El öpme

1003 Kelimeler
Miran Onunla evlenme sebebimin onu korumak olduğunu kendime bininci defa söylüyordum. Kucağımdaki bedeni sıcacıktı. Yüzünü tutup öpmek ve o güzel göğüslerine kafamı sokmak istiyordum. El değmemiş olduğumu zaten odaya girdiğinde anlamıştım. Çünkü yatağa korkuyla bakıyordu. Kendi isteği dışında onunla birlikte olmak istemiyordum. Kalbinin hızla çarptığını elimin altındaki göğsünden anlayabiliyordum. Yavaşça onu yatağa bıraktım. Dudaklarına çok yakın olduğumu biliyordum. Ela Beni bir an öpecek sandım. Öpse nasıl tepki veririm bilmiyordum. Sonra benden uzaklaştı ve dolaptan örtü alıp koltuğa kendisi geçti. ‘İyi geceler’ dedi. Bende ‘iyi geceler’ diye fısıldadım. Gözlerini kapattı. Başka bir yerde başka yatakta zor uyuyacağımı düşüyordum ama sabah olduğunda bebekler gibi uyuduğumu fark ettim. Esneyerek kalktım. Koltuğa baktığımda boştu. Sonra kapı açıldı. İçeri takım elbise giymiş Miran girdi. ‘Uyandın mı uykucu’ dedi. ‘Kalk hadi kahvaltıda herkes seni bekliyor’ dedi. Arkasından da otel odasında bıraktığım valizi getirdi. Ayağa kalktım. Miranın Annesi Mihra hanım, Miranın arkasından odaya girdi. ‘Bu fistanı giyecek’ dedi. Ben hemen ‘ hayır kendi kıyafetlerimi giyeceğim’ dedim. Mihra Hanım ‘artık Atabey gelinisin, bu ucuz kıyafetleri giyemezsin’ dedi. Sinirlenmiştim. Kıyafetlerimin hepsini kendim çalıştığım param ile almıştım. Onlar gibi zengin olmadığım için pahalı kıyafetlerim elbette yoktu. ‘Tamam anne bugün gider Ela’ya gerekli şeyleri alırız’ dedi. ‘Kendi kıyafetlerimi kendim seçeceğim’ dedim. Sinirle valizin yanına oturup açtım ve kıyafetlerimi çıkardım. Bu sırada odadan çıktılar. Kapının önünde bir şey tartışıyorlardı. Ben, beyaz bir gömlek ve lacivert bir pantolon giyerken annesinin sinirli sesini duydum. ‘Bu kızı babası büyütmemiştir. Terbiye nedir bilmez’ dedi. Miran sinirle kapıyı açtı arkasında hala annesi duruyordu. ‘Aşağıya iniyoruz hadi. Büyüklerin elini öpeceksin’ dedi. ‘ Terbiye nedir bilirim Miran ağa. Ben yetimhanede büyüdüm ama beni müdire kendi kızı gibi yetiştirdi. Büyüklerin elinin öpüleceğini bilirim’ dedim. ‘İyi o zaman’ dedi. Önde annesi avluya indik. Kahvaltı masası kurulmuştu. Yaşlı bir kadın masanın başında oturuyordu. Sol tarafında babası olduğunu düşündüğüm bir adam vardı. Mihra Hanım onun yanına giderek oturdu. Masanın sol tarafında iki kişilik boşluk vardı. İki erkek masanın sağında sol tarafında ise bir kız oturuyordu. Masaya yaklaştığımızda Miran ‘bu babannemdir. Hanımağadır’ dedi. Gidip elini öptüm. ‘Maşallah çok güzelmişsin evladım’ dedi. Gülümsedim. Sonra babasının elini öptüm. İstemeyerek de olsa annesinin elini öptüm. Sonra kardeşlerine diğerlerine döndüm. ‘Merhaba ben Ela’ dedim. Arkalarına dönüp baktılar ve ‘Merhaba yenge’ diyip önlerine döndüler. Yabaniler Sonra kız kardeşi yanıma gelip bana sarıldı. ‘Ben Ezmira’ dedi. 17 yaşından büyük göstermiyordu. ‘Bu konakta tek başıma çok sıkılıyordum. Gelmene çok sevindim. Bu evde genç bir kızın daha olması beni çok mutlu etti’ dedi ve zıpladı. Mihra hanım ‘ Ezmira çocuk gibi davranmayasın. Evlenecek yaşa geldin’ dedi. ‘Daha çok küçük ne evlenmesi’ dedim birden. Babası ‘Sen karışma gelin Hanım’ dedi. Mirana baktım. ‘Anne daha okuyacak o hepimiz gibi’ dedi. Kardeşlerini göstererek. Ezmira bana gülümsedi. Kulağıma yaklaşıp ‘Abim beni her zaman korur’ dedi. Ezmira ile yerimize oturup kahvaltı etmeye başladık. Miran’ a kardeşlerin neden böyleler dedim?’ Dedim. ‘Neleri var ki’ dedi. ‘Muhatap olmadılar’ dedim. ‘Burada kadın kısmısı ile erkekler tokalaşmazlar. Ayıptır’ dedi. ‘Saçma sapan bir gelenek daha ne kadar yetimhanede büyümüş olsamda bu kurulların dayatıldığı yerde büyümediğim için kendimi şanslı sayıyorum’ dedim. Annesi ‘ailesine götürecek misin el öpmeye’ dedi. Bunu duyunca heyecanlandım. Hiç görmediğim kardeşlerimi merak ediyordum. ‘Evet anne’ dedi Miran. ‘Kahvaltıdan sonra gideceğiz’ dedi. Kahvaltıdan sonra hazırlanıp konaktan çıktık. Miran ile siyah büyük bir jipe bindik. Arabayı o kullanıyordu. Bir kaç dakika sonra durduk. Ailemin konağına gelmiştik. Ailemin konağı Atabeyler konağı gibi büyük değildi. Kapıyı çaldığımızda bir kadın kapıyı açtı. Herkes avluda oturuyordu. İki kız , yaşlı bir kadın ve genç bir erkek vardı. Babam kalkıp yanıma geldi. Bana sarıldı. Elini öptüm. ‘Hoşgeldim kızım, hoş geldin Miran bey’ dedi. Avluda oturan diğer gençlerde ayağa kalktı. ‘Hoşgeldiniz’ dediler. Yaşlı kadını elini öptüm. ‘Bu senin babannen’ dedi Babam. Sonra ablama döndüm ona dair anılarım çok azdı ama koşup oynadığımızı ve acı bir şekilde kaza sonucu konuşmamasını hatırlıyordum. Ona sımsıkı sarıldım. O da bana sarıldı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Eline defter alıp yazmaya başladı. ‘Beni hatırlamana çok sevindim. Senin için çok üzüldüm Ela. Sen benim biricik kardeşimdin’ dedi. Deftere göz yaşları düşerken. ‘Seni elbette hatırlayacaktım. Sen de benim biricik ablamsın’ dedim. Evin ablam benden sadece 2 yaş büyüktü. Ve 3 yaşındayken trafik kazasından sonra konuşmaz olmuştu. Doktorlar isterse konuşabilir demişlerdi ama o sesini hiç duyamadım. Diğer iki kardeşimle de tanıştım. Ben ve Evin ablam anneme benzerdik ama onlar aynı babama benziyorlardı. Dış kapıdan içeri orta yaşlı biri girdi. Babamın eşi olduğunu tahmin ediyordum. Babam ‘Şevin gel de kızımla tanış’ dedi. Şevin ablayla tanıştık. Kendisi beni baştan aşağı süzdü. Kötücül bir bakışı vardı. Benden pek hoşlanmamıştı. Kızını alıp içeri geçti. Babam ‘senin elimden bir acı kahve içelim’ dedi. Ayağa kalktım. Evin ablam yanımdaydı. İçeri geçerken Şevin ve kız kardeşim Dicle’nin sesini duyduk. ‘Bak gördüm mü kaptı Miran Atabey’i. Akılsız kızım ben sana kaç defa işveli cilveli ol o geldiğinde ilgilen demedim mi?’ Dedi. ‘Anne ben zaten o adamı istemiyorum. Ablamla daha çok yakışıyorlar’ dedi kardeşim. Nede olsa kandır. Anası kötü ama babama çekmiş kardeşim neyse ki ‘Ne abla diyorsun ona kim olduğu bile belli değil. 5 yaşında kaybolmuş. Ne malum aynı kişi olduğu’ dedi. Evin ablam kolumu çekiştirdi. İşaretle gidelim dedi. Arkasına takıldım ve mutfağa gittim. Babamın eşinin böyle kötü niyetli birisi olması beni üzmüştü. Ablam sırtımı okşadı. Defterine ‘ O öyle biri kafana takma’ yazdı ve iç geçirdi. Acaba bu kadın kim bilir ablama neler yapmıştır diye düşündüm. Kahveleri hazırlayınca avluya götürdüm. Babamdan sonra Miran’a uzattım. Miranın eli bir am elime değdi. Sonra gözlerimin içine baktı. Nefsim kesildi. Yeşil hareler beni hapsetti içine. Kahveleri içtikten sonra Miran içerde telefonla konuşmak istediğini söyledi. Şevinin zoruyla Dicle ona bir oda göstermeye gitti. Şevin de arkasından gitmişti. Az sonra kapı şiddetle çalmaya başladı. Erkek kardeşim Baran kapıyı açtı. İçeri ellerinde silahlarla adamlar girdi. Ben çığlık attım. Tüm silahlar bize yönetilmişti. Bir adam öne çıktı. ‘Ferzan ağa duydum ki kızın geri dönmüş. Bilmez misin sen o bana berdel karşılığında verildi. Kızını hemen bana getir’ dedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE