Mercury ile göz göze geldiğimde onun gergin olduğunu sezmiştim. Kucağında Raphael Ruah vardı. Kolları ile onu sıkı sıkı sarmıştı. Ruah da uykulu gözlerle gökyüzünde görkemli kanatları ile uçan Nefillere bakınıyordu. Kirpiklerini kırpıştırdı. Onlara imrendiğine emindim. Mercury beni fark ettiğinde alacalı gözlerinde daha önce görmediğim o bakışı gördüm. Mercury’nin gözlerindeki o yeni bakış, sessizce bir şeyler anlatıyordu. Belki de Ruah’ın uykulu gözlerinin ardında gizlenen duyguya mana veremedim. Gökyüzünde süzülen Nefillerin çoğu da Ruah ve Mercury’ye kaçamak ve hoşnutsuz bakışlar atıyorlardı. O an, Mercury’nin kollarındaki sıkı sarılışın, sadece Ruah’ı koruma içgüdüsünden değil, aynı zamanda onu koruma isteğinden kaynaklı olduğunu anladım. Mercury Nefillere güvenmiyordu. Raphael Ruah,

