Aracın içine büyük bir sessizlik hâkimdi. Başını cama yaslayarak geride bıraktığı iki günü düşünüyordu Güneş. Gerçekliğe döneceğini biliyordu ama en azından bir gün daha özgür olabileceğini düşünerek avutmuştu kendisi. Ancak olmamıştı. Bir türlü koparmayı başaramadığı ipler onu hayatının sahibine geri götürüyordu. Buraya gelirken boynuna dolanmış ipleri tam olarak koparamadığını biliyordu. Yine de bir süre en azından üç gün babasının yeniden iplerini çekmeyeceğini düşünmüştü. Yanılmıştı… Omuzlarındaki battaniyeye biraz daha sarıldı. Umut’u bir daha ne zaman görürdü bilmiyordu. Babasının kendisine nasıl bir ceza vereceğini bilmiyordu. Bu nedenle kimseye bir söz vererek kendisini beklemesini isteyemezdi. Çok istese bile yapamazdı bunu. Çantasından yükselen seslerle, telefonunu çıkarıp elin

