8.Bölüm

2126 Kelimeler
Yazgı okul için yola çıktığında elleri titriyordu. Yeni bir adım atmıştı. Bugün her şey farklı olacaktı. Öncelikli hedefi Kaan'ın kendisine güvenmesini sağlamak olsa da ikincil hedefi Ceren'e oynamaktı. Hep yan yana oldukları için bu zor olmazdı. Ayrıca Çınar'ın hareketlerini de izlemeli ondan uzak durmalıydı. Ona bir şey belli etmeden planı harekete geçirmeliydi çünkü her şey onun yanında konuşulmuştu. Okula girdiğinde Kaan duvara yaslanmış Ceren'in konuştuğu şeyleri sıkılarak dinliyordu. Gözleri Yazgı'yı bulduğunda ona doğru geldiğini fark edip yasladığı ayağını indirip ona baktı. "Şey Kaan biraz konuşabilir miyiz?" "Tabi ki sen istersin de konuşmaz mıyım?" Ceren öfkeyle Kaan'a baktı. Sabrını sınıyordu. Kaan'sa Ceren'in orada olduğunu bile unutmuştu. Ceren siniri bozulduğu için arkasını dönüp gidecekken Yazgı kolunu tuttu. "Sen kalabilirsin. Benim en yakın arkadaşımsın sonuçta. Sorun olmaz." Ceren gözlerini devirdikten sonra sahte bir gülücük attı. "Tabi ki en yakın arkadaşız biz. Durayım o zaman." Yazgı Ceren'in gerginliğinden memnun olmuştu. Kaan'a baktığında heyecanla onu izlediğini gördü. "Yapmaya çalıştığın şeyden pişman olduğunu umuyorum." Kaan hızla başını salladı. "Evet. Hemde çok." Yazgı gülümsedi. "Ben senin haklı olduğunu fark ettim. Yaptığın şey yanlıştı ve bir daha yapmanı asla affetmem. Sadece senin geçmişimde iyi bir yerinin olduğunu hissediyorum. Bu yüzden sana bir şans daha vermek istiyorum ama ben hiçbir şey hatırlamıyorum ve sende bunun için acele etmeyeceksin. Her şeyi en başından alacağız. En yavaş şekilde. Biliyorsun hızlı hatırlamaya kalkarsam zarar görebilirim. " Kaan duyduğu şeylerle heyecanlanmıştı. Gözleri parlamıştı. Yazgı ona şans vermek istiyordu. Hemde o hiçbir şey yapmadan. Kendi isteğiyle. Zorlama olmadan, tehdit olmadan, öldürmeye kalkmadan. Kaan heyecanla Yazgı'ya doğru hamle yapsa da hızla dokunmadan geri çekildi. "Sarılabilir miyim?" "Bir seferlik olur." dedi Yazgı. Kaan'a üzülmüştü. Duygularıyla oynadığını düşünüyordu. Ancak hatırladığı şeyleri anımsadı. Onu diri diri yakmaya çalışmıştı. Kaan Yazgı'ya sarıldığında kokusunu doya doya içine çekti. Ceren tüm bunları tırnaklarını avucuna batırarak izlemişti. Tırnaklarını hissetmiyordu bile. Avuçlarının kanadığını fark etmemişti. Uzaktan sarıldıklarını gören Çınar öfkeyle yumruklarını sıktı. Derdinin ne olduğunu çoktan fark etmişti. Tanıyordu sevdiğini. "Neden sarılıyor bunlar şaka mı bu?" dedi öfkeyle Nur. "Yazgı işte. Aklı sıra Kaan'a yakın olup bir şeyler öğrenecek." "Iyide Kaan Yazgı'nın amacını öğrenirse acımaz öldürür. Nasıl böyle bir şeyi yapar?" dedi Ufuk şaşkınca. "O bunu bilmiyor. İşin kötüsü bizimde bir şeyler bildiğimizin farkında artık." "Nasıl yani?" İkisi de karşıyı izlemeyi bırakıp Çınar'ın karşısında durduğunda Çınar sıkıntıyla üfledi. "Dün şu yeni tanıştığı arkadaşlarıyla buluştu. Takip ettim. Tuğkan denen çocuk gördü beni. Bir şeyler bildiğimi, Yazgı'ya aşık olduğumu söyledi. Bir şey demedim. Sadece bırakın bu işin peşini dedim. Yazgı'nın hayatını kurtarmış. Kaybolduğu gece Yazgı uçuruma gitmiş. Çığlık atmış. Tuğkan olmasa düşecekmiş. Ayağı kaydıpında Tuğkan tutmuş onu. Sevgilisi Nehir'le. O halini gördüm dedi. Ucunda ölüm bile olsa bırakmayız bu işin peşini dedi. Muhtemelen anlatmıştır Yazgı'ya. " " Ucunda gerçekten ölüm var deseydin o zaman. " " Söylemedim. Yeşim denen kız da var aralarında. Dördü bu işin peşini nasıl bırakacaklar bilmiyorum ama temkinli olmalıyız. " Sınıfa girdiklerinde Yazgı Yeşim' in yanına oturdu. Kaan'ın yüzünde güller açıyordu.  " Ders müzik. Müzik sınıfına ineceğiz. " Tüm sınıf müzik odasına girdiğinde Yazgı'nın gözü bateriye kaydı. Çok güzeldi. Dokunmak istiyordu. Çalmayı denemek istiyordu. Baktıkça sanki her şeyi biliyormuş gibiydi.  Çınar Yazgı'nın bateriye baktığını gördü. Onun baterisiydi. Uzanıp onun çalarken kendisinden geçişini izlemek için çıldırıyordu. Ama sesini de dinlemek istiyordu. İnanılmaz bir sesi vardı. Şimdiki hali eskisinden daha özgüvenli olsa da eski hali çok güzeldi.  Özlüyordu. Çok Özlüyordu.  "Yazgı dinliyor musun?"  Dedi hoca. Yazgı'nın gözü geldiğinden beri baterideydi.  Kaan Yazgı'nın bateriye baktığını görmüştü. Çalmasını o da seviyordu çünkü Yazgı'nın bambaşka bir yeteneği vardı.  "Dinliyorum özür dilerim." Ders bitiminde herkes sınıftan çıkarken Yazgı Yeşim'in gömleğinden tutup kendisine çekince ve Yeşim dengesini kaybedince ikisi de yere düşmüştü. Bir süre birbirlerine baktıktan sonra Yeşim kahkaha atmıştı. "Ne yapıyorsun ruh hastası?" dedi gülerek. "Ya çıkmayalım." dedi Yazgı. "Neden?" "Bir şey denemek istiyorum." Aralık kapıdan onu izleyen Çınar'ın farkına bile varmadan baterinin önüne oturdu. Davulların ve zillerin üzerinde elini gezdirdi. Çınar arkasında hissettiği kişiyle dönüp bakma gereği bile duymadı. Kaan'da Çınar gibi Yazgı'nın ne yapacağını biliyordu. Çınar bu an için çok dua etmişti. Onları birbirine bağlayan şey müzikti. Yeşim Yazgı'nın ne yapmaya çalıştığını anlamasa da Yazgı eline bagetleri alıp gözlerini kapattığında gülümsedi. Biliyordu. Bu bagetleri ilk kez onun eline geçmiyordu. Bu bagetleri onun elinde olmak için varlardı. Gözlerini açıp bagete baktığında iki bagetinde altındaki Y harfi dikkatini çekti. Yazgı Yılmazer. Zillerden birine dokunduğunda çıkan sesle tatmin olmuştu. Çalmasını biliyordu. Daha oturduğu an her şey sanki makineymişcesine karşısındaydı. "Yazgı ne yapıyorsun?" "Geçmişime yolculuk." dedi. Gözlerini kapatıp nefes aldıktan sonra açtı tekrar. Ayağının altındaki davula 3 kere vurduktan sonra bagetlerle bateriyi buluşturdu. Hızlı hızlı bir o davula bir bu zile derken muhteşem bir senfoni yakalamıştı. Yeşim ağzı açık Yazgı'yı dinlerken Yazgı kendisinden geçmişcesine bagetleri ordan oraya savuruyor, şov yapıp bagetlerden birini vururken diğerini havada çeviriyordu. Çınar özlediği görüntüyü izlerken mest olmuştu. Saçları ahenkle dans ediyor, bateriyi ağlatıyor, zillere çığlık attırıyordu. Aklına beraber çıktıkları ilk sahneyi getirdi. Ufuk ve Çınar gitarları almış, Yazgı bateriyi ağlatmış Nur sesiyle herkesi büyülemişti. İlk kez yapmışlardı bunu. Hep beraber bir olup Yazgı'ya telefon almışlardı. Yazgı onlardan gelecek parayı kabul etmeyip çalışacağını söyleyince tek bırakılmamıştı. Başını eğip gülümsedi. Bu hareket Yazgı'nın nefesini kesen hareketti. Yeşim elindeki görüntüyü durdurduğunda Yazgı çalmayı bırakıp bagetleri havaya atıp tutmuştu. "Oha." dedi Yeşim tek kişilik konserden sonra. "Buna şahit olduğum için sanırım dünyanın en şanslı insanı falanım. Sen nasıl bu kadar iyi çaldın?" "İlk kez çalmıyorum." Kaan bu itiraf karşısında kaşlarını çatarken Çınar bildikleri hakkında konuşacaklarını fark etti. "Hatırlaman için elimden gelen her şeyi yapacağım." Yeşim'in söylediklerine geç kalsa da daha fazla konuşmalarına izin vermeden gürültü yaptı Çınar. Yanda duran boya kutularını devirdikten sonra Yazgı ve Yeşim oraya döndü. Kaan'ı gördüklerinde bakışıp susmuşlardı. " Kaan neden oradasın gelsene içeri." Dedi Yazgı gülümseyerek. Kaan'da gülümseyip içeri gird. Yeşim tedirgince gülümsedi Kaan'a. Yazgı'nın hatırlamaya çalıştığını duymamış olmalıydı. Kaan Yeşim'i baştan aşağıya süzdü. Ona ne yapacağını iyi biliyordu. "Ben böyle çok güzel bir melodi duydum. Yoksa dedim Yazgı hatırladı mı? Bu yüzden hemen geldim." "Neyi hatırlamam gerekiyor onu bile bilmiyorum." dedi Yazgı kafasını eğerek. "Çok yetenekliydin bateride." Yazgı bir şey söyleyecekken zilin çalmasıyla yerine geçti. -- Nihayet okul bittiğinde Yazgı Yeşim'i öpüp kendi evinin yoluna doğru ilerledi. Yeşim sokağı döndükten sonra boş sokakta sessizce ilerlemeye başladı. Yanında bir araba ani fren yapınca korkuyla kenara kaydı. Arabadan inen kar maskeli adamla Yeşim'i korku sardı. Haberlerde gördüğü kızlardan biri olamazdı. Geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Okulun oraya çıkabilirse güvenlik ona yardım edebilirdi. O ne kadar hızlı koşsa da kar maskeli adam tek hamlede yakaladı onu. "Bırak beni imdat!!" diye çığlık atarken adam elleriyle ağzını kapatıp onu duvarın arkasına çekti. Duvara yaslayıp boğazını sıktı. Sesi hırıltılı çıkıyordu. "Seni sadece bir kere uyaracak ve bir kereliğe mahsus öldürmeyeceğim. Yazgı'ya hatırlaması için yardım etmeyi bırakacaksın. Yazgı'nın hatırlamasına engel olacaksın." "Bı-bırak beni." Kar maskeli adam Yeşim'i duvardan çektikten sonra yüzüne sert bir tokat atıp düşmesini sağladı. Yeşim tokatın etkisiyle yere savrulup yüzünü yere çarpmış, burnunun kanamasını sağlamıştı. Gözünden yaşlar akıyor, canı çok acıyordu. Neyin içine bulaşmıştı? Tekrar çığlık attığında maskeli adam Yeşim'in kolundan tutup kaldırıp tekrar tokat attı. "Anladın mı lan?" Tekrar tekrar yediği tokatlardan Yeşim'in bağırmaya mecali kalmamıştı. Yere düşen kızın saçlarından tutup yüzünü yüzüne yaklaştırdı. "Sana anladın mı dedim?"  "Anladım." dedi sessizce. Bitap düşmüş haldeydi. Yere uzanmış halde gözleri kapanmak üzereydi. Kaşı ve dudağının kenarı patlamıştı. Maskeli adam saçlarını bıraktıktan sonra son kez karnına tekme attı. "Anlamış olsan iyi olur bir daha bu kadar kibar davranmam." hızla arabasına doğru ilerledi. Son gaz ilerlerken yüzündeki maskeyi çıkardı. Aynadan kendisine bakıp gülümsedi. Yazgı'yı ondan alabilecek kimseye tolerans göstermezdi. Yazgı bile onu kendisinden uzaklaştırmaya kalktığı için ölmeye mahkumken Yeşim'e acıyamazdı. Kaan'ın fıtratında acıma yoktu. Yazgı eve gelipte odasına girdiğinde Nehir'i aradı. Bugün hakkında genel bir toplantı yapmak için konferans yapacaklardı. Nehir'i aradığında Tuğkan yanındaydı. "Biraz bekle Yeşim'i de alayım." Yeşim'i aradığında açmamıştı. Bir kez daha aradı. Sonuna kadar çaldığında tam kapatacakken telefon açıldı. Yazgı bir şey söylemeden aramaları birleştirdi. "Alo Yeşim niye açman uzun sürdü?" "Yardım et." Yeşim'in sesi çok kötü ve kesik geliyordu. Nehir hızla ilgilendiği şeyi bırakıp telefona koltuğunda Tuğkan'da telefona yaklaştı. "Yeşim ne oldu sana neredesin sen?" Nehir korkuyla soruları sıralıyordu. "Ölmek istemiyorum lütfen yardım edin." Yeşim bu kez ağlayarak konuştu. Canı çok acıyordu. Gözleri kapanmak üzereydi ama kendisini zorluyordu. Olduğu yerde cesedini korkmadığı sürece bulamazlardı bile. " Yeşim sakin ol." diye el attı Tuğkan. "Nerede olduğunu söyleyebilir misin ya da konum atabilir misin?" Yeşim zorlayarak kendisini ileri itip telefonu görmeye çalıştı. Zorlayarak Yazgı'ya konum attı. Tuğkan'ın numarası yoktu. "Dayanamıyorum. Gözlerim kapanıyor." "Yeşim!" Yazgı çığlık attığında çok geçti. Yeşim'in gözleri kapanmıştı. Yazgı gelen sesle telefona baktı. Tuğkan ve Nehir'se Yeşim'e sesleniyordu. "Attı! Konum attı! Okulun arka yolunda olduğu görünüyor!" "Okulda buluşalım!" Telefon kapandığında Yazgı üstünü değiştirmeden telefonu alıp koşarak aşağı indi. Halasının sorularını es geçip okulda kitabımı unuttum diyip ayakkabılarını geçirdi ayağına. Dışarıda hızla koşmaya başladı. Geçtiği kafenin önünde Çınar Ufuk ve Nur'u görünce Çınar'ın üzerine doğru koştu. Çınar Yazgı'nın üzerine koştuğunu görünce bir an hatırladı sandı. Yazgı kendisini durduramayıp Çınar'a çarptığında Çınar beline sarılıp düşmesini engelledi.  "Yazgı neler oluyor?"  "Çabuk. Çabuk beni okula götür. Yeşim'in hayatı tehlikede."  Çınar anlamazken Yazgı onu kolundan çekip arabaya sürüklüyordu.  Çınar bugün olanları hatırlayınca Kaan'ın Bir şeyler yaptığını anladı. Dördü de arabaya atladığında Yazgı dışında herkes eski günlerdeki gibi hissetmişti. Yazgı'nın tek korkusu Yeşim'e bir şey olmasıydı. Hızla okula geldiklerinde Yazgı elindeki telefondan okula biraz uzak olduğunu gördü. Tuğkan ve Nehir' in önünde araba durduğunda Yazgı camı açtı.  "Binin çabuk."  Nur "Arabada yer yok nereye gidiyoruz?" dese de Tuğkan ve Nehir çoktan sıkışarak binmişti. Yazgı konumu Çınar'a gösterdiğinde Nehir korkuyla ağlıyor Tuğkan Yeşim'e bir şey olmaması için dua ediyordu.  Nihayet konuma geldiklerinde Yazgı kendisini arabadan atıp Yeşim'i aramaya başladı.  " Ne arıyoruz?"  Dedi Ufuk.  "Yeşim!" diye bağırdı Yazgı duvarın arkasında yerdeki eli görünce. Oraya doğru koştuğunda Yeşim'in kanlar içinde yattığını gördü. Ağlayarak kafasını dizlerine yatırdı.  "Yeşim aç gözlerini."  Çınar yavaşça Yeşim'i kucağına aldı.  "Siz gelirsiniz. Yazgı bin arabaya."  Yazgı dediğini yapıp arabaya bindi. Çınar Yeşim'i kafası Yazgı'nın dizlerine gelecek şekilde arkaya yatırdı. Çınar gaza basıp arabayı hastaneye doğru sürdüğünde Yazgı'nın aklına bir şeyler gelmeye başladı.  Yine kucağında biri için ağlıyordu. Ama önde de birileri vardı.  "Aç gözlerini lütfen ben sensiz yapamam." diyordu.  "Yazgı."  "Yazgı."  Çınar Yazgı'nın hareketsiz şekilde bir yeri izlediğini görünce endişelendi.  "Yazgı!" Yazgı sıçrayarak Çınar'a baktı.  "Kendine gel. Yeşim'in nabzına bak."  Yazgı endişeyle önce omzuna dokundu. Sonra alnına. Nabız neredeydi? "Bileğine bak."  Yazgı hızla bileğine dokunduğunda bir şey bulamadığını fark etti. Hiçbir şey yapamayınca elini kalbinin üstüne koydu. Kırmızı ışık gelince Çınar durmayacağının farkındaydı. Hızla önündeki arabalara makas atarak ilerleyip kırmızı ışıkta hız geçti. Yandan gelen kamyona teğet geçip kazayı kılpayı atlattıktan sonra peşinde 2 polis arabasıyla hastaneye varmıştı. Çınar acil önünde durduğunda polisler arabadan çıkmış yanına gelmişti.  "Beyefendi ne yaptığınızı sanıyorsunuz?"  Çınar dinlemeden arka koltuğun kapısını açmıştı. Kaan'ın Yeşim'i tamamen öldürmeden bırakması mucizeydi ama Yeşim'in fazla vakti kalmamış olabilirdi. Sevdiğini diri diri yakmaya kalkan, uçurumdan atan biri onları ayırmaya çalışana her şeyi yapabilirdi.  Yazgı da arabadan inince "Yardım edin!" diye çığlık attı. Polisler durumun ne olduğunu Yeşim'i görünce anladı. Bu yüzden önce sedyenin gelmesini beklediler. Çınar kucağındaki Yeşim'i sedyeye koyarken Yazgı ağlayarak doktorun sorularına cevap vermeye çalışıyordu.  "Ne oldu nasıl bu hale geldi?"  "Bilmiyorum okuldan çıktık 1 saat sonra aradım açtı yardım et dedi. Sesi kötüydü. Ölmek istemiyorum dedi konum attı. Bulduğumuzda bu haldeydi. Lütfen ona bir şey olmasın."  Doktorla beraber acil müşaade odasına kadar beraber ilerlerken hemşirenin söylediği şeyle Yazgı donakaldı.  " İç kanama geçiriyor hastayı kaybediyoruz. " Hemşire sonrasına gelmelerine izin vermeyince Yazgı elleriyle yüzünü kapatıp ağlamaya devam etti.  Güvendiği sayılı insanlardandı. Kaybedemezdi onu.  Çınar'ın, Yazgı'nın gözyaşlarıyla içi gidiyordu. Dayanamayıp yaklaştı ve omzuna dokundu. Yazgı ellerini indirip Çınar'a baktığında onunda üzüldüğünü gördü.  Dayanamayıp kollarını beline sardı ve göğsünde ağlamaya başladı.  "Ölmek istemiyorum dedi Çınar. Canı çok yanıyordu. Dayanamadı. Dayan diyemedim."  Hıçkırarak ağlıyordu. Çınar kollarında ağlayan kıza dayanamadı. Kollarını beline sarıp saçlarını öptü.  "Korkma. Kurtulacak. Senin suçun değil. Yeşim güçlü kızdır."  Ufuk, Nur, Tuğkan ve Nehir hastaneye girdiğinde Nehir hızla Yazgı'ya koştu. Yazgı Nehir'e döndüğünde Çınar'ın kolları boş kalmıştı.  Nur, Yazgı'nın ağlayarak Nehir'e sarıldığını görünce üzüldü. En yakın arkadaşını teselli edemiyordu. Üstelik Yeşim ne haldeydi bulduklarında inanamıyordu. Çınar onlardan uzak duvara yaslanıp yere baktı. İyi bir haber gelsin istiyordu.  Tuğkan kahrolmuştu. Yeşim'in telefonda söylediği son şeyler üçünü de kötü etkilemişti. Ona bir şey olmamalıydı. Yeşim ve Yazgı onun kardeşleri gibi olmuştu. İkisinden birine bir şey olma ihtimalini kaldıramazdı.  Nur ve Ufuk Çınar'ın yanına gittiğinde Nur gözleri dolu dolu şaşkınlığını dile getirdi.  "Ne olmuş kıza böyle ya?"  "Kaan yaptı." dedi öfkeyle.  "Ne?" dedi Ufuk şaşkınca. "Nereden biliyorsun?"  "Bugün Yazgı bateri çaldı müzik dersinden sonra. Kaan ve ben kapıdaydık. Yeşim'in her şeyi hatırlayacaksın yardım edeceğim tarzı bir şey söylediğini duyduk. Sence Yazgı seni sevmiyorum dediğinde diri diri yakmaya kalkan adam, Yazgı'nın hatırlayınca ondan nefret edeceğini bildiği halde hatırlamasına izin verir mi? " Nur ellerini saçlarına atıp saçlarını sıktı. " Kafayı yiyeceğim. Manyak bu! " İçeriden doktor çıkmasıyla herkes doktora doğru koştu.  " Durumu ne? Ne olur iyi bir şey söyleyin! " " Üzgünüm. " 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE