Gözlerim yavaşça açılırken üstümdeki örtüyü fark ettim . Dün gece sabaha kadar oturup konuşmuştuk . Sonra ise hepimiz olduğumuz yere kıvrılıp uyumuştuk . Ben Brogan'ın dizine yatmıştım . Brogan'ın eli kafamdaydı . Uykuya dalmadan önce son hatırladığım Brogan'ın saçlarımı okşamasıydı . Yüzümde hafif bir gülümseme oluşurken etrafımı inceledim . Axel başını Astrid'in omzuna koymuştu . Astrid ise başını Axel'in başına koymuş bir şekilde uyuyorlardı . Michael yüzüstü bir şekilde yatmış kafasını kolunun üstüne koymuş bire şekilde uyumuştu . Ellery ise akıllılık yapıp koltuğa yatmıştı . Hepimizin üstünde bir örtü vardı . Yerimde yavaşça doğrulup kalktığımda gülümsedim . Üstümdeki örtüyü yavaşça Brogan'ın üstüne örtüp kalktım . Mutfağa gidip ne yapmam gerektiğini düşünüyordum .
Kahvaltı hazırlarken yanıma gelen Astrid ile ona döndüm . Ona dönmemle bana bakarak neşeli bir şekilde " Napıyorsun kız ? " Yardım edeyim mi ? " diye sordu . Onun bu neşeli haline gülerek " Krep ve menemen yapacağım . İstiyorsan sen gel menemen yap . Bende krepleri yapayım . " dediğimde kafasıyla onaylayarak benim yerime geçti .
Onun bu hareketiyle ben de krep yapmaya döndüm . Bir süre sonra arkadan gelen yumurta kırılma sesi ile hızla arkami döndüm . Gördüğüm görüntüyle kahkahamı tutamazken Astrid i izliyordum . Yüzü , boynu ve kıyafetleri hep yumurta olmuştu . Tavanın yanına yaklaşıp içine baktığımda içinde gördüğüm salatalık ile kaşlarımı çattım . Domates sosuna bulanmış salatalığı iki elimle yavaşça tavadan çıkardım . O sırada mutfağın kapısından gelen sesle elimdeki salatalığı oynatmadan arkamı döndüm . Kapıdan bize tuhaf bakışlar atan Brogan ile karşılaştım . Brogan tavaya bakarak " O ne ? Ne yapıyorsunuz ? " diye sordu . Gözleri bir tavaya bir tavanın içinden çıkardığım salatalığa bakarak anlamaya çalışıyordu .
Bu hali o kadar tatlıydı ki elimdeki su 30'da çöpe atıp ellerimi yıkadım . Sonra da kıkırdayarak Brogan a ilerledim . Ama boyum yetişemeyeceği için yanındaki sandalyeye çıkıp yanağını öptüm . Hafif utanmamla geri çekildiğimde Brogan bana yüzünde olan sırıtmayla bakıyordu . Bu haliyle utanmam artsada göstermeyerek sırıtmamı büyüterek sandalyeden yere atladım .
Ama Brogan ayaklarımın yere değmesine izin vermeden koltuk altlarımdan tutup havaya kaldırdı ve benim yaptığım gibi yanağımı öptü . Sonra da yere bıraktı . Şu andaki davranışlarım hiç normal değildi . Ben böyle sevgi kuşu birisi değildim . Brogan beni geri bıraksın diye onu hayattan bıktırmam lazımdı . Ama ben ona bir şans vermiştim . İlk defa birine şans vermiştim ve umarım beni hayal kırıklığına uğratmazdı . Şu zamana kadar hep kalbimi dinlemiştim şimdi yaptığım gibi . Tek fark öncekilerde kalbim bana ' onlarla uğraşıp geri dön ' derken şu an ' ona bir şans ver ' demesiydi .
İçimde bir yerde hala seni ailen satmış , sevmemiş , kızları olarak görmemiş . Başka bir adam mı seni sevecek , kızı olacak görecek diyordu . Hayal görüyorsun bu rüyadan elbet uyanacaksın diyordu . Bir kez daha birine güvenmeyi seçip içimdeki sesi görmezden geliyordum . Ailemden sonra ilk defa güvenmiştim . Ruh yatkınlığımı sevmesemde ve tam anlamıyla kullanamasamda şu ana kadar beni alanların hepsinden kötü bir aura hissetmiştim ama Brogan dan öyle bir aura almıyordum . Ama iyi bir aurada almıyordum . İkisinin karışımıydı . Ne iyi ne kötü . Gerektiği yerde , belli başlı kişilere iyi ; gerektiği yerdr , belli başlı kişilere kötüymüş gibi geliyordu . Zaten ona bu kadar hızlı güvenmemin nedeni kötü bir aura almamamdı .
Beni düşüncelerimden çıkaran Astrid in " Menemen yapıyorum Brogan abi . " demesiydi . Brogan abi tuhaf durmuştu . Ama zamanla alışırdım heralde .
Brogan bu cevapla tek kaşını kaldırıp tavaya baktı . Bu haline gülüp Astrid e hitaben " Astird bence sen menemen yapmıyorsun . Yapmaya çalışıyorsun sadece . Bence salona git ve diğerlerini çağır . Sen onlarla birlikte masayı kurarken ben de krepi ve menemeni yapayım . Çünkü sen menemen yapmıyorsun , menemeni katediyorsun . " dedim
Astrid beni onaylayarak mutfaktan çıkarken Brogan tavanın içindekileri döküp tavayı yıkadı. Bu işleri yaparken bana dönmeden direkt " Sen krepleri yap . Ben bunu yaparım . " dediğinde tek kaşımı kaldırarak " Zehirlenmeyelim . Ben yaparım . Sen bırak boş ver . " dedim . Bu halime göz devirdi . Onun bana göz devirmesine sırıtarak işime döndüm .
Biz Brogan la kahvaltıyı hazırlarken diğerleri gelip giderek masayı hazırlıyordu . Son krepleri yaparken Michael mutfağa girip " Ölmeyiz değil mi kız ? Bak ben daha çok gencim . Yapma etme . " dediğinde sırıtarak ona döndüm . Tatlı tatlı gülümseyerek " Fare zehri koydum içine . Hızlı ve pratik olur dimi Michael ? " diye sorar bir şekilde dediğimde gözlerini pörtletti . " Yo yok . Bence sen uğraşma . Biz kendimizi boğarız . Sen yorulma . " dediğinde kıkırdayarak tavada ki son krepi tabağa koydum ve salona doğru ilerledim . Brogan da Michael bana laf atarken menemenini yapıp salona götürmüştü .
Elimde krep tabağıyla sofraya oturduğumda herkes bana baktı . Bu halleriyle kaşlarımı çatıp " Ne oldu be ? " diye cırladım . Sanki bir şey yapmıştım .
Ellery bana gözlerini kısarak bakıp " Yaşayacak mıyız ? " dedi krepleri göstererek . Bu haline göz devirip tabağıma bir tane krep aldım .
Hepsi benim krep yememi izledikten sonra kendileri de kreplerden almışlardı . İlk cesareti gösterip krepten yiyen Brogan olmuştu . Beğendiğine dair bir mırıltı çıkartıp bir çatal daha aldı krepten . Evet . Krepi önce bıçakla küçük parçalar haline getirmiş sonrada çatalla bir dilimini yemişti . Krepi böyle yemişti . Yanlış görmediğime emindim . Adam kibarlıktan ölecekti . Brogan yedikten sonra sırasıyla Michael, Astrid ve Axel yedi .
Ellery hâla kuşkuyla bakarken tabakta kalan krep sayısına baktım . Son 3 krep kalmıştı . Bu sırada Ellery yavaşça uzanıp bir krep aldı . Bu haline sırıtıp Ellery tam ağzına atacakken sinsi bir sırıtmayla " Krep yaparken 3. krepte yılan zehri koymuştum . " dedim . O sırada çatalındaki parçayı ağzının hemen önünde tutmuş bir şekilde bana bakmıştı Ellery .
Gözleri şokla açılırken ağzına koymadan çatalı tabağına fırlattı . Bu haline kahkaha atarken Ellery sandalyeden kalkıp " Manyak karı . Psikopat . Öldürücek bu bizi . " diye bağırdı . Bu hali beni daha da güldürürken sakince çatalındaki krepi alıp kendim ısırdım . Bu halime sinirli sinirli bakan Ellery i umursamadan omuz silktim .
Kreplerini bitiren Michael ve Astrid yeniden krep tabağına atlarken tabak birden havalandı ve Brogan a doğru ilerledi . Brogan tabağına bir tane daha alırken bir tanesini de Ellery nin tabağına bırakmıştı .
Astrid ve Michael yüzlerini astıklarında " biliyorum benim gibi mükemmel birinin mükemmel kreplerinden 1 tane yediğiniz için üzülüyorsunuz ama üzülmeyin . Ben her sabah size yaparım . " dedim . Astrid bu egoma yüzünü buruştururken Michael kıkırdamıştı .
Ellery de herkesin iştahla krepleri yediğini görünce o da bir ısırık almıştı . Beğenmiş olacak ki gözlerini kapatıp mırıldandı . Bu haline sırıtırken benimle Ellery i de gözlerini açıp benimle göz göze geldi . Sırıttığımı görünce yüzünü buruşturarak " Olmamış bu " dedi .
Astrid hevesle atlayıp " Ben alayım mı o zaman devamını ? " dediğinde Ellery hızla tabağını önüne çekerek " Hayır ben açım . Kötü mötü olmuş ama yiyeceğim doymak için " diyerek hızla yemeye başladı . Onun bu haline sırıtıp önüme döndüm.
En son konuşmamızdan sonra sessiz bir kahvaltı yapmıştık. Brogan oturduğu yerden ayağa kalkarak " Hadi kalkın , hazırlanın . Gidiyoruz . " dediğinde bir an kaldım . Bizi geri mi bırakacaktı ?
İçim anlamsız bir korkuyla dolarken bunu gizlemek amacıyla gülüp " Bizi mi geri mi bırakıyorsun . Daha bir şey yapmadım . Bakışlarımla artık hallediyorum . Ne kadar mükemmelim . " dediğimde Brogan bana doğru adımladı. Bu hamlesiyle gerilsem de belli etmeyerek tek kaşımı kaldırarak ona baktım .
Brogan dibime kadar girip sevimle bir gülümseme ile bahşedince dondum . Bizi bırakmayacak mıydı ? Brogan sanki sorumu duymuş gibi hafif eğilerek bana sarıldı . Kafam göğsünde iken saçımı okşayarak " Sizi bırakmayacağım . Seni bırakmayacağım Melanie . Sen benim kızımsın . Seni resmi bir Black yapmak ve istediğimiz şeyleri almak için gidiyoruz . Dönüşte de ruh yatkınlığı olan arkadaşıma uğrayacağız . Zamanla bu korkunu da atacağız üstünden . " dediğinde gülümsedim . Birbirimize bu kadar hızlı alışmamız normal değildi . Ve bu kaar hızlı bir şekilde alışmamız beni ürkütüyordu istemsiz altında bir neden arıyordum . Bir kere dışında da ona hiç baba dememiştim . Zaten öyle kolay diyebileceğim bir şey değildi . İçimden geldiği zaman isteyerek ve hissederek demeliydim bence . Böyle düşündüğüm için şu anlık Brogan diyordum . Ama o buna rağmen diye bana iyi davranıp , kızım diyebiliyordu . Bize gösterdiği ilgili , düşünceli ve merhametli hali kendisi ise Brogan mükemmel bir insandı .
Gözlerimin dolduğunu hissedince geri çekildim . Gülerek " Brogan cım . Yapma öyle şeyler . Bizdeki de kalp değil mi ama ? Bak gerçekten hık diye yığılırım yere " dediğimde oda gülümsedi .
Kafasıyla merdivenleri gösterip " Hadi giyin , çıkalım " dediğinde merdivenlere yöneldik .
Astrid ile odamıza girip dün gece rahat etmek amacıyla çıkardığımız takımları giyinip aşağı indiğimizde herkes bizi bekliyordu . Hepsinde göz gezdirdiğimde üstümüze soluk bir şekilde duran takımlarla gülümsedim . Hiçbirinin neon parlak olmamasını ve bu yüzden dikkat çekmeyeceği için sevinmiştim . Brogan a baktığımı dün giydiği takımın bir benzerini vardı üstünde ve Brogan a çok yakışmıştı .
Müzip bir ifadeyle Brogan a bakıp " Bu yakışıklı beyefendi bana eşlik edebilir mi acaba ? " diye sordum . Bu haline gülümseyerek " Tabi ki . Bu hoş hanımefendiye eşlik etmek benim için bir onurdur . " diyip elini uzattı . Ben elini tuttuğumda evden dışarı çıktık . Bizim arkamızdan diğerleride çıktı .
Evden biraz uzaklaştıktan sonra beni bırakıp hepimize dönerek " Pazara neyle gitmek istersiniz ? " dediğinde kaşlarımı çattım . Ben tam bir şey diyecekken " Her şey serbest . Hayal gücünüzü kullanın . " dedi .
Bu dediğiyle tek kaşımı kaldırarak düşündüm . Aklıma gelen ilk şey ile " Halı " dedim . Sonra heyecanlı bir şekilde " Hep bir uçan halım olsun istemiştim . " dediğimde Brogan beni onaylayarak " Ben de seninle gelirim o zaman " dedi .
Gözlerimin içine bakmasıyla gözlerinin parladığına şahit oldum . Aynı parlamayı önümde de hissedince hızla Brogan dan gözlerimi çekip önüme döndüm . Gözümün önünde oluşan soğuk mavi ışıkla birlikte havada sallanan bir halıyla karşı karşıya kaldım . Gözlerim irileşti . İdrak ettiğim şeyle yerimde sıçramaya başladım . Gücünü kullanmıştı . Yüzümde oluşan hayranlık ile ona dönüp " Ay ışığı ile mi yaptın ? Sen mükemmelsin . İnanamıyorum . Beklemiyordum . Seni savaşta görmek isterim mutlaka . Her geçen saniye sana olan hayranlığım artıyor . " dediğimde kocaman gülümsedi ve göz kırptı bana .
Yerimde duramayıp heyecanla halının yanına gittiğimde halı yavaşça alçaldı . Bu davranışına kıkırdayıp halının üstüne çıktım ve oturdum . Diğerlerini de beklemeye başladım .
Astrid gülümseyerek ve heyecanla yerinde zıplayarak " Ejderha . Ejderha istiyorum . " dedi bu haline güldüm . Brogan ellerini uzattığında ellerinden çıkan soluk mavi ışıklara döndüm . Soluk mavi ışıklar yavaş yavaş bir şekil almaya başlayarak kanatlı kocaman bir ejderhaya dönüştü .
Bununla birlikte ağzım açık kalırken Axel ortaya atlayıp hevesle " Su yılanı . " dedi .
Brogan ona dönüp " Melanie den yaratıcı olduğunuz kesin . " dediğinde kaşlarım havalandı . Bana laf mı atmıştı o ?
Halımda dikkatle ayağa kalkıp " Ben gayet yaratıcıyım bir kere . Mesela bir gece koynuna yılan koyarsam şaşırma . Güzel travma geçirtirim insana . " dediğimde yalancı bir korkuyla göğsünü çıplakmış gibi kollarını sarıp kapatmaya çalıştı.
Bu haline kahkaha atarken Ellery hevesle ortaya atlayıp " Salatalık " dedi . Bu dediğiyle sesler kesilirken ona döndüm . Salatalık mı dedi o ? Ne yapacak acaba salatalıkla .
Şaşkın bir şekilde anlamayan Astrid " Mutfakta vardı . Niye sordun ? " dediğinde Ellery kahkaha atmaya başladı . Biz ona deli görmüş gibi anlamaz ve çekingen bakışlar atıyorduk.
Ellery zar zor gülmesin durdurup " Ben hep bir salatalığın üstünde uçmak istemişimdir . " dediğinde ağzım açık kaldı . O salatalık derken ondan bahsetmişti .
Gözümün önüne salatalık üstünde uçan bir Ellery geldiğinde kıkırdadım. Alayla Brogan a dönüp " Benden kötüleri varmış dimi . Sen bana kurban ol . " dedim .
Bu halime herkes sırıtırken Brogan yanıma gelip saçımı öptü ve " Haklısın valla . Bazıları daha vizyonsuzmuş . " dedikten sonra şefkatli bir gülümsemeyle " Ayrıca olurum . Sana kurban olurum Melanie " dediğinde gözlerim doldu . Bu adam beni çok duygusallaştırmaya başlamıştı . Merhameti bana daha önce hiç hissetmediğim daha önce hiç karşılaşmadığım merhamet duygusunu hissettirmesi beni çok duygulandırıyordu istemsiz . Ne gerek vardı ki şimdi gelip durup dururken sana kurban olurum demezsine . Ayrıca ben bunda duygulanacak bir şey mantıken görmüyordum ama yinede duygulanıyordum . BEN NİYE DUYGULANIYORUM ?
Biraz daha ileri giderse ağlayacağımı bildiğimden geri çekilmesini sağlayıp dolu gözlerimi gülerek saklarken " Özüne dön Brogan o sert yıkılmaz haline . Yoksa ben ağlayacağım ve ağlarsam susman ve sizinle uğraşırım . Ve bence bunuda siz istemezsiniz " dediğimde oda geri çekilerek " Senden gelen her şeye razıyım kızım " dedi . Bu dediğiyle gözlerim büyürken aynanda gözümden bir damla yaş akmıştı . Sinirle Brogan a dönüp " Ben dedim ama . Beni ağlatıcaksın dedim ama " diye bağırdım .
Brogan teslim olurmuş gibi ellerini havaya kaldırarak gülümsedi. Michael ve Ellery iye dönerek uçan salatalık yapmaya başladı . Vizyonsuz Ellery . Bu düşüncemi içinde tutmayarak " Ax ve Ast bizim vizyonumuzu yükseltirken sen yere çaktın El " dedim .
Kısaltma yaptığın isimleri ile anlamadıkları için bana tuhaf bakışlar atıyorlardı . Michael ın bu merakı daha da ağır basmış olacak ki ilk sözü alarak " Kim ? Ne demek istedin Ast ve Ax derken . Ve tabi El derken ? " dedi . Bu anlamamış hallerine sırıttım bence yani çok yakışmıştı yeni lakapları .
Gülerek yerime iyice yerleşip " Şöyle ki size artık lakap buldum . Sen Mic sin Michael. Astrid Ast , Axel Ax ve son olarak Ellery ise El . " dediğimde Astrid " O zaman sen de artık Mel sin " dedi . Bu dediğiyle sırıtmamı büyüttüm . Benim lakabımda güzel olmuştu . Fark ettiğim şeyle yüzümdeki sırıtma soldu . Ben bu ara daha doğrusu onlar hayatına girdiğinden beri gerçekten içten bir şekilde gülüyordum. Ben onlarla yaşıyordum . Cidden hayattan zevk alarak yaşıyordum .
Mic beni düşüncelerimden çıkararak Brogan a " Ben yastık istiyorum . Bence yastıklı gitmek daha iyi . Hem konforlu olur . " dediğinde ağzım açık kaldı ben bunu nasıl akıl edememiştim .
Üzgün bir tavırla öfleyip " Ben nasıl düşünemedim bunu . Yatak diyecektim ve yatarak gidecektim . Hem rahat olurdu . " dediğimde Mic bana bakıp " Mel sen bu işte o kadar yaratıcı değilsin . Kıskan ağla kudur Mel " dedi bu hareketiyle gözlerim irileştirerek dudağımı düzdüm . Küskünce kollarını bağlayarak önüme döndüm . Bu sırada Brogan da Mic in yastığını yapıyordu diğerleri ise bana gülüyordu .
Brogan yastığı yaptıktan sonra Mic büyük bir hevesle binip oturmuştu yastığa . Brogan ise herkese teker teker baktıktan sonra düşmememiz için hepimize özel bir kordon yapmıştı . Brogan hepimizin güvenliğinden emin olduktan sonra bana doğru ilerledi ve yanıma oturdu . Beni kendine çekip sarıldı . Ellerini karnımın üstünden hafifçe hareket ettirdiğinde altımızdaki halı yavaşça uçmaya başlamıştı . Rüzgâr tenimi okşarken saçlarımı geriye savuruyordu . Bunu hissetmem ile yüzümdeki gülümseme arttı ve hevesle Brogan a dönüp " Daha hızlı Brogan . Daha eğlenceli olur . " dedim . Diğerleri de bana katıldığında Brogan bizim küçük uçan araçlarımızı daha da hızlandırmıştı .
Ağaçların arasından hızla geçerken insan seslerinin gelmesiyle Brogan bizi yavaşlattı ve insanların içine girmeden önce bizi durdurup yanımdan indi. Elini bana uzatırken " Hadi sizde inin insanların arasında uçmayalım" dediğinde hepimiz onayladık. Axel su yılanından hızla aşağı atlayıp aynı Brogan'ın bana yaptığı gibi Ast a elini uzattı. Onların bu haline gülümsedim. İkizim veya bir abimin olmasını isterdim yani daha doğrusu Axel ve Astrid arasında bağının olduğu bir ikiz veya abi isterdim. Beni mal olarak görmeyecek bir abi. Aslında üç abimde izin vermemek için direnmişti ama babamın karşısında uzun süre duramayıp pes etmişlerdi .
Astrid ve Axel in bağından ne ara öz aileme geldiğini bilmediğim düşüncelerimden beni Bragon ın " Bu mükemmel Black e acaba eşlik edebilir miyim?" demesiyle çıkmıştım. Bu haline kıkırdayıp nazik bir şekilde elini tutup indim halıdan.
İndiğim gibi Brogan ın koluna girip diğerlerine baktım . Ast ve Ax bize gelirken El aynı Brogan ve Ax gibi inmiş elini Mic e uzatıyordu. Bu hallerine gözlerimi bölertip yanlarına seri ve sessiz adımlarla ilerledim. Brogan ise yanımdaki yerini almadan önce halı, su yılanı, ejderha ve salatalığı yok etmişti . Ast ve Ax ise aynı benim gibi sessiz ve seri adımlarla geliyorlardı. Yanlarına yaklaştığımızda El in , Mic e dediği cümle ile kıkırdadım . Sonrada duymamaları için hızla ellerimi ağzıma kapattı. Yanımdaki Bragon a bakmamla sırıttığını gördüm. Bu adamda habire sırıtıyordu. Diğer tarafıma döndüğümde Ax ve Ast ın birbirlerinin ağzını kapattığını gördüm. Çok sevimliydiler .
El , Mic e " Bu güzel hanımefendiye inmesine yardım edeyim mi?" diye sormuştu.
Bu sorunun üstüne Mic hızla yerine atlayıp " Ayağımın altına almayayım seni El . O zaman görürsün hanımefendiyi " dedi.
Ben işlerin kızışacağını düşünürken Mic , El i kolunun altına alıp saçlarını karıştırmaya başladı. Mic in bu hareketinin üstüne El atik bir hareketle kolunun altından çıkıp " Bebek mi seviyorsun oğlum ?" diye söylendi.
Bu hallerine daha fazla dayanamayıp yüksek sesle kıkırdadım ve imali bir sesle " Hadi öpüşün, barışın" dedim. Bu dediğimle Ast Ax e sarılıp kıkırdadı. Onların aralarındaki bağa yeniden özenmeden ikiliye döndüm. İkili dediğimi düşünmüş ve hayal etmiş olacak ki aynanda yüzlerini buruşturup birbirlerinden uzaklaştılar.
Bu hallerine biz gülerken Brogan " Hadi artık gidelim" diyip ilerlemeye başladı. İnsanların yerine geldiğimizde Brogan ın yüzünde gördüğüm sert ifade ile yutkundum ve yanımdaki El e eğilip " Adam birden yıkılmaz bir duvara döndü. Sadece bize o kadar tatlı ve yumuşak davranıyor galiba." dediğimde El Brogan ın yüzüne bakıp yutkundu ve kafasıyla onaylayarak " Ben bu adamı karşıma almak istemezdim . Karşısındakini harcar bu . Tokat manyağı yapar " dediğinde kıkırdadım.
Pazara girdiğimizde birbirimizden çok ayrılmadan tezgahlara bakmaya başladık. Gördüğümüz beğendimiz kıyafetleri alıyorduk. Bize aldığı takımları eğitimlerde kullanacaktık. Onun dışında kıyafetler alıyorduk. Benim aldıklarımın çoğu siyah ve kahverengi tonuydu . Diğerlerine baktığımda ise onların da kendilerine benzer şeyler aldığını görmüştüm.
Brogan ın yanımıza gelmesiyle ona döndüm. "Gelin size kitaplarınızı alalım." demesiyle sessizce ona doğru ilerledim.
Onun arkasında ilerlerken yanda gördüğüm kişiyle ona döndüm. Yaşlı bir bey amca zor yürüyordu. Etraftaki insanlar ise ona aşağılarcasına bakıp yüz buruşturuyorlardı. Yardım etmemelerine kaşlarımı çatıp yanına gittim. Kolunu tutarak " Bey amca nereye gitmek istiyorsun? Yardım deyim." dediğimde biraz ilerdeki evi göstererek " Oraya gidecem güzel kızım" dediğinde ona yürümesinde yardım ederek eve götürdüm.
Evin yanına bıraktığımda " Varisimi buldum" demesiyle kaşlarımı çattım. Ney ? Neyini bulmuştu ? Varisini mi ?
Anlamayarak " Bey amca bana mı dedin? Ne varisi? Kim varis? Sen kimsin ? " dediğimde sadece gülümsedi. Bu hali beni ürpertirken bir adım geri çekildim.
Bey amca geri çekilmeme izin vermeyip kollarımı tutarak gayet rahat bir şekilde ayağa kalkıp " İyiliğin ve saf, merhametli kalbin için seni seçtim. Bundan sonra kitabı sen koruyacaksın. Sorularının cevapları kitabın içinde . Kitabı çözüp çözmemek de sana kalmış . " dedikten sonra bir bileklik çıkardı.
Ben geri çekilmeye çalışırken geri çekilmeme izin vermeyerek bilekliği koluma takarken bir yandan da " Bu bileklik bu kitabı korumak için. Bu kitabı sadece sen bilekliğe koyup çıkarabileceksin. Bu kitabın içindeki bilgiler çok önemli. Hiçbir kötü insanın eline geçmemeli " dediğinde olanları anlamıyordum. Neyden bahsediyordu bu amca bey ?
En sonunda kendimi tüm gücümle geri atarken kolumu amca beyden kurtardın . Kolumu amca beyden kurtardığım gibi bey amcanın birden kaybolması aynanda oldu . Bu kaybolmasıyla olduğum yerde kalakaldım. Etrafıma baktığıma bey amcanın kaybolmasıyla amca bey ile alay eden ve iğrenen bakışları olan kişilerin de kaybolduğunu gördüm. Bileğimdeki bileklikle ne yapacağımı bilmiyordum. Bilekliğe bir bakış attığımda ucunda süs gibi duran kitap şekliyle kaşlarımı çattım . Ne demişti amca bey . Bilekliğe kitabı koyup çıkartabilecek tek kişi benim . O zaman bu süs kitap bana bahsettiği kitaptı .
Birden omzuma dokunan el ile olduğum yerde sıçrarken hızla arkamı döndüm. Bragon endişeli bir şekilde " İyi misin Mel ? Bir döndük arkamızda yoksun. Endişelendik senin için . Burada ne yapıyorsun ? " dediğinde gülümsedim. Birilerinin benim için endişelenmesi çok güzel bir hismiş. Sevildiğini hissettiriyordu.
Sorusunu havada bırakamamak için tebessüm ederek " Eve gidince anlatırım. Siz ne aldınız? Aldınız mı alacaklarınızı?" diye sorduğumda kafasını sağa sola sallayarak " Yok seni fark ettik. Gel alalım sonra da benim arkadaşıma uğrayıp gidelim eve . Sende anlatırsın ne olduğunu . " dediğinde kafamı sallayarak onayladım .
Brogan ile kitaplara bakarken genelde Brogan eski kitapları seçiyordu . Bunun nedenini merak ederek " Neden eski kitapları seçiyorsun ? Yeni kitaplar daha fazla bilgi demek değil mi ? " diye sordum .
Brogan elindeki kitabın içini incelerken gülümseyip bana bakmadan " Hayır . Aslında tam tersi Melanie . Eski yatkınlık kullanıcıları yatkınlıkların bütün kullanım tarzlarını biliyorlar . Ve zamanla bunları kullanmayan kullanıcılar unutarak bazı güçlerin de unutulmasına sebep oluyor . O yüzden eski kullanıcaların yazdığı kitaplar daha fazla bilgi içerir her zaman. " dedi .
Bu dediğiyle bende elimdeki yeni kitabın yanına eski bir kitap açtım. İkisi arasındaki farkı incelerken eski çağda yazılan kitabın çoğu kelimesini anlamadığımı fark ettim . Brogan a dönüp " Ben bunları okuyamıyorum . " dediğimde gülerek " O yüzden eski çağ diliyle ilgili de bir kitap aldım . Merak etme . " dedi .
Brogan bir süre bir sürü kitap seçerek öderken ben gözüme çarpan pazar tezgahına yöneldim .