7. Bölüm ( Geçmişin Sancısı )

2204 Kelimeler
Karşımda gördüğüm Cindy ve abisi Clark ile birkaç adım geriledim. Zamanında Cindy beni abisini eğlendirmek için almıştı. Ama benim habire kaçıp onlara yaptıklarımdan sonra geri bırakmıştı Daniel'a. Aklıma yaptıkları gelirken üşüdüğümü hissettim. Clark beni habire sıkıştırıyordu. Tabi bunu kimse umursamıyordu. Sonuçta ben o yüzden alınmıştım. Ama ben bunu kabullenmeyip Clark ileri gidince kafasında vazo kırmıştım. Bu yüzden eminim ayrı kinliydi bana kendisi. Yanlışlıkla çarpmakta olsa ona dokunmak midemi bulandırmıştı. Cindy bana alayla bakıp " Ooooo. Seni gökte ararken yerde bulduk köle. Oysaki seni bir daha satın alacaktık. " demesiyle ellerim titremeye başladı. Vazgeçtim. En nefret ettiğim kişiler ailem değildi. En nefret ettiğim kişiler kesinlikle bunlardı. Clark'ın gülmesiyle ona döndüm. Cindy'nin yanına gelip kolunu omzuna attı. " Bak nasıl titredi. Üzülme kız. Bu sefer daha güzel eğleniriz. " dediğinde gözlerimi kapattım. Ellerimin titremesini durdurabilmek için yumruk yapmış sıkıyordum. Onların gözlerinin önünde ağlayamazdım. Üstümde travma gibi bırakmıştı bu olayı. Bu olay ve bu ikilinin adını duyunca böyle oluyordum. Daniel'da bir kaç kere bahsedince kötü olmuştum. Arkama bakmadan kaçma istediği uyandırıyordu bende. Clark bana bir adım atıp " Fiyatını söylesin de alalım seni. " dediğinde istemsiz bir adım daha geriye gittim. Arkamda olduklarını unutup tek olduğu sandığım zamandan Brogan'ın Clark'ı itmesiyle çıktım. Brogan hem sakin hem sinirli hem de korkutucu çıkan sesiyle " Bir adım daha atıp ona yaklaşırsan hiç iyi şeyler olmaz senin için. " dedi. Brogan'ı durdurmak için ona doğru ilerlediğimde kolumu tutan Ast ve El tarafından hızla geri çekildim. Ast sessizce kulağıma doğru " Hak etti o şerefsiz. Bırak Brogan halletsin olayı. " dediğinde kafamı sağa sola salladım. Hak ettiğini zaten biliyordum. Ama annesi kraliyet ailesindendi. Bu yüzden kendiside bir soylu oluyordu. Bunların yetkilerine göre bir de unvanları vardı ama şu an hatırlamıyordum. Zaten bilmiyordum da. Sonra Brogan'a sorup öğrenirdim. Clark Brogan'ın bu hamlesiyle sinirlenmiş olacak ki " Ne oldu yatakta çok mu iyi? " demesiyle Mic yanımdan hıza ayrılıp Clark'a yumruk geçirdi. El beni kendine çekip sarılırken " Bende döverdim de. Muhtemelen dayak yerim diye gitmiyorum. " dedi. Bu dediğiyle dolu gözlerim ile güldüm. Clark'ın yediği yumruk ile arkasında olan 3 savaşçı hızla önüne geçti. Clark Brogan'lara bakıp bağırarak " Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? BU NE HADSİZLİK? " diye bağırdı sonlara doğru. Brogan ise rahat bir tavırla " Düşes Anastasia Glary Grey'in kendisi gibi kendini bilmez oğlu ve kızı. " dediğinde yanımda bana sarılan El gülecek gibi oldu. Çünkü Brogan bunu dedikten sonra savaşçılar ellerini bellerindeki kılıçlara atmış tetikte beklemeye başlamıştı. Cindy ve Clark ise afallamıştı. Onların kim olduğunu bilip böyle rahat davranması korkutmuş olmalıydı. Ayrıca onları tanımasıda endişelendirmişti muhtemelen. Çünkü soylular genelde halkın arasına karışmazlardı. Kendi