Sidra'nın anlatımı
Hayır, hayır bu o olamaz .aklım inkar ediyor ama kalbim onu yüz metreden görse gölgesinden tanırdı.
Bu kadar değişmiş olamaz ..
kanlar içinde karşımda duran adama bakarken boğazım düğüm düğüm olurken.
Kalbim onun adını fısıldarken dilim lal olmuştu.
Bir türlü yerimden kıpırdayamıyordum.
Göğsü kanlar içinde kalmış bana hayal kırıklığı ve şaşkınla bakıyordu.
Sanki o da beni burda beklemiyordu.
Gerçi bende onu birgün böyle bir durumda görmeyi beklemiyordum.
Mirkan yaşadığı şaşkınlığı bir türlü üzerinden atamıyordu.
Sanki o vurulmamıştı da, o kurşun yarası benim yüreğim de kalbim ağrıyordu.
Onu bir zamanlar ailem için terk ederken şimdi karşısında duruyordum,
Bakışında sadece nefret vardı.
Öyle ki acıyla bakan yüzünde sadece nefret vardı.
_"Ne işi var bunun burada?.
Onun için Bir hayal olmalıydı benim burda olmam.
Tüm acısına rağmen gülmeye çalıştığında gülüşü alaycı çıkmıştı.
gözlerimi ondan ayıramıyordum.
Ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilmiyordum.
Çünkü duyduğum kadarıyla Mirkan yurtdışına gitmişti keyfi yerindeydi. Ama şimdi, kanlar içinde, vurulmuş halde karşısımda durmuş gülüyordu.
Sonunda kendimi toplayıp yüreğim gibi Titreyen ellerimi ona uzattım.
Yarasına bakmak için ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.
O anda Mirkan’ın nefret dolu sesiyle irkildim:
— Çek lan o elini! Bir daha bana dokunma!
Elimi kendime çektim.
İyide ona dokunmasam ölürdü.
Ona dokunmamdansa ölmeyi tercih ediyordu.
Tekrardan ona yaklaştım.
Elini kaldırıp yüzüme bakmadan
Agit’e dönüp sert bir sesle devam etti:
— Bu kadın bana dokunmayacak!
Agit beni görmenin şaşkınlığı ile içinde olduğumuz lanet olasıca durum ile sinirli bir şekilde.
— Abi yapma, kan kaybından öleceksin!
Mirkan öfkesini gizlemeden haykırdı:
— Agit bana dokunmayacak .derken devam etti. _" unuttun mu lan bu bana ne yaptı unuttun mu.
Burnumun direği sızladı ne yapacağımı bilemedim.
_" abi yapma .
Mirkan' baktı Agit'e laf anlatamıyor Sinirle dişlerini sıkarken kafasını sedyeye vurup.
Bu bir emirdir! Bu son sözüm, bu kadın bana dokunmayacak!
Sesi titriyordu, kanı sedyeden yere doğru süzülüyordu.
Başını sinirle sedyeye vurmaya devam etti.
göz kapakları ağırlaşırken bile güçlü görünmeye çalışıp yüzünü başka yana çevirdi.
Bana bakmaya bile tahammül edemiyordu.
gözlerim dolu dolu titreyerek fısıldadım:
— Mirkan…adını söylemeyeli ne çok zaman olmuştu.
Ama ondan sadece soğuk bir kahkaha yükseldi:
— Mirkan mı? O adam öldü, çoktan kaybettin!
çenem titrerken. Ailem için terk ettiğim adam gözlerimin önünde, kanlar içinde ölüyordu.
—Mirkan lütfen Bu benim görevim, yarana bakmama izin ver…
— seni de görevini s****. Senin görevin batsın! Defol git buradan!
Agit öfkeyle atıldı:
— Abi, öleceksin, kafan almıyor mu?!
Mirkan dişlerini sıkarak kükredi:
— Sus asker! Karşında artık bir arkadaşın yok!
Agit başını önüne eğdi. O sırada Çetin yakasından tutup hırladı:
— Başlayacağım senin rütbene! Agit, kır şunun kafasını!
Mirkan gözlerini kıstı:
— O bana dokunursa… çıkardığı kurşunun yerine bu sefer ben sıkarım!
Onlar Tartışırken ben söylediği sözlerde kalmıştım.
Sırtımı duvara vermiş elimi korkudan ardıma vermiştim.
Bu kadar bende mi nefret ediyordu.
Dediğini yapardı çünkü deliydi o yapardı.
Çetin onun inadını bildiği için .
Derin bir nefes alıp homurdandı:
— Öleceksin it herif…
— Olsun… Onun kirli ellerini istemiyorum!
Sanki ben orda değilmişim ellerime kirli diyordu.
O an arkamdaki ellerimden nefret ettim.
Yanaklarımdan aşağı doğru inen gözyaşlarım ile orda beklemeye devam ettim.
İzin verse yarasına bakacaktım.
Mirkan tekrar başını sedyeye vurdu.
_" Sidra sen çık.
O an Agit'e baktım çaresizce burda kal demesini bekledim ama o bana _" hadi Sidra seni görünce daha kötü oluyor.dedi.
Çetin ardımızda hala onu ikna etmeye çalışıyordu.
— İstemiyorum! Ölsem bile bir daha izin vermeyeceğim. dedi.
Aşk varsa acı da vardı… yüreğim yanıyordu.
Açık kapının dışına çıkıp elimi ağzımın üzerine koyup ağlarken o orda kan kaybediyordu.
Agit dişlerini sıkarak fısıldadı:
— Başka doktor yok…
— Yemin ederim, o bana dokunursa kıyameti koparırım!
Yapma be adam yapma.
O an kapının dış tarafından seslendim.
_"Elime eldiven koysam yine izin vermez mi Agit?
_" bak Agit bak beni nasıl sattığını Kendi gözün ile görmesen inanırdın değil mi .kahkahası odayı doldururken ben Sesizce ağlarken gözlerimi kapattım
Çetin— Tamam lan! o Hemşire gelsin!
Mirkan, Çetin’in sözlerine sessiz kaldı. Hemşire tam önümden geçerken kapıdan baktım.
Hemşirenin yüzünde korku okunuyordu.
Mirkan, sol eliyle yüzünü kapatıp fısıldadı:
— Siz çıkarın… Millete zahmet vermeyin.
Çetin dişlerini sıkarak:
— Elle de çıkaralım istersen!
— Fark etmez…dedi demiştim delidir diye hemde öyle böyle değil tam deli .Hemşire;
_" be ben bu seni çıkaramam Daha önce ameliyat yapmadım bilmiyorum.
Agit sinirle bakıp
" adam ölsün mü kızım ben mi yapayım ameliyatı.
Hemşire titreyen eli ile makası eline alıp üstünü keserken.
Mirkan'nın alnından terler akıyordu.
Dişlerini sıkarken çenesi gerilmişti.
_" kurşun içeride kalbine yakın bir yerde ama ne yapıcam bilmiyorum.
Agit sinirle ona bakıp _" çekil bize yaranın nerde olduğunu söylüyor delireceğim
Hemşire geri çekilirken
_" abi tampon yap birisi de yaranın üzerine birşey bastırsın,biriniz de şu Ayşe'yi çağırsın .
Sonra sinirden alnındaki terler ile _"Hemşire ağrı kesici de yapmayı biliyor musun.derken
hemşire hazırladığı iğneyi Mirkan'a yaparken ondan korkuyordu.
Çetin sabır dilerken asker bir kız yanımdan hızla geçip içeri girdi.
Agit ona bakarken kız Çetine dönüp
_" beni emretmişsiniz komutanım.
_" Ayşe Mirkan komutanın göğsünde ki kuruşunu sen çıkaracaksın.
Ayşe bir iki saniye düşünüp başını sallayıp _ " emredersiniz komutanım.
Hızla eline eldiven takarken Yarasına bakıp tentürdüyotu hızla döktü.
_" narkoz verilsin hemen.
Hemşire hemen narkoz verirken .
Çetin ona _" Ayşe bak bu iş ciddi yapabilir misin.
_" tıp fakültesini bitirmeden askerî okula başvurdum komutanım az çok bir bilgim var.
Mirkan’a verilen narkoz etkisini gösterirken göz kapakları ağırlaşır kapıya doğru baktı.
O an sanki bana bir kurşun sıktı.
Öyle canım yandı.
Gözlerini usulca kapatırken dudakları birşeyler söylüyordu.
— Arkadaşlara birer çay söyleyin, ben ameliyat ederken izleyip içsinler,diye mırıldandı.
Agit şaşkınlıkla yüzüne baktı, ne dediğini anlayamamıştı.
Ayşe — Çıkın diyorum! Ameliyatı ben yapacağım!
Hepsi dışarı çıkarken, Ayşe Mirkan’ın
Yarasına bakıyordu.
Hemşire kapının önüne Gelirken
— doktoru çağırın, — dedi derin bir nefes alarak.
Hemşire kapının önüne gelirken dışarıdan Çetin hemen itiraz etti:
— Olmaz!
Ayşe kapının önüne yürüyüp gözlerini ona dikti:
— O zaman biriniz kazma, biriniz kürek alın. Mezarı kazın!
Agit omuz silkerek homurdandı:
— Seni gömeceksek olur…
— Yok, ben seni götürmeden gitmem, — dedi Ayşe sertçe, bakışlarını Çetin’e çevirdi. — Çetin Komutanım, yanlış bir şey yapmak istemiyorum. Doktor içeri girsin, bana ne yapacağımı söylesin.
_" söz veriyorum dokunmayacağım Çetin ne olur. Dediğimde o da biliyordu başka çaremiz yoktu.
başını salladı — Tamam, Sidra içeri girsin.
korkuyla ama hiç tereddüt etmeden içeri koştum.
Ayşe masanın başına geçti,
Ben elime koyduğum eldiven ile dokunmadan baktım.
gözyaşlarımı silerken Ayşe benim söylediklerimi tekrarlıyor, ama Ayşe zaten ne yapacağını biliyordu.
O yüzden ona bıraktım ben söylemeden o ilerliyordu.
Galiba cesareti olmadığı için yanında beni istemişti.
Yine de komutanın hayatına kast etmekten korkuyordu.
Ayşe kurşunu çıkarmış, ardından hızla dikiş atıyordu.
Eğilip dudaklarını onun saçlarına bastırdım.
Ayşe'ye baktığımda.
— Ben hiçbir şey görmedim…Ayşe'nin dudaklarında buruk bir tebessümle.
başımı sallayıp gözyaşlarımı sildim. Dizlerimin üzerine çökerken fayansın sertliğiyle bir acı hissettim ama umurumda değildi.
Sedyenin önüne çökerken başımı ona yaklaştırdım.
Gözlerimi kapayıp aylar önce terk ettiğim adama baktım.
Onu böyle bir halde görmek yüreğimi parçalıyordu.
Mirkan kan ve ter içinde kalmıştı.
Elimde ki eldiven ile ürkekçe elimi uzattım,
_" elimde eldiven var.
Ayşe başını sallayıp_" bendece bu dokunmak sayılmaz.derken hala dikişi dikiyordu.
Mirkan'ın alnından terle ıslanan saçlarını kenara çektim. Gözyaşlarım ile onun şakağına başımı yaslayıp fısıldadım:
— Özür dilerim…
Mirkan baygın olsa da, o sesi ve kokuyu bir anlığına hissetmiş gibiydi o halde bile kirpikleri titredi.
_" doktor hanım bir baksan dikiş nasıl oluyor.
Başımı sallayıp Ayağa kalkıp yarasına baktım.
_" çok güzel eline sağlık.derken başını sallayıp güldü.
Benim elim yarasının üstündeki kalbinin üzerinde olan aslan dövmesine gitti.
_" onun gibi öfkeli bir aslandı.
Tam o sırada nabzı düştü, makine uyarı vermeye başladı. Ayşe panikle bana baktı:
— Burada olduğumu hissediyor… kızıyor!
Hemen ayağa kalkıp kalp masajına başladım, ardından yaptığım iğneyle nabız toparlanınca rahatladım.
— Ayşe?! dedim sesim titrerken ona dokunduğumu söyler diye korktum.
— Tamam, sorun yok , derken Mirkan' ın serumuna bakıyordu.
Ayşe çıkacağı sırada sonkez Mirkan,a baktım .
Ben elimdeki eldiveni çıkarıp çöpe attım.
_"teşekkür ederek dışarı çıktım.
Ayşe'de çıkarken Çetin, Agit ve diğerleri hemen yanına geldiler.
_" durumu nasıl Ayşe.
— Kurşunu çıkardım ama mutlaka tam teşekküllü bir hastaneye gitmesi lazım ama biraz dinlenmesi lazım.
Çetin sertçe sordu:
— Kalbi dayanır mı?
— Yarın sabaha kadar toparlanırsa götürmek daha sağlıklı olur, — derken Çetin başını salladı:
— Tamam. Elinize sağlık, Ayşe.
— Bir şey değil Komutanım, Mirkan Komutanım iyi olsun yeter, — dedi kararlılıkla.
Çetin bir an bakışlarını kıstı:
— Dokundu mu?
Ayşe onun neyi sormak istediğini anlamıştı:
— Dokunmadı Komutanım.
Çetin başını salladı, ardından kapının önündeki bankta oturup karargâha haber verdi.
Mirkan yarın hastaneye götürülecekti.
— Ben Mirkan Komutan’ın başında nöbet tutarım, — dedi Ayşe.
— İyi olur, Ayşe,ne olur ne olmaz .diye karşılık verdi Çetin.
Gece boyunca yıkık dökük hastanenin bahçesinde Çetin, Agit ile bekledik.
İçeride doğru düzgün ekipman yoktu. Ayşe ise Mirkan’ın başında nöbet tuttu, gözlerini ondan bir an olsun ayırmadı.
Başına birşey gelecek diye korkuyordu.
Arada beni çağırıp _" doktor hanım bir bak diyordu.
İçeri girerken Mirkan kendinde değildi sanki gözünü açıp kızacaktı.
Adımlarımı korku ile atıyordum, kolundan ki serumu kontrol ettim bitmek üzereydi.