Kaan öfkeyle bir o yana bir bu yana yürüyordu dağ evinde. Bir yolunu bulup Yazgı'dan intikamını alması gerekiyordu. Büyük bir yanlış yapmıştı. Kendisini değil de o Çınar denen herifi seçmemeliydi. Kaan kendi kendine konuşuyordu.
"Ben seni mutlu edebilirdim. Edecektim de. Neden gidip seni aldatan bir iti seçersin ki? Hayır aldattığını da hatırlamıyor üstelik. İkinizin beraber olmasına asla izin vermeyeceğim."
Kendince intikam yeminleri ederken cebinden gizlice aldığı yeni telefonunu çıkardı. Lazım olacağı numaraları yazdığı küçük kağıdı cüzdanından çıkarıp Yazgı'nın eniştesini aradı Yazgı'nın serveti karşılığında susmuştu daha önce. Şimdi servet elinden gitmişti. Eğer Kaan'ı dinlemek gibi bir akıllılık yaparsa tekrar zengin olma şansı elde edebilirdi.
"Alo?" dedi tanıdık bir ses.
"Ben Kaan. Yanında kim varsa aradığımı belli etme. Bana yardım etmen gerek. Daha önce anlaştığımız gibi. Yazgı benim olacak. Sahip olduğu her şey senin."
"Sen delirdin mi? Polis her yerde seni arıyor. Ceren'i öldürmüşsün."
"Haketti. Yazgı'ya her şeyi anlayacaktı. Buna izin veremezdim. Zaten başka türlü kurtuluşum yoktu eninde sonunda ölecekti. İyi oldu erken olması."
Yazgı'nın eniştesi duyduğu şeyler karşısında Kaan'ın ne denli bir psikopat olduğunu tekrar anladı. İşi bittiğinde kendisinden de kurtulmak isteyebilirdi. Nasıl böyle bir hataya düşmüş, Yazgı'yı bu herifin ellerine bırakmaya kalkmıştı? Yazgı'yı mutlu eder sanmıştı. Üzerine de kendisinin de para kazanma fikri hoşuna gitmişti. Artık Yazgı'nın başına bir şey gelmesinden endişeleniyordu. Üstelik ona bir şey olursa sahip olduğu her şey başkasına gidecekti. Yazgı'ya bir şey olmamalıydı. Kaan tutuklanmalıydı.
Eniştesi telefonu kapattıktan sonra Yazgı'nın yanına gitti.
"Kaan aradı."
"Ne?" Yazgı şaşkınca baktı eniştesine. Böyle bir şey olmazdı. Cem komiser Kaan'ın yakalandığını söylemişti. Bir komiser neden yalan söylesin ki?
"Aradı. Polise gitmemiz gerek."
"İyi de Kaan tutuklandı enişte."
"Ne tutuklanması? Aranıyor şu an."
Yazgı kafasını eğip düşündü. Cem Tuğkan'ın arkadaşıydı.
"Tabi ya." dedi kendi kendisine. Tuğkan söylemesini istemiş olmalıydı. Yazgı'nın içinin rahat etmesi için yapmışlardı bunu.
"Ne dedi sana? Polise gidelim."
"Yazgı'yı söylediğim yere getir dedi."
"Neden sana söyledi bunu?"
Eniştesi bir an duraksadı. Plan yaptığını Yazgı öğrenmemeliydi.
"Ee şey. Bilmiyorum. Getirmezsen öldürürüm tüm aileni dedi. Ben tabi ki senin hayatını tehlikeye atamam."
"Polise gidelim. Ama gizlice gitmemiz lazım. Ya bizi izliyorsa?"
"Kılık değiştirelim."
Yazgı kafasıyla onayladıktan sonra telefonunu çıkarıp Yeşim'e mesaj attı.
+Bana bir tane sarışın kız peruğu bir tane de sarı saçlı erkek peruğu lazım çok acil. İki de gözlük.
-Hayırdır lan? Ajan mı oldun?
+Ya getir sen. Kendin de gizlenerek gel. Anlatacağım her şeyi.
Yeşim anlamasa da evden çıkıp bulduğu ilk kostümcüye girdi. Yazgı'nın istediği şeyleri aldıktan sonra kendisini tanınmayacak hale getirip evine gitti. İçeri girdikten sonra kafasındaki şapkayı çıkardı.
"Ya neler oluyor?"
"Cem yalan söylemiş. Kaan yakalanmamış." dedi elindeki poşetleri karıştırırken.
"Ne şaka yapıyorsun?"
"Şaka yapar gibi bir halim mi var? Tuğkan yalan söyletmiş. Kaan eniştemi aramış. Beni getirmesini söylemiş, tehtid etmiş. Şimdi polise gideceğiz. Ama bizi izliyor olabilir."
"Ha. Gidelim."
Yeşim hazırlanmalarına yardım ettikten sonra hep beraber dışarı çıktılar.
Karakola geldiklerinde Cem gelen kişilere kaşları çatık baktı. Yüzündeki kocaman gözlüğü çıkaran siyah saçlı kıza baktı. Yeşim sarışın değil miydi?
Yeşim gözleri Cem ile buluştuğunda gözlerini devirip kafasını başka yöne çevirdi. Cem aldığı tavırla kaşlarını çattı. Yanında ki sarı saçlı kızın da Yazgı olduğunu fark edince yanlarına geldi.
"Neler oluyor? Niye bu haldesiniz?"
"Seni ilgilendirmez."
Yazgı Yeşim'in sert tavrına şaşırdı. Bu kadar sinirleneceğini bilmiyordu. Yazgı ve eniştesi bir memurla görüşürken Cem Yeşim'in kolundan tutup gitmesine engel oldu. Yeşim Cem'in ona dokunmasıyla heyecanlansa da bozuntuya vermeyip yüzüne baktı.
"Ne oluyoruz? Ne bu tavır?"
"Sen gayet hakettin bence. Bize yalan söyledin."
Cem kaşlarını çattı.
"Ne yalanı?"
"Kaan yakalandı demiştin. Yalanmış. Yazgı'nın eniştesini aramış. Aranıyormuş her yerde. Yazgı'yı getirmesini söylemiş. Ya bi zarar verseydi? O çocuk bana neler yaptı haberin var mı?"
Yeşim hatırladığı şeylerle titredi. Cem kaşlarını kaldırıp yüzüne baktı Yeşim'in.
" Ne yaptı sana? " diye sordu öfkeyle. Duyduğu şey sebepsiz yere onu delirtmişti. Yeşim'e zorla dokunmuş olabilir miydi? Eğer öyle bir şey vardıysa Kaan denen herifi gebertirdi.
"Neden soruyorsun?"
"Yeşim. Söyle."
Yeşim Cem'in sert tepkisi karşısında bir adım geriledi.
"Öldürmek üzereydi." dedi o soğuk günün teninde bıraktığı hissi hatırlar gibi elini koluna koyarak.
"Bunu hatırlamak istemiyorum. Belki daha sonra anlatırım."
Tam gidecekken Cem yine kolunu tuttu.
"Sana zorla dokundu mu?"
Yeşim şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.
"Ne?"
"Yeşim. Bu önemli. Sana öyle bir şey yaptı mı?"
Yeşim sebebini anlamasa da Cem'in aklında böyle kalmak istememişti.
"Hayır tabi ki. Öyle bir şey olmadı."
"Güzel. Mesleğimden bir it yüzünden atılmak istemiyorum."
Yeşim bir şey anlamazken Yazgı sormasın fırsat vermeden Yeşim'i çağırdı.
"Yeşim buraya gelmen gerek."
Yeşim ve Cem hızla oraya gittiğinde Kaan'ın daha önceki sabıka kaydını çıkarmışlardı.
"Ne oldu?"
Dedi merakla.
"Kaan beni gerçekten de diri diri yakmaya kalkmış. Baksana. Ama sonra şikayet geri çekilmiş görünüyor. Benim hatırladığım şeyde şikayeti geri çekmeyeceğimi söylüyordum. Bu nasıl olur?"
"Bir dakika." dedi polis memuru kadın. Bir şeyleri incelerken Cem eğilip bilgisayar ekranına baktı. Memur kadın ona doğru eğilen Cem'i görünce heyecanlansa da bozuntuya vermeden devam etti işine. Yeşim gördüğü şeye çatık kaşlarla bakarken Cem şikayetin geri çekildiğine dair olan dilekçeyi okuyordu.
"Hayır. Şikayet geri çekilmemiş. Bu dilekçe sahte. Altında imza bile yok. Nasıl bu kadar sorumsuz davranılabilir? Kim bu dilekçeyi kabul eden?"
"Komiserim, dilekçeyi kabul eden kişi meslekten atılalı çok olmuş."
"Bir şey soracağım. Şikayeti kim yapmış olarak görünüyor?"
"Yazgı Yılmazer." dedi kadın memur.
"Hani soyadımda bir değişiklik vardı?"
Cem şaşkınca baktı.
"Bu işte başka bir şey var. İllaki çıkacak ortaya."
Yazgı Kaan ile ilgili şikayetini ederken Yeşim'e döndü.
"Önceki olanları da anlatalım. Ne kadar çok suçu ortaya çıkarsa, kurtulma şansı o kadar azalır.
Yeşim duyduğu şeyle Cem'in öğrenmesinden çekindi. Onun hemen öğrenmesini istemiyordu. Gözünde o kadar güçsüz bir kız olmak istememişti. Yeşim Cem'in gözlerine baktığında Cem gülümsedi.
"Siz devam edin. Benim biraz işim vardı. Onları halledeyim. Çıkmadan yanınıza geleceğim."
Cem giderken Yeşim arkasından bakıyordu. Yazgı Cem'in arkasından hayran hayran bakan arkadaşına baktı. Birileri aşık olmuştu.
"Yeşim?"
"Hı."
"İfade vermen lazım. Buraya mı baksan?"
Memur hanım öfkeyle Yeşim'e bakarken Yeşim dönüp anlatmaya başladı. Aklı Cem'deyken yaşadığı şeyleri bir bir anlatmak daha kolay gelmişti.
Yazgı Yeşim her şeyi anlatırken yaşadığı şeyleri düşündü. Hala uyumakta zorluk çekiyor, en ufak sesi silah sesi sanıyordu. Şimdi Kaan'ın gerçekten onu yakmaya çalıştığı gerçeği çıkmıştı ortaya. Çınar tüm bunları bilirken susmuştu. Onu, onu öldürmek isteyen insanın kollarına atmışlardı. Yaşadığı tüm her şey o üçünün suçuydu. Yazgı'ya bir sebepten her şeyi anlatmıyor olsalar bile Yazgı'yı uyarabilirlerdi. Ceren Yazgı yüzünden ölmüştü. Yazgı onlar yüzünden kendisini katil gibi hissediyordu. Bir daha onları görmek dahi istemiyordu. Cebinden çıkardığı telefonun kişiler uygulamasına girdi. Üçününde numarasını engelledikten sonra numaralarını sildi. Yazgı için üçü ne anlam taşıyordu bilmiyordu. Ama artık bir anlam taşımalarına gerek yoktu. Geçmiş geçmişte kalmıştı.
--
"Şimdi ne yapacağız?" diye sordu eniştesi korkuyla. Herkes sessizce saklanmıştı. Yazgı korksa da bunu yapmak zorundaydı.
"Şimdi siz orada oturacaksınız ." diye bankı işaret etti Cem.
"Kaan gelince biz arka tarafı da saracağız ki kaçamasın. Daha sonra zaten yakalayacağız."
"Ya Kaan silah getirirse?" dedi korkuyla Yeşim. Cem nefesini vererek Yeşim'e baktı.
"Ben sana kaçıncı kez arabada otur diyeceğim. Zaten senin için kural çiğnedim. Operasyonda sivil olmaması gerekirken geleceğim diye tutturdun. Bari söz dinle."
Yeşim kaşları çatıkken 'senin için kural çiğnedim.' lafını duyunca kalbi atmıştı.
"Ya tamam da bak bu gözünüzden kaçtı. Bunu söyleyin gideceğim söz veriyorum."
Cem havaya baktıktan sonra tekrar Yazgı ve eniştesine döndü.
"Dolu gelme ihtimali olduğu için çelik yelek giydiniz."
Yeşim çelik yeleği duyduktan sonra içi rahat şekilde gitti arabaya. Cem arabaya bindiğinden emin olduktan sonra döndü Yazgı ve eniştesine.
"Kesinlikle hiç yaklaşmayacaksınız. Sakın."
Cem köşede kamerayı tutan memurundan onay işareti aldıktan sonra gelen memurun talimatıyla saklandı.
"Geliyor."
Herkes saklanmışken Yazgı Cem'e baktı. Onun güven veren gülümsemesiyle etrafı kolaçan etti. Kaan'ın geldiğini görünce eniştesine döndü.
"Enişte hala neden geldiğimizi söylemedin. Neden geldik neyi bekliyoruz?"
"Beni bekliyorsunuz sevgilim."
Yazgı hızla Kaan'a döndü. Burada korkmuş taklidi yapması gerekiyordu. Ama taklide ihtiyacı yoktu. Kaan'ı görür görmez beyninde Ceren'in çığlıkları yankılandı.
"Sen." dedi korkuyla.
"Sen Ceren'i öldürdün." diye çığlık attı.
"Aferin. Dediğimi yaptın." dedi eniştesine bakarak.
"Evet yaptım." dedi eniştesi. Kaan adım adım yaklaşırken Yazgı Cem'in dediği gibi uzaklaşırken eniştesi hareket etmiyordu. Kaan eniştesinin yanına geldiğinde kaşları çatık şekilde eniştesine baktı. Uzak durması gerekiyordu. Eniştesi gözlerini polise kaydırdığında Kaan eniştesinin baktığı yere baktı. Çalının arkasına saklanan birini görünce tuzağa düştüğünü anladı.
"Enişte kaç!" Diye çığlık attı Yazgı.
Kaan cebindeki bıçağı çıkarıp Fuat beyin arkasına saklandı. Bıçağı boğazına dayadığında tüm polisler ellerinde silahla çıkmıştı.
"At elindekini teslim ol."
Kaan pis bir gülüş attı.
"Demek bana tuzak kurdunuz ha?"
Yeşim korkuyla arabadan çıktığında Kaan Yeşim'e baktı.
"Bak bak bak. Kim varmış burada? Yeşim? Anlaşılan yediğin dayak seni yeterince korkutmamış. Hala bu işleri bırakmamışsın. Seni o gece öldürmeliydim."
Cem Yeşim'e baktığında Kaan'ın ona ne yaptığını az çok tahmin etmişti. Yeşim Kaan'ın hala soğukkanlı olmasından ürpermişti. Hastaydı.
Fuat bey korkuyla elini tuttu Kaan'ın.
" Kaan. Yakma kendini. Bırak beni. Söz şikayetçi olmayacağız. "
Kaan kahkaha attı. Yazgı korkuyla yerinde duruyordu.
"Hala şikayetçi olmayacağım diyor. Senin hakkın mı var ki? Sen değil misin Yazgı'yı parası karşılığı bana satan?"
Fuat bey öğrenilen gerçekle Yazgı'ya baktı. Yazgı duyduğu şeyle kaşlarını çattı.
"Ne oldu Yazgı? Şaşırdın mı? Senden gerçekleri neden sakladıklarını sanıyordun? İyiliğin için değil elbette. Onlara eğer seni bana verirlerse karşılığında senin sahip olduğun şeyleri onlara vereceğimi söyledim. Yani sen bana satıldın. Ama anlaşmanın dışına çıktın Fuat. Bunun cezası benim kitabımda ölüm. "
" Kaan! " Diye bağırdı Cem.
" Kaçacak yerin yok. Bizimle işbirliği yap. Bırak adamı. Cezanda indirim olacak."
Yazgı Kaan'ın bunlarla tav olmayacağını biliyordu.
" Kaan. "
Kaan Yazgı'nın sesini duyunca ona baktı. Hala ismini çok güzel söylüyordu.
" Kaan bırak eniştemi. Gidelim buradan. Beraber. Ben zaten sana karşı bir şeyler hissediyordum. "
Kaan duyduğu şeyle elinin hafiflediğini fark edince tekrar sıktı Fuat'ın boynunu.
"Yalan söylüyorsun." dedi. İnanmak istiyordu. Yazgı boşluğunu fark edince iki adım yaklaştı. Cem Yazgı'nın niyetini anlayınca Kaan'ın arkasındaki memurlara işaret verdi.
"Biliyorum. Çok üzdüm seni. Sadece şimdi değil. Geçmişimde de çok üzmüşümdür. Ama ben hiçbirini hatırlamıyorum. Sende kırma beni. Unutalım her şeyi. Hem unutmak benim işim biliyorsun. Zaten Ceren'i de sevmiyordum. Beni merdivenlerden itmiş. Beni öldürmek isteyen birinin ölümü için seni suçlayamam değil mi? "
Kaan Yazgı'nın söylediği şeyleri düşündükçe mantığını kaybediyordu.
" Evet değil mi? O sana zarar verdi. Ben nasıl onu hayatta tutabilirim ki? Ben çok zarar verdim ona. Bana mısın demedi. Haketti ölümü. "
Yazgı daha çok yaklaştı.
" Evet haketti. Sen doğrusunu yaptın. Ama şimdi gel gidelim buradan. Polisler seni yakalarsa benden uzak olursun. "
Kaan Yazgı'ya hak verdi. Mantıklı düşünmüyordu artık. Cem Yazgı'nın zekasına hayran kaldı. Ona karşı bir şeyler hissetmiyordu artık. Ancak zekasına hayran kalmamak elde değildi. Yeşim Yazgı'nın yapmaya çalıştığı şeyi anlayınca gülümsedi.
Kaan bir şey hatırlamış gibi çattı kaşlarını.
"Ya yine beni Çınar için bırakırsan?"
"Neden bırakayım? Beni Çınar'a bağlayan hiçbir şey yok. Ona karşı hislerim de yok."
"Ya onu sana bağlayan bir şey olduğunu öğrenirsen?"
Yazgı ne demek istediğini anlamamıştı. Ama suyuna gitmesi gerekiyordu.
"Çınar çok zarar verdi bana. Onunla olmam ben."
Yazgı iyice yaklaşınca Kaan'ın elini tuttu. Bıçağı almak için yeltendi. Kaan tekrar sıktı bıçağı.
" Sana zarar veren herkesi ortadan kaldırmadan seninle mutlu bir hayat yaşayamam. Bu sana haksızlık olur."
Yazgı bu fırsatı bir daha yakalamayacağını düşündü. Hızla elini çekmeye çalıştığında Kaan'ın refleksleri daha önde geldi. Yazgı'yı itip Fuat beyin boynuna yasladı tekrar bıçağı. Ancak bu kez sadece yaslamakla kalmadı. Fuat beyin boynundaki çizgi hızla kırmızıya boyanırken Yazgı kolundan akan kanlara baktı. Kaan onu itmek isterken boylu boyunca kesmişti kolunu.
Etrafta arbede çıkmış silahlar paylaşmıştı. Kaan omzundan vurulmuşken Yazgı kolunun derdini bırakmıştı. Hızla üstündeki hırkayı çıkarıp eniştesinin boynuna bastırdı.
"Ambulans çağırın!" Diye çığlık attı.
"Dayan enişte lütfen."
Eniştesi konuşmaya çalışıyordu.
"Hakkını helal et." dedi hızla. Artık yol onun için bitmiş gibi hissediyordu. Yaptığı kötü şeyleri hatırladı.
"Hayır söyleme böyle ne olur. Sana bir şey olmayacak enişte lütfen. Halam için." dedi ağlayarak.
"Kaan doğruyu söyledi." dedi son nefesiyle konuşmaya çalışırken.
"Para gözümü bürüdü. Affet."
Fuat beyin, Yazgı'nın kolunun üzerindeki eli bir anda yere düşerken Yazgı çığlık attı.
"HAYIR! ENİŞTE SENİ DE KAYBEDEMEM LÜTFEN AÇ GÖZLERİNİ."
Yeşim ağlayarak Yazgı'ya koştuğunda Cem yaklaşıp Fuat beyin nabzını ölçtü. Hiçbir tepki alamayınca açık gözlerini kapattı yavaşça.
Yazgı çığlık atarak ağlarken Yeşim sarılıp sakinleştirmeye çalışıyordu.
" Benim yüzümden! " Diye çığlık attı.
" Yazgı. Yalvarırım sakin ol. Lütfen."
Yazgı yere defalarca kez vurdu. Neden bu hayata gelmişti? Niye o seçilmişti? Ne vardı sokaktan geçen sıradan bir kız olsaydı? Önce Ceren onun yüzünden ölmüştü. Şimdi sıra eniştesindeydi.
Yazgı yerde ağlamaya devam ederken ambulans gelmişti. Yazgı yine gördü siyah poşeti.
Cem Yazgı'nın ikinci kez ceset torbasını gördüğünü fark edince koluna girdi. Burada daha fazla dutmamalıydı.
"Yeşim yardım et." dedi. Yeşim de Yazgı'yı kaldırmak için uğraşsa da Yazgı çırpınıyordu. Herkes etrafı toplarken Kaan'la beraber 4 polis gitmişti. Bir seri katili öylece gönderemezlerdi. Filmde değillerdi.
--
"Nasıl oldu?" dedi Çınar korkuyla.
"Sakinleştirici vermişler. Ceren'den sonra bu olmadı." dedi Tuğkan hastane koltuğuna çökerken. Yazgı yine hastanede, bu sefer daha vasat bir haldeydi.
Çınar ellerini alnına yaslarken Ufuk yanına oturdu.
"Üzülme. İyi olacak."
Yeşim Nur ve diğerlerine baktı.
" Evet iyi olacak. Ama sizsiz. "
Herkes Yeşim'in ani çıkışına bakarken Nur çok şaşırmıştı. Yeşim ona hep iyi davranmıştı.
"Ne demek istiyorsun?" dedi Çınar kaşları çatık halde.
"Ne demek istediğim ortada. Bunların hepsi sizin yüzünüzden. Her şeyi bilen bir tek sizsiniz. Ama sakladığınız bok her neyse Yazgı ne hale geldi. Başında Kaan hakkında uyarmadınız. Bir katille yan yana olmamıza izin verdiniz. Bugün belki de Kaan'ın öldürdüğü kişi sayısı iki değil üçtü. Bende aralarında olabilirdim. Sizin yüzünüzden. İnkar etmeye kalkmayın. Çınar o gün bizi Kaan'ın bizi dinlediğini biliyordu. Sırf bunun için bilerek gürültü çıkardı. Benim o gün yaşadığım şeyler, Yazgı'nın bugün yaşadığı şeyler, Ceren'in Fuat beyin ölümü. Hepsinin sorumlusu sizsiniz. "
Kimse bir şey diyememişti. Yeşim haklıydı. Yazgı yaşasın, ona bir şey olmasın diye saklamıştı Nur bunların hepsini.
" Ben sadece Yazgı'nın yaşamasını istemiştim. " diye hıçkırdı. Yeşim baktı Nur'a. Ne demek istemişti?
Tuğkan kırmızı gözlerle baktı Nur'a. Çınar pot kıracağını fark etmişti.
"Ne demek istiyorsun?" diye sordu Nehir ayağa kalkarak.
"Ne demek Yazgı yaşasın diye? Neden yaşamasın?"
"Eğer."
"Nur sus."
Ufuk sertçe konuştu.
"Kes sesini." dedi Yeşim. Bugün büyük bir cesaret gelmişti ona.
"Eğer Yazgı gerçekleri öğrenirse ani bir kriz geçirebilir. Zaten astımı var. Bir şey öğrenmemeli."
"Bize söyleseydiniz lan o zaman." diye bağırdı Tuğkan.
"Madem sağlığını tehtid ediyor. Bizde saklardık ama onu da korurduk." dedi.
"Sen mi Yazgı'dan bir şey saklayacaksın?" dedi alayla Çınar.
"Bana söylemeyeceğim dediğin en ufak şeyi Yazgı'ya söyledin sen. Söylediğimiz hiçbir şey sizde kalmayacaktı. Azıcık güven teşkil eden insanlar olsaydınız illaki öğrenirdiniz. Artık bunların bir manası yok. Ha illa Yazgı'yı görmeyeceksin diyecekseniz,burada hepinizden çok benim görmeye hakkım olacak bilginize. "
" O niyeymiş? "
" Çünkü ben. "
" Hastanın yakınları? "
Doktorun çıkmasıyla herkes doktorun yanına toplanmıştı. Çınar daha fazla detay vermek zorunda olmadığı için sevindi.
" Durumu nasıl? " diye sordu herkes.
" Maalesef. İyi değil. "
" Kolu çok mu ciddi?" diye sordu Yeşim.
" Hayır. Ancak sanırım hasta geçmişte bir darbe almış. Travma geçirmiş."
"Evet." dedi herkes hep bir ağızdan.
"Büyük bir kaza geçirdi." dedi Nur.
"Bakın. Hepiniz gençsiniz çocuklar. Haberler hiç iyi değil. Arkadaşınız, kardeşiniz, sevgiliniz kimin neyiyse. Gözünüzün önünde kayıyor. Onu hiçbir şekilde strese sokmamanız gerekiyordu."
Çınar herkese öfkeyle baktı.
"Zaten hafızasını kaybetti. Strese girmemek için eskiye dair hiçbir şey söylemedik. Ancak maalesef etrafındakiler sağ olsun. Geçmişinin peşinde düştü." dedi öfkeyle. Yapmayacaklardı. Uyarmıştı defalarca. O bir süre Kaan'ı idare edip sonra kurtaracaktı Yazgı'yı. Ama her şey boka sarmıştı.
" Çok doğru bir karar almışsınız başta. Ama yanlış yol ilerlenmiş. Çok büyük bir badire atlattı. Strese bağlı konuşma bozukluğu yaşıyor. Az önce fark ettik. Bazı cümleler ağzından düzgün çıkmıyor. Bir süre böyle gidecek belli ki. Hastamız yaşadığı şeyin ne olduğunu fark edince konuşmayı kesti. Hiçbir cümle kurmuyor. Bakın hayatında nasıl önemli şeyler daha var bilmiyorum. Ama lütfen söylemek için acele etmeyin. Ha eğer hayır, abi biz bu kızın böyle mahvolmasına tatmin olmadık ölsün istiyoruz diyorsanız buyurun. Her şeyi söyleyin. "
Herkes duyduğu şeyle şok olurken Çınar çöktü koltuğa. Aşık olduğu kadının yaşamadığı şey kalmamıştı. Herkes Çınar'ın haklı olduğunu anlamıştı. Bu yüzden saklamıştı her şeyi. Evet belki hepsi gerçekleri Yazgı'ya durmadan söylerdi. Ancak şimdi her şey daha kötü olmuştu.
Doktor ilerlemeye başlayınca herkes sus pus olmuştu.
"Demiştim." dedi Çınar.
"Mutlu musunuz? Sevdiğim kadın ne hale geldi mutlu musunuz?"
Çınar artık hiçbirinin Yazgı'ya bir şey söylemeyeceğine emindi.
"Ben ona ne kadar aşığım haberiniz var mı lan sizin?"
Derin bir nefes aldı.
"Hadi gidin bunu da ona söyleyin. Hatta size daha büyük haber vereyim de Yazgı'yı daha kolay öldürün."
Ufuk bir an söyleyeceği şeyden korksa da Çınar onu söylememişti.
"Yazgı'nın soyadı farklı. Evet Yılmazer değil." dedi Tuğkan' a bakarak.
"Yazgı Ilgaz. Karım." dedi sertçe.
Herkes kafasını kaldırıp Çınar'a baktı.
"Dalga mı geçiyorsun?" dedi Nehir şaşkınlıkla.
"Şaka yapar gibi halim mi var? Ben canı için kendi karımdan vazgeçtim. Siz ne yaptınız? Onu bu hale getirdiniz. O Kaan şerefsizinden kendim kurtulacaktım. Tek yapmam gereken gözünü boyamaktı."
Tuğkan'ın karşısına dikildi.
" Yalvardım sana. Bırakın bu işin peşini dedim. Güvendim sana. İyiliği için dedim. Ucunda ölüm var dedim. Şimdi tüm bunları benim üzerime atmak sizin için kolay. Ölüm olduğunu bile bile devam ettiniz. Sadece kendi ölümünüz sandınız ama hayır. Bu işin ucunda ölen kişi hepimiz olabilirdik."
Yeşim'e döndü.
" Yani sende olabilirdin. Bende. Nur, Ufuk, Tuğkan, Nehir. Bunu seçen sizdiniz. Size evli olduğumuzu söylesem saklar mıydınız? " kimseden ses çıkmadı. Çınar daha fazla bir şey söylemedi. Bu kadar şey onlara yeter de artardı.
Cama baktığında Yazgı'nın uyanmış etrafına baktığını gördü. Odadan çıkan hemşireye baktı.
" İçeri girebilir miyim? "
" Nesi oluyorsunuz hastanın? Sadece birinci dereceden yakınları lütfen. "
Çınar etrafında göz gezdirdi.
"Eşiyim ben." hemşire Çınar'ı baştan aşağıya süzdü. Çınar cebinden cüzdanını çıkardıktan sonra Yazgı'nın gerçek kimliğini ve kendisinin kimliğini gösterdi. Hemşire inceledikten sonra gülümsedi.
"Tabi buyurun. Hastamız konuşmuyor. Yormayın lütfen."
Çınar onayladıktan sonra bir şey demeden odaya girdi.
Yazgı Hiç kimseyi görmek istemezken odaya Çınar girdi. Onu görmek bile istemiyordu. Hatırlamamak yetmezmiş gibi artık konuşamıyordu. Çınar'a arkasını döndü.
Çınar yanındaki koltuğa oturdu.
" Biliyorum. Beni görmek istemiyorsun."
Sesi dışarıya çıkıyordu.
"Ama ben sadece iyi olup olmadığını görmek istedim. İnan bana böyle olsun istemedim. Sen bir üzüldüysen ben bin üzüldüm. Ama kendini suçlama. Hiçbir şey senin yüzünden olmadı."
Yazgı duyduğu şeyle hızla ayağa kalktı.
"Be-be-n."
Benim yüzümden demek istiyordu. Kelimeler dudaklarından bir türlü dökülmüyordu. Kendisini ifade etme özgürlüğü bile alınmıştı elinden. Çınar Yazgı'nın halini görünce gözünden bir damla yaş aktı. Yazgı şaşkınca akan yaşa baktı. Çınar Yazgı'nın elini tutup dudaklarına götürdü.
"Zorlama kendi. Ne söylemek istediğini biliyorum. Benim yüzümden diyeceksin. Ben olmasaydım bunlar olmazdı diyeceksin. Kaan benim yüzümden aldı iki kişinin canını diyeceksin. Ama hayır. Kaan'ın ruh hastası olması neden senin suçun olsun ki? Onun tedaviye ihtiyacı olduğunu ailesi anlamamış sen ne yapabilirsin ki? "
Yazgı söylemek istediği her şeyi Çınar'ın hatta, ağlayan bir Çınar'ın ağzından duyunca kendisini bir nebze rahatlamış hissetti. Konuşamıyordu. Ama o konuşmadan onu anlayan biri vardı.
" Sırf içini rahatlatmak için söyleyeceğim. Sen çok uğraştın Yazgı. Kaan düzelsin diye. Tedavi olması için. Her şeyi denedin. Ama o iyi değildi."
Çınar ilk kez Yazgı'ya açık açık itiraf etmişti geçmişinde tanıştıklarını.
"Biliyorum. Her leyi öğrenmek istiyorsun. Ama eğer bana azıcık güveniyorsan bil ki ben senin için en doğru olan yolu seçtim."
Yazgı bir şey dememişti. Sadece arkasına yaslanmış Çınar'ın gözlerine bakıyordu. Hayatları nasıl bu hale gelmişti?
Bir anda kapının sertçe açılmasıyla Yazgı yerinden sıçradı.
Halasının öfkeli gözlerini gördü. Elinde iki valiz vardı.
" Senin yüzünden. "dedi halası. Çınar olayı anlayıp hızla Füsun hanıma doğru ilerlerken Füsun hanım elindekileri fırlattı.
" Kocamın canını aldın. Katilsin sen! "
Füsun hanımın çığlıklarıyla Yazgı hıçkırarak ağlamaya başladı. Herkes içeri girdiğinde Çınar Tuğkan'ın kulağına fısıldadı.
"Halası her şeyi biliyor. Sinirle bir şey söyleyebilir. Yardım et."
Tuğkan yaşadığı pişmanlıkla Çınar ne diyorsa onu yapmaya karar verdi.
Gelen bir hemşire hızla Füsun hanıma sakinleştirici yaparken Çınar tekrar Yazgı'nın yanına döndü. Nur çoktan yanına gitmişti. Çınar Yazgı'nın yanına, yatağın kenarına oturunca Yazgı kafasını göğsüne yasladı.
Çınar Yazgı'nın elini avuçlarına alırken kulağına fısıldadı.
"Yalvarırım ağlama. Canım yanıyor."