geçmişin derin izleri

2615 Kelimeler
Yazarın anlatımı .. Mirkan'ı almak için gelen helikoptere bakarken Sidra gözyaşlarını tutamamıştı. Burada en azından onu görebilmişti. Ama giderse ne olacaktı bilmiyordu. Belki buradaki görevi son bulmuştu, diye düşündü. Vurulduğu için uzun bir süre onu buraya göndermeyeceklerini de biliyordu. Mirkan ölü gibi yatarken sağlık ekipleri onu olabildiğince yavaş bir şekilde helikoptere bindirdi. Yanında Çetin ve Agit giderken diğer tim arkadaşları başka bir helikoptere binecekti. Ayşe, burnu kızarıp iç çeken Sidra’yı görünce, — İyi olacak Doktor Hanım merak etme, derken ona üzülmüştü. — İnşallah.sesi öyle çaresiz öyle acılı çıkmıştı ki . Aslında sidra geçmişinin altında eziliyordu en çok. Şimdi geçmişin ona verdiği pişmanlığın altında ezilirken bir yandan da vicdan azabı çekiyordu. Ayşe’nin aklında birçok soru işareti varken onları bir kenara bırakıp, — Ben de gidiyorum, istersen bana numaranı ver, arada sana nasıl olduğunu söylerim, derken Sidra başını sallayıp akan gözyaşlarını silerken tebessüm etti. — Ama kimsenin haberi olmasın. Ayşe dudaklarını yukarı kıvırırken, — E ben zaten ona dokunduğunu da kimseye söylemedim, aramızda küçük bir sır kalır bu da. Yoksa Mirkan Komutanım beni çiğ çiğ yer. Sidra daha yeni tanıdığı Ayşe’ye teşekkür ederken numarasını verdi. Dışarıdan gelen ses ile — Ayşo, akşama kadar seni mi bekleyeceğiz kızım, onlar çoktan oraya vardı, diyen Murat. ona seslenirken, diğer tim arkadaşlarıyla birlikte helikoptere bindi. — Bunun ağzını yırtacağım bir gün, diyerek söylenen Ayşe de bindiği helikopterle Sidra’yı arkasında bırakırken, Sidra oturduğu yerde ağlamaya başladı. — Allah’ım, ne olur ona bir şey olmasın. Ben onu bir kez daha kaybetmeye dayanamam. Aklına geçmiş gelirken daha çok ağladı. Ama ölmüş ile olmuşun hiç kimseye faydası yoktu. O sırada telefonu çalmaya başladı; sanki hissetmiş de aramıştı. Sidra telefonu sessize almasına rağmen üst üste çalıyordu. Açtığı telefonla kulağına götürdüğü gibi: — Karıcığım, neden açılmıyor bu telefon,diyen kişi Sidra'nin kocasıydı. — Sen bana Mirkan’ın yurt dışına gittiğini söyledin, Kocası olacak adam derin bir nefes verip: — Öyleydi, şimdi nereden bileyim, nerede o it. Bu nereden çıktı? Sidra derin bir nefes alıp: — Bir arkadaşım ile konuştum, yurt dışına falan gitmemiş. — Lan ben sana demedim mi o şerefsiz ile ilgili bütün bağlantılarını koparacaksın diye, canına mı susadın Sidra? Sesindeki tehditvari ile bağırırken sidra gözlerini sıkıca yumup dişlerine sıkarken — Tamam, bir şey demedim, sinirlenme, kızma. Adam onu tehdit ederken, — Bak, ben seni oralara göreve gönderdim diye beni pişman etme . — Tamam dedim, ne uzatıyorsun? Sadece bir şey sordum. — Bana o it ile ilgili hiçbir şey sormayacaksın, anladın mı? diyerek yüzüne kapattı telefonu. Sidra oturduğu yerde daha da ağlamaya başladı. Aklına geçmişi geldiğinde daha çok ağlarken birde kocası Mirkan 'ın onun bu kadar yakınında olduğunu duysa asıl kıyamet o zaman kopardı. Çöktüğü duvarın dibinde dizlerini kendine çekerken gözlerinin önüne gelen sadece geçmişti. Zamanında Sidra okumak istediğinde babası ona izin vermemişti. O da doktor olma hayaliyle yanıp tutuşurken bir lise arkadaşından yardım istemişti. Arkadaşı yardım ettiğinde bu kısa bir sürede duyulmuştu. Sidra’nın amcası onun bir oğlan ile kaçtığını söylemiş, ardına düşmüşlerdi. Bu konu İran’da kısa sürede yayılmıştı çünkü Sidra’nın ailesi İran’ın en zengin aşiretindendi. O yüzden onlara bir laf gelmesini istemedikleri için onu okutmak istememişlerdi. Daha doğrusu dedesi, babasının aklına girmiş, öyle bir akıl vermişti. Sidra köşe bucak kaçarken arkadaşı duyduklarını ona söylerken, Sidra arkadaşına : — Senin başını yakamam, seni benim yanımda görürlerse seni öldürürler, demişti. Arkadaşı onu bırakmak istemese de Sidra gece yarısı sırt çantasını alıp arkadaşının ayarladığı küçük evden kaçmıştı. Yüzünü kapatıp sokaklarda koşarken Çarptığı adam ile gözleri kocaman açıldı.. Korkudan ölecek gibiydi. Onu tutan kişi kuzeni Ali'ydi. Sidra hemen ona yalvarırken Ali onu gideceği yere götürmüş cebindeki bir deste parayı ona vermiş kendi numarasını da vermişti başı sıkışırsa onu arasın diye. Ali o gece sanki kuzeni sidra'yı hiç görmemiş gibi herkes ile aramaya devam etmişti. Sidra 'ya yardım eden Arkadaşı sabah saatlerinde geldiğinde onu görememişti. Zaten daha arkadaşı evdeyken Sidra’nın ailesi eve baskın yapmıştı. Onu göremeyince arkadaşını öldürmekten beter etmişlerdi. Ama arkadaşı da yerini bilmediği için hiçbir şey söyleyemedi. Ali ' Sidra'yı bir öğretmenin yanına bırakmıştı. Onun yardımıyla İran'dan kaçarken gizli saklı okumaya başlamıştı. Hamit Kılıçoğlu’nun Malagel Aşireti’nin herkese yardım ettiğini duymuştu. Öğretmeni ile birlikte onların konağına geldiğinde Hamit Ağa ve karısı Sevin Hanım seve seve ona yardım etmiş, hatta babasını aramış, onu çağırmışlardı. Babası Malagel’i bildiği için gitmişti ama onu affetmemişti. Hamit Ağa kesin bir dille, — Eğer bu kızın ayağına taş değse İran’da barınmamıza izin vermem, demişti. Hem devleti hem de milleti arkasına almış, bölgenin en büyük aşiretiydi Malagel. Millet ile devlet arasında ki köprü gibiydi. O yüzden hiç kimse onları karşısına alamıyordu. Sidra’nın babası başını sallayıp evden çıkarken, kızının akan gözyaşlarını umursamadan gitmişti. Ama onu öldürmekten vazgeçmişti çünkü kaçmadığını öğrenmişti; sadece okumak istemişti. Babası Bu dakikadan sonra artık onu görmek istemediğini, — Evime ayak basmasın, yeter, diyerek belirtmişti. Sidra, Malagel’in ona verdiği bursla doktor olurken, görevini Suriye’ye istemişti. Savaşın ortasında, ona en çok ihtiyaç duyulan yerde, çocukların yanına gitmişti. İşini tam anlamıyla severek yaparken Mirkan o zaman ilk görevi için Suriye’ye gitmişti. Birbirlerini orada görmüşlerdi. Mirkan ailesinden sonra kimseyi hayatına alamıyordu ama Sidra’yı aylarca uzaktan sevip sadece bakıyordu. Taş olsa çatlardı aşkından ama Mirkan onu uzaktan sevmeyi seviyordu. Sidra ise ailesinin ona sırt dönmesinin verdiği güvensizlikle uçan kuşa bile güvenmezken Mirkan’a âşık olmuş, o da aynı şekilde onu uzaktan severken birbirlerini hep yanlış anlıyorlardı. Ama yine de birbirlerini uzaktan sevmekten hiçbir zaman vazgeçmemişlerdi. Ta ki Sidra’nın abisi onu arayıp — Gel, babam seni affedecek, diyene kadar abisi Sidra ile babasının arası düzelsin diye çağırmıştı. Mirkan bir asker olduğu için bu görevi üstlenmişti. Sevdiği kadını ailesinin yanına götürürken yanında bir asker olarak gitmişti. Daha eve girer girmez Mirkan, Sidra’nın babasının onu dışlamasına dayanamayarak evi terk etmişti. İki gün boyunca evin arka sokağında, arabası park hâlindeyken beklemişti; olur da Sidra onu arar diye. Ama Sidra onu aramadı. Küçük bir kız çocuğunun ailesine kendini affettirme çabası içindeyken, babası şehir dışına çıkmıştı ilk gün gittiğini sandığı için Sidra'yı evin salonunda gördüğünde çıldırmıştı. Onu döve döve avlunun ortasına atarken, Mirkan sanki hissetmiş gibi arabayı hızla evin önüne getirdi. Bahçeden gelen ağlama ve bağırma seslerinden kapıyı kırıp içeri girmişti. Herkese silah çekerken, gözlerini ayaklarının dibine düşen kadına çevirip — Kalk gidelim doktor, derken Sidra, babasını bildiği için: — Git Komiser, seni öldürürler, demişti Sesizce ama Mirkan onu alıp öyle çıkmıştı o evden. Sidra’ya sormak istemediği için bir adamına İran’a gidip onu araştırmasını söylemişti. Mirkan, duyduklarıyla deliye dönerken İran halkı, — Sidra’nın bir adam ile kaçtığından, sonra adamın onu yüzüstü bıraktığından, bahsediyordu. Mirkan geçmişte yaşanmış bir şey diye ondan uzak durmak istemiyordu. Ama Sidra daha küçük bir kız çocuğu iken yaşadıklarının ağırlığının altında bir kez daha ezilirken, birde milletin iftirası adını lekeli diye çıkarmışlardı. İran'dan döndükten sonra Sidra Mirkan Komutandan daha da uzaklaştı. Sidra 'nın yine ağır bir yük binmişti yüreğine. — Babasının sevmediğini elin oğlu neden sevsin, diyordu. O da Mirkan komutan hakkında duydukları yalan yanlış şeylerle onu yargılarken, Bir gün Mirkan bu gel gitlerden sıkılmış onun konuşmak isterken Birden ikisi tartışmaya başlamıştı. Sidra: — Uzak dur benden, ben seni istemiyorum, anladın mı? deyip onunla kavga ederken, Mirkan sinirle oradan ayrılıp onu unutmak için bütün gece içmişti. Zil zurna sarhoş bir şekilde önceden tanıdığı bir kadının kapısına dayanırken… Mirkan o kadına Sidra’yı sevdiği ilk günden beridir gelmemişti. Şimdi onu unutmak için başka bir kadının kollarında soluğu almıştı. Kadın kapıyı açar açmaz Mirkan dudaklarına yapışıp onu öperken, kadın da ona memnuniyetle karşılık verdi. İkisi hızlı bir şekilde sevişirken Mirkan, ona bakıp: — Beni niye kendinden uzaklaştırdın lan oğlum, deli oluyorum sana, diye sayıkladı. Kadın anlamaz bir şekilde ona bakarken Mirkan onu tekrar öptü. Zar zor ayakta dururken öptüğü dudaklardan birden kadını itip: — Sen Sidra değilsin, onun dudakları daha dolgun, deyip güldü. Gerçi hiç öpmedim ama biliyorum, derken gülüyordu. Kadın şaşkın bir halde ona bakarken, Mirkan üstü çıplak bir şekilde kendini yatağa atarken altında sadece baksır vardı. Hâlâ gülüyor ve Sidra’nın adını sayıklıyordu: — Amk doktor, beni mahvettin lan! Oğlum zalim, öptüğüm sen olsaydın ne olurdu lan! Kadın ona baktı, sonra onu odada tek başına bırakıp gitti. Mirkan ise zar zor açtığı gözleriyle kendi telefonundan onun resmine bakıyordu. Telefon elinden düşüp sızarken, eskiden geldiği kadın onu ilk defa böyle bir halde görüyordu. O gün Sidra, Agit ile konuşmuş, ona söyledikleri için çok pişman olmuştu. Çünkü Agit ona kızmıştı Mirkan'ın ailesi ve yaşadıklarından bahsetmişti. Sidra Mirkan’ı aradığında, Mirkan sızdığı için çalan telefonu solanda oturan kadın alıp açtı: Sidra kadın sesini duyunca aklına gelen ile eli kalbinin üzerine giderken . _ Mirkan nerede.dediğinde. Kadın — Mirkan müsait değil ,yatağımda uyuyor. dediği anda Sidra telefonu kapatmış, yeni bir hayal kırıklığıyla olduğu yerde kalakalmıştı. Daha bir kaç saat önce bu adam ona onu sevdiğini söylemiş kavga etmişti onunla. Kendi kendine söz verdi: Bir daha asla kimseye güvenmeyecekti. Hele ki Mirkan’a asla, ölse güvenmezdi artık. Mirkan sabah saatlerinde uyanırken başı çatlayacak gibiydi. Üstü çıplak, yanında yatan kadına bakıp kendine küfür ederken onunla yattığını sanıyordu. Hiçbir şey demeden evden çıkarken Sidra’nın aradığından haberi olmamıştı çünkü kadın, Sidra’nın aramasını silmişti. Mirkan kendine öfkeli bir şekilde ne yapacağını bilemiyordu. — Nasıl yaptım lan ben bunu ona! Allah benim belamı versin!diye söyleniyordu. Sidra hiçbir şey söylemedi ama bir daha da yüzüne bakmadı. Günler böyle geçerken Mirkan’ın görevi bitmişti. Sidra’dan uzak olsa da yaptığı sandığı hatanın altında eziliyordu. Sidra ise Mirkan’ın ona yaptığını hazmedemiyordu. Annesi onu arayıp: — Sidra, artık eve gel, dediğinde, onu burada tutan adam onun hayal kırıklığı olmuştu. İstifasını isterken Mirkan’ın haberi olmuştu. Sidra onu öyle özlemişti ki son bir kez veda etmek istemişti. Bir doktor arkadaşından Mirkan’ın adresini istemişti. Evinin önüne gelirken ona son bir kez veda etmek istiyordu çünkü artık onu görmeyecekti. Bu gerçek yüreğine ağır gelse de hiçbir zaman kalbinin sesini dinlememiş, hep mantığıyla hareket etmişti. — Aşk acısından ölmem ya,demişti. Ama onun bilmediği, aşkın öldürmeyeceği ama öldürmekten beter edeceğiydi. Sidra, Mirkan’ın evine geldiğinde ona nasıl veda edeceğini bilmiyordu. Kapıdan içeri girerken Mirkan evinin salonunda içmiş, onun gideceğini hissediyordu. Onu karşısında görünce şaşkınlıkla bakakaldı. İkisi bir süre bakışırken, Mirkan gördüğü şeyin gerçekliğini sorguluyordu. Birbirlerinin gözlerinin içine bakarken Sidra, boğazına oturan yumruyla konuşmaya başladı: — Veda etmeye geldim, gideceğim. Mirkan artık gideceğini kesin bir şekilde bildiği için: Mirkan' yerde ayaklarını uzakmış oturken Sidra ayaklarının dibine ayakta bekledi Mirkan ayağa kalkmadığı için. Ayağı ile onu üzerine düşürüp ona sarılırken — Gitme lan, gitme oğlum, ne olur gitme! diye yalvardı. Ona sıkıca sarılıp kokusunu içine çekti. Sidra ağlayıp ayağa kalkarken, Mirkan başı dönmesine rağmen ayağa kalkıp yüzünü avuçlayıp onu öperken geri çekildi. Onu ilk defa öpmenin etkisindeydi. Sidra geri çekilip ona attığı tokatla hem ona olan aşkını hem de böyle bir adam olduğu için öfkesini ortaya koymuştu. Mirkan onu tutup kucağına çekerken hep öpmek istediği o güzel dudaklarını öpmeye başladı. Sidra onu iterken kendini ona karşılık verirken buldu. İkisi onun tenine dokundukça ayılırken teninin kokusu ile sarhoş olmuştu. Mirkan’ın eli onun teninde gezerken: — Ne olur gitme Sidra, ben sensiz yaşayamam,dedi. — Döneceğim Komiser. — Söz mü? — Söz veriyorum, döneceğim. Sidra, Mirkan’ın kucağına oturup dudaklarını öptü. O gece Mirkan’la birlikte olup sabaha doğru uykuya dalan Mirkan ile. Sidra, onun kolları arasında ağlaya ağlaya çıkıp gitti. Mirkan uyandığında onun evde olduğunu sanıyordu. Sidra onu böyle terk etmiş olamazdı, değil mi? Kalbi buna inanmak istemezken evin her yerini hızla aradı. Ta ki gözleri masadaki yazılı nota takılana kadar. — Hayır lan! Kokun üzerime sinmişken bunu bana yapma! Hızla eline aldığı nota bakarken sessizce duvarın dibine çöktü: “Ben gidiyorum, ardımdan gelme Komiser.” Ailesinden sonra ilk defa birini hayatına almıştı. Mirkan deli olacaktı. Bu kadın ona defalarca söz vermişti. Günlerce kendine gelememişti. Sonunda ne olursa olsun ardından gidip onunla konuşmak istemişti. Agit ile İran’a giderken, adamlarının topladığı bilgilerle Mirkan onu defalarca aramış ama ulaşılamamıştı. Mirkan kapının önünde nöbet tutarken Sidra’nın kardeşleri dışarı çıkmıştı. Mirkan, onun yüzünde gördüğü gülücükle hayal kırıklığına uğramıştı. Buraya gelirken en azından birilerinin onu zorla getirdiğine ya da mecbur kaldığına inanmak istiyordu. Ama görünen o ki Sidra kendi isteğiyle gelmişti. Mirkan onunla konuşmadan gitmek istemiyordu. O yüzden bir şekilde kız kardeşinin telefonunu bulup aradığında: — Sidra’ya söyle, evin arka sokağındayım, gelsin konuşalım, Kardeşi “Tamam” derken Mirkan beklemeye başladı. Sidra yerine babasının adamları gelmişti. Kafasına silah dayasalar da Mirkan hâlâ dikleniyor, Sidra ile konuşmadan gitmeyeceğini söylüyordu. Babasının adamları onu alıp bir depoya götürdüler. İki gün boyunca aç ve susuz kaldılar. Nihayet Sidra’nın babası geldi ve kafasına silah dayadı. Agit, gülerek: — Sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun?diye sorarken Adam şaşkın bakışlarla onlara göz gezdirdi: — İster kralın oğlu olun, diye mırıldandı. Agit yine alaycı bir şekilde gülerek: — Yok, ikimiz özel kuvvetlerdeyiz seni yer yüzünden sileceğiz lan. Ha birde şey Hamit Kılıçoğlu’nun yeğeniyiz, Malagel. Çaktın mı mevzuyu?dedi. Adam Agit’in yüzüne yumruk attı, ama Agit hâlâ gülüyordu. Sonra Mirkan’a da saldırmaya başladı: — Bu itlerin kim olduğunu araştırın! dedi ve oradan ayrıldı. Hamdullah ve Agit’in abisi Ravend Ağa, onlara ulaşamadıkları için endişelenmişti. İran’daki bağlantılarını kullanarak onları bulup kurtarmıştı. Ama Mirkan hâlâ ısrarla: — Onunla konuşacağım, diyordu. Babasının zoruyla olabileceğini düşünüyordu hâlâ. Mirkan bu sefer doğrudan kapıya dayandı. Kapıda gördüğü arabaları umursamadan, tekmesiyle kapıyı kırdı. Aklındaki tek şey, Sidra’yı buradan alıp gitmekti. Çünkü gözlerinde gördüğü sevgiye inanıyordu. Kapı gürültüsü kız kardeşini korkuttu: — Ne yapıyorsun? Delirdin mi? Biri görse yanacaksınız! — Çekil önümden, onunla konuşacağım! — Ablamın seninle konuşacak hiçbir şeyi yok! — Çekil önümden, kafamı bozma! — Anlamıyor musun? Evleniyor! Mirkan, duyduğu şeyin gerçekliğini sorgularken, Mirkan' bir adım geri sendeledi ve Agit 'ın kolundan tuttu: — Yalan söylüyorsun! Mirkan yutkundu, kalbi derinlerde sanki parçalanacak gibiydi. — Tamam, sen arka bahçeye git. Ablam gelir, seninle konuşur. O zaman inanırsın. Mirkan, Sidra’yı zor durumda bırakmamak için arka bahçeye doğru gitti. Birkaç dakika sonra Sidra geldi. Mirkan hızla adım atarken, Sidra elini kaldırıp onu durdurdu: — Dün gönderdiğin haberle karşına çıkmayıp, babamın adamlarını göndermemden anlamadın mı? — Saçma sapan konuşma, sen onları göndermedin! Hadi gidelim buradan. — Ben evleniyorum, Mirkan. Mirkan duyduğuna inanamayarak güldü: — Şaka yapıyorsun değil mi? Sidra, elindeki yüzüğü gösterdi: — Sen geldiğinde benim sözüm vardı. En kısa zamanda da evleneceğim. Mirkan, sinirle hızla kolundan tuttu: — Lan bu ne? Sen benimle kafa mı buluyorsun? — Kafa falan bulmuyorum! Bir şey yaşadık diye, senin gibi bir adama güvenip hayatımı mı teslim edeceğimi sandın? — Hayır lan, sen öyle biri olamazsın. Değilsin! — Sen önce kendine bak! Beni sevdiğini söyleyip, başka kadınların koynundan çıkıyorsun. Mirkan aklına gelenleri toparlayarak: — Sidra, bak, bildiğin gibi değil. Anlatmama izin ver. — Asla! Seni dinlemek istemiyorum. Söylediğim gibi, sözlendim. Kimse beni zorlamadı. Öyle saçma bir düşünceye de kapılma! Tam o sırada amcası ve babası adamları ile arka bahçeye geldi: Babasının sert ses tonu ile — Sidra, içeri gir! Dediğinde. Agit _ buyurun cenaze namazına.diye Kendi kendine söylendi. Sidra başını sallayıp sessizce eve girdi. Mirkan ise ardında bağırıyordu: — yerin yedi kat dibinde duran şeytanlar şahit olsun, yaşadığım sürece senden nefret edeceğim! Öfkesinin altından kalbi paramparça olmuştu. Babasının adamları onları kuşatırken, Mirkan’ı öldürseler bile kıpırdayamazdı. Agit belindeki silahları çıkarıp onlara doğrulttu: — Şşş, aslan parçaları… Sakin! Geri basın! Şarjörler bitene kadar kafanıza sıkarım! Babası — Buradan sağ çıkabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Agit alaycı bir şekilde güldü: — Buradan sağ çıkmasak da bu ev havaya uçar, haberiniz var mı? İşaret parmağını onlara kaldırdı: — Bir saniye canım… Ve aradığı numaraya seslendi: — Evi patlatalım mı efendim! _Eğer 2 dakika içinde buradan çıkmazsak, evi patlatın! Sidra’nın babası ve amcası birbirine baktı. Babası başıyla adamlara çekilmelerini işaret etti. Agit, Mirkan’ı zorla oradan çıkarırken hâlâ yaşadıklarına inanamıyordu. İçindeki sevgi, öfke ve hayal kırıklığı birbirine karışmıştı. O günden sonra, kadının nişanlandığını duyduğunda aklı başından gitmişti. Düğün günü İran’a gitti. Uzaktan sevdiği kadına bakarken, Sidra onu fark etmedi. Ama Mirkan, gelinlikle onu görmenin acısıyla yanıyordu. Ona olan aşkından ve kendinden bir kez daha nefret etti. Öfkesi ve siniri gün geçtikçe arttı. Kurduğu tim ile Suriye’deyken, vurulmuş bir şekilde onunla karşılaşacağını hiç düşünmemişti. Ölse bile ona dokunmasına izin vermezdi. Çünkü dava bir kere kapanmıştı. Kendine, bu aşkı asla yeniden açmayacağına dair sözler vermişti. son .... okuyan herkesten ricam kitabı kütüphaneye ekleyip, post atmanız 🌸🌸
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE