Büyük sıçan Daniel bana bir süre şok olmuş bir şekilde baktıktan sonra kaşları sinirle çatıldı . " Kaçtın mı lan sen ? Senden kurtulamayacak mıyım ? Bugün bütün gün ceza köşesinde kal da . Aklın başına gelsin . " diyip bana ilerlediğinde onu umursamadan ceza odasına ilerlemeye başladım .
Dilimle damağıma vurarak " Ayıp ediyorsun ama büyük sıçan . Kadın beni geri bıraktı kaçmadım . Ayrıca sen şu ana kadar ne zaman kaçtığımı gördün . Ben savaştan kaçmam . Ama biliyorsun her zaman ben kazanırım . " dedim .
Büyük sıçan Daniel arkamda her zamanki şaşırmış haliyle beni izliyordu . Adamın 3 yıldır yanındayım neredeyse . Hâla şaşırıyor . Bir alışamadı bana gitti . Bıkkınlıkla Daniel a dönüp " Bir alışamadın gittin bana be büyük sıçan . Yani neredeyse 3 yıl olucak . Aman . Neyse . Zamanla alışırsın . Ne de olsa daha çok burdayım . " diyerek ceza odasının kapısını açtım .
İçeri girip yere oturduğumda hâla kapıyı kapatmayan Daniel ile göz devirdim . " Büyük sıçan kapatsana kapıyı . Ne bokuma yarayacak kapatmazsan . Ha bu arada . Sen hâla benim karanlıktan ve soğuktan hoşlandığımı anlamayacak kadar mal mısın büyük sıçan ? Aslında düşünülünce sıçanların beyni olmuyordu galiba . Ya da küçük oluyordu . Sen de haklısın be büyük sıçan üzülme . " dediğimde sinirle bana doğru gelmeye başladı .
Kolumdan tutup kaldırdıktan sonra yüzüme tokat atmak için elini kaldırdığında yerimde iyice dikleşip kendimi acıya hazırladım . Koca eli yanağımla buluştuğunda yüzümde hissettiğim sızı ve dudağımda hissettiğim sıcaklık ile dudağımın patladığını anladım .
Tabi ben tokadı ve yanağımdaki sızıyı umursamadan gülmeye başladığımda kafasını iki yana sallayarak dışarı çıkmıştı . Bir süre sonra da benim kahkaham azalarak yok olmuştu . Gözlerim dolduğunda kendime kızarak kafamı yukarı kaldırdım . Bunları yaşamama sebep olan insanlar için tek bir damla göz yaşım bile çok kıymetli . Onlar için 1 damla bile akmasına izin vermeyecektim . Ama her burada yaşadığım şeylerden sonra beni satmasalardı acaba şu an nasıl yaşıyor oluyordum diye düşünmeden edemiyordum . Belki yine tam olarak karnım doymayacaktı . Ama ailem yanımda olacaktı . İnsanlara kendimden bıktırmak yerine kardeşimle oynayıp abimlere sığınacaktım belkide . Ablamla sohbet edip eğlenecektik . O halde olmak ister miydim ? Galiba istemezdim . Çünkü yine bir durum olduğunda ilk vazgeçilecek kişi bendim . Ayrıca bu halimi de seviyordum . Eskiden her şeye üzülen duygusal biriyken şu an hiç bir şey umrunda olmayan hiç kimsenin üzemeyeceği biriydim . Ya da herkes öyle sanıyordu ama bir şey fark etmezdi . Zamanın daha hızlı geçmesi için gözümü kapatarak hayaller kurmaya başladım .
Bir ruh yatkınlığı olan birine göre en iyi ruhu kullanan biri olmuştum . Yatkınlık bakımından olan eksikliğimi savaş taktikleri olarak kapatmıştım . Güç , hız hepsi vardı . Ama en önemlisi zeka olarak en iyiydim . İnsanların hareketlerini en ince detayına kadar inceleyip en kötü olduğu ve bana avantaj sağlayacak yeri buluyordum . İnsanların duygusal olduğu bir konuyu ruh yatkınlığım sayesinde bulmaya çalışıp karşı tarafı sinirlendiriyordum . Sinirini doğru kullanamayan biriyse kolayca hatalar yapıp üstünlüğü bana devrediyordu .
Kapı gıcırtısıyla gözümü açıp oraya baktım . Benimki gibi yırtık kıyafetleri olan bir kız girdi . Bir süre bana baktıktan sonra " Daniel çağırıyor . Sabah oldu . Yemek verecekmiş . " dediğinde onayladım .
Ayağa kalkarken fark ettiğim detayla kıza dönüp " Sen bizim büyük sıçana Daniel mı diyorsun ? " diye sordum . Tabi böyle sorulunca kulağa mantıksız geliyordu . Baktığımızda bende büyük sıçan diyordum . Ama asıl sorun Daniel a benim dışımda herkes efendim diyordu . Zamanında büyük sıçan bana da dedirtmeye çalışmıştı . Ama ben inadımı tutturup ne yaparsa yapsın demeyince vazgeçmişti . Yani az buz da bir şey yapmamıştı . 5 gün aç 3 gün de susuz kalmıştım . Arada gelip dövmüştü de . Ama sonra ölmek üzere olduğumu görünce bir şifacıya götürmek zorunda kalmıştı . Sonuç olarak benim için gümüş ödemişti . Yaralarım çok ağır olmasa da açlığım ve susuzluğum biraz zorlanmalarına sebep olunca 2 ya da 3 gümüş almışlardı . Büyük ihtimalle 1 gümüşten fazla tutacağımı bilseydi Daniel benim ölmeme izin verirdi ama işte şans . Adamda şans olsa beni almazdı .
Kızın cevap vermesiyle düşüncelerimden çıkıp onu dinlemeye başladım . " Yani yüzüne karşı demiyorum . Ama ondan nefret ediyorum . Bize böyle davranmamalı . Biz bir insanız . Satılık bir mal değil . Ama işte benim ikizim var . Biliyorum ki ben gidersem o da peşimden gelir . Onu peşimden sürükleyemem . Ama sen çok güzel yapıyorsun . Benim arkamda ikizim olmasa bende yapardım öyle . " demişti sona doğru sitemle .
Bir süre öyle kaldıktan sonra fark etmiş olacak ki " Bu arada ben Astrid . Astrid WRİGHT . Tanıştığıma memnun oldum . Senin ismin ne ? " dediğinde kaldım . Onların koyduğu ismi kullanmak istemiyordum .
Yutkunarak ona baktıktan sonra gülümseyerek elini sıktım . " Tanıştığıma memnun oldum Astrid . Ama ben çok açım hadi gel yemek yiyelim . " diyerek önüne geçip ilerledim .
Arkamdan gelen Astrid söyleniyordu ama çok umursamamıştım . Zaten bence burada birilerine bağlanmamıza gerek yoktu . Herkes bir gün gidecekti . Bu yüzden daha önce Daniel ı sinir etmek dışında kimseyle konuşmamıştım . Konuşmak isteyenlere de sert tepkiler vererek uzaklaştırmıştım kendimden . Astrid in büyük sıçana adıyla hitap ettiğini duyunca ilgimi çekmişti . Ama sadece o kadardı . Arkadaş olacağımız yoktu . Zaten yeni gelen kişilerdendi . Burada benim kadar kalan kimse yoktu . En çok satılan ben olsam da habire geri dönüyordum . İşte bu safi yetenek . Ne kadar mükemmelim böyle ya .
Yemek yemek için olan yere geldiğimde yere oturdum . Daniel ın gözlerine baktığımda sırıtıyordu . Sırıtmasının nedenini bilsemde boş bakışlar atmaya devam etmiştim . Herkese ekmek arası bir şeyler vermişken bana kuru ekmek ve su vermişti .
Sinir bozucu bir şekilde gülümsemeyle Daniel a bakıp " Pişt . Bana bak büyük sıçan . ekmek arası bir şeyleri sevmediğimi nereden öğrendin lan . Sağ ol . " diyip kuru ekmeği yemeye başladım . Dün ki gibi yine beni bozamayınca sinirlenmişti Daniel .
Ama ben onu umursamadan devam etmiştim . Her zaman ki yine dışarı çıkarıldığımızda yanımda 4 kişi daha vardı . Bu 4 kişinin aralarında Astrid de vardı ve heyecanla yanımaa gelmişti ama ben asık suratım da hiçbir mimik yapmayınca hevesi sönmüş olacak ki ikizi olduğunu tahmin ettiğim çocuğun yanına geri dönmüştü . Bir süre anlamsız bakışlarla etrafa baksamda sıkılmıştım . Uğraşıp sinirlendirebileceğim biri yoktu ki keyfim yerine gelsin .
Sıkılmışlıkla etrafıma boş bakışlar atarken buraya doğru bir kadın gelmeye başladı . Kadın bizim önğmüze kadar geldikten sonra bizi incelemeye başladı . Bu hareketiyle yüzüme bir sırıtış koyup alaylı bir bakış attım . Sıkılmıştım bende . Kadına hitaben " Ninecim sen kime bakıyorsun ? Yani senin için mezar açacaksak ben gelirim . " dediğimde kadın kaşlarını çattı .
Ellerini beline koyarak tehlikeli bir hava vermeye çalıştığında tek kaşımı kaldırdım . Korkutmaya mı çalışıyordu acaba ? Yani amacı öyleyse maalesef başaramıyordu . Bende onun gibi ellerimi belime koyarak " Nine niye bu kadar alındın ki ? Yani yüzündeki kırışıklıkları gören zaten nine olduğunu düşünür ? Çocuklar ise bir et yiyen karanlık yaratık olduğunu sanıp kaçar . Yani aslında sana önden bilgi vererek iyilik yapıyorum . " dediğimde kadının yüzü kızardı .
Dükkanın önünden uzaklaşırken " Rezalet . " diye bağırdı . Bu sesle tabiki büyük sıçan dışarı çıkmıştı .
Bir süre kadının arkasından bakıp olayı anlamaya çalıştı . Anlamış olacak ki bize dönüp sinirle bana doğru ilerlemeye başladı . Yanıma geldiğinde kolumdan tutup sarsmaya başladı . Beni duvara ittiğinde sert bir şekilde duvara çaptım . Elim başımın arkasında olan ağrıyla istemsizce kafama gitti . Kafama dokunduğumda hissettiğim sıcak sıvıyla elimi önüme getirip baktım . Elime bulaşan kan ile acımı umursamadan yerden kalktım .
Bana doğru yine gelen Daniel ile korkusuzca gözlerine bakıp kafamı kaldırdım . Bana doğru ilerlerken birden önüme geçen yanımdaki kölelerden biriyle gözlerim büyüdü . Siyah saçlı , buğday tenli biriydi . Gözlerine göremiyordum . Sırtını dönüktü bana . Boyu benden 4 - 5 santim uzundu en fazla . 1.63 filan olmalıydı .
Daniel onun ona karşı çıkmasıyla sinirlenmiş olacak ki onu sinirle itip bana ilerledi . Üstüme gelen adamı umursamadan yere düşen çocuğu inceledim . Kızıl gözlerini dikmiş bana bakıyordu . Beni korumak için kendini öne atmıştı . Yapacağı şeyi düşünüp düşünmediğini bilmiyordum . Ama ilk defa tek olmadığımı hissetmiştim . Çok güzel bir histi ama hissi umursamamaya çalışarak Daniel a döndüm. Böyle bir hisse alışmak istemiyordum . Herkes bir gün giderdi çünkü .
Daniel ın önüme gelmesiyle yerimde iyice dikleştim . Etrafta bazı kişiler toplanmış bizi izliyordu ama umursamadım . Daniel ın gözlerinin içine bakarak " Ben bir mal değilim Daniel . Beni istediğin gibi satamazsın . Üstümden para elde edemezsin . Ben bir insanım ve öyle yaşayacağım . Hayatının hatasını beni para karşılığı alıp satmakla yaptın . " diyip sırıttığımda yüzündeki öfke okunuyordu .
Yeniden vurmak için elini kaldırdığını hissettiğimde eline bile bakmadan gözlerinin içine baktım . Bir süre sonra beklediğim acı gelmeyince kaşlarım çatıldı. Daniel ın gözlerinin şaşkın bir hâl aldığını gördüğümde bakışlarımı eline çevirdim . Daniel ın elini havada tutmuş ve sinirle ona bakan birini gördüğümde adamı incelemeye başladım . Beyaz saçları ve beyaz teniyle bana çok benziyordu . Öktelendiğini belli eden gri gözlerinin tek hedefi Daniel dı . Boy u büyük ihtimalle 1.94 filandı . Çünkü ona bakmak için baya kafamı kaldırmak zorunda kalıyordum .
Adam Daniel ı itip yere düşürdüğünde ona doğru altın kesesi olduğunu belli eden bir kese attı . Sinirli bir sesle " Bu beş çocuğu alıyorum . İçinde 30 altın var . " dediğinde Daniel şok içinde bir keseye bir adama bakıyordu .
Büyük sıçan kendine gelmiş olmalı ki yerden kalkıp keseyi aldı . Üstünü düzeltip gülümseyerek " Tabi ki efendim . Köle mührü ister misiniz ? Verdiğiniz ücret büyük bir miktar kaybolmalarını istemezsiniz . " dediğinde korkuyla adama baktım . Köle mührüne sahip olursak bizi satın alan adam onu iptal edene kadar kölesi olurduk . Hiçbir şeyi onun verdiği ve imzaladığı izin belgesi olmadan yapamazdık . Bu olmamalıydı . Ben hiç kimsenin kölesi olmayacaktım .
Bizi satın aldığını söyleyen adam bana doğru dönüp yürürken Daniel a " İstemez " dedi . Benim yanıma geldiğinde kollarını bana uzattığında kaşlarımı çattım . Kollarını bacaklarımın ve boynumun altında geçirip kucağına aldığında debelenmeye başladım .
Yerimde debelenirken aynı zamanda söyleniyordum . " Bilgin olsun . Senin kölen değilim . İstediğin hiçbir şeyi yapmam . O yüzden beni aldığın yere bıraksan iyi olur . " dediğimde bana baktı . Gözlerinde gördüğüm bıkmışlıkla göz devirdim . Madem 2 dakikada bıkacaksın . O zaman niye alıyorsun be mal .
Adam içine derin bir nefes çektikten sonra sakin tutmaya çalıştığı belli olan bir sesle " Yaralısın farkındaysan . " dedi .
Şaşırmış bir sesle " Gerçekten mi ? Yaralandım mı ? Bende şaka yapıyorsun sanıyordum . Kafamın arkasından akan da kan değildi zaten suydu . " dedim . Gözlerimi pörtletmiş ve şaşırmış yüz ifademi hala koruyordum .
Birkaç saniye ona öyle baktıktan yüzümü düzeltip tek kaşımı kaldırıp " Sence bilmiyor muyum ? " diye sordum .
Bana göz devirip " Kafanı kötü çarptın . Ona rağmen devam ettin . Ayağa kalktın ve kafa tuttun . Ondan korkmadığını belli ettin . Ama yaralısın ve kan kaybettin . Seni şifacıya götürüyorum . O yüzden şimdi sus ve debelenmeyi bırak . Onun yerine enerjini uyanık kalmaya harca . " dedi . Bu açıklamasıyla debelenmeyi kesip sustum . Normalde bu dediğine de bir verirdim ama o dediğinde hatırlamıştım kafamı çarptığımı . Ve maalesef hatırlamamla acım gün yüzüne çıkmıştı . Ayrıca sanki vücuduma bir yük binmiş ve ben bunu saatlerdir taşıyormuş gibi hissetmeye başlamıştım . Bu yüzden kendimi bırakmıştım .
Adam bir süre kabul ettiğimden emin olmak içi yüzümü inceledi . Bu kadar hızlı kabul edeceğimi düşünmemişti muhtemelen . Kabul ettiğimden emin olması için " Tamam susacağım ve debelenmeyeceğim . Ne de olsa burada canı tehlikede olan kişi benim . E benim canımda tatlı olmasa da bu kadar hızlı göçmek istemiyorum . " dedim .
Bir süre daha yüzümü inceledikten sonra benden emin olmuş olacak ki diğer 4 lüye dönüp " Önce şifahaneye uğrayacağız . Sonra da sizi eve götürürüm . Temizlenip kıyafetlerinizi giyersiniz . Birlikte yatağınızı hazırlarız . Yarın da size yeni kıyafetler almaya gideriz . " dediğinde hiç birinden ses çıkmamıştı . 4 ü de sessiz kalmayı tercih etmişti .
Adam onlara bir süre baktıktan sonra sessiz kalacaklarını anlamış olacak ki kucağında benimle birlikte yürümeye başladı . Bir süre boş boş etrafa baktıktan sonra boynumun ağrıdığını fark ettim . İlk başlarda çok umursamasamda ağrı artınca kafamı adamın göğsüne yasladım . Kafamı göğsüne koymamla duran adam kafasını eğip bana baktı . Adamın durmasıyla hemen yanımızda ilerleyen 4 lü de durmuştu . Anlamaz gözlerle bizi bakıyorlardı . Büyük ihtimalle içlerinden adamın neden durduğunu düşünüyorlardı . Adamın suratına baktığımda bana şaşırmış bir şekilde bakıyordu . Sonunda kendini toparlayıp yürümeye başlamasıyla 4 lü de yürümeye başlamıştı .
Ne kadar yorgun olduğumu hissedip uyumak istesemde sıkılmıştım . Ve maalesef sıkılmışlığım yorgunluğumu bastırıyordu . İnsanlara laf atıp sinir etmek istiyordum . Yanımda hatta dibimde olan adam sinir etmek çok cazip geliyordu . Azıcık eğlenmek için " Alışma . " dedim . yürümeyi durdurmadan bana anlamadığını belli ettiği bir bakış atıp yeniden önüne döndü .
Daha açık belirtmek için sırıtarak " Bu tatlış , sakin , dediğini yapan ve en önemlisi konuşmayan hallerime alışma . Yorgun olduğum için sessizim . " dedikten sonra muzip bir sesle " Ama bu mükemmel halime alışabilirsin . Çünkü ben her şartta mükemmelim . " dediğimde göz devirdiğini gördüm .
Ama beni umursamayıp cevap vermemesiyle neşeli bir ses tonuyla " Sence beni ne zaman aldığın yere bırakırsın ? Rekor şu anlık 1,5 gün . Bence sen yeni bir rekor kırıp 2 gün dayanırsın . " dedikten sonra yanımızda yürüyen 4 lüye bakıp sorar bir sesle " Sizce ? Rekoru geçer mi ? En fazla ne kadar dayanır bana ? " dediğimde Astrid kıkırdadı . Sonra ne yaptığını anlayarak sustu ve çekinerek beni taşıyan adama baktı gözünün ucuyla . Adamın ona bakmadığını anlayınca rahatladığını belli eden bir şekilde 1 dakikadır tuttuğu nefesini bıraktı .
Bir süre sonra adam a bakıp gülerek " Biliyor musun beni en son satın alan kadın geri dönmemem için Daniel a ayrıca fazladan 1 kese altın verdi . Hem benim için ödeme yaptı hemde beni aldığı yere bırakıp kurtarın beni diyerek ödeme yaptı . " dediğimde durup bana inanmaz gözlerle baktığında kıkırdadım . Yandaki 4 lüye baktığımda onlarında bana inanmaz gözlerle baktığını görünce güldüm .
Büyük bir gülümsemeyle kıyafetimin içinden keseyi çıkartıp gözlerinin önünde sallayarak " Bende Daniel a vermedim . Ne de olsa adam benden ilk seferde kazandı para . Bu da benim hakkım . " dediğimde adam gülmüştü . Gülünce yanağında çıkan gamzesine gözlerimin takıldığını anladığım gibi yandaki dörtlüye baktım . Astrid ve beni kurtaran kızıl gözlü çocuk gülerken diğer ikisi şaşkınlıkla bakıyorlardı . Bu hallerine bir daha gülüp adama döndüm . Yüzünde keyifli bir ifade vardı .
Adamın artık yürümesi için ayaklarımı sallayarak " Taşı beni köle . Yaralıyım ben . Şuracıkta ölürsem kazıklanmış olursun . " dediğimde bana gülerek yürümeye başladı .
Bir süre sessizce yürüdüler . Ben ise konuşmadan oturmuş kafamı adamın göğsüne yaslamış etrafı izliyordum . Yorgunluktan gözlerim kapanmaya başladığında beni taşıyan adam fark etmiş ya da hissetmiş olacak ki kafasını eğip bana baktı . Hafif endişeli bir sesle " Pişt ! Uyudun mu ? Uyuma sakın . Bak geldik . " demişti . Sonlara doğru kanıtlamak ister gibi konuşmasıyla meraklanmıştım . Ne zaman kapattığımı bilmediğim gözlerimi zar zor açıp etrafa baktım . Biraz ilerimizde şifahaneyi gördüm .
Sesindeki endişe canımı yakmıştı . Beni daha önce umursayan yoktu ve olmasındı . öyle hayat daha güzel ve kolaydı . Ama rahatlaması için " Kız sen beni merak mı ediyorsun ? Korkma sana beni aldığının için pişman edip , hayatını karartana ve seni hayattan bıktırıp kenine lanetler edecek seviyeye gelene kadar hiçbir yere gitmem . Pişma oluşunu görmek istiyorum . " dedim .
Bu halime küçük bir kahkaha atıp adımlarını hızlandırmıştı . Şifahaneye girdiğinde tekrar başımı göğsüne yasladım . Kafamı ayakta tutamıyordum . Gözlerim ise zar zor açık duruyordu . Bu minnoş kalpli beni satın alacak kadar aklını yemekle yemiş olan adam direk hasta odalarından birine girip yatağa yatırdı beni . Sonrada hızlıca odadan çıktı . Yanda duvarın dibinde duran ve bana bakan 4 lüye dönüp " Ben biraz uyuyacağım . Söylersiniz o manyak herife . " dediğimde gözlerim tamamen kapanmıştı . 4 lünün etrafıma geldiğini hissettiğimde kısık bir sesle " Beni satın alıp başına büyük bir bela alacak kadar manyak . " diye mırıldandım .
4 lü benimle konuşmaya çalışsa da cevap veremiyordum veya gözlerimi açamıyordum . Bir süre sonra odanın kapısının açıldığını belli eden bir ses geldi . Yanıma iki tane kişi yaklaştı . Aralarından birinin üstümde büyü gücünü hissederken diğeri elimi tutmuştu . Yavaş yavaş bilincimin kaydığını hissederken kendimi daha fazla ayakta tutmak için zorlamayıp bıraktım .