Susuyordu. Onlar kızı sözleriyle yerden yere vururlarken kız, ağlamamak için dudaklarını kanatıyordu.
Kadın komiser ellerini masaya vuruyor kızın gözünü korkutarak gerçek cevapları alacağını düşünüyordu. Ama bu, kızcağızı korkutmaktan öteye gidemiyordu.
Harun ise köşede onları siyah camın arkasında izleyen görevlilerin orada olduğunu bildiği için şimdilik iyi polis olup susmayı tercih ediyordu. Alev zaten her zaman ki gibi avaz avaz bağırıyordu. Ve onun hep ağrıyan başını ağrıtmaya devam ediyordu. Gözleri sandalyeye sinmiş küçük sıska kıza takıldı.
Acınacak haldeydi. Başını eğmekten boynu kopacak gibiydi. Madem bu kadar üzülecekti neden adamı 3 yerinden bıçaklıyordu? Ya da bu küçücük bedeniyle o üç adamı da yere sererken utanmıyordu? Şuan blöf yapıyordu. Emindi rol yaptığına.
Onun gibi kaç kız, kaç kadın gelip geçmişti o sorgu masasından, er geç herkes gerçek yüzünü gösteriyordu zaten. Bazıları tutarsız konuştuklarını fark ettiğinde bazıları suçları ispat edilince bazıları da hırpalandıktan sonra... Günün sonunda Alev büyük bir gururla bağırmaktan kısılan sesi için ondan ıhlamur istiyor ve evlere dağılıyorlardı.
Düşüncelerini bozan şey tabi ki Alev'in alto sesiydi. Odaya girdiklerinden beri birçok soru sormuştu ama kızdan hiçbir cevap alamamışlardı. Kız çok ketumdu fakat Alev de işini bilirdi.
"Konuşsana kızım ! Adamları öldürmekten kolay olsa gerek değil mi ? Ha?! Cevap ver neden öldürdün ?! O saatte orada ne işin vardı ? " Alev komiser bu sözler ağzından çıkar çıkmaz sustu. Bu cümleyi kurmuş olmayı bir kadın olarak kendine yakıştıramamıştı ama söz ağızdan çıkmıştı bir kere...
" B-ben isteyerek olmadı! Kendimi korumak istedim sadece... "
Alev komiser kızın dediklerini duyunca durakladı. Neredeyse iki saattir ilk defa konuşmuştu çünkü. Sert bakışlarından bir şey eksilmese de sesini kıstı biraz.
"Devam et! "
Neslihan kadının normalleşen sesiyle cesaret edip odaya girdiğinden beri eğik olan başını kaldırıp baktı kadına büyük bir üzüntüyle. Anlatacaktı her şeyi ve ona inanacaklardı çünkü doğru olan buydu. Dirilen umuduyla boğazını temizledi ve konuşmaya başladı:
" O olaydan önce annem çöp atması için Furkan' la tartıştı bende onun yerine giderim dedim. Çöpü attım arkamı dönüp eve gidecekken hayatımı mahveden o çığlığı duydum. Çok çok kötü bir sesti, çok yüksek... " Genç kız işte tam da o an ağlamaya başladı, saatlerdir akmamaya yemin eden gözyaşları birkaç saniye içerisinde hem kazağına hem de pijamasına sağanak gibi yağmıştı. O sesi ömrü boyunca hiç unutamayacaktı ve her duyduğunda bedeni elektrik çarpmış gibi sarsılacaktı. Üzülecek ve geceleri bir daha asla dışarı çıkamayacaktı.
İki üç dakika hiç durmadan ağladıktan sonra sağ koluyla gözlerini sildi ve kaldığı yerden devam etti çünkü ağlayarak bir yere varamayacağını biliyordu bu yüzden tüm gücünü toplayarak başladı olanları anlatmaya;
" O sesi duy-duğum da hiçbir şey düşünemedim. Adımlarım beni o lanet yere götürürken olabil-bilecekleri kes-kestiremedim bile. O kadının sesi çok acı vermişti bana. Hiçbir insan o sese kayıtsız kalamazdı ki! Ben de kalamadım zaten. O-o ara sokağın başında durdum ve onları görür görmez bastım çığlığı bir salak gib-gibi, belki sesimi çıkarmadan e-eve gidip polisi arasaydım şuan bu durumda olmayacaktım! Ama olmadı işte. "
Alev komiser onun yalan söylemediğini anlamıştı. Beden dili ve mimikleri onun sözlerini destekler nitelikteydi; üzüntülü, pişman ve korkmuş... Kızın yine susmasını istemediği için tekrar " Devam et !" dedi ve kollarını kavuşturup omzunu çatlaklarla dolu duvara yasladı. Ve dinlemeye başladı Neslihan Azeroğlu' nu...
Neslihan, komutu verilmiş robot gibi tekrar başladı konuşmaya " Orada gördüğüm ilk şey yere yatan bir kadındı, bayık bakıyordu ama nedenini bilmiyordum sonra gördüğüm şey ise o kadının tepesinde üç tane adam olduğuydu, b-ben çığlık attığım için üçü de beni gördü , hala kaçmak için ş-şansım va-vardı ama ben kilitlenmiştim orada... Öylece onlara bakmak dışında bir şey yapamadım sonra içlerinden biri bana doğru döndü..."
Neslihan o anı tekrar hatırlayınca nefesini tuttu. Bayılacak gibi hissetmesi normal miydi? Nefes almak niye bu kadar zorlaşmıştı? Hayır! Şimdi bayılamazdı bayılmayacaktı. Buradan kurtulur kurtulmaz bir psikoloğa gitmeliydi hem de hemen! Ama şimdi her şeyi tek tek anlatmalıydı.
Ne ara yumduğunu anlamadığı gözlerini açtı hızla " Bana doğru gelmeye başladığında fark ettim elindeki büyük b-bıçağı, çok hızlı oldu her şey b-ben sadece ö-öl-lmek istemedim. Y-yemin ederim s-sadece kendimi koruyacaktım! Ne ara o hale geldim anlamadım bile! Sir-sir-en seslerini duyduğumda olanları anca anladım. Ben bir insanı yaralamıştım." Genç kız bu sözlerden sonra boşluğa dalınca Harun atıldı söze hemen "Yaralamadın öldürdün öldürdün! Aynı şey mi?!"
Alev komiser gözlerini devirerek Harun'a baktı. Birkaç yıldır polisti ama hala bir ergen gibi davranıyordu. İki saati aşkındır sorgudaydılar ve ağzını bıçak açmamıştı ama ne hikmetse bu lafa takılmıştı.
Derin bir nefes alarak kollarını çözdü, günün verdiği yorgunlukla yavaşça duvardan ayrıldı ve Neslihan'ın önüne geldi. Daha ağzını açıp bir şey diyemeden kız tekrar konuştu. Gözlerinden alevler saçarak Harun'a bakıyordu "Her şeyin farkındayım! Hatırlattığınız için sağ olun! "
Tekrar Alev komisere döndü yüzünü " Bakın... Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Size yemin ederim sadece ve sadece kendimi korumak zorunda kaldım. Lütfen, yardım edin bana lütfen! Hem b-belki kamera kayıtları vardır? Hı? Eğer varsa zaten her şey ortaya çıkacaktır değil mi? Şey de var o kadın... Biliyorum şuan hastaneye kaldırıldı ama uyanacak eminim. O da - o da beni savunacak! Sadece iyileşmesi gerekli... Bana inanmanız için ne yapmalıyım ? "
Kız kendinden geçmiş bir hararetle hem ağlıyor hem de konuşuyordu.
Alev komiserin fark ettiği tek şeyse kızın panik atak geçirmek üzere olduğuydu. Nefesi git gide hızlanıyor, terliyor, kelimeleri yutarak konuşuyordu ve tabi tir tir titriyordu. Harun'a baktı sinirle Harun ise çoktan onu izliyordu zaten, Alev gıcık olmuş bir sesle "Su getir" dediğinde Harun ikiletmeden yerinden ayrılmıştı ama gözlerini devirmeyi ihmal etmeden...
O odadan çıkınca harap olmuş kıza odaklandı... Biraz daha zorlanırsa krize gireceği o kadar belliydi ki temkinli bir ses tonuyla " Sakin ol, eğer doğruyu söylüyorsan her şey ortaya çıkar zaten. Benim anlamadığım diğer adamları nasıl silahla vurduğun? Nasıl? Olay yerinde herhangi bir ateşleyici bulunamadı, nereye attın onu?" Alev komiser cidden bunun cevabını çok merak ediyordu, zaten adamların ölme sebebi bıçak yaraları değil başlarından silahla vurulmalarıydı.
Ama ortada silah yoktu. Hiçbir yerde bulunamamıştı. Büyük ihtimal kız o korkuyla silahı bir yerlere saklamıştı ama Alev kendisi bile bu dediğine inanmıyordu orası ayrı meseleydi. Çünkü biraz saçma bir senaryoydu. Silahla vurduysa neden bıçaklasın? Ayrıca geldiklerinde kızın elinde bıçak vardı. Adamı karın boşluğundan yaralamıştı ama adam tam kafasından vurulmuştu. Ölüm sebebi de bu yüzdendi zaten kızın onu o şekilde vurabilmesi için en az 5-10 metre uzakta olması gerekliydi. Nereden bakılırsa bakılsın saçmaydı. Geriye kalan tek bir şey vardı; o sırada orada başka biri daha vardı. İyi silah kullanan biri...
Neslihan duyduğu şeylerle şoka girmek üzereydi " Ben, be-ben hiç silah kullanmadım! Nasıl vurayım onları?!" Gözleri kocaman kocaman olmuş neye uğradığını şaşırmıştı. Ne silahından bahsediyorlardı? O silah kullanmayı bilmiyordu ki? Adamları sadece üstüne geldikleri için ittiği zaman yaralamıştı o kadar.
Alev'e baktı " Ben silah sıkmadım. Nereden bulayım ben onu? Bulsam bile kullanmayı bilmem etmem. "
"Adamların elinden almış olamaz mısın ? "
Komiserin şüpheyle sorduğu soruya kafasını hızlı hızlı iki yana sallayarak cevap verdi hatta yeterli gelmemiş olacak ki " Hayır sadece bıçak vardı orada, o da zaten birinin elindeydi. Yoktu, silah yoktu! Yemin ederim yoktu!"
Harun, elindeki kupa bardağıyla odaya girerken Alev'in allak bullak olmuş surat ifadesine başka zaman gülmesi gerektiğini kendine hatırlatarak ciddi bir surat ifadesiyle kızın önüne itekledi gri kupayı... " Ee gerçekleri söyledin mi sonunda ?" Gevşek gevşek sorduğu her soru zaten soğuk olan odayı daha da soğutuyordu, işin kötü tarafı bunun farkındaydı. Neslihan onun dediklerini duymuyordu bile, aklına bir şey takılmıştı " Eğer adamlar silahla vurulduysa ses çıkması gerekiyor ama ses yoktu bu ne demek oluyor? Ara sokağın tek bir çıkışı var. Demek ki arkamda olan birisi vardı ama kim ?" Kendi kendine konuşuyor kaşlarını çatıp yerdeki bir noktaya bakıyordu.
Harun şaşırarak "Silah mı? Ne alaka? " Onun sorusuna cevap verme gereği duymayan Alev komiser kızın doğru söylediğini biliyordu. Her şeye rağmen bu kadar sağlıklı düşünebilmesi ve aniden duygu durumunun değişmesini hayretle izliyordu. Ama dedikleri doğruydu, tek bir çıkışı vardı ve orada da kız vardı. Eğer ses olsaydı illaki bir kaç kişi sesi duyar ve daha erken polisi ararlardı.
Harun neyi kaçırmıştı? Bunu Alev komisere soracağı sırada Alev ona dönmüş " Sorgulama bitmiştir! Kızı götür! Dedikten sonra hızla dışarı çıkmıştı.
Harun bir süre onun arkasından kapıya baktı. Alev komiser sorguyu bitirir bitirmez dışarı çıkmazdı, sanık çıkartıldıktan sonra oda da kalır ve Harun'la konuşurdu. Eğer çıktıysa yanlış giden bir şeyler vardı ve bu çok bariz belliydi. Bakışlarını kapıdan çekip adını unuttuğu kıza baktı. Acaba doğruyu söylüyor olabilir miydi? Düşünce karışıklığıyla birlikte kızı kolundan tuttuğu gibi kaldırmıştı. Neslihan transtan çıkmış gibi irkilince Harun da istemsizce irkilmiş ve göz göze gelmişlerdi.
Küçük kızın çekik gözleri korku ve loş ışıktan dolayı büyük görünüyordu. Aslına bakarsa ıslak kirpiklerini her kırpıp açtığında tane tane halinde yanaklarına dökülüyor orayı ıslatıyordu ve bu, güzeldi...
Genç kızsa hızla kendini geri çekip gıcık kaptığı adamla bakışmasını kesti ve kapıyı izlemeye başladı. Harun yavaşça adımlarını geriye atmış ve küçük kıza alan tanımıştı. Odadan çıktıklarında Neslihan kendini tutamayarak " Şimdi ne olacak? " demişti ama yanındaki adamdan hiç ses çıkmadı. O da sorduğuna bin pişman olarak yürümeye devam etti.
Ama işin aslı Harun da ne olacağını bilmiyordu... Alev sorguyu uzun zaman sonra ilk kez erken bitirmişti ve kesinlikle bir sıkıntı vardı.
Yine parmaklıklar arkasına girdi Neslihan ama bu sefer haline üzülecek zamanı yoktu, aklında sadece o anı bozuk kaset gibi oynatıp duruyordu bu yüzden Harun'un ona dediklerini bile duymadı.
" Şuan kamera görüntülerine ulaşmaya çalışıyoruz. Umarım o izbe yeri çeken birkaç kamera vardır." Harun kızdan cevap gelmeyince kapıyı kapatıp kilitledi ve doğruca Alev komiserin odasına gitmeye başladı. Aklındaki sorulara cevap istiyordu çünkü.
Neslihan'sa oturmayı bile unutup ayakta olanları başa sarıp duruyordu. Gözlerini tavana dikti, sol gözünden bir damla yaş geldiğinde " Orada birisi daha vardı... Karanlığın içinde birisi daha vardı. " diyerek tavanı izlemeye devam etti. Ne kadar süre öyle durdu bilmiyordu, boynunun ağırsıyla kafasını eğdiğinde sessizleşen karakol da önce uğultu gibi sonrasındaysa endişeli bağırışlara dönen bir gürültü kirliliği oluştu. Gelen kişileri seslerinden tanımıştı… Yıllardır aşinasıydı o seslerin.
Gelenler annesi ve babasıydı... Onlara ne diyecekti? Derin bir nefes alarak parmaklıklara yaklaştı ve onları beklemeye başladı.
Bir çöp poşeti onu ne hallere sokmuştu...