Saatler geçmiş.. Brn buraya ne zaman geldim hatırlamıyorum bile.. Hatırladığım hava aydınlıktı.. Ama şimdi akşamın karanlığı çökmüş.. Gitmek istemesemde o eve gidip eşyalarımı almam gerekiyordu..
Eve sessizce girdiğim de Okan yoktu.. Neden olsun ki? Sevgilisinin yanındadır.. Rahatlamışlardır belkide.. Belki de benden kurtulacakları için mutlu bile olmuşlardır.. Derya kutlama yapmayı sever. Benim arkamdan da kutlama yapıyor olabilir.. Tüm odaları kontrol edip Okan'ın evde olmadığından emin olduktan sonra kapıyı içerden kitledim.. Bir salaklık yapıp da gece gelir diye.. Yıllarca evim, yuvam dediğim bu dört duvar.. Şimdi üstüme üstüme geliyordu.. Evim olmuşta yuvam olamamış..
Yatak odasına geçip tüm kıyafetlerimi valizlere yerleştirdim.. Kimse kusura bakmasın ama bırakacak değilim.. Azda olsa yaptığım birikimim vardı.. Onlarıda çantama koydum.. Değerli takımlarımın hepsini de aldım.. Ben onun için nelerden vazgeçtim bunlardan mı vazgeçemeyeceğim demedim.. Boşanma davası açacağım avukat tutacağım bunlar öpücükle yapılmıyor.. Ankara'ya gittiğimde ailem beni nasıl karşılayacak bilmiyorum.. O yüzden beni bir süre idare ederler.. Yeni bir hayat kurmak hiç kolay değil.. O şerefsizler benim arkamdan o kadar halt yedikten sonra bende gereksiz gurur yapıp onların ekmeğine yağ süremem.. Zaten başka bir şeyde istemem.. Boşanayımda ne bokları varsa yesinler..
Dolabın kapağını kapattığımda çıkan o tok ses… İçimde bir şeylerin de kapandığını hissettirdi. Sanki yıllardır açık kalan bir yara, artık kabuk bağlamaya karar vermiş gibiydi. Acıyordu… ama en azından kanamıyordu artık. Evin içinde yankılanan sessizlik… Eskiden huzur sanardım. Meğer yalnızlığın sesiymiş. Şimdi her köşe bana bir anıyı fısıldıyor. Gülüşler, tartışmalar, affedişler… ve en çok da kendimden vazgeçişlerim.
Bir an durup yatağa baktım.
Ne kadar çok geceyi “belki düzelir” umuduyla geçirmişim.
Ne kadar çok sabahı “bugün farklı olacak” yalanıyla karşılamışım.
Ama olmadı. Ben kendimde suç arayıp durdum.. Suçlu kendisini o kadar iyi manipüla ettiki her hatayı kendimde aradım.. Ama şimdi beni bir kez daha manipüla etmesine izin vermeyeceğim.. Boşanma işi en kolayı olacak.. Sanırım zor olan ailemin nasıl tepki vereceğini bilmiyor olmak.. Yatağın üzerine oturup telefonumu alıp annemi aradım..
"Anne.."
"Nalan.. Hayırdır kızım bu saatte?"
Hayır değil diyemedim.. On dakika kadar havadan sudan konuşup kapattım. Yarın gidince yüz yüze konuşmak en iyisi sanırım.. Hem hepsine bir kerede anlatıp bırakırım.. Aslında ailem kötü insanlar değil.. Beni kapıda bırakmazlar.. Ama ben kendimi onlara karşı çok mahçup hissediyorum.. Anneme abime karşı çıktım evlenmek için.. Ama şimdi onların dediği çıkmış gibi..
Yorgunluktan mı yoksa yediğim kazıktan mı bilmiyorum, ama gözlerim kapanmaya başladı.. İnce bir battaniye alıp oturma odasında ki koltuğa geçtim.. O yatakta uyumak istemedim.. Belki de o yatakta bu evde bile beni salak yerine koyup aldattılar.. Evin yedek anahtarını Derya'ya vermiştim.. Bir şey olursa diye.. Ne kadar da salağım.. Düşündükçe aldatılmış olmama değilde salak yerine koyulduğuma üzülüyorum.. Okan beni başkasıyla aldatmış olsaydı bu kadar içime oturmazdı.. Ben onu çok seviyordum.. İnanması güç ama belki o zaman pişmanım dese affederdim bile.. Ama.. Bunu affedemem.. Bu sadece küçük bir ihanet değil... Saçma sapan düşünceler içinde uykuya dalmıştım ki kapının sesiyle uyandım.. Okan "Kapıyı aç lan" diye çemkiriyor.. Hiç düşünmeden kalkıp kapının yanına geldim.. "Açmıyorum.. Git sevgilinin, çocuğunun yanında kal.. Merak etme bu gece son bu evde kalışım. Sabah gideceğim.. En kısa zamanda da boşanacağım senden." derken aslında elime geçen herşeyi kafasına fırlatma isteği içimde olsada sakin kalmaya çalıştım..
"Nereye gidersen git.. Ama bak buraya yazıyorum geri geleceksin.. Ailen seni bu halinle kabul edecek mi sanıyorsun? O küçük mahallede dul kadın olarak seni bir dakika bekletmezler.. Aklına başına al Nalan dediğimi yap.. Gül gibi geçinir gideriz.. Bak ben seni de seviyorum.. Hem Derya'yla da bugüne kadar gayet iyi anlaşıyordunuz.. Bundan sonrada anlaşırsınız.."
Şerefsiz pislik... Bir süre sessiz kaldım..
"Peki bunu Derya kabul edecek mi?" derken ne kadar pislik olduğunu kendime kanıtlamak istedim..
"Sen kabul et yeter ki.. Derya mecbur kabul eder.. Hem nikahlı karım kabul etmişken ona ne oluyor.." dediğin de midem bulanmaya başladı.. Bu kadar iğrenç olmayı nasıl başarıyordu.. Sabah söylediği şeyleri unutmuş olsada ben unutmadım..
Kapının ardında söyledikleri…
Kendinden ançak bu kadar hızlı soğutabilirdi..
Elimi kapının soğuk yüzeyine koydum. Sanki onunla aramda sadece bir kapı değil, yılların yanılgısı duruyordu. Her söylediği kelime, içimde kalan son kırıntıları da parçaladı.
Bir zamanlar o ses bana güven verirdi.
Şimdi ise midemi bulandırıyordu.
Derin bir nefes aldım. Bu sefer susmadım.
“Sen…” dedim, sesim sandığımdan daha sakindi.
“Gerçekten kendini ne sanıyorsun Okan?”
Kapının diğer tarafından kısa bir sessizlik oldu.
Sonra yine o ukala tonuyla güldü.
“Ne yani? Doğruyu söylüyorum. Sen bensiz yapamazsın Nalan. Hep bana döneceksin.”
Gözlerimi kapattım. Eskiden olsa… belki inanırdım. Belki gerçekten korkardım.
Ama şimdi…
“Yanılıyorsun.” dedim.
“Ben sensiz yapamam sanıyordum… Ama seninle hiç yaşayamamışım ki zaten.”
Devam ettim.
“Beni aldattığın için değil sadece… Beni aptal yerine koyduğun için bitirdin her şeyi. Üstüne bir de utanmadan bunu normalmiş gibi anlatıyorsun. İkinci kadın, çocuk… Ve bana diyorsun ki ‘kabul et’?”
Oldu canım başka ne yapayım?..
Kapıya doğru biraz daha yaklaştım.
Artık sesim titremiyordu.
“Ben kimsenin artığıyla yetinecek insan değilim. Kimsenin paylaşılan hayatı hiç değilim. Kusura bakma ama ben senin gibi şerefsiz değilim.. Sevdiğimi paylaşamam..”
Kapının arkasında bir hareketlenme oldu.
Sanki sinirlenmişti. Kapıya yumrukla vurup
“Büyük konuşma Nalan!” diye bağırdı.
“Yarın o kapıdan çıkınca ne olduğunu göreceksin. Hayat öyle kolay değil! Ailenin yanına bir gitde üç güne kalmaz geri döneceksin.. Bak buraya yazıyorum.. Şimdi gidiyorum.. İyi düşün sonu olmayan yollara girme.. ” deyip gitti..
Sonu olmayan yol senmişsin.. Ben senle ömürlük plan yaparken sen yolda eş değişikliğine girmişsin.. Daha yirmialtı yaşındayım.. İş bulur çalışırım ama yine de sana dönmem.. Aşkımdan ölsem de dönmem.. Ama yaptıklarından söylediklerinden sonra içimde sana karşı hiç bir sevgi kalmadı.. Şerefsiz bir de ne teklif ediyor.. Oldu olacak Derya'yı da getirip eve birlikte yaşayalım.. Bir gece onun odasına gider, diğer gece benim odama gelirsin.. Tekrar içeri geçip yattım.. Acilen bu şerefsizden kurtulmam lazım.
Güneş ışığı perde aralığından içeri sızdığında ayağa kalktım. Üzerimi değiştirdim. Son bir kez eve baktım.
Ne bir pişmanlık vardı içimde… Ne de bir tereddüt. Sevgiyle yaşadığımı sandığım bu ev dört duvardan farksızdı.. Aldığım, yaptığım hiç bir şey gözümde değildi artık..
Kapıyı açtım. Valizimi aldım. Ve çıkarken…
Bu kapıyı sonsuza kadar kapattım..
Arkamda sadece bir ev değil,
yanlış bir hayat kaldı.
Önümde ne olduğunu bilmiyorum…
Ama en azından artık kiminle yürümeyeceğimi çok iyi biliyorum.