aralarında tanışıp, görüşüp, eğlenirlerdi. Muhtemelen akıllarına onlar için tutulmuş bir suikastçı olması ya da onlar gibi bir soylu olduğu aklına gelmişti. Onlardan daha üst unvanlı bir soyluysa başlarına gelecekleri de muhtemelen tahmin ediyor olmalılardı. Ama krallın savaşçısı olduğu akıllarına geldiğini sanmıyordum. Acaba kralın savaşçısı diğer soylulardan üstüne mü oluyordu? Yoksa eşit ya da soylular mı daha üstündü? Brogan aynı şekilde onlara bakıp etrafındaki savaşçıları hiç umursamadan " Ben senin kim olduğunu biliyorum. Peki sen benim kim olduğumu biliyor musun Kont ve Kontes? " hepsi birbiriyle bakıştı. Bence 40 yıl düşünseler akıllarına kralın savaşçısı ve danışmanı olacağı gelmezdi. Ax bize yaklaşıp kısıl bir sesle " Kralın savaşçısı olan Brogan Black olduğunu kanıtlayamaz ki. " dediğinde ona ' Eyyy cahil! ' bakışımdan attım. Brogan Black'in kolunda bilek kısmında mürekkep damlamış gibi gözüken bir doğum lekesi vardı. Ve bu çoğu kişi tarafından bilinen bir şeydi. Ama tabi bu bir sürü kişide olabilecek bir şey olduğundan tam olarak kanıtlayamazdı. Yani sanırım. Buna rağmen Ax'a kınayan bir sesle sessizce " Mal mısın oğlum? Nerede büyüdün sen? Yer altında mı? Brogan Black'in bileğinde siyah bir mürekkep lekesi şeklinde bir doğum izi olduğunu bilmiyor musun? Her yerde konuşulan bir şey. " dediğimde omuz silkti. Umursamaz bir şekilde " Kim bilir kaç tane öyle doğum lekesine sahip kişi vardı. Ne de olsa tam bilinmiyor şekli şemali. " dediğinde dudak büzüp Brogan'a döndüm. Demin üstümde olan korku ve gerginlik şu an olmaması beni mutlu etmişti. Onların yanında güvende hissediyordum. Brogan, Clark'a doğru bir adım attığında savaşçılar hızla kılıçlarını çıkardılar. Öndeki 2 savaşçı Brogan'a ilerlediğinde, Brogan elinde yatkınlığı olan ay ışığından bir kamçı oluşturdu. Savaşçıların ellerime doğru salladığında kamçı sanki canlı bir şeymiş gibi kılıçları tutup fırlatmıştı yere. Savaşçılar ne yapacaklarını düşünüyor olacak ki bir silahlarına bir Brogan'a bakıyorlardı. Brogan ise onlara hiç bakmadan Clark ve Cindy'e dönüp " Anneniz beni çok iyi tanır. Ben Brogan Black. Kont Grey, anneniz Düşes Anastasia'ya Brogan Black'in kızıyla uğraştığınızı da belirterek şikayet edebilirsiniz. " dedi. Cindy olayı anlamamış olacak ki abisi Clark'a dönüp " Brogan Black kim? " diye sordu. Savaşçılar Brogan Black'in adını duymasıyla bir adım gerilerken Clark yutkundu. Gözü bir bana bir Brogan'a kayıyordu. Gözünü bizden ayırmadan bakarken Brogan alaylı bir şekilde gülerek " Ben! " dedi. Sessiz bir şekilde Brogan'a " Brogancım bence o kadarını zaten anladı. Farklı bir şeyler söyle. " dediğimde sırıtarak bana bir bakış attı. Sonra yeniden önüne döndü. En başıdan beri Brogan'ın yanında dik bir şekilde duran Mic'e gözüm kaydığında gülümsedim. Benim için Clark'a saldırmıştı. Cindy benim ile yaşıtken Clark 13 yaşındaydı. Mic ile yaşıttı. Ama soylu olarak büyüdüğünü düşünürsek Mic'in çok şansı kalmıyordu. Clark'ın gözünde her saniye büyüyen korku ile gülümsedim. Benim 7 yaşında yaşadığım korku kadar olmasada korkması çok gazla keyif veriyordu. Brogan ve Mic'in yanına adımlayıp ortalarına geçtim. Herkesin duyabileceği bir şekilde " Bu nasıl bir endam yiğidim? " diyerek Brogan ve Mic'e baktığımda, Mic beni kolunun altına çekip omzuma kolunu atmıştı. Bu dediklerimi kimse dikkate almazken Cindy, abisi Clark'ın koluna asılarak kendine dönmesini sağladı. Clark'ın kollarını sallarken " Brogan kim abi? " diye sordu. Ondan abi filan olmazdı. Zaten Cindy'den de kardeş olmazdı. Öndeki hala şokunu atlatamayan savaşçılardan biri Brogan'dan gözünü ayırmadan " Kral'ın savaşçısı ve danışmanı. " dedi Cindy rahat bir tavırla" Her ben Brogan Black'im diyene inanacak mıyız? Ülkede kim bilir kaç tane Brogan Black vardır? Salaklık yapmayın. Kral'ın savaşçısının bu köle ile işi ne? " dediğinde tek kaşım kalktı. Güçlerimi kullanmayı bilsem daha mutlu olacaktım. Şöyle bir Cindy'nin saçlarını karıştırıp bütün tozları ağzına, yüzüne, burnuna soksam filan. Clark " En eski zamanlardan beri Black'ler daima kralların danışmanları olmuştur. Bu yüzden onların soy adını kullanan başka biri yok. " dedi. Bilmediğim bilgi ile ağzım aralanarak Brogan'a dönmüştüm. Bize tek Black olduğunu söylerken bunu kast ettiğini bilmiyordum. Ailesi, akrabası kalmadığı için dediğini düşünmüştüm. Clark devam etti. " Ve en son ki Black'ler krala yapılan saldırı sonucu öldü. Kızları ise bir haydut grubu yüzünden. Şu an yaşayan tek Black. " diyip Brogan'ı gösterdi. Alınmış gibi yaparak " Ama lütfennn. Yaşayan tek Black değil. Bende bir Black'im. " dediğimde yine beni takmadılar. Cindy " Brogan Black olduğunu iddia ediyor olabilir. Durup dururken inanacak mıyız? " dediğinde Clark'ın aklına bir şey gelmiş olacak ki " Bileğinde bir mürekkep lekesi gibi bir doğum izi olmalı. " dediğinde Brogan'a döndük. Demin ben zaten aynısını demiştim. Brogan gülerek " Size bir şey kanıtlamak zorunda değilim. " dedi. Bu hamleyle Cindy gülüp " Biliyordum. O bir sahtekar. Krala söyleyelim. " dediğinde Clark kafasını sallayarak onayladı. Lütfen bizin kralın yanında olduğumuz zaman söylesin. O tepkiyi yüz ifadelerini görelim. ( Oy verin lütfen ⭐️ ) Brogan onları umursamadan benim istediğim tayların yanına ilerledi. Bizde onunla ilerlemeye başladık. Atların yanına geldiğimizde Brogan bize bakıp " Benim atım Charlie gelecek 2 - 3 güne. Siz kendinize seçin. " dediğinde kafamızı salladık. Hepimiz etraftaki onlarca ata bakmaya başladık. Yanımızdan gelen toynak sesiyle oraya döndük. Mic'in yanına bembeyaz bir tay geliyordu. Hepimiz şaşkınca beyaz taya bakarken tay Mic'in yanına geldi. Mic'i geçip El'in yanına gelip durduğunda gülümsedim. Galiba El bir tayı değil, bir tay El'i seçmişti. El beyaz tayın yelesini ve başını severken " Ben seçildim. Siz kendinize seçin. " dediğinde kendi kendine gülüp tayını sevmeye devam etti. Ben etrafa boş bakışlar atarken Mic siyah bir tayın yanına gitti. Tayın yelesinin dibi siyahtı. Uçlara doğru ise yeşilleşiyordu. Kuyruğu da aynı şekildeydi. Dudak büzerek kafamı Mic ve tayından çektim. Kendim için etrafa bakış attığımda Ax'ı ve yanındaki tayı gördüm. Beyazdı. Yelesi ve kuyruğunun dibi beyazken uçlara doğru mavileştiriyordu. Gözlerim Ax'ın hemen yanındaki Ast'ın arkasından onlara yaklaşan siyah taya kaydı. Yelesi ve kuyruğunun kökü siyahtı. Uçlara doğru kırmızılaşıyordu. Ast'ın arkasından yaklaşıp kafasını omzuna koydu. Çok tatlılardı. Hafif kıskançlıkla dudak büzdüm. Diğerleri atlarını buldukları için yanıma gelirken başından beri yanımda olan Brogan'a baktım. Brogan ise zaten bana bakıyordu. Ağzımı açıp bir şey diyeceğim zaman gelen bağırış ile sese döndüm. Çitlerle çevrili alana baktım. Cindy simsiyah bir taya binmeye çalışıyordu. Elinde eyer olan bir satıcı tayın peşinde koşuyordu. 3 savaşçının 2'si atı yakalamaya çalışıyordu. Yavaş adımlarla yanlarına vardığımda satıcı eyeri çite asarak Clark'a ilerledi. Clar'ın yanına vardığında " Kont'um! Bu tay bir melez. Babası bir yabani at. Kendisi de bu yüzden öyle. Hiç kimseye yaklaşmadı, üstüne de bindirmedi. Binebileni attı. İsterseniz başka bir at bakalım Kontes'imize. " dedi. Gözlerim taya döndüğünde iki savaşçının tutarak Cindy'nin önüne getirmişlerdi. Cindy tayın üstüne eyeri koyup zar zor oturdu. Savaşçılar yavaşça tayı bıraktığında Cindy gülümsedi. Bana egolu bir bakış attığında tay ile göz göze geldik. Tayın siyah gözlerinin içindeki parlamayı net bir şekilde görürken arka ayakları ile 2 savaşçıyı da yere serdi. Bununla gülümserken Cindy'i sırtından attı. Bir süre ağzım şaşkınlıkla açılırken kahkaha attım. Cindy çamurlu bir şekilde yerde otururken bana sinirli bir bakış atmıştı. Hiç düşünmeden çitleri tutarak kendimi yukarı çektim. Çitlerin içine atladığımda yavaş bir şekilde taya yaklaştım. Tay bana muhtemelen vurmak için hazır beklerken ben sadece gözlerine bakıyordum. Brogan'da bir durum olduğunda beni korumak için çoktan çitlerden atlayarak arkama geçmişti. Cindy yerden alayla ve sinirle doğrulup " Seni de tepelesin de gör bi. O benim tayım. " dedi. Ben ise onu umursamadan taya yaklaştım. Elimi avuç içini tayın göreceği şekilde kaldırdım. Yavaşça gözlerimi tayın gözlerinden çekmeden eyeri üstünden çektim. Bu yaptığımda kulakları dikleşirken onu sevmek için elimi kaldırıp kafasının önüne koydum. Tay bir süre beni inceledikten sonra kafasını avuç içime yasladığında gülümsedim. " Onu haksız çıkarmak ister misin? Üstüne binmeme izin verir misin? "diye sordum sakin ve alçak bir şekilde. Tayın için tereddütü hissettiğimde kaskatı kesildim. Ben istemeden gücümü mü kullanmıştım. Düşüncelerimden çıkmamı sağlayan tayın ön dizlerini kırıp önümde eğilmesiydi. Sırtına yaklaşıp bindiğimde ayağa kalktı. Boynuna sıkı sıkı tutundum. Biraz ilerleyip Önce Cindy'nin önünden geçti. Sonra ise satıcının önüne geçtiğinde gülümsedim. Brogan bu halime sırıtıp " Bu 5 atı alacağız. Ne kadar istiyorsunuz? " dedi. Satıcı arkadaki 4 ata bakıp " 7 altın onlar. " dedi. Benim bindiğim atı gösterdiğinde " Kont'um o atı istemişti. " dediğinde Brogan sıkıntıyla oflayıp " İstediğin fiyatı söyle vereceğim. " dedi. Adam Brogan'ın bunu demesiyle ona dönerken Clark eliyle adamı durdurdu. Tek kaşı kalkmış bir şekilde adama bakarken dişlerimi sıktım. Bu tayı onlara asla vermezdim. Neler yapacaklarını düşünemiyordum. Cindy istediğini yaptırmak için her şeyi yapabilirdi. Clark satıcıya dönüp " Bana satacaksın. " dediğinde Brogan yüzüğünde bir altın kesesi çıkardı. Adama fırlatıp " 3 tane elmas var içinde. " diyerek bana ilerledi. Çitin kapısını açtığında yavaşçı çıktık. Diğerlerine bakıp " At binebiliyor musunuz? " diye sordu. Brogan böyle davranırken diğerleri şaşkınlıkla Brogan'ı izliyorlardı. Özellikle bir Brogan'ın verdiği elmaslara bir de Brogan'a bakmaları komikti. Brogan ise onları hiç umursamıyordu. Adama bugün neredeyse donunu bırakacak kıvama getirmiştik. 4 elmas ne demek ya. Diğerleri onaylamış olacak ki hepsi tayların üstüne çıkıp eyerlere oturmuştu. Brogan ise ay yatkınlığından patlayan gri mavi renginde bir at oluşturup onun üstüne binmişti. Atıyla önümüzden geçip koşmaya başladığında diğerleri de onu takip etti. Ben ise tayımla bakışıyordum. Diğerleri önümüzden ilerlerken " Gidebilir miyiz Dougless? " dedim. Sonra durup gülümseyerek " Sana Douglas desem sorun olur mu? Douglas ismini sevdin mi? " dedim. Benim ismimin anlamı soy adım gibi siyah demekti. Onun isminin anlamı ise karanlık demekti. Bence isimlerimizde uyumluydu. Bana bakıp kafasını eğmesiyle dudağımı ısırdım. Beğenmemiş miydi. Sonra birden hızla koşmasıyla gözüm büyüdü. Hızla kollarımı boynuna dolarken " Ne yapıyorsun Douglas? " diye bağırdım. Birden hissettiğim genç erkek sesiyle irkildim. " Onları yakalıyorum. Kaybetmemek için. " demişti. Etrafıma baktığımda hızdan düzgün durmuyorduk bir yerde. Demin bana cevap veren kişiyi çoktan geçmiş olabilirdik. Brogan'lara yetişince yavaşlamıştık. Douglas Brogan'ın atının yanına gidip oradan yürümeye başladığında derin bir nefes verdim. Birden etrafta yeniden duyulan " Bu arada ismimi çok sevdim. " sesiyle yerimde sıçradım. Yeniden telaşla etrafa baktığımda herkesin önüne baktığını gördüm. Çoktan pazar yerinden çıkıp ormana girmiştik bile. " Siz bir şey duydunuz mu? " dediğimde hepsi bana söndü. Ast gülüp " Kuş sesleri dışında mı? Hayır duymadım. " dediğinde kafamı sallayarak önüme döndüm. Yeniden beni tedirgin eden sesi duyduğumda dişlerimi sıktım. " Beni yanlış yerde arıyorsun. Ayrıca senin deli olduğunu düşündüler. Sana olan bakışları komikti. Bu arada ben Douglas. Şu mükemmel atın. " dediğinde gözlerimi kırpıştırarak taya baktım. Sonra kısık bir sesle " Sen daha taysın. " dediğimde kafasını bana çevirip " Sence tek sorun bu mu? Sen beni anlıyorsun. " dedi. Bunu eve gidince Brogan'a sorulacaklar liseteme eklemiştim. " Aklımda zaten çok soru var. Eve gidince soracağım. Senide sorarım korkma. " diye mırıldandım ve yerimde dikleşip önüme döndüm. Douglas bana birkaç saniye daha baktıktan sonra " Biraz eğlenelim bari. Söyle şu reise hızlansın ve yolu göstersin. " dedi. Bu dediğiyle Brogan'a dönüp " Hızlanalım mı Brogan? " diye sordum. Diğerleri de hevesle beni desteklerken Brogan hızlanmıştı. • Clark şerefsizi? • Cindy pisliği? • Sizce Brogan o kitapla ilgili ne yapıcak? • Peki Melanie nasıl Douglas ile konuştu ve onu anladı? • En sevdiğiniz at hangisi? Kimin ki?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE