23.Bölüm

2056 Kelimeler
Geçmiş Yazgı eve geçtiğinde kapıdaki kadını gördü. Bir kadın etrafına bakarak bir şeyi arıyor gibiydi. Yazgı kadına yaklaştığında Çınar ne yapmaya çalıştığına baktı. Nur da fark edince kafasını eğerek izlemeye başladı. "Pardon birine mi baktınız?" "Ah evet. Sen gençsin. Buralarda bir kız oturuyormuş. Yazgı Yılmazer. Tanıyor musun acaba?" Yazgı kaşlarını kaldırdı. "Siz neden arıyorsunuz Yazgı'yı?" Kadın karşısındaki genç kızın Yazgı'yı tanıdığını fark edince sevinçle sarıldı boynuna. "Ah sonunda onu tanıyan biri. İnan bana günlerdir onu arıyorum." Çınar bir anda ona sarılan kadınla kaşlarını çatıp emniyet kemerini çözdü. Herkes arabadan inip yanına geldiğinde kadın neye uğradığını şaşırdı. "Ne oluyor burada? Hanımefendi kim?" Yazgı olayı öğrenmeden kim olduğunu söylememek için çaktırmadan Çınar'a anlaması için işaret verdi. "Hanımefendi Yazgı'yı arıyormuş da. Ben tanıyorum deyince sevindi. Ama neren aradığını söylemedi." "Ay sizde mi tanıyorsunuz Yazgı'yı?" Nur Yazgı'yı anladığı için hemen cevap verdi. "Evet tanıyoruz. Ama siz neden arıyorsunuz?" "Ben kendisiyle evraklar için konuşacaktım. Ailesi hakkında." Yazgı ailesinin adını duyunca hemen kadına odaklandı. "Ailem mi?" dedi boşluğa düşerek. "Yazgı sen misin?" dedi kırmızı elbiseli kumral kadın kaşlarını kaldırarak. Neyse ki şirketi zeki bir kız yönetecekti. İşin aslını öğrenmeden kim olduğunu bile söylememişti. "Ailem hakkında ne konuşacaksınız?" "Bu böyle ayaküstü konuşulacak bir konu değil. Müsadenle evine girelim. Hem şu an yaşadığın kişiyle de konuşmam gerek." Yazgı Çınar'a baktı. Çınar kaşlarını kaldırarak Yazgı'ya baktı. Bir süre düşündükten sonra konuştu. "O halde yukarı çıkıp konuşalım. Bunlar ayaküstü konuşulacak şeyler değil doğru." Yazgı üçününde onunla geleceğini fark edince gülümsedi. Hiçbir şeyde yalnız bırakmıyorlardı. Nasıl sahip olmuştu ki onlara? Herkes hep beraber yukarı çıkıp kapıyı çaldı. Füsun hanım geç kaldığı için azarlayacağı Yazgı'yı beklerken karşısında beş kişilik kalabalığı görünce şaşırdı. Tam karşısında ki kırmızı resmi giyimli kadına baktı. "Yazgı?" dedi halası ne söyleyeceğini bilemez halde. "Hala geç kaldım biliyorum ama mantıklı bir açıklaması var. Ama bu hanım ablanın mantıklı bir açıklaması yok vallahi. O bize açıklayacak kim olduğunu." Füsun hanım bir şey anlamanışken kadın elini uzattı. "Merhaba Füsun hanım. Gaye ben. Kenan beyin avukatıyım." Füsun hanım duyduğu isimle belindeki elini indirdi. Kapıyı sonuna kadar araladığında küçücük ev dolmuştu. Gaye koltuğa oturduktan sonra füsun hanım ve Yazgı karşısına oturmuştu. Nur tekli koltuğa otururken Ufuk masanın sandalyesine oturmuştu. Çınar'sa duvara yaslanmış ayakta, oturan kadını inceliyordu. "Öncelikle sizi bu saatte rahatsız ettiğim için özür dilerim. Ama Yazgı yakın zamanda 17 yaşına girdi. Bu yüzden bu bilgiyi kendisiyle paylaşmam gerekiyordu. Uzun süredir sizi arıyordum." Füsun hanım anlamamış halde baktı. "Ne bilgisi? Niye aradınız ki bizi?" "Kenan Yılmazer, MedicaWord'un sahibiydi." Kimse anlamazken Ufuk "Oha ne?" diye tepki vermiş, Çınar'sa öksürük krizine tutulmuştu. "Pardon neyin sahibi?" dedi Yazgı merakla Çınar'a bakarken. Neden bu şekilde bir tepki vermişlerdi anlamamıştı. "Orası Türkiye'nin en büyük holdingleri içerisinde ilk üçte." Yazgı kaşlarını kaldırdı. "Nasıl yani? Benim babam Türkiye'nin en büyük holdinglerinden birinin sahibi miydi?" "Sadece o değil. Şu dosyada bulunan her şeyin sahibiydi." Yazgı ona uzatılan dosyaya bakarken Çınar arkasından eğilip dosyaya baktı. Yazgı an itibariyle kendisini kaç bin kez satın alabilecek güce mi gelmişti? Herkes sessizken Yazgı ve Çınar sayfa sayfa Yazgı'nın servetini okuyordu. " Ne yani? Biz bütün ülkeyi satın alma gücündeki kıza telefon parası biriktireceğiz diye, kafede şarkı mı söyledik?" dedi Ufuk. Gaye duyduğu şeyle tebessüm ederken soru herkesin komiğine gitmişti. "Anlamıyorum? Abim bu kadar zengin değildi?" "Evet. Eşi Miray hanıma aitti. Babası Miray hanıma bırakmıştı. Miray hanım her şeyi eşiyle beraber yürütürken kızlarını da unutmadılar. Öleceklerini tahmin edemeselerde Yazgı'nın geleceğini sağlama almak için 17 yaşına kadar normal bir hayat süreceğini, 17 yaşına bastığında sahip olduğu her leyi öğreneceğini, 18 yaşına gelince de sahip olduğu şeyleri yönetebilmesi için emir koydular. Bende üzerime düşeni yapmak için geldim. Şimdilik çok bir şey yapamayacak olsa da bir sene sonra şirkette tüm haklara sahip olacak. " Yazgı ağzı açık dinliyordu her şeyi. Bir anda ortaya çıkan bu servette neyin nesiydi? " Ben şimdi. Durup dururken bir anda zengin mi oldum? " " Hemde ne zengin? " dedi Çınar hala Yazgı'nın sahip olduğu şeylere bakarken. " Kamera şakası falan mı bu?" " Hayır Yazgı hanım." dedi Gaye. Ona Yazgı diye hitap etmek saçmaydı. O artık onun yeni patronuydu. Herkes dosyalara bakarken Füsun ne diyeceğini bile bilmiyordu. Bir anda bu kadar zengin olması saçmaydı. O sırada eve gelen Yazgı'nın eniştesi salona girdiğinde gördüğü dosyalara ve evdekilere baktı. "İyi akşamlar diyeceğim ama neler oluyor?" Dedi merakla. Füsun hanım ayağa kalktığında Gaye de kalktı. "Ben artık gideyim. Yazgı bu benim kartım. Hafta içi bir gün beni ararsan sevinirim. Bende senin numaranı alayım. İhtiyaç olacak sana çünkü." Yazgı kafasıyla onaylayarak aldığı karta baktıktan sonra kendi numarasını Gaye'nin uzattığı telefona yazdı. Gaye onu Yazgı Hanım diye kaydetmişti. Birkaç saat önce kafede insanları eğlendirip para kazanırken bir anda Yazgı hanım olmuştu. Gaye ile birlikte Çınar ve Ufuk'ta gitmişti. Nur Yazgı'nın bütün gece ağlayacağını bildiği için onunla kalmayı seçmişti. Çınar ve Ufuk arabaya bindiğinde Ufuk torpidoya vurup güldü. "Vay amına koyayım. Bir de zenginiz diye geçiniyoruz. Yazgı bizi kaç kez satın alır?" Çınar şaşkın şaşkın çalıştırdı arabayı. "Abi nasıl olur da bunu hiç düşünmem? Yazgı Kenan Yılmazer'in kızıymış." Yazgı dosyaları eniştesine uzatırken eniştesi anlayacakmış gibi baktı. Eşinin yeğeni de olsa kendi kızı gibi seviyordu Yazgı'yı. Ancak para insanı değiştirebilirdi. Ya Yazgı bu serveti görünce halasının ve eniştesinin emeklerini görmezden gelirse diye düşündü eniştesi. "Şimdi anlamadım. Bizim Kenan aslında çok zenginmiş öyle mi?" "Ve her şeyi de normal olarak kendi kızına bıraktı." dedi Füsun. "Sana bir şey bırakmamış mı?" diye sordu karısına. Yazgı bu kinayeli cümleyle eniştesine baktı. "Enişte kendiniz demiyor muydunuz ben küçükken görüşmüyordunuz diye. Küs olduğu birine nasıl bir şey bıraksın ki?" Eniştesi alayla güldü. Daha şimdiden zengin triplerine girmişti "Ee Yazgı hanım. Madem bu kadar zenginsin. Artık daha güzel bir eve çıkarız değil mi?" Füsun hanım kaşlarını çatarak baktı kocasına. Bıkmıştı bu adamın paragözlüğünden. Para işin içinde olmazsa dünya iyisi biriydi. Ama para oldu mu da bir anda bambaşka biri oluyordu. Yazgı gülümsedi. " Çıkmaz mıyız en güzeline çıkarız. " Yazgı dosyaları topladıktan sonra odasına gitmek için kalktı. Nur da kalktığında Füsun hanım eşine baktı. "Dalga mı geçiyorsun? Kız daha her şeyi bugün öğrendi. Gelmiş ev diyorsun." "Ne olmuş bugün öğrendiyse ee? Sonuç olarak o artık zengin. Bi zahmet alsın bir ev. O kadar servetin içinde bir ev mi koyacak ona? Şu eve bak her yer rutubet, küçücük kutu gibi ev. Hala sobayla ısınıyoruz. O kadar zamandır bakıyoruz şimdi bunları unutacak mı? " " Sus duyacak şimdi. " Yazgı duyduğu şeylerle yatağa çöktü. Bir günde bu kadar bilgiyi kaldıramamıştı. Çekmecesindeki annesiyle babasının düğün fotoğrafını çıkardı. Evlendiklerinde iki tarafında ailesi istemiyormuş. Bu yüzden gelinlik ve damatlık bile giymemişlerdi. Nur arkadaşının yanına oturdu. "Yazgı." Yazgı bir anda hıçkırdı. "Keşke bu kadar para yerine onlar yanımda olsalardı." Nur Yazgı'ya sarıldı. Bir günde öğrendiği şeyler çok fazlaydı. Eniştesi bir anda değişmişti. "Sakin ol. Bunda kötü bir şey yok. Hatta iyi bir şey. Baksana ailen seni ne kadar çok seviyormuş. Geleceği bilmeden bile seni düşünüp her şeyi planlamışlar." Yazgı Nur'a baktı. Doğru söylüyordu. "İyi de ben şimdi ne yapacağım? Hayatımda hiç şirket yönetmedim ki? " "Çınar yönetti ama. O sana yardımcı olur. Ufuk'ta olur. Ben bilmiyorum ama bende yanında olurum ne yapayım?" Yazgı güldü arkadaşına. "Hadi bugün çok yorulduk. Uyuyalım. O kadar para kazandık. Kendimi ilk kez zengin hissettim. Sonra sen kalk milyon katına sahip olduğunu öğren." Yazgı Nur'un koluna vurup yatağa girdi. Nur'da Yazgı'nın dolabından bir pijama alıp giydi. "Tabi kanka al giy. Sorman hata. Kendi dolabın gibi kullan. Bir daha böyle kibar davranma lütfen davar gibi gir dolaba." "Öf kes. Çok meraklıysan git kendine eşofman fabrikası al. Ya da dur bakıyım şu listeye fabrika var mı?" Yazgı Nur'u kolundan çekip yatağa itti. " Of otur oturduğun yerde. Şu listeye bakıp durma ya sinirim bozuldu. " Nur gülerek arkasını döndü. " Kalk ışığı kapat. " " Ya sen kapatsana ev sahibi sensin. " " Çok konuşma seni de satın alırım kalk kapat. Yarın okul var." "Off." Nur kalkıp lambayı kapattıktan sonra geri yatağa girdi. "Kanka." "Zıkkım ne var?" "Bizim okulu da satın alsana. Gitmeyelim ama sınıfta da kalmayalım." "Nur yat yoksa yastıkla boğacağım seni." Nur'dan ses çıkmayınca Yazgı güldü. Aklı hala bugün olan şeylerdeydi. Hayatı boyunca geçim sıkıntısı nedir onu öğrenmişti. Canı bir şey çektiğinde çıkıp almayı değil düşünmeyi bırakıp unutmayı biliyordu. Dışarı çıkıp saatlerce alışveriş yapmayı değil nasıl bir işle hem okuyup hem çalışarak eniştesine yük olamaz onu düşünüyordu. Şimdi bir kadın çıkmış, sen çok zenginsin demişti. Eline birkaç parça kağıt sıkıştırmış, oradaki tüm kelimeler neyi yansıtıyorsa hepsi senin diyordu. Mağazalar, evler, arabalar, market zincirleri. Yazgı sadece incelediği kadarını hatırlıyordu. Çınar ve Ufuk bile o kadar zengin olmalarına rağmen şaşırmışlardı. "Kanka." Yazgı iç çekti. 'La havle' dedi içinden. "Yine ne var?" "Ne tersliyorsun ya söylemiyorum." "İyi söyleme." Nur gerçekten söylemeyince Yazgı eliyle beline dokunup tikiyle oynadı. "Tamam hadi söyle." "Söylemiyorum." "Söyle yoksa gıdıklarım." "Tamam tamam. Şey diyecektim. Ufuk ve Çınar zengin ya." "Ee." "Eesi şimdi sende zenginsin. Tek fakir ben mi kaldım aranızda?" "O nasıl laf öyle? Biz kardeş değil miyiz? Benim param senin paran." "Ha iyi o zaman bundan sonra sorana bende zenginim derim." Nur güldükten sonra tekrar kıçını dönüp yattı. Bunca zamandır kardeşi olan kızdan çekinecek değildi. Yazgı gülerek döndü. Çok seviyordu bu kızı. Halasının bağırma sesleriyle ikisi de askeriye misali ayağa dikilmişti. Yazgı okul formalarına atlarken Nur Yazgı'nın yedek okul formasını çoktan üstüne geçirmişti. "Kanka şu okulu satın alma işi ne oldu düşündün mü?" "Sus yolarım seni." Herkes kahvaltıya oturduğunda eniştesi tüm gece baktığı evleri Yazgı'ya gösterdi. "Bak bu ev direkt denize bakıyor. Üstelik iki katlı. Şu senin sevdiğin çatı katı odalarından da var. Tamda denize bakıyor. Birkaç tane daha baktım ama en güzeli buydu." Yazgı evi incelerken Nur'da baktı. "Ay buraya çok uzak değilmiş sahilin orda." Eniştesi Nur'a gülümseyerek kafa salladı. Yazgı'nın almayacağını düşünse de şansını denemişti. Füsun hanım kocasının yaptığı şeye utanmıştı. Yazgı onlara bir şey almak zorunda değildi. Yazgı evi, odalarını inceledikten sonra adresinin Çınar'a yakın olduğunu gördü. Konum okula ve Nur'un evine de yakındı. Odası da şimdikinden çok çok büyüktü. Bir apartmanın en üst iki katıydı. "Bende çok beğendim enişte. Ben bugün Gaye ile konuşup bu evi nasıl satın alacağımı sorayım." "Gerçekten alacak mısın?" "Tabi ki alacağım." Herkesin yüzünde güller açarken eniştesi gülümsedi. Ev Yazgı'nın üzerine bile olsa en azından şu evden kurtulacaklardı. Üstelik kira derdi kalmayacaktı. "Oh be. Artık kira vermeyeceğiz. O kirayı doğalgaza vereceğim artık. Tüm evimiz sıcacık olacak." Yazgı eniştesine gülümsedi. Bu zamana kadar o bakmıştı Yazgı'ya. Sabah akşam öz kızı gibi onun için çalışmıştı. Bugün beğendiği bir evi alma gücü varken elbette ki bunu yapacaktı. Nur ve Yazgı evden çıktıklarında Çınar sokağın başında bekliyordu onları. Ufuk Yazgı gelince arkaya oturmuş Nur'da yanına oturmuştu. "Güzelim geç kaldınız." "Eniştem ev gösteriyordu da." "Ne evi? Taşınıyor musunuz?" "Yani bir zahmet. Evin halini gördünüz. Oturacak koltuk bile yok doğru düzgün. Bu zamana kadar bana nasıl baktılar siz biliyorsunuz. Onlar için elbette yapacağım böyle bir şeyi." "Yazgı gerçekten o evi mi alacaksınız?" "Evet çok beğendim." "Desene deniz manzaralı odamız olacak." Yazgı kahkaha attı. "Otlakçı ya." "Aşk olsun." herkes gülerken Çınar Yazgı'ya baktı. Yüzünde güller açıyordu. Hep kendisini yük gibi görüyordu. Şimdi ailesi için bir şey yapacak olmak onu çok mutlu etmişti. "Neredeymiş bu ev?" "Sizin evin orada tabi ki. Yoksa kabul eder miydi bu çıyan?" Yazgı arkasını dönüp elini uzatarak Nur'u yolmaya başladığında Nur çığlık atıp Ufuk'un göğsüne saklandı. Ufuk gülerek kollarını Nur'a sarıp Yazgı'dan kurtarmaya çalıştı. "Enişte kurtar beni." Çınar Yazgı'yı belinden kavrayıp düzelttikten sonra Yazgı gülerek sarmaş dolaş ikiliye baktı. Nur oldukları pozisyonu fark edince çekildi hemen. "Kardeşim hayırlı olsun." dedi Yazgı hemen gülerek. "Ne hayırlısı be?" Nur çirkeflik yapınca Çınar sevgilisine destek çıktı. "Maşallah sizde sarılmaya yer arıyormuşsunuz. Hiç sevgilimi bahane etmeyin." "Evet manitam haklı." Çınar Yazgı'ya bir gülüş attığında Yazgı kalp krizi geçirmek üzereydi. Bu çocuk neden bu kadar tatlı geliyordu Yazgı'ya. ' Aşk bu aşk. ' diye cevap verdi kendi sorusuna. "Ben mi bahane ediyormuşum?" "Sen bahane ediyorsun tabi." dedi Ufuk. "Yazgı daha dönmeden girdin koynuma. Tabi kaslarımı ellemek için buldun bahaneyi." "Ya siz üçünüz bela mısınız bana?" "Evet." Üçü de aynı anda söyleyince Nur gözlerini devirdi. "Öf nereden tanıdım ben sizi ya?" "Benim sayemde canım." "Canın çıksın senin." Yazgı gülerek öpücük attı. Çınar Yazgı'nın hareketiyle kalpten giderken bir an önce okula gitmek için hızını arttırdı. Yazgı'yı bir köşeye çekip öpmek zorundaydı. Yoksa her an yolun ortasında ani freni çekip Yazgı'nın dudaklarına yapışabilirdi. "Çınar yavaş ne okuyorsun?" "Kardeşim yavaşlayamam." dedi Nur'a. "Yanımda öyle tatlı ki. Bir an önce direksiyonu bırakıp sarılmam lazım zalımın kızına." Yazgı kıkırdarken arkada kahkaha tufanı kopuyordu. Bu keyiflerinin bozulmasını hiç istemiyorlardı. Bozulması için hiçbir sebep yoktu. Ya da onlar öyle sanıyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE