Güneş, kamptan giderken diğer herkes gibi sadece arkasından bakabilmişti Umut. İki gün içinde onun kim olduğunu unutmaya çalışmış ancak gelen adamlar sayesinde unutmaya çalıştığı ne varsa acı bir şekilde ona gösterilmişti. O kızın iki gün bile böyle bir yerde kalması imkânsız gibi görünse de Güneş kalmayı başarmıştı. Ancak vedalaşma vakti gelmeden gitmek zorunda kalmıştı. Zoraki gittiğini ona bakan herkes anlayabilirdi. Ya da sadece onu yakından tanıyanlar bu detayı ayırt edebilmişti. Onlardan biri de kendisiydi. Çantasını alışı, arabaya binişi, koltuğa oturmadan önce son kez dönüp kendisine bakışını unutmayacaktı. Onu durdurmaya gücü olmadığı için kızgındı. Biliyordu ki gittiği yerde mutlu olmayacaktı. Dün telefon konuşmasını duymuştu. Nefes almaya ihtiyacı olduğunu söyleyip durmuştu he

