İlk ateş düştü

2094 Kelimeler
Telefonun ekranında gözlerime bakan buz mavisi gözlerden kopamıyