıl parıl parlayan gözlerini Kaan'ın gözlerine dikmişti. Bambaşkaydı. Güzelliği, bakışları, yüzü, hareketleri. Deli gibi aşıktı. "Ha. Ben gitmeyiz diye düşündüm." "Yok gideceğiz." "Siz?" "Yani ben Nur falan." "Anladım." dedi gülümseyerek Kaan. "Gelirim bende." Yazgı önüne döndüğünde Kaan saçlarını izlemeye başladı. Çınar'sa ona baktığını yumruklarını sıkarak izliyordu. Ona bağırarak Yazgı'dan uzak durmasını söylemek istiyordu. Sevgili olduklarını Yazgı için saklamak zorundaydı. Yazgı Çınar'la sevgili olduğunu sınıfa söylemek istemiyordu çünkü onlarla pek anlaşamıyordu. Bir de üstüne onları çekmek zorundayken daha çekilmez hale getirmek istemiyordu. -- Yazgı çantasını akıp çıktı. Bir an önce Çınar'ı görmek için okula gitmek istiyordu. Önceki gün Kaan konusunda biraz üzerine gitmişti. Öğrendiğine göre Çınar'ın doğum gününe az kalmıştı. Nur okula gelmeyeceği için sürprizini tüm gün mesajlaşarak belirleyeceklerdi. Okula girip sırasına oturduğunda telefonunu çıkardı hızla. Mesajında Nur'un bir sürü saçma sürprizine gülmeden edemiyordu. En son 'Ayıcık al kanka üstüne de benim tek ayım sensin sende de bir tane olsun istedim hepi börtdey.' yazarsın mesajında kahkaha atmıştı. Kaan Yazgı'nın ne yapmaya çalıştığını anlamamışken Çınar ona yaklaştığına telefonunu hemen kapattığını gördü. Yani Çınar'ın görmemesi gereken bir şeydi. Bu durumu kullanabilirdi. Eğer Yazgı Çınar'ın ona güvenmediğini anlarsa asla onunla olmazdı. Tepkilerini görmek için Yazgı'nın çapraz sırasına yerleştiğinde Çınar'ın onu göreceğine emin oldu. Çınar hala Yazgı'nın kimle böyle gülerek konuştuğunu öğrenmenin yolunu arıyordu. Etrafta kullanacak bir şey ararken Kaan'ın aynı şekilde telefonunda gülerek mesajlaştığını gördü. Arada kafasını kaldırıp Yazgı'ya bakıyordu. Gözleri Çınar'a kayıpta gülüşünü söndürdüğünde telefonu kapattı. Çınar Yazgı'ya baktığında mesaj yazmaya devam ediyordu. Kaan'a döndüğünde telefonuna ard arda mesajlar geldiğini fark etti. Kaşlarını olabilecek en son raddeye kadar çattı. Yazgı gözleri önünde Kaan'a mesaj mı atıyordu? Hemde ondan saklayarak. Yazgı ardı arkası kesilmeyen seslerin ne olduğunu anlamak için sesin geldiği yöne döndü. Kaan'ın telefonuna mesaj geliyordu. Kaan'a baktığında başka bir şeyle ilgileniyordu. Umursamadan telefonuna döndüğünde Nur çok iyi bir fikir vermişti. Bunu düşünebilirdi. Çınar'sa gördüklerine daha fazla dayanamıyordu. Buna göz yumamazdı. Hızla ayağa kalkıp Yazgı'nın karşısına dikildi. Yazgı hızla telefonu kapattı. "Ne oldu Çınar?" "Telefonunu ver." Sınıftakiler Çınar'ın yüksek notadaki sesiyle o yöne odaklanmışlardı. Yazgı kaşlarını çatıp etrafına baktı. Sonra karşısındaki sinirli adama döndü. "Anlamadım neden telefonumu sana verecekmişim?" "Sevgilin olduğum için olabilir mi?" Herkes 'Oha' nidaları atarken Yazgı öfkeyle ayağa kalktı. "Ne dediğinin farkında mısın neler oluyor?" "Ver şu telefonu dedim." Yazgı öfkeyle Çınar'ı itti. "Çınar kendine gel." "Hayırdır sakladığın bir şey mi var?" Yazgı ağzı açık dinliyordu Çınar'ı. Bu yaptığı neydi böyle? Yazgı'nın bir şey söylemesine fırsat vermeden konuştu. "Sana rahatsız olduğumu dile getirmeme rağmen kalkmış gözümün önünde o herifle güle oynaya mesajlaşıyorsun. Şaka gibisin ya. Bu mu senin bana sevgin?" Çınar resmen onu iğrenç bir şeyle suçluyordu. "Beni aldatacak adam mı bulamadın?" Kaan bile Çınar'ın bu kadar ileri gideceğini hesap edememişken tüm sınıf Çınar'la Yazgı'nın sevgili olduğunu öğrenmiş üzerine birde Yazgı'nın Çınar'ı aldattığını düşünmüştü. Yazgı son cümleyle kafasını kaldırmış Çınar'ın gözlerinin içine bakmıştı. Çınar öfkeyle sarf ettiği sözler arasında gördüğü gözler ve içindeki hayal kırıklığıyla boşluğa düşmüştü. Yazgı avucunu Çınar'ın yanağına sertçe geçirdiğinde Çınar beklemediği için yüzü sağa doğru dönmüş o an Kaan'ın yüzündeki gülüşü görmüştü. Yazgı arkasını dönüp çantasını aldığın gibi çıkmıştı sınıftan. Çınar arkasından çıktığında çoktan Yazgı'nın okuldan çıktığını gördü. Tam ona doğru gidecekken arkasında duyduğu sesle döndü. Kaan iki elini pantolonunun ceplerine koymuş karşısında dikilmişti. Çınar ona tiksinircesine baktıktan sonra Yazgı'nın peşinden gitmek için bir adım attı. "Sen düşündüğümden daha aptalsın. Seni fazla ciddiye almışım." Çınar ona hırsla dönüp üzerine yürüdü. Yakalarına yapışıp yüzüne baktı. "Ne diyorsun lan sen?" "Yazgı gibi birini bulmuşsun. Ama hala güvenin zayıf. Yazgı'nın birini asla aldatmayacağını bile bilmiyorsun. Onu haketmiyorsun. En ufak oyunda sizi ayırmayı başardım. Bilseydim kendimi yıpratmazdım hiç." Çınar duyduğu şeyle ellerini gevşetip baktı. Oyun derken? "Ne oyunu lan?" "Yazgı'nın kimle mesajlaştığından haberim bile yoktu. Tek yapmam gereken benimle mesajlaştığını düşünmeni sağlamaktı. İnan düşündüğümden daha basitti. Yazgı seninleyken asla bana bakmaz böyle bir şey onun fıtratında yok. Ama artık seninle değil. Şansımı arttırdığın için teşekkür ederim. " Çınar öfkeyle yumruğunu Kaan'ın yüzüne geçirmiş yere düşmesini sağlamıştı. " Gebertirim lan seni. Seni elimden kimse alamaz duydun mu? " Gürültü yüzünden sınıfların kapısı açılmış herkes koridordaki kavgayı izlemek için doluşmuştu. Birkaç kişi Çınar'ı Kaan'ın üzerinden almaya çalışıyordu. Ufuk hızla üzerine gelip kaldırmaya çalıştığında Çınar itmişti onu. " Yapma Yazgı'yı kazanma şansın kalmaz." diye fısıldamıştı kulağına. Çınar nihayet kendi isteğiyle kalktığında Kaan'ın burnu kırılmıştı. Kalkıp kanı elinin tersiyle sildiğinde acısını hissetmiyordu bile. Yazgı'nın artık Çınar'la beraber olmadığı ortadaydı. Yazgı ağlayarak eve girdiğinde halası yanına koştu. "Noldu kuzum?" "Yok bir şey hala." Odasına doğru koşarken halası arkasından geliyordu. Yatağa uzanıp ağlamaya devam ettiğinde halası saçlarını okşayıp sakinleştirmeye çalışıyordu. "Çınar'la kavga mı ettiniz?" Yazgı Çınar'ın adını duyduğunda daha kötü ağlamaya başladı. Nefret ediyordu ondan. Herkesin içinde neler söylemişti. Resmen herkes onu aldattığını sanıyordu. "Nefret ediyorum ondan." diye haykırıp ağlamaya devam etti. "Kuzum sakin ol biraz. Ne oldu neden böylesin? Aldattı mı yoksa?" "Hayır." dedi hıçkırarak. Kapının çalmasıyla halası "Hemen geliyorum kuzum ağlama lütfen." Füsun hanım kapıyı açtığında kapıda nefes nefese kalmış Nur'u gördü. "Yazgı nerde hala? Sesi çok kötüydü telefonda ağlıyordu." "Gir kızım gir yukarıda ağlıyor." İkisi de yukarı çıktığında Yazgı hala ağlıyordu. İkisi de odaya girip yatağa oturunca Yazgı uzandığı yerden doğruldu. Ağlamayı bırakmaya çalışıyordu ama gözlerinden yaşlar bir türlü almayı kesiyordu. Sildiğinin yerine yenisi çoktan kendi yolunu çiziyordu. "Kankam. Ne oldu sana? Niye böyle oldun birden ne güzel konuşuyorduk, Çınar'ın doğum günü için fikir yürütüyorduk. Bi gittin aradığımda bu haldeydin ne oldu o arada?" Yazgı nefes almaya çalışarak başladı. "Çınar dikildi birden tepeme. Telefonu ver dedi. Neden dedim. Sınıfta bağırdı sevgilinim çünkü diye. Herkes baktı bize. Sonra birden bağırdı ben sana o adamdan uzak dur diyorum sen onunla mesajlaşıyorsun diye. Sonra." Yazgı tekrar ağlamaya başladığında Füsun hanım ve Nur birbirlerine baktı. " Sonra? " Dedi halası " Sonra bana dedi ki. Aldatacak adam mı bulamadın dedi. Bende tokat attım. Sonra sınıftan çıktım. " Anlatımı bittiğinde yine ağlama krizine girmişti. " Yuh ya. Yazıklar olsun hiç beklemezdim ondan böyle bir şey." Yazgı'nın telefonu çalmaya başladığında Çınar'ın aradığını gördü. Gözleri dolu doluyken telefonu aldı eline. Nur telefonu alıp tamamen kapattıktan sonra kenara koydu. "Sakın açma. Ben ona ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Onu Bi doğduğuna pişman edeyim de görsün o." "Hayır. Ikinizde bir şey yapmayın. Ben yalnız kalmak istiyorum lütfen." arkasını dönüp yatağın içine girdiğinde yastık ıslanmaya başlamıştı. "Lütfen üzme kendini birtanem." dedi halası. İkisi de sessizce çıktı. Aşağıda konuşuyorlardı ama Yazgı duyacak halde değildi. Telefonunu eline aldığında gözleri şişmiş haldeydi. Siyah ekrandaki halini gördüğünde nasıl bu hale geldiğini sorgulamıştı. Telefonunu açtığında gördüğü 60 mesajla gözleri açılmıştı. 25 cevapsız çağrı vardı ve hepsi Çınar'dandı. Mesajları okumak için sayfaya girdiğinde telefonu yine çaldı. Çınar yine arıyordu. Açıp kulağına koydu. "Yazgı yalvarırım aç lütfen." diye mırıldanıyordu. "Açtım." dedi. Burnu tıkandığı için sesi garip çıkmıştı. "Yazgım. Nolur dinle çok büyük hata yaptım. O şerefsiz Kaan." "Hala Kaan diyorsun. Bir daha sakın arama beni." Telefonu yüzüne kapattı. Çınar tekrar arayınca meşgule atmıştı. Çınar tekrar tekrar arayınca numarasını engellemişti. Çınar hiç çalmadan direkt meşgule düşen telefonu görünce engellendiğini anlamıştı. Nasıl düzelecekti hiçbir fikri yoktu. " Ufuk ne yapacağım?" "Okula gelince konuşmaya çalışacaksın. Abi sen neden böyle işler yapıyorsun ben anlamıyorum ki nasıl hiç sormadan etmeden böyle bir şey yapmaya kalkıyorsun? Sen bu kızı köpek gibi sevmiyor musun? Daha gördüğün an hoşlanmadın mı sırf onunla konuşmak için düşman olmayı bile kabullenmedin mi? Tanımıyor musun sevgilini? Böyle bir şey yapacak kız olmadığını bilmiyor musun? " " Ufuk gelme üzerime yeter. Biliyorum abi hepsini biliyorum. Çok öfkelendim. Köpek gibi aşığım ben ona. Biliyorsun. Aklım başımdan gitti ne yapabilirim. Korktum kaybedeceğimi sandım. " Ufuk bir şey söylemeden telefonunu çıkardı. Çınar telefonu elinden kaptığı gibi Yazgı'nın numarasını tuşladı. " Alo? " " Yazgı lütfen dinle. " Telefon tekrar yüzüne kapandığında tekrar aradı. Yine meşgul çaldığında Ufuk' a geri verdi telefonunu. Ufuk güldüğünde Çınar öfkeli gözlerle baktı ona. "Tamam bakma öyle gülmüyorum." Çınar sıkıntıyla attı kendisini yatağa. -- Hızla sınıfa girip Yazgı'nın sırasına baktığında yerindeki Nur'u gördü. Nur Çınar'a öldürecekmiş gibi bakıyordu. Hayal kırıklığıyla yerine oturduğunda Kaan okula gelmemişti bile. Çınar pişmanlıkla oturduğu koltukta telefonu eline aldı. Beraber çekildikleri iki üç fotoğrafa baktı. Elbet barışacaklardı. Tüm bunları üç beş gün tadımlık ilişki yaşayıp sonra her şey bitsin diye başlatmamıştı. Yazgı'ya aşıktı ve bırakmaya niyeti asla yoktu. Birkaç kez Nur'a doğru adım atsa da her seferinde Nur "Sakın yaklaşma seni öldürmemek için zor duruyorum zaten." demişti. Yazgı tüm gününü telefonundan film izleyerek geçirmiş, olabildiğince Çınar'ı düşünmemeye çalışıyordu. Yoktan yere ilişkisi bitmiş, psikolojisi vasat hale gelmişti. Herkes sınıftan çıkıp beden dersi için aşağı indiğinde Nur hastayım diye uydurup sınıfta kalmıştı. Neyse ki beden hocası kadındı ve adet sancısını bahane edebiliyordu. Eski beden hocası olan cadı kadın gibi adet olduğuna dair kanıt istemiyordu en azından. Nur titredi. Neydi o manyak kadın öyle? İnsan öğrencisinin adet olduğuna inanmaz mıydı? Nur sınıfta telefonla oynarken içeri giren kişiyle kafasını tekrar telefona çevirdi. Çınar umutla Ufuk'tan haber beklerken Ufuk önce ayakta Nur'u izledi. "Ne bakıyorsun?" "Hiç." dedi Ufuk. İzledikce Nur'un güzel kız olduğunu fark etmişti. Sarı kısa saçları masmavi gözleri ve beyaz bir teni vardı. Saçları kulak hizasındaydı. Bu kıza kimse yemek vermiyor muydu? Yavaşça yürüyüp yanına oturdu. "Yanıma oturabileceğini kim söyledi?" "Yanlış yapıyorsunuz." "Hangi konuda? Arkadaşını savunmaya geldiysen boşa uğraşma. Yazgı dün ne haldeydi haberin var mı senin?" Nur öfkeyle ayağa kalktığında Ufuk bileğinden tuttu. "Tuzaktı." "Ne tuzağı ya ne diyorsun?" diye çemkirdi. "Kaan. Bilerek yapmış. Kendi itiraf etti Çınar'a. Yazgı biriyle mesajlaşıp mesajları saklıyormuş. Kaan'da fark edip ikisinin mesajlaştığını sansın diye plan yapmış. Arkadaşı sürekli mesaj atıyormuş o da Yazgı atmış gibi göstermiş Çınar'a. Her şey plandı. Çınar dün ağzını burnunu kırdı onun. Hatta disipline gitti. Yazgı'ya anlat bunları. Çınar köpek gibi aşık ona. Çok pişman. " Söyleyeceklerini bitirince Nur'un kolunu bırakıp ayağa kalktı. İkisi de ayakta olunca birbirlerine çok yakın olduklarını fark ettiler. Nur heyecanlanırken Ufuk geriye doğru bir adım attıktan sonra arkasını dönüp ilerledi. Nur Kaan denen çocuğu pek sevmiyordu. Yakışıklıydı ama güven vermiyordu. Peki doğru söyleme ihtimalleri var mıydı? "Yazgı." dediğinde Ufuk durdu. Arkasını dönmeden dinlemeye başladı. "Dün benimle mesajlaştı. Bütün gün. Hastaydım gelmedim. Çınar'ın doğum gününe ne yapacağını konuşuyorduk. O onun için saatlerce kafa patlatırken aldığı tek şey güvensizlik oldu. Dediğiniz şeyler gerçek diyelim. Kaan gerçekten plan yaptı diyelim. Çınar Yazgı'ya güvenmedi. Bunu nasıl açıklayacaksınız? " Nur susup ilerledikten sonra dikildi Ufuk'un karşısına. Ufuk gözlerini dikti gözlerine. " Burada bana ne dersen de. Bu güvensizliğin hiçbir açıklaması yok. Çınar kendi kaybetti. " Nur arkasını dönüp sınıftan çıktığında üzülmeden edemedi. Gerçekten boş yere bozulmuştu arkadaşının ilişkisini, bu plan işi gerçekse belki bir ümit olabilirdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE