Annem için değerdi

2330 Kelimeler
28 Haziran 2019 Bill elindeki ince dosyayı kıvırıp tek eliyle tutarken, diğer elini demir kapıya vurmak için kaldırdı ancak son anda durdu. Görüş odasından çıkmadan son kez ufak masanın arkasında kalan Annabella'ya döndü. Kelepçeli ellerini masanın üzerinde birleştirmiş, turuncu mahkum tulumun içinde solgun görünüyordu. Aylardır hukuken mücadele içindeydiler. Bill Valeria ile bu sayede tanışmış olsada, bu dava ilişkisinden ziyade kendi insanlığı için önemliydi. Annabella'ya bir söz vermişti. "Hey dostum." Dedi yalandan bir alayla. Annabella uzun, siyaha yakın saçlarının arasından dalgınca Bill'e baktı. "Gökyüzü 15 Temmuz kadar uzakta." Dedikten sonra dosyayı tuttuğu eliyle başını gösterdi. "Bunu sakın unutma." Anna hafifçe gülümserken, "Unutmam dostum," dedi. "Hatırlayamadığım bir şeyi unutamam." 15 temmuzda ikinci kez hakim karşısına çıkacaktı. Bill'i umutlu görüyordu ancak kendisinin o kadar umudu yoktu. "Sana gökyüzünden daha kıymetli bir şey getirdim Anna." Annabella afallamış bir ifadeyle Bill'e bakarken, aklındaki şeyin olabilmesi için içten içe Tanrı'ya dualar etmeye başladı. Zira işlediği suçun ağırlığından dolayı avukat hariç görüş yasaktı. Bill göz kırparak odadanın kapısına vurduğunda, görevlinin açtığı kapıdan dışarı çıktı. Annabella kapanan kapıya nefesini tutarak bakarken, ayağını ritmik hareketlerle yere vurmaya başladı. Ayağındaki kelepçelerin sesi ufak odanın içini dolduruyordu. Yüzüne düşen saçları yine kelepçeli olan elleriyle arkaya atmaya çalıştığı sırada kapının açılmasıyla ellerini hızla yüzünden çekti. "Anna-bella." Kardeşinin kısa saçları, koyu kahverengi gözlerine özlemle bakarken duyduğu titrek sesle, Aklımı kaçırmış olmalıyım. Dedi içten içe. Delirmiş olmalıyım. "Kardeşim... B-burada mısın?" Yorgun yüzüne şaşkınlık yerleşmişti. Valeria arkasından kapanan kapının sesinden güç alırcasına hızla ablasına koşarken, ikisinin dudakları arasından kaçan hıçkırıklar odanın kirli duvarlarını hüzüne boyuyordu. "G-eldim! Tanrı şahidim se-ni çok özledim abla!" El ve ayak bileğindeki kelepçeleri bir an için unutarak hızla ayağa kalkarken şiddetiyle oturduğu sandalye geriye doğru düştü. Boş odada yankılanan sesi hıçkırık seslerine karışıyordu. Kelepçeler narin derisini aşındırırken, yürüdü. Sendeledi. Kollarını açmak istedi, yapamadı. Valeria'nın kolları cılız bedenini sararken, yüzünü kardeşinin kısa saçlarına gömdü. "S-sarılamıyorum." Dedi ağlarken sitemle. Ablasının dudakları arasından çıkan tek kelime göğüsüne sert bir yumruk yemiş gibi nefesini kesti. Çaresizliğine son vermek istercesine daha sıkı sarılırken, "B-ben ikimizin yerine de sarılırım abla," dedi pürüzlü bir sesle. Ablasının uzun saçlarını defalarca öptü. Kokusunu ciğerlerinin en derinlerine hapsetmek ister gibi içine çekti. "Bu-radasın." Dedi gözyaşları Valeria'nın saçlarını ıslatırken, "Tanrım! Tanrım! Sana şükürler olsun! Rü-ya değilsin..." Valeria Annabella'nın saçlarına bir hazineye dokunurmuşçasına narince dokunurken, biraz uzaklaşarak ablasının ağlamaktan sırılsıklam olan yüzüne baktı. Tıpkı küçüklüğündeki gibi çenesi titriyordu. "B-buradayım abla. Rüya değil, hepsi bitti." Kelepçeli ellerini kaldırıp, Valeria'nın ufak yüzünü avuçları arasına aldı. "Defalarca ş-şu kapıdan içeri gireceğin gü-nü bekledim." Dedi ağlayarak başını iki yana sallarken. "Bir ölünün ailesine kavuşmak istemesi kadar imkansız geliyordu Valeria." Ablasının yüzündeki yaşları elleriyle silerken, başını salladı. "Yalvarırım, konuş-ma böyle. Hep birlikte olmamıza az kaldı. Bir daha hiç ayrılmayacağız söz veriyorum." Annabella Valeria'nın omuzuna başını yaslarken, kısa süreceğini bildiği huzurun kollarına kendini bırakarak gözlerini kapattı. "Bu-nu o kadar çok isterdim ki. Geç-mişi geriye alamıyorum Valeria. Alsaydım değiştirmek is-ter miydim? İstemezdim kardeşim. Canımı yakan şu duvarların arasında olmak değil. Sizden ayrı kalmak." Valeria ablasının saçlarının her telini öpmek ister gibi tekrar, tekrar öperken, "N-ne yapmış olursan ol abla..." dedi titrek bir nefes vererek. "Senin pamuk ellerin hâlâ tertemiz. Hâlâ çok masum." "Baksana halimize..." dedi kısık bir sesle. "Özgürce sana sarılamıyorum Valeria. Gerçeği göz ardı edemeyiz kardeşim. Buradan asla çıkamayacağım. Ablan bir katil ama senin için annem için değerdi." Dedikten sonra buğulu gözlerini araladı. "Sahi, annem nasıl?" Valeria yutkunamadı. Titreyen çenesini bastırabilmek için dudaklarını birbirine bastırdı. Boğuluyormuş gibi hissediyordu. Titrek bir nefes verdiğinde, Annabella usulca Valeria'nın omuzundan başını kaldırdı. "Annem nasıl Valeria?" Dedi pürüzlü bir sesle. Valeria'nın bu sessizliğini tanıyordu. Ne zaman kötü bir şey olsa bunu Valeria'dan öğrenemediğinde korkuyla annesine koşardı. Normal ailelerin aksine onların evinin içi dışarıdan daha tehlikeliydi ve Annabella bir gün annesini ölü bulmaktan o küçücük kalbiyle delice korkardı. Valeria susuyordu ancak Annabella eskisi gibi annesine koşamıyordu. İyi bir şey duymaya aylardır muhtaçtı. Yaşlar tekrar yüzünü ıslatırken ifadesine küçükken yüzünden eksik olmayan o korku tekrar yerleşti. "Annem i-iyi mi kardeşim?" dedi tekrar ve tekrar. Valeria sıkıca gözlerini yumduğunda, dudakları arasından kaçan hıçkırık, odanın duvarlarını Annabella'nın üzerine yıktı. "Valeria!" Dedi bağırarak. "A-anneme bir şey mi oldu!?" Valeria sarsılırcasına ağlamaya başladığında, kapının aralanmasını ve gelen görevliyi ikiside fark etmedi. Kelepçeli elleri Valeria'nın üzerindeki kıyafete tutunduğu sırada, görevlinin kolundan tutmasıyla iki kardeşin bakışları ona döndü. Valeria ablasının kolunu tutan görevlinin kolunu tutarken, "İ-iki dakika daha," dedi. Genç kadın Valeria'ya bakıp, başını iki yana sallarken, "İnan bana çok bile görüştünüz," dedi. Ardından Annabella'ya dönerek itiraz istemeyen bir sesle, "Hadi," dedi. Annabella içindeki yangının çatırtılarını duyabiliyordu. Tıpkı o gece babasını yakarken, duyduğu gibi. Kendini de yaktın bizide yaktın baba... dedi içten içe küle dönerken. Bedeninde hissettiği kollara acizce karşılık veremezken Valeria'nın sesini uğultu gibi duyuyordu. "He-psi geçecek. Çok ya-kında hepsi geçecek ab-la. Seni seviyorum!" Valeria'nın kolları görevli tarafından zorla üzerinden çekilirken, Annabella'nın daha fazla dizleri tutmadı. Taş zemine çarparak yıkılır gibi yere düştüğünde kardeşinin çığlıkları içinden attığı çığlıklara karıştı. Kendinide yaktın, benide yaktın baba... ? "Hadi güzelim, sakinleş." Bill'in endişeli sesi kısa bir süre sonra yok olurken. Yeniden oradaydı. O gecede... "Odana git Valeria!" Tereddütlü adımlarla odasına ilerlerken, babasının bağırış sesiyle arkasına dönüp baktı. Annesiyle babasının arasına giren ablası onun varlığını çoktan unutmuş gibiydi. Odaya girip aralık bıraktığı kapıya yüzünü yaklaştırırken, küçük kalbi gördüklerini kaldıramıyor gibi hızla atıyordu. Babasının elinde tuttuğu kağıt parçasına, kaleme bile öfkeliydi. Babasıyla ilgili her şeye nefret doluydu küçük kalbi. Annesinin başına vurup, zorla kalemi eline tutturduğunda, "İMZALA!" Dedi gürler gibi. Zaten iri yarıydı. Üçü bir olup, karşısında durmaya çalıştıklarında dayak yemeleri kaçınılmazdı. Bu kez bunu göze alan ablasıydı. "P-param yok be-nim, Tanrı aşk-ına bunu nasıl öderim!?" Babası belindeki silahı çıkarıp namlusunu annesinin başına dayadığında sessizce akıttığı gözyaşlarına bir yenisi ekleniyordu. Ses çıkarmamak için ellerini ağzına sıkıca kapattı. "Ba-ba yapma!" Diyerek babasının kolundan tutan ablasını silahı tutmadığı eliyle iterek yere düşürdü. Valeria dişlerini sıktı. "Valeria! Nefes al!" Buğulu gözleri Bill'in yaşlı gözleriyle buluşurken nefes almaya çalıştı. Alamıyordu. Bu o günden ona kalan bir travmaydı. O gece zihnine süzüldüğünde bedeni kilitlenir, yaşam fonksiyonları kısa süreli devredışı kalırdı. Islak kirpiklerini güçsüzce kırpıştırmaya çalıştı. Yine karanlıktı. Zifiri karanlık... "Ta-mam, ta-mam imzalayacağım!" Annesi ağlayarak titreyen eliyle zorlukla kağıdı imzaladığında babası tekrar vurup, "Uğraştırdığına değdi mi!?" Dedi bağırarak. Ablasının ve annesinin aksine sessizce ağlamayı sürdürüyor, bir an önce bu işkencenin bitmesini diliyordu. "Baba ye-ter artık!" Diyerek düştüğü yerden kalkan ablası acımasızca annesini dövmeye devam eden adamın kolunu sıkıca tuttuğunda, yüzüne yediği tokatla tekrar yere düştü. Adam elindeki silahı karısının alnına dayadı. "Ya sen, ya ben! Nasıl olsa tekrar içeri gireceğim bu saatten sonra ne farkederki!?" "Yapma ba-ba." Valeria'nın sesi fısıltılı çıkmış, korkuyla gözlerini sıkıca kapatmıştı. Annelerine bir şey olursa onlara kimse bakmazdı. Tamamen yapayalnız kalırlardı. Bu düşünceyle ağlaması şiddetli bir hal alırken duyduğu silah sesiyle dehşetle gözlerini açtı. "An-ne..." Dedi korkuyla. "Güzelim hadi bana bak!" Hıçkırarak Bill'in kolları arasına biraz daha sokulurken kendini o gün gibi on beş yaşında hissediyordu. Nefesleri düzene girmişti ancak hayatı düzene girmemeye yemin etmiş gibiydi. Bill omuzuna başını koyan Valeria'nın yüzüne elini uzatarak burnuna yaklaştırdı. "Nefes alıyorsun, şükürler olsun..." Dedi sanki kendide uzun bir süre nefessiz kalmış gibi derin bir nefes aldı. "Beni çok korkuttun hırçınım." Dedi pürüzlü bir sesle. "İ-yiyim nefesim." Derken sesi yalan söylediğini belli edercesine titrek çıkmıştı. "Ablamı oradan çıkardığımda daha iyi olacağım." "Bunun için elimden geleni yaptığımı biliyorsun." Dedi yatıştırır gibi. Valeria alnını Bill'in boynuna yaslarken başını salladı. Hâlâ hapishanenin önündeydiler. Bu kapıdan içeri girmek için çok uğraşmışlardı ve Bill sayesinde bugün bir dileği gerçek olmuştu. Minnet duyarak sıkıca sarıldı. "Başıma gelen tek iyi şey sensin Bill..." ? Toplantı odasının kapısından içeri giren ikiliye döndüğümde Valeria'nın ağlamaktan şiş gözleriyle hızla oturduğum deri sandalyeden kalktım. Kızlar da benimle birlikte kalkarken, Valeria'ya sıkıca sarıldım. Kimseden çıt çıkmıyordu. Sormaya korktuğum soruyu içimde tutmaya çalışırken daha sıkı sarıldım. Tüm acısını göğüslemek, hafifletmek istiyordum. "Gördüm kızlar." Pürüzlü sesi içimi biraz olsun rahatlatırken yanağımı ıslatan yaşları ondan uzaklaşmadan silip, geri çekilerek gülümsedim. "O gözler neden şiş o halde? Sevinmen gerekiyor Valeria." Dedim umutlu görünmeye çalışarak. "Kesinlikle Melanie'ye katılıyorum. Üstelik 5 Temmuz'a çok az bir zaman kaldı. Gülümsesene kızım!" Diyerek şakıyan Alisha'ya buruk bir tebessümle baktı. "Bunu gerçekten başarabilir miyiz? Çok zor olduğunu biliyorum. Yapmak zorunda değilsiniz kızlar." Ağlamaktan sesi kısılmıştı. Carla yüzündeki yaşları elinin tersiyle silerken, "Saçmalama lütfen. Adam kaçırmak bizim işimiz." Dedi zoraki bir tebessümle. Katherine Valeria'nın omuzuna hafif bir yumruk sallarken, "Ve öldürmek!" Dedi tıslar gibi. Ardından gülümsedi. Valeria yüzünü buruşturduğunda, "Acıttın kızım!" Dedi sitemle. "Çok özür dilerim. İnan ki isteyerek olmadı!" Valeria bir anda güldüğünde, Katherine önce afallamış bir ifadeye bürünsede kandırıldığını anlamasıyla bir daha vurdu. "Lanet olası, canını yaktım zannettim!" Valeria inlerken, "Bak bu gerçekten acıttı." Dedi gülerek. "Annabella'yı kaçırmakla ilgili bilgilendirdiniz mi?" Dediğimde, Bill başını iki yana salladı. "Görüş odasında ses kayıt cihazı var. Biraz yüzünün gülmesini istediğim için ima ettim ancak anladığını zannetmiyorum." "Bende söyledim fakat orada hayatının tükeneceğine öyle inanmıştı ki, anlamadı." Diyen Valeria'nın tekrar yüzü düştü. "Ben gidiyorum hanımlar." Bill'e döndüğümde o direk Katherine'e bakıyordu. "Sevgilimi sağlam getirdim, sağlam bulmak istiyorum Judo eğitmeni." Dedi gülerek. "Patron sensin Bill amca." Katherine'den muhtemelen beş yaş büyük olan Bill uslanmaz bir çocuğa bakar gibi gülerek başını iki yana salladı. Ardından Valencia'nın başına küçük bir öpücük kondurup, "Görüşürüz kızlar," dedi. Bill'in gidişiyle Hope aniden Carla'ya sarıldığında, dudaklarımı birbirine bastırdım. Zaten naif ruhlu bir kızdı bu olay hepimiz gibi onuda derinden etkilemişti. Ancak asla abla kardeş ilişkisini anlayamayacaktım. Carla kolunu bana doğru açtığında kırık bir tebessümle aralarına girdim. Katherine, Frea, Alisha ve Valencia'da tek tek sarılışımıza ortak olurken, "Yakında Annabella'da aramızda olucak kızlar. İkinci duruşmaya hazırlıklı gideceğiz. Şayet tutukluğuna karar verilirse, Annabella'nın içinde olduğu aracın önünü dönüş yolunda kesip, önümüze her ne engel çıkarsa çıksın kaçıracağız. Anlaşıldı mı?" Carla'nın güçlü tutmaya çalıştığı sesine hep bir ağızdan, "Anlaşıldı başkan!" Diyerek karşılık verdik. Hiçbir şeyi bu denli kalpten istememiştim. Dilerim, dedim içten içe. Dilerim bu kolların arasında sende olursun Annabella... ? Kapının çalmasıyla Alisha sesli bir nefes vererek bana baktı. Hiç kıpırdamadan başımla kapıyı gösterdiğimde omuz silkti. Harika artık konuşmadan da anlaşabiliyorduk. "Kızlar biriniz kapıya bakmayı düşünüyor mu?" Tekli koltukta kucağında laptopla oturan Frea'ya yandan bir bakış attım. Gözlerini devirdi. O sırada mutfaktan çıkan Katherine ile hepimizin yüzüne hin bir ifade yerleşti. "Daha önce ne kadar tembel olduğunuzu söylediler mi?" Diyen Katherine hepimizin yüzüne kaçıklara bakar gibi bakıyordu. Kapı tekrar çalmaya başladığında, merdivenlerden inme sesleriyle bakışlarımızı gelen kişiye diktik. "Kapıyı duymuyor musunuz kızlar!?" Söylenerek gelen Carla görüş açımıza girdiğinde, Katherine eline aldığı dondurmayla birlikte koltuğa oturdu. "Yan komşularımıza yakalanmamı istiyorsanız bakarım." Dedi sırıtarak. "Bize yok mu?" Alisha Katherine'nin elindeki dondurmaya iştahla bakarken, Katherine afallamış bir ifadeyle bir dondurmaya bir de Alisha'ya baktı. Ardından "Dolapta var kardeşim," dedi sırıtarak. "Hain, insan bize de getirir." "Hoş geldiniz beyler!" Diyerek resmen bağıran Carla'nın sesiyle Katherine oturduğu koltuktan fırlayarak elindeki dondurmayla birlikte koşarak merdivenlere yöneldi. Hope oturduğu koltuktaki yastığı kaptığı gibi arkasından fırlatırken, kahkaha atıyordu. "Katherine firarda!" Dedi gülerek. "Kız kaçarken bile dondurmayı bırakmadı!" Diyerek sitem eden Alisha üşengeçlikte beni geçmeye çalışıyordu. Geçemezdi. "Dondurma mı var? Kim kaçtı?" Taylor'un sesiyle bakışlar girişe dönerken Taylor sırıtarak durduğu yerden bize bakıyordu. Hiç mi pijamalı kız görmedin dostum? Ethan elleri ceplerinde salona girip koltuklardan birine otururken, "Bir kahve içerim Frea." Dedi hafif bir tebessümle. Frea laptobundan başını kaldırıp, sanki Ethan'ı yeni farkediyormuş gibi yüzüne bakarken, "Benimde canım çekti. Kim yapıyor?" Dedi. Ethan erkeksi bir kahkaha atarken, Taylor'da boştaki kırmızı koltuklardan birine oturdu. "Evdede sürekli benden istiyor Frea." Diyerek sitem eden Taylor ile Ethan kardeşine ters bir bakış attı. "Bakın kızlar. Bilmiyorsunuz diye söylüyorum, bu Ethan'ın bir numaralı bakışı. İstediği yerine getirilmediğinde her gün bu bakışlara maruz kalıyorum." Dedi isyan edercesine. Frea gülerek, "Bak sen..." dedi. "Ethan'ın bizi kıracağını zannetmiyorum." Dedikten sonra gözlerini kısarak Ethan'ın yüzüne baktı. "Kahve yapar mısın?" Ethan'la kısa süren bakışmalarının ardından Ethan koltuğun kollarına koyduğu ellerini havaya kaldırarak, "Pekala sen kazandın." Dedi sesli bir nefes verirken. "Bana mutfağın yerini gösterir misiniz Bayan Frea? Tabi kahve için gereken malzemelerin yerinide." Frea sırıtarak ayağa kalkarken, eliyle mutfağı gösterdi. "Önden buyurun lütfen." İkisi birlikte mutfağa girdiğinde, o ana kadar kahkahasını tutan Taylor bir anda gülmeye başladı. "Bu kız abimi yola getirir." Dedi başını iki yana sallayarak. "Gelmezse de kendi bilir." Diyen Alisha ile gülmesi kesilirken, zoraki bir tebessüm sundu. Alisha ve lafları... "Katherine yok mu?" "Biraz başı ağrıyordu. Odasında uyuyor olmalı." Diyen Hope'a anladığını belirten hafif bir baş sallamasıyla karşılık verdi. Aslında yalan sayılmazdı zira bu bahaneyle odasına kapanan kişi Valeria'ydı. Belki de bu yüzden herkes bir anda sessizliğe gömüldü. "Hope senin tabloların nerede?" Diyen Carla'nın sesiyle salondaki ferahlığı şimdi fark ediyordum. Boş zamanlarını resim yaparak geçirir ve bu işte profesyonelleştiği için sergisinde satışa sunardı. Ancak tablolardan bir tanesi bile yoktu. Hope omuz silkerken, "Bugün sergi vardı ancak konuşmaya fırsatımız olmadığı için anlatamadım," dedi. Valeria, Annabella'yı görüşe gittiğinde bizde yeni plan üzerinde çalışıyorduk. Hope ise o sırada toplantıda değildi ancak Valeria'nın anlattıklarından sonra hepimiz öyle dalgındık ki yokluğunu fark edememiştik. "Sergide mi kaldılar?" Diyen Frea ile bakışlar ona ve hemen arkasından gelen Ethan'a döndüğünde Frea koltuğa otururken, Ethan kahveleri dağıttı. "Hayır, hepsi satıldı." Ethan'ın uzattığı sıcak kupayı alıp kısaca teşekkür ederken, Alisha'nın şaşkın sesi kulaklarımı doldurdu. "Hepsi mi? "Evet, biri hepsini satın almış." "Nasıl... Biri de ne demek?" Diyen Carla'nın kaşları havalanmıştı. "Bir kişi demek oluyor abla." Dedi gülerek. "Kim olduğunu biliyor musun?" Dediğimde başını iki yana salladı. "Adının gizli kalmasını istemiş. Sadece erkek olduğunu biliyorum." Kaşlarım çatılırken "Ürkütücü." Dedim. "Hayır tatlım, romantik!" Diyen Alisha'ya göz devirmemek için kendimi zor tutuyordum. Bunun neresi romantikti? Jest yapmak istese kimliğini gizli tutmaya gerek duymazdı. "Kamera kayıtlarına bakmak lazım." Diyen Carla'da benim gibi düşünmüş olmalıydı. Sonuçta normal bir genç kız hayatı sürmüyorduk. Açıkça tehdit mesajı dahi olabilirdi. "Fazla abartmıyor musunuz kızlar?" Ethan şaşkınca Carla'ya bakarken, Carla'nın yüzünde hin bir tebessüm belirdi. "Bu evde yaşayan kızlar tahmin ettiğinden daha önemli kişiler Ethan..." "Blake yarın bize gelicek mi?" Ethan kardeşinin sesiyle ona dönerken, "Son anda bir ameliyatı çıkmazsa gelir," dedi. "Ben ekip arkadaşlarından biri olduğunu düşünmüştüm." Ethan gülerek Carla'ya döndü. "Uzaktan sert bir mizacı var değil mi?" "Açıkçası siyah takım elbisenin içinde biraz suratsız duruyordu." Dediğinde herkes kahkahalarla güldü. Ethan kahkahasından geriye kalan iç çekmelerle Carla'nın şaşkın yüzüne baktı. "Genelde karizma olduğunu söylerler. İlk kez bir kızdan Blake hakkında böyle bir yorum alıyorum." Carla tek kaşını kaldırırken, içten içe gülüyordu. "Unutuyorsun Ethan, biz diğer kızlara benzemeyiz." dedi hin bir tebessümle.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE