Brogan bir süre bir sürü kitap seçerek öderken ben gözüme çarpan silahlara baktım . Çok güzellerdi . Ben silahları incelerken diğerleri de yanıma gelmiş inceliyordu . Biz silahları incelerken Brogan yanımıza gelip " Hadi hepiniz seçin istediğiniz . Alayım size . " dediğinde gözlerimin parladığına emindim .
Elim otokmatikman bir hançere giderken yanındaki kılıçta da gözüm kaldı . İkisi arasında kararsıca bakarken ne yapacağımı bilemedim .
Hançerin altın bakır tonu bir kabzası vardı . Keskin kılıç gibi olan kısmı cam gibi şeffaftı . Sanki beni çağırıyordu . Kılıfında ise başında ve sonunda aynı şekilde altın bakır tonu işlemeleri vardı . Kılıfın ortası ise keskin olan hançerinki gibi şeffaftı .
Kılıç ise simsiyahtı . Kabzasında kuru kafa vardı . Kılıcı elime aldığımda ortasındaki yer mor renkte parladı . Sonra ortasındaki yer sönerek kuru kafanın gözleri ve ağzı aynı şekilde mor renkte parladı . Kuru kafanında aynı şekilde ağzındaki mor parlama sönerken kuru kafanın ağzından çıkan mor bir duman kılıcın etrafını sardı . Kılıcın kılıfı ise simsiyahtı . Mor renkli işlemeler bir damar gibi çevrelemişti .
Kılıçta hissettiğim güç ile gülümseyip elimde tuttum . Satıcı adama döndüğümde gözleri parlayarak bana bakıp " O 9. Kademe bir kılıç . Deniz kızı kuyruğunun pullarından yapıldı . Kuru kafa kısmı bir ölüm perisinin kafatası . Kuru kafadan çıkan o öz bir vampirin özü . Kılıç şeytani ruhun ateşinde dövülerek yapıldı . Yakıcı ve zehirli. En ufak bir kesikte bile karşıdakini öldürebilir. Yavaş yavaş yayılır zehir. Vücuttaki siyah damarlarla anlaşılır ne kadar ilerlediği. Karşıdaki kişinin ölmesini istemiyorsanız ise ölüm perisi kafatasından çıkan vampir özünü yaraya uygulamalısınız. Ölüm perisi kafatasını sayesinde karşınızdakini sarsabilir. Odak noktasını kaybetmesini sağlar. Diğer silahlar da dahil seviyesini yükseltmek isterseniz özel iksirler almanız gerekir . " dediğinde onayladım.
Mic e baktığımda elinde gördüğüm ok ve yaylar ile gülümsedim . Yayda tutma yeri dışında her yerde dişler vardı . Ve uçlarının kesici olduğu buradan bile anlaşılıyordu. Oklar ise gayet düzdü . Ok ve yaylar bembeyazdı . Aynı şekilde kılıfı da bembeyazdı .
Satıcı adam Mic e dönüp " Bu ok ve yaylar 8. Kademe . Renksiz olmasının nedeni daha bir sahibinin olmaması . Sahibi ölmediği sürece kanını emdiği kişinin sözünde olur . Yatkınlığınıza göre renk alır . Mesela yatkınlığınız ateş ise kırmızı su ise mavi gibi . Okları kullansanda kanını akıttığın için istediğin zaman sana geri döner . Aynı şekilde yay içinde geçerli . Yay elinden fırlasa bile istediğin zaman sana geri döner çünkü bir salem cadısının ruhunun ateşinde dövüldü . " dedi . Dedikleriyle Mic büyülenmiş gibi bakıyordu . Aynı benim gibi .
Satıcı adam Ax a döndüğünde bende ona döndüm . Elinde bir kılıç tutuyordu . Kılıcın kabzasında mavi işlemeler vardı . Kabzanın ucunda ise küçük mavi bir taş vardı . Kılıfı ise su yeşilimsi bir tondu . Altın renkli işlemeler vardı başında ve sonunda .
Satıcı Ax ın eline bakarak " 7. Kademe bir kılıç . Ucundaki taş ise başsız atlının gözü . Yani kılıca yatkınlıkla yapılan saldırıların hiç biri işe yaramaz . " dedi .
Satıcının konuşmasından sonra direk kafamı Ax ın yanındaki Ast a çevirdim . Kabzası kahverengiydi. Altın işlemeleri vardı ve kabza kısmında 3 tane kırmızı taş vardı . Aynı şekilde kabzanın ucunda da 1 tane kırmızı bir taş vardı . Kılıfı kahverengiydi üstünde altından ilemeleri vardı .
Satıcı Ast in elinde kılıca bakıp " 7. Kademe bir kılıç . O taşlar bir irade tutucunun iç gözü . Karşındakinin iradesini elinden alabilirsin bu kılıçla . Ama kılıç elimde olmalı . " dedi .
( Kabzayı anlattığım gibi hayal edin )
Satıcı El in elindeki silah kabzasını aldığında hepimiz satıcıya baktık . Ben satıcı konuşurken aynanda elindeki kabzayı inceliyordum . Kahverengi bir kabzaydı . Kabzanın ucu sivri kemiklerle süslenmişti .
Satıcı " 8. Kademe. Kabza krampus boynuzundan yapıldı . Kabzanın ucundaki kemikler ise alan bekçisinin kaburga kemikleri . Sadece bir kabza değil . Bu kabzayla yatkınlığını somutlaştırarak silah yapabilirsin . " dediğinde ağzım açık kaldı . Baya iyiydi bu silahta .
Satıcı gülümseyerek " Başka bir şey var mı ? " dediğinde Brogan demin benim baktığım hançere uzandı ve adama baktı.
Asam gülümseyip " 10. kademe. Ruh hançeri kendisi. Efsanelerde geçiyor. Söylenene göre bununla öldürülen kişilerin ruhlarını hapsediyormuş. Ama daha önce alanlardan bunu kullanabilen olmadı. " dediğinde Brogan kafasını sallayarak onayladı.
Bizim aldığımız silahları gösterip " Hepsi ne kadar? " diye sordu.
Satıcı bize bir göz gezdirdikren sonra Brogan'a dönüp " Ben normalde krallıklara satarım. Bu yüzden pahalıdır. 10. Kademe hançer 207 altın. 9. Kademe kılıç 193 altın. 8. Kademe kabza 187 altın. 8. Kademe ok ve yay 149 altın. 7. Kademe kılıçlardan biri 126 altın diğer 7. Kademe kılıç ise 119 altın. " dediğinde gözlerim büyüdü.
Ast tuhaf bir sesle " Beni matematik. Benim matematik bazen yetmiyor. " dediğinde kıkırdadım. Ses tonu komikti.
Mic yutkunarak " 981 altın. " dediğinde kendimi geriye doğru bıraktım. Bu hareketimle hızla Brogan beni tutup yüzüğünden 1 elmas çıkararak adama verdi. Sonra beni kaldırıp silahlarımızı yüzüğüne koydu.
Brogan gözlerini benden çekip " Hadi gidelim . " dedi . Biz onu kafamızla onaylarken onu takip etmeye başladık.
Bir süre yürüdükten sonra büyük 3 katlı gayet güzel ve gösterişsiz bir binanın önünde durduk . Kahverengiydi . Bazı yerlerinde altın işlemeler vardı . Binanın girişinde Beyaz Diş Loncası yazıyordu . Loncanın ne demek olduğunu bilmediğim için Brogan a bakıp " Lonca ne demek ? " diye sordum.
Bu diğerlerinin merak ettiği bir konu olacak ki bize dikkat kesilmişlerdi. Brogan da bize dönüp " Lonca genelde Savaşçı Akademisi nde eğitim olmayan ama yinede kendini geliştirip yaratıkları ve verilen görevleri yaparak para kazanan ve haftalık olarak krallığa belirlenen miktarı öderler . Tabi bazı Savaşçı Akademisi nden mezunlarda emir alıp krallığa bağlı olmamak için kendi loncalarını açıyır ya da bir loncaya katılıyor . Arkadaşımda lonca açanlardan . " dedi . Bu dedikleriyle kaşlarım çatıldı . Biraz düşününce hoşuma gitmişti . Ben şahsen loncada olmak isterdim .
Brogan lonca binasına dönüp tebessüm etti . " Zamanında bende katılmıştım bu loncaya . Hatta benim için Beyaz Diş ismi verildi. " dedikten sonra kıkırdadı . " Beyaz olmamla çok dalga geçerlerdi. " dedi . Bu haline gülümsedim . Özlemiş olmalıydı eskileri .
Ast kısık bir sesle " Peki loncadaysan nasıl kralın savaşçısı oldun ? " diye sordu . Büyük ihtimalle Brogan ın kralın savaşçısı olduğunun duyulmasını istememiştim .
Brogan bize dönmeden " Kraliyet ailesinin savaşçıları düellolarla seçiliyor . İstediğin bir kraliyet ailesi üyesi sınır yaşını doldurunca savaşçılar için bir düello düzenleniyor . Savaşçılar düelloya katılıp savaşırlar . En iyisi de seçilir . Seçilen kişi istediği kişiler arasından kendine bir ekip oluşturur sonra . Ben Owen yaşını doldurduğunda katıldım . Tabi o zaman kralın 4 çocuğundan biri olduğu için varisti . Ve varis olması çok fazla savaşçının katılmasına sebep oldu turnuvaya . Tam tamına 97 kişiydik . Sırayla birbirimizle düello edip karşımdakini eledim . Ve seçilip kendime emrim altında çalışacak 16 kişi seçtim katılan savaşçılardan. Zaten size bundan da bahsedeceğim eğitiminizde . " dedi ve loncanın girişine doğru ilerledi . Biz de aynı babasını takip eden yavru ördekler gibi arkasından gittik .
Loncanın kapısından girdiğimde içerde konuşan adamlar susmuş ve bize dönmüştü . İçlerinden en yapılı görünen " Kimsiniz ? Niye geldiniz ? " diye sordu . Kimsinizi defolun gidin gibi söylemişti . Niye geldinizi de bizi uğraştırmadan gidin gibi . Bu kadar kaba olmasına gerek yoktu bence . Sonra yapılı adam Brogan dan gözlerini çekip bize bakarak " Bebek bakıcılığı yapmıyoruz . " dediğinde güldüm .
Gülmemle herkes bana dönerken Brogan ın önüne geçerek alaylı bir şekilde " Öyle mi ? Buradan öyle gözükmüyor . Bir irade tutucunun kabalığını almış bedeni büyümüş ama aklı 3 yaşında kalmış koca bir bebeğe bakıyorlarmış gibi daha çok " diyip imali bir şekilde göz kırptım . Brogan a yandan bir şekilde baktığımda dudağının sol tarafının yukarı kalktığını gördüm . Çok hoş gözüküyordu .
Arkadan Ax ın " O nasıl cümle ya ? Ben yarıdan sonra dinlemeyi bıraktım . Çok karışıktı . Nasıl aklına geldi ? " dediğini duydum .
Bu hallerine sırıtıp bir tek onların duyacağı şekilde " İşte buna zeka denir Ax " dedim .
El sırıtarak " Yürüyen ego . " diye mırıldandı . Ondan hemen sonra da Ax " Aklına gelen ilk kelimeyi söyleyerek oluşturuyor gibisin Mel . " dedi .
Ax ın dediğine sadece sırıtıp El e " Gerçekleri söylemek ne zamandan beri ego oluyor El " dedim .
El tam cevap vereceği sırada kaba adam bana doğru bir adım atarak " Birileri kaşınıyor galiba " dedi . Onun bana doğru bir adım atmasıyla Brogan da bir adım öne adım atıp yanıma geldi . Tek kaşını kaldırmış bir bir şekilde adama bakarken oldukça korkutucu gözüküyordu . Kaba adam Brogan ın bu hamlesiyle alayla sırıtıp bana bakarak " Ne oldu ? Yoksa kendini koruyamıyor musun ? Ne acı . Tıpkı bir bebek gibi korunmaya mı ihtiyacın var ? " dediğinde sinirle adama doğru bir adım attım . Benimle birlikte Brogan da bir adım atarak adama ilerledi . Ben tam adama tekme atacağım zaman kapıdan gelen kapıya vurulma sesiyle geri çekilip kapıya döndük .
Kapıya döndüğümüzde 30 yaşlarında kel bir adam duruyordu . Boyu neredeyse Brogan ın ki kadar vardı . Kapıda durmayı bırakıp içeri doğru girdi . Gözlerini Brogan dan ayırmadan " Brogan Black . Buraya gelmeyeli uzun zaman olmuştu . Yolu unutup unutmadığını merak ediyordum . " dedi .
Adamın bunu demesiyle demin üstüme yürüyen kaba adamın arkadaşlarından biri " Kralın savaşçısı olan Black mi ? " diye sordu yanındakine . Sessizce söylemeye çalışmış olacak ki girişte onun sesi yankılanıp herkes ona dönünce irkildi .
Kapıdaki keltoş gülerek " Başka bir Black yok Sean . Bizzat kendisi . " diyerek deminki adama cevap verdi .
Bu dediğiyle gülümseyip " Aslında var . Ben Melanie Black . Brogan Black in kızı . " dedim . Böyle diyincede çok havalı oldu . Sanki padişahın sol taşşağıyım . Neyse bir nevi öyle de diyebilirdik sonuçta .
Bunu dememle üstüme yürüyen adam kıpkırmızı kesilmişti . Bu benim alayla gülmemi sağlarken Brogan ın mimik oynamadan hala üstüme yürüyene bakıyordu . Dişlerinin arasından tıslar bir sesle gözlerini kaba adamdan ayırmadan " Loncana böyle adamları mı alıyorsun Geralt ? " diye sordu . Bu ses tonunun ürperticiliği ile yutkundum . Brogan cidden biz dışında başkalarının yanında çok korkutucu oluyordu .
Keltoş Geralt olacak ki Brogan a cevap olarak " Öyleymiş . Ben de yeni öğrendim . " dedi ve kaba adama dönüp " Git ve eşyalarını topla Adam . Beyaz Diş loncasında daha fazla işin yok . " dedi . Kaba adam yani Adam yukarı odası olduğunu düşündüğüm yere ilerlerken Brogan gözlerini çekmemişti .
Geralt olan keltoş yanımıza gelip Brogan ın omzuna dokunarak " Hadi odama geçelim . Sende bana niye kızın olduğunu söylemediğini anlat . " diyerek salonun solundaki odaya girdi .
Ben Brogan ın yanında ilerlerken diğerleri ise sessizce arkamızdan geliyorlardı . Büyük ve ferah bir odaya girdiğimizde etrafı inceledim . Bir taraf full camdı . Odanın ortasında bir tane çalışma masası vardı . Cam çalışma masasının arkasında kalıyordu . Masanın iki yanında dosya dolapları vardı . Masanın iki yanında dosya dolapları vardı . Masanın önünde ise 2 tane tek kişilik koltuk ve 1 tane üç kişilik büyük bir koltuk vardı . Şu an yapabileceğim her bir hamle Brogan ı zor durumda bırakma şansı vardı . Böyle bir şey olmasa kesinlikle koltuğa oturmuştum bile .
Keltoş Geralt kendisi koltuğa oturduktan sonra ayakta olan bize bakarak " Otursanıza . " dedi . Bu dediğiyle Brogan tekli koltuğa yöneldi . Brogan tekli koltuğa oturunca bende hemen yanındaki diğer tekli koltuğa oturdum . Kalan 4 lü büyükler gibi iri yarı olmadığı için 3 kişilik koltuğa 4 kişi sığmışlardı .
Biz keltoş Geralt a , keltoş Geralt bize bakarken oda sessizliğe gömülmüştü . Bu sessizliği Brogan ve keltoş Geralt yerlerinden kalkıp birbirlerine sarılıp gülümsemeleri bozmuştu . Sarıldıktan sonra yeniden yerlerine oturdular . Keltoş Geralt yerine oturduktan sonra bana gülümseyerek bakıp " Annesi kim ? " demesiyle Brogan ile birbirimize baktık . Ben benim üzüleceğimi düşünmesin diye güven veren bir şekilde gülümsedim .
Buna rağmen Brogan gülümseyerek Geralt a dönerek " Yok . Sadece birbirimiz varız . " dediğinde Geralt tek kaşını kaldırarak " Sen hovarda bir adam mıydın lan ? " dedi .
Bu dediğine kahkaha atıp gülerek " Hayır . Öyle biri değil . Bizi köle pazarından aldı . Arkadaşlarım kendi soyadlarını isterken ben istemedim . Brogan da kendi soy adını verdi keltoş . " dediğimde keltoş Geralt aydınlanmış olmalı ki kafasını salladı .
Sonra ne dediğimi anlamış olacak ki " LANN . Keltoş ne demek kız . Ben bir kere çok yakışıklıyım . " dedi ilk başta bağırarak sonra sakince .
Sırıtarak " Zaten kelsin dedim . Yakışıklılıkla ilgili bir şey demedim . " dediğimde keltoş Geralt somurttu .
Brogan da daha fazla uzatmadan " Yatkınlıklarına ve seviyelerini öğrenmek için sana geldik . " dediğinde keltoş Geralt başını sallayarak onayladı . Hepimiz de göz gezdirerken bakışları El de durdu . El den gözlerini ayırmadan " Yatkınlığı güneş ışığı , 9. seviye . " dedi .
Sonra gözleri Ast ta durdu . " Ateş , 8. Seviye " diyerek yanında oturan Ax a baktı . " Su , 7. Seviye " dedi .
Mic e döndüğünde kaşlarını kaldırdı . Şaşkın gözüküyordu . Sonra kendini toparlayarak " Vay be . Karanlık , 10. Seviye . Çok ilginç . İlerde eminim çok güçlü ve yetenekli olacak . " dedi gülümseyerek . Bu dediğiyle Mic gülümseyerek kafasıyla onayladı .
Keltoş Geralt bana döndüğünde gerildiğimi hissettim . Gerginlikle derin bir nefes alıp kafamı yere eğdiğimde omzumda bir el hissettim . Elin sahibine döndüğümde Brogan ın güven veren bakışlarıyla karşılaştım . Ama yinede gerginlikle düzgün bir yere odaklanamıyordum . Resmen odayı tekrardan inceliyordum . Geralt ın sesini duymamla yenilmişlikle gözlerimi kapattım . " Yeğenim bir melez . Ruh ve rüzgar . 5. Seviye . " dediğinde durdum .
Olayı idrak ettiğimde hızla gözümü açarak Geralt a baktım . Emin olmak için " Rüzgar ? Rüzgar var mı ? " dediğimde gülümseyerek başını salladı . Rüzgar yatkınlığım olduğu için birden kahkaha atmaya başladım . Ruh bende resmen travma gibi olmuştu beni satan ailem yüzünden .
El ayağa kalkarak benden uzaklaştı ve " Bu kız iyice sıyırdı . Hemen bir şifahaneye götürelim . Yatırsınlar bunu durumu ağırlaşmadan . " dediğinde elimin tersiyle suratına çarptım .
Bu hamlemle kaşlarını çatarak " Ben senin abinim Mel . Abilere vurulmaz . Ayıp . Cızzz . Valla Krampuslar rüyana girer . " dediğinde göz devirdim .
Yüzümü buruşturarak " Götümün abisi . " dediğimde bu sefer yüz buruşturma ve ağzıma vurma sırası El deydi .
Brogan beni tekli koltuğa çekerken Mic ise El i çekmişti koktuğa . Bir süre herkes birbirine sessizce bakınca bu sessizliği bozan Geralt oldu . " Brogan sadece bunun için mi bana geldin ? Bu kadar kolay için bana gelmezdin ? " dedi .
Brogan ise göz devirerek " Senin için kolay . Bazıları yanlış söylüyor . Ama haklısın sadece bunun için gelmedim . Arada çocukları buraya getireceğim . Sadece benden değil başka eğitim tarzlarını da görsünler istiyorum . Arada yavaş yavaş zorluk derecesini arttırarak görevlere de götürürsün . Hem ben olmadığım zaman için bir yer olur . Tek kalmazlar evde . Burada kalırlar . " dediğinde Geralt kafasını sallayarak onaylamıştı . Ama ben ben olmadığım dediği zamana takılmıştım.
Geralt sorularımın bir kısmının cevabını verecek şekilde bir soru sorarak aklımdaki bir kaç sorunun cevabını sordu. " Ne zaman dönüyorsun kralın yanına? " dedi. Demek ki benim olmadığım zaman diye bahsettiği kral Owen'ın yanına dönmesiydi.
Brogan ise sıkıntıyla iç çekip " Owen'ın yanına 2 - 3 ay içinde dönücem. Diğer savaşçılar yanında şu an. Tam tarihi belli olmayan bir görüşme var önümüzde. Tahminlerimize göre 2 - 3 ay içinde olacak. O görüşme süresinde seninle kalacak çocuklar. Sonra ben döndüğümde sarayda bir yer ayarlarım. Orada kalırlar. Böylece gün içinde boş zamanım oldukça görüp kontrol edebilirim. " dedi. Şahsen ben saraya gitme fikrinden hoşlanmamıştım. Burnu havada saray halkıyla uğraşmak istemiyordum. Bu yüzden sıkıntıyla ofladım.
Geralt " Benim için sıkıntı yok. Ama galiba küçük Black için sıkıntı var. " dedi bana bakarak.
Bunu demesiyle Brogan bana döndü. " Sorun ne Melanie? " diye sordu yumuşak bir sesle.
Dudağımı büzerek " Burnu havada, gösterişli, küçümseyici saray halkıyla muhattap olmak istemiyorum. Öyle insanlardan nefret ederim. " dediğimde Brogan rahatlamış bir şekilde gülümsedi.
Bu haline tek kaşımı kaldırıp sorgulayıcı bir şekilde baktığımda açıklama yapı bana. " Saray halkı dediğin tarif ettiğin kişiler başka saraylarda kalıyorlar. Bu sarayda sadece Owen kalıyor. Malum Owen'ın eşi yok. Bir de biz. Savaşçıları ve sarayda çalışanlar. Ama arada misafirliğe gelen oluyor kraliyet ailesinden. " dediğimde yüzümde rahatlamış bir ifade oldu.
Geralt konuşmamızın ortasına atlayarak " Krala adıyla hitap edecek kadar cesareti nereden buluyorsun Brogan? Ayrıca kızı kandırma. Kral'ın sarayında çalışan çoğu kişide burnu havada ve kendinden aşağıda olan kişileri küçümseyen kişiler. Hatırlamıyor musun? Kahya benim saçım yok diye nasıl dalga geçmişti? " dediğinde kıkırdadım. Yarası vardı galiba.
Brogan kafasını senden adam olmaz dercesine sağa sola salladı. Sonra aklıma burnu havada ve küçümseyici hizmetçiler gelince yüzüm buruştu. Bu konu üstünde daha fazla düşünmek istemediğim için kafamı kaldırıp Brogan'a bakarak vereceği cevabı bekledim
Bragon " Owen ile çocukluktan tanışıyorum. Ayrıca Owen ın savaşçısıyım. Çoğu zaman yanından asla ayrılmıyorum. Yani aramızdaki bağ çok güçlü. Prensken değişmediği gibi kralken de değişmedi." dediğinde Grealt burun kıvırarak " Şanslı şerefsiz" diye mırıldandı
Bragon ayağa kalktığında ona baktık ama o direk Grealt'a bakıyordu. Gülümseyerek " Ben sana sonra uğrarım Grealt. Şimdi çocuklar sıkılmasın" dediğinde güldüm.
Grealt tam itiraz edeceği sırada bilerek alaylı bir şekilde esnediğimde Grealt keskin bakışlarını bana çevirdi. " Yeğenim aynı sen. Aynı sinir bozuculuk , aynı itlik. Aynı şerefsizlik ." dediğinde gülerek " Biz kişisine göre davranırız. Özellikle Brogan adam evde pamuk gibi ye sıçma " dediğimde Grealt yüzünü buruşturdu
Sonra hırsla Brogan'a dönüp "Senin bütün zorun garezin bize mi lan? Bize çektirmediğin şey kalmadı. Adama bak adamına göre davranıyormuş cidden." dediğinde kıkırdadım
O sıra da Ast yanıma gelip " Kıskan Grealt" dedi. Bu haline gülüp Ast ı devam ettirerek " Ağla Grealt" dedim. Son noktayı koyan Ast ile yanımıza gelip aramıza girip kolunu omzumuza koyan Ax ın "Kudur Grealt" demesi oldu .
Grealt bu hareketimize dudağını büktüğünde gözüme çok tatlı gelmişti. Bu düşüncemi dışa vurarak " Ya sen ne atalı bir şeysin" dedim.
Grealt bu dediğime yüzünü buruşturarak " Şey demesek mi? İnsanım ya hani ben." dedi.
Bu hallerine Brogan alayla gülüp " Öyle miydin sen? Pek insana benzemiyorsun aslında dedikten sonra bana dönüp yanına çekti beni " Ayrıca o şey kel. Nasıl tatlı olabiliyor" dediğinde kıkırdadım. Sesinde hafif bir kıskançlık sezmiştim
Bunu Grealt da sezmiş olacak ki şaşkınlıkla " Sen beni mi kıskandın Brogan? Beni bu kadar özlediğini bilmiyordum" diyerek ayağa kalkıp yanımıza geldi. Brogan'a sarılıp " Hiç belli etmiyorsun be Brogi ama bende seni çok özledim." dedi.
Brogan bir süre ne yaptığını anlamasada sonradan idrak ederek " Hoşt. Ben seni değil kızımı kıskandım. Senin neyi kıskanayım it" dedi.
El bilerek ortalığı karıştırmak için "Ooooo" derken. Mic sırıtarak " İt demesek mi Brogi cim ay aman yani Brogan cım . İtlere hakaret oluyor" dedi. Gülerek gözlerimi pörtleterek Grealt'a baktım.
Grealt bana bakıp göz kırptıktan sonra yalancı bir sinirle " Üstüme gelirsen sana gece ormana gidip karşılaştığın dövüşü anlatırım" dediğinde heyecanla Grealt'a ilerledim.
Ama Grealt'ın yanına gidemeden Brogan belimden tutup kaldırarak kapıya ilerledi. Aynı zamanda tehditkar bir sesle " Ben de o zaman deniz kızları ile karşılaştığında neler olduğunu anlatırım" dedi ve sonra diğerlerine dönüp " Hadi gidiyoruz. Burada ki işimiz bitti" diyerek kapıdan çıktı.
Biz loncanın girişindeyken arkadan Grealt bagırarak "O çocuklar 2-3 ay sonra bana gelicek. Bak bakalım neler anlatıyorum." dedi
Brogan kucağında benimle birlikte locadan çıkınca Brogan'a döndüm. Sırıtarak " Brogi ben kendim yürüyebilirim ama çok istiyorsan taşıyabilirsin de" dediğimde bakışlarını bana çevirdi
Kaşlarını çatıp gözlerini kısarak bana baktı. Bu bakışıyla tatlı bir şekilde gülmeye çalışıp " Dilim sürçmüş . Brogan diyecektim" dediğimde sırıtarak önüne döndü
Yine pazarın içine girip çıkışa doğru ilerlerken gördüğüm yavrumsu atlara hevesle gülümsedim. Gülümseyerek Brogan " Şu yavrumsu atlardan alabilir miyiz? Hem binmeyi öğreniriz" dedim tatlı çıkarmaya çalıştığım sesimle .
El bana bakıp " Yavrumsu at ne lan ? " dediğinde Brogan durdu. Brogan ın durmasıyla hepsi dururken bende bir düşündüm . Harbi ya . Yavrumsu at ne ?
Brogan da merak etmiş olacak ki bana dönüp sorar bir şekilde baktı . Gülümseyerek " Yani yavrumsu derken ne yavru ne yetişkin olan bir attan bahsettim . Ergen diyebiliriz . " dediğimde hepsi kahkaha atmıştı . Bu tavırlarına dudak büzerek " At alıcak mıyız ? " diye sordum .
Brogan gülümseyerek beni indirip " Madem çok istediniz . Yalvardını . Alalım bari . " dediğinde gülerek " Sen de iyice bana benzedin heee . " dedim .
Brogan otlara doğru yürüyerek " Aslında ben zaten öyleyim ama sorumlulukların verdiği bir olgunluk da oluştu . " dediğinde tebessüm ettim .
Hepsinin bir kaç adım önlerind geçip geri geri yürümeye başladım . Yüzlerine bakarak ego kokan sesimle " Biz de durmuşuz durmuşuz turnayı gözünden vurmuşuz lan . Kendim sonra gördüğüm en mükemmel kişi " diyerek Brogan ı gösterdim .
El bana bakıp hayretle " Bu kızın egosunu her gösterdiği an şaşırıyorum . Bir ego var . Bütün herkesi sollar . " dedi şaşkın sesiyle .
O sırada çarpıştığım kişiyle yere düşerken biri kolumdan tuttu . Kolumdan tutan kişiye baktığımda gördüğüm Brogan ile gülümsedim ve kendimi toparlayıp çarptığım kişiye baktım . Gördüğüm kişiyle gözlerim büyürken dudağımı ısırdım . Biraz sıçmıştım galiba .
• Sizce kim ile karşılaştı ?
P• Keltoş Geralt nasıldı ?
• Silahlar ve silahların yetenekleri nasıl sizce ?
• Peki Adam ın sevimsizliği ?