Yazgı uykusundan bilmem kaçıncı kez çığlık atarak uyandığında Zümrüt teyze artık sinirlenip söylenmeye başlamıştı.
"Deli kız sen sürekli böyle bağıra bağıra bizi mi uyandıracaksın?" diye söylendiğinde Yazgı yaptığı şeyin farkına vardı. Onları rahatsız ediyordu. Yazgı ağlamaya başladığında Yeşim çatık kaşlarla baktı zümrüt hanıma.
"Babaanne! Ne konuştuk biz seninle. Hem sen işine gelen şeyleri duymuyorsun bunu duyasın mı tuttu?" dedi sinirli sinirli.
"Ne diyorsun kızım biraz bağırarak konuş yaşlıyım ben." dedi Zümrüt hanım Yeşim'in onu daha çok paylayacağını anlayınca.
Tuğkan ve Nehir yer yatağında uykulu uykulu doğrulup muhabbeti dinlemişti. Yeşim zorla Zümrüt hanımı odasına götürdükten sonra geri gelmişti. Herkes sessiz dururken Tuğkan kahkaha atmaya başladı.
"Lan Zümrüt teyze gece gece nasıl güldürdü ya." dedi kahkahalarının arasında. Nehir Yazgı'nın dudaklarının hafif kıvrıldığını görünce o da kahkaha atmaya başladı. Yeşim de babaannesinin hallerine gülmeye başlayınca Yazgı da dayanamadı. Dördü de katıla katıla gülerken tam susacakken birbirlerine gülmeye başladılar.
"Ya kadın durup durup Yazgı'yı azarlıyor." dedi Nehir gülerken.
"Taktı bana ya." dedi Yazgı hoca bana taktı ya der gibi.
"Sen anneme benziyorsun biraz o da senin gibi renkli gözlüydü. Ondan böyle. Hiç sevmezdi annemi." dedi gülerek. Aile mevzusu hiçbirinin şanslı olamadığı bir mevzuydu.
"Lan nasıl birbirimizi bulduysak hiçbirimizin anası babası yok şaka gibi." dedi Tuğkan acınacak haline gülerken.
"Olsun bizde birbirimizin ailesi değil miyiz?" dedi Yeşim cıvıldayarak. Nehir kafasıya onay verdi.
"Aşkım sen baba ol ben anne olayım. Bunlarda çocuklarımız olsun." dedi evcilik rolleri dağıtır gibi.
"Ya bir bana bak bir sana. Bizden bu ikisi gibi çirkin kızlar çıkar mı güzelim azıcık mantık?" dedi onlarla uğraşarak.
Yazgı gülümsedikten sonra bir an boşluğa baktı. Kendisini eksik hissetti yine. Sanki onu bekleyen bir şey var gibiydi.
"Acaba bir gün bende her şeyi atlatıp, sevdiğimle evlenip mutlu bir anne olabildi miyim?"
Herkes Yazgı'ya odaklandı.
"Tabi ki olacaksın. Senin kadar tatlı bir bebeğin olacak." dedi Nehir gülümseyerek. Herkes yataklarına uzandı. Göz teması kurmasalar bile hala birbirleriyle konuşmaya devam ediyordu.
"Bir kızım olsun istiyorum." dedi Yazgı.
"Desene başımız yine beladan kurtulmayacak." dedi gülerek Tuğkan.
Yazgı yastığı fırlattı ona. "Ben bela mıyım be?"
Tuğkan Yazgı'ya attığı yastığı tekrar fırlattı.
"Tabi belasın. Kızında bizim çocuklarımızın başına bela olacak."
Yazgı kalkıp yastığı geçirdi yüzüne. Tuğkan kaşlarını kaldırdı.
"Bunu sen istedin."
Eline yastığı alınca Yazgı hızla yer değiştirdi. Uçan yastık Yeşim'e çarpınca Yeşim'de girdi savaşa. Nehir üstünden uçan yastıkları izlerken yüzüne yastık yiyince öfkeyle kalktı.
"Beni bu işe karıştırmayacaktınız. Star Wars'ın yastık versiyonunu yaşatacağım size."
Tuğkan kavga arasında gülerek kafasını kaldırdı.
"Kızdırdınız benim minik Yoda'mı."
Herkes yastığı birbirine çarparken kapanan kapı sesinden Zümrüt babaannenin geldiğini anladılar. Saniyesinde yastıklar yatağa düşerken hepsi uykuya daldı. Zümrüt babaanne kapıyı açıp hepsinin uyuduğunu görünce "Tövbe estağfurullah." çekti.
Gayipten sesler mi duyuyordu?
"Allah Allah." deyip kapıyı kapattı. Bir süre kapıda bekleyipte ses duymadığında odasına girdi.
Kapının kapanma sesiyle dördü de kahkahaya boğuldu.
"Acaba eski hayatımda da bu kadar eğleniyor muydum?"
"Bence hayır. Hatta bizimle ne kadar mutlu olduğunu gördükleri için utanıp söylemiyorlar gerçeği."
Herkes kahkaha attı. "Yeşim ya." dedi Yazgı gülerek.
"Of susun yatıcam ben. Koca şirket kalkındırıyorum. Uyutmuyorsunuz beni."
"Patrondan izinlisin Tuğkan rahat ol." dedi Yazgı gülerek.
"Patrona bak. Götümün patronu. Şu şirkete gelip imzaları at artık lazımsın elli kere çağırdım."
"Of Yazgı yarın plaza kadını gibi giyinip şirkete gidelim mi ne olur?" dedi Yeşim yataktan fırlayıp.
Tuğkan hatırlamış gibi kalkıp cüzdanından kartını çıkardı.
"Yazgı bu bankadan sana gelmişti. Limitsiz kartmış. Al tepe tepe kullan. Hadi izin verdim hadi."
Herkes kahkaha atarken Yazgı kartı aldı.
"Oo harçlık aldım." dedi gülerek.
Herkes gülerken Yeşim yakın arkadaşının bu kadar zengin olduğuna hala inanamyordu.
"Ya nasıl karun kadar zengin olupta benim kıytırık tek kişilik yatağımda benimle uyuyorsun anlamış değilim." dedi gülerek. "Çünkü benim asıl servetim sizsiniz." dedi Yazgı Yeşim'e sarılarak. Tuğkan ayağa kalkıp Yazgı'yı poposuyla ittikten sonra sarıldı iki kardeşine.
" Neyse ki böyle iki kardeşim var. "
Nehir de kalkıp karşılarına dikildi. Üçü de ne yapacağını anlayana kadar çok geçti.
" Bacağım! "
Nehir üzerine atladığı üç kişiye baktı.
"Neyse ki iki en yakın arkadaşım ve böyle mükemmel bir sevgilim var. En şanslınız benim."
"Of yeter kalkın üstümden uyuyacağım ben AA."
Yazgı herkese kışkış yaptıktan sonra kıçını döndü.
"Bununda götü kalktı he." dedi Yeşim cimcikleyerek.
"Bak satın alırım evinizi." dedi Yazgı gülerek. Kendi parasının ne kadar olduğundan haberi bile yoktu. Şirket Tuğkan'ınmış gibi geliyordu. Kartı normalde kabul bile etmezdi ama arkadaşlarına yardımcı olmak için kullanabilirdi.
"Yarın şirkete gel bak unutma."
"Sanki yarım saatte bir telefonla taciz etmicekmişsin gibi. İyi süslenir geliriz."
"Lan süslen diyen mi oldu? Çek eşofmanı gel at imzanı çık."
"Olmaz. Bir namım olmalı."
Tuğkan aklına gelen şeyle sırıttı. Şirkete sahibinin kim olduğunu gösterme zamanı gelmişti. Telefonu çıkarıp smse girdi. Nehir ne yapmaya çalıştığını görmek için göğsüne uzanıp telefona bakarken Tuğkan gülüp saçlarını öptü.
Çınar :
+Yarın şirkete gel. Atman gereken imzalar var.
Nehir kafasını kaldırıp şaşkınca baktığında Tuğkan dudaklarını oynatarak "Sonra anlatacağım." dedi. Dudaklarını öptükten sonra telefonu kapatıp kollarını sardı.
Yazgı gözlerini açtığında Yeşim'in ona sarıldığını gördü. Gülümseyerek yer yatağına baktığında yatağın toplanmış olduğunu gördü. İkisi de çıkmış olmalıydı. Yazgı Yeşim'i uyandırdı.
" Kalk kız plaza kadını. Alışveriş yapmamız lazım. Namımız yürüyecek."
Yeşim gözlerini araladı.
"Ne alışverişi kızım? Benim param mı var? Züzü babaanne hazretleri para vermiyor bana."
Arkasını döndüğünde Yazgı öfkeyle kafasına vurdu.
"Ne vuruyorsun kızım kafayı mı yedin?"
"Senin kafan et ve kemikten mi oluşuyor taştan mı anlamadım ki? Bak Tuğkan dün bize ne verdi? Limitsiz kart. Bak gri gümüş bir şey. Yani paramız var hemde bir sürü. Kalk şimdi."
Yeşim bir an kafasını Yazgı'ya çevirip "O para benim değil senin." demeye yeltense de Yazgı sikecekmiş gibi bakıyordu. Korkusundan kafasını salladıktan sonra yataktan fırlayıp banyoya koştu. Yazgı arkasından kahkaha attıktan sonra kalkıp yatağı topladı. Üzerini değiştirdikten sonra mutfağa geçti. Zümrüt hanım kahvaltıya birkaç parça kahvaltılık çıkarmıştı. Durumlarına üzüldü. Sadece zümrüt hanımın yaşlılık maaşıyla geçiniyorlardı. Bir de Yeşim'in babası öldüğü için para alıyordu. Toplasan asgari ücret bile etmiyordu.
Bu sene okulları bitiyordu. Yeşim hem üniversite okuyup hem de şirkette düzgün bir pozisyonda çalışabilirdi.
Yeşim "Ben hazırım!" Diye girdi mutfağa. Yazgı aç olmadığını söyleyince Yeşim'de aç olmadığını söyleyip çıktı.
Zümrüt hanım sevinmişti bu duruma. Erzakları bitmek üzereydi. Hiç değilse yarın da kahvaltı sofrası kurabilecekti.
Yazgı kart geçen bir taksi çevirip bindi. Yeşim de bindikten sonra en büyük avmlerden birinin adını söyleyince Yeşim Yazgı'nın sahip olduğu serveti bir günde harcamaya karar verdiğini anladı.
İndiklerinde Yazgı mağazaları gezerken Yeşim'in çekindiğini fark edip durdu.
"Seninle bu konuşmayı bir kere yapıyorum. Bana bir daha bu konuşmayı yaptıracak olursan gerçekten seninle iletişimimi keserim."
Yeşim yanlış bir şey yapıp yapmadığını sorgularken Yazgı omuzlarından tuttu.
"Sen benim kardeşim değil misin?"
"Öyleyim."
"O zaman neden sanki ben sana acımışım da alışverişe çıkarmışım gibi davranıyorsun? Bu parayı ben gece gündüz çalışıp mı kazandım. Ailemin bana bıraktığı servet. Kendim bile üstünde değilim. Tuğkan'ın çalışıp kazandığı şey bu. Bu yüzden bizde kardeşleri olarak çatır çatır yiyeceğiz. Ne beğenirsek alacağız söz mü? Sen bu zamana kadar bana kimsenin yapmadığını yaptın. Nur güya en yakın arkadaşımmış. Çınar güya sevgilimdi. Baksana hiçbiri yok yanımda. Sen yanımdasın. Zaten artık halamla da yaşamak istemiyorum. Bize güzel bir ev bulacağım. Sen ben ve Züzü babaanne orada yaşayacağız. "
" Yazgı. "
" Sus. Belki Tuğkan ve Nehir'de bizimle yaşamak ister. Hala o küçücük kutu gibi evde yaşıyorlar biliyorum. Bende parayı kullanmayı az çok öğrendim. Evlerine tek bir çöp bile almamışlar şirket parasıyla. Sadece benim zorumla aldıkları yeni kıyafetler var."
Yeşim gözleri dolu dolu baktı Yazgı'ya. Ona hiçbir şey istemeden sevgi beslemişti. Öz ablası gibiydi Yazgı onun. Ama asla sahipsizde bırakmıyordu onları.
Kollarını sardı Yazgı'ya.
" Anne sevgisi gibisin. İyi ki hayatımdasın Yazgı. "
Yazgı annelikten bahsedilince kendisini çok duygusal hissediyordu. Büyük ihtimalle kendi annesi olmadığındandı.
Kollarını sardı Yeşim'e.
"Sende iyi ki varsın küçük kardeşim."
Beraber buldukları tüm mağazalara girmişlerdi. En sonunda Tuğkan'ın yirminci kez aramasıyla telefonu açtı.
"Ay çabuk söyle Tuğkan elim kolum dolu."
"Gördüm Yazgı tek kartla bir günde batırdın şirketi. Hemen şimdi şirkete gelmezsen kartına bloke koyduracağım."
"Of tamam be. Geliyorum."
Yeşim elindeki yirmi tane poşete bakarken bunlarla nasıl gideceklerini düşünüyordu.
"Araba göndereceğim senin gelmeye niyetin yok belli ki. Konum at."
Yazgı avmde olduklarını söyledi. Ellerindeki poşetleri arabada bırakabilirlerdi.
Yazgı Yeşim'i hızla tutup avm tuvaletine sürükledi.
"Hazırlanmamız lazım. Tuğkan öldürecek bizi."
İçinden en çok beğendiği mor elbiseyi çıkardı. Esmer tenine çok yakışacaktı.
Yeşim içinde bulduğu yeşil elbiseyi çıkardı. Yazgı sonradan fark ettiği şeye baktı.
"Lan benim etrafımdaki bütün kızlar niye sarışın?"
Yeşim Yazgı'ya baktı. Haklıydı. Kendisi, Nur, Nehir üçü de sarışındı.
"Sen bir yıldız gibi parla diye." dedi göz kırparak. Yazgı kahkaha atıp kabine girdi. Üzerini değiştirdikten sonra çıkan Yeşim'e baktı. Yeşim ayağına geçirdiği yeni topuklu ayakkabılara baktı.
"Of aşırı güzel. Sanırım bundan sonra hep bunu giyeceğim."
Yazgı kahkaha attı.
"Of çok güzeliz."
Yeşim hızla klozetin üzerine koyduğu telefonu alıp ayna pozu verince Yazgı hemen yaklaştı ona. İkisi de pozunu verip sayısız resim çektikten sonra resimlere baktılar.
"Of Nehir eksik bu fotoğrafta."
Yazgı bir an boş bulundu.
"Bir de Nur." dedi. İkisi de ne söylediğini sonradan fark etmişti.
"Fark etmeden söyledim." dedi Yeşim'e bakarak. Yeşim gülümsedi.
"Bence yokluğunu hissediyorsun. Çokta tatlı bir kız. Ama onu tutan bir şeyler var."
Yazgı onu arayan yabancı numarayla her leyi toplayıp aşağı indi. Herkesin gözü Yazgı ve Yeşim'deyken pahalı olduğu her yerden belli, tertemiz arabaya bindiler.
Nur ayağa kalkıp Çınar'ın karşısına dikildi. Sorduğu sorunun cevabını almalıydı.
" Kaan yok artık. Neden hala ona gerçekleri anlatamıyoruz?"
"Çünkü Kaan ne kadar şerefsiz olursa olsun söylediği şeylerin içinde doğru olan bir şey var. Yazgı'ya bir anda tüm her şeyi anlatmamız onu şoka sokabilir. Zaten yaşadığı şeyleri biliyorsun. Bir de üstüne bu gerçeği söylersek, " diye gözleriyle bahsettiği şeyi işaret etti.
" Yazgı'nın hali ne olur inanabiliyor musun? "
Nur baktı Çınar'ın anlatmak istediği şeye. Doğruydu.
" İyi. Bize düşman olmaya devam etsin. Yeşim denen kızın yerinde olmam gerekirken, kardeşime uzaktan bakarım ben."
Nur dolu gözleriyle oturdu geri. Yazgı'yla oturup dedikodu yapmayı, pijama partisi yapmayı, onunla dertleşmeyi çok özlemişti. O, onun her şeyiydi.
Ufuk yaklaştı Nur'a.
" Üzülme. Elbet her şey çıkacak ortaya. "
Çınar duyduğu şeyle Ufuk' a baktı. Ufuk kafasını Çınar'a çevirip devam etti.
"Biz ne kadar saklamaya çalışırsak çalışalım. Yazgı illaki öğrenecek gerçekleri."
Çınar kaşlarını çatarak kalktı ayağa.
"Şirkete gitmem lazım. Yazgı hanımın sağ kolu Tuğkan yazdı dün gece. Şirkete gitmem gerekiyormuş. Doğrudan ona güvenip koca şirketin yetkisini verdiğine inanamıyorum. "
" Haklı da. Tuğkan bizden bile çok onun yanında oldu. Üstelik öyle çıkarı falanda yoktu. Ölüm vardı ucunda. Üçü de bırakmadı. Bizden daha çok hakkediyorlar onu. "
Nur artık gözyaşlarına hakim olamıyordu. Çınar Nur'un haklı olduğunu biliyordu. Çıktı kapıdan hızla. Şirkete geldiğinde etrafta bir sessizlik fark etti. Tuğkan'ın yanına gittiğinde Tuğkan gülümseyerek kapıya baktı. Çınar döndüğünde kaşları havaya kalkmıştı.
Yazgı ve Yeşim koca şirkete geldiklerinde ikisininde ağzı açıktı.
"Hadi ben şaşırıyorum. Sen niye şaşırıyorsun salak?"
Dedi Yeşim Yazgı'ya.
"Ay unutmuşum şirketi ne yapabilirim?" dedi gülerek. İkisi de kol kola kapıya geldiklerinde güvenlik kapıyı açtı.
"Hoşgeldiniz efendim."
Yazgı ikisini de tanımasına şaşırdı. Tuğkan talimat vermiş olmalıydı.
İkisi de kapıdan içeri girdiğinde bir anda etraftaki organizasyona baktılar. Tuğkan, Nehir ve Çınar karşılarında hayran hayran onlara bakarken içeride sayısız kişi vardı. Etrafta gazeteciler vardı. İnsanlar kenarlara konmuş masaların etrafındayken bir anda herkes kapıya bakmışlardı.
Tuğkan gülümseyerek ikisinin yanına gelip kollarını uzattı. Yazgı hiçbir şey alamazken Yeşim orada ne işi olduğunu sorguluyordu. Kafasını gezdiripte hastanede gördüğü yakışıklı komiseri gördü. Zar zor aklından çıkarmıştı onu. O da nereden çıkmıştı?
Tuğkan ikisini de biraz yüksek bir yere çıkardıktan sonra Yazgı'yı bir adım öne çıkardı.
"Evet arkadaşlar. Sizinde merakınızı, daha fazla büyümeden gidereyim. Karşınızda yerini teslim alsam bile asla değişmeyen sahibi Yazgı Yılmazer."
Herkes alkışlarken Yazgı şaşkına Çınar'a baktı. Çınar Tuğkan'ın yapmaya çalıştığı şeyi anlayıp gülümsedi. Yazgı hiçbir zaman bu servete sıcak bakamamıştı. Ona ait olan şeyi ona vermeye çalışıyordu. Gerçekten Yazgı ona güvenmekte haklıydı.
" Tabi patronunuzun, öhm daha doğrusu patronumuzun henüz bir şeyden haberi yok. Alabilir miyim?"
Bir kadın elinde altın bir ödülü getirdi.
"Şirketimiz, yılın en iyi projesi ödülünü aldı. Bu ödülü almakta bana değil sana ve şirketin ortağı Çınar Ilgaz'a düşer. Değil mi? "
Yazgı ona uzatılan ödüle bakarken Yeşim duyduğu haberle ellerini çırpıp Nehir'e sarıldı. Nehir de gülerek ona sarıldıktan sonra Çınar'ın, Yazgı'nın yanına yürümesini izlediler.
Çınar Yazgı'yla beraber ödülü aldıktan sonra gazetecilere poz verdiler. Yazgı yanındaki adamın heyecanına kapılmışken, Çınar poz verme bahanesiyle Yazgı'nın beline sarılmıştı. Ona sarılmak için bahaneye bile ihtiyacı olmamalıydı.
Yazgı ne olduğunu bile bilmediği projenin ödülünü kendisinin almasını büyük saygısızlık olarak gördü. Projeyi yapan kişilere hakaretti. Poz vermeyi bırakıp Tuğkan'ın yanına gitti.
"Projeyi kim çıkardı ortaya."
Tuğkan güldü ve yakasını düzeltti.
"Burada ben varken kim yapabilir. Tabi ki ben ve Nehir."
Çınar telefonu eline alıp Nur ve Ufuk'u yanına çağırırken Yazgı kürsüye çıktı.
"Beni dinler misiniz?"
Herkes Yazgı'ya odaklanırken Yazgı yüzüne patlayan flaşlara baktı.
"Öncelikle ben kendimi tanıtayım. Yazgı Yılmazer. Kaza sonucu hiçbir şeyi hatırlamayan kız."
Herkes Yazgı'nın yapmaya çalıştığı şeye bakarken duyanlar şaşırmıştı.
"Bundan birkaç ay önce kaza geçirdim. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Eminim içinizde.."
Binaya giriş yapan Ufuk ve Nur'a daha sonra da Çınar'a baktı.
"Eminim içinizde benim geçmişime ait bilgilere sahip insanlar da vardır. Ama geçmiş artık umrumda değil. Bugün buraya çıkmamın sebebi sadece teşekkür etmek."
Arkasını döndü.
"Yeşim gelir misin?"
Yeşim şaşırarak yanına gitti. Yutkunarak kalabalığa baktı.
"Hafızamı kaybedince doğal olarak hayata sıfır başladım. Ve ilk arkadaşım Yeşim oldu. Sadece ilk arkadaş olarak da değil. Siz birisi yüzünden ölmek üzere olsanız o kişiden nefret etmez miydiniz? Yeşim etmedi. Aksine daha çok yanımda oldu. Tuğkan ve Nehir." tekrar dönüp onlara baktı. Tuğkan kafasını eğip gülümserken Nehir sırıtıyordu. İyi ki Yazgı'yı bulmuşlardı.
"Onlar olmasa muhtemelen şu an burada bile değildim. Hep yanımda oldular. Yardım etmeye çalıştılar. Sabah akşam ağlamam gereken hayatım onlar sayesinde rengarenk oldu. Ucunda ölüm vardı. Yine beni bırakmadılar. Belki de duymuşsunuzdur. Kaan Koğa. Katil olan. Haberleri çıktı hani genç bir kızı öldürme suçuyla tutuklandı. Hah işte o ölüm sulu gerçek. Şahidi de benim. Bugün bende onun öldürdüklerinden biri olabilirdim. Kaan sadece beni değil, arkadaşlarımı da öldürebilirdi. Yeşim'i öldürmeye de kalktı zaten. Ama kurtulduk. Hepimiz. Bu ödül de benim değil. Ya da Çınar'ın değil. "
Yazgı Çınar'a döndüğünde öfke görmeyi beklerken ona gülümseyen üç çift göze baktı.
Üçü de tanıyordu Yazgı'yı. Asla ona ait olmayan bir şeyi sahiplenmezdi. Geç bile kalmıştı bu konuşma için. Artık ölse bile arkadaşlarını bırakmazdı. Nur gülümsedi. Belki artık o değilde Yeşim onun en yakın arkadaşıydı. Ama Yeşim'e de bir can borçluydu. Nur yanında olamazken kardeşini kardeşi bilmiş, her şeye rağmen yanında olmuştu.
Yeşim ona gülümseyen Nur'a gülümsedi. Kötü bir kız olmadığını biliyordu.
Çınar kafasını salladı.
"Bu ödül tabi ki bu projeyi geliştiren Tuğkan ve Nehir'indir."
Etraftan büyük alkışlar ve ıslıklar yükselirken Yazgı ödülü Tuğkan ve Nehir'e uzattı. Gazeteciler poz istediğinde dördü sarılarak poz verdi.
Yeşim eksiklik olduğunu biliyordu. Gidip Çınar'ın kolunu tuttu.
" Biliyorum. Siz Yazgı'nın en değer verdiği insanlarsınız sadece hatırlamıyor. Bu fotoğrafta sizde olmalısınız. İleride bu günleri hatırladığımızda hiç değilse güzel bir anımız olsun değil mi?"
Nur minnetle baktı. Bugün her leyi geride bırakıp sanki kalabalık bir arkadaş grubuymuş gibi davranabilirlerdi.
Herkes toplandığında Tuğkan Cem'e çok şey borçlu olduğu için onu da çağırmıştı.
Yazgı ve Çınar ortalarında Yazgı'nın yanında birbirine sarılan Tuğkan ve Nehir, Çınar'ın yanında gülümseyen Ufuk ve Nur önlerinde basamağın üzerinde oturarak poz veren Yeşim Ve Cem vardı.
Nihayet fotoğraf çekimi bitip kutlamalar başladığında her yerde patlayan şampanya sesleri gelmeye başladı. Yazgı kurşun sesine venzettiği şampanya seslerini duyunca hızla Çınar'ın göğsüne saklandı.
"Çınar korkuyorum."
Çınar kollarını Yazgı'ya sardığında gazeteciler bu anı kaçırmamıştı. Tuğkan olayı anladığında patlatma işini bırakmalarını sağladı.
Cem Yazgı'nın korkunca Çınar'a sarılmasını görünce kafasını çevirdi. Yazgı' dan hoşlanma işi anlamsızdı. Yanında onları gülümseyerek izleyen sarışın yeşil gözlü kıza baktı. Yeşil elbise içinde fazla güzeldi. Sonra gözlerini etrafta gezdirdi. Nur, Nehir, Yazgı, Yeşim neden bu kadar güzeldi bu kızlar?
Yeşim'e tekrar baktığında Yeşim Cem'e bakıp kafasını hemen çevirmişti.
Cem artık insan bedeni okumayı o kadar iyi çözmüştü ki Yeşim'in heyecanlandığını anlamıştı. Sanırım bu arkadaş gibi olan ama olmayan arkadaş grubundan çekeceği vardı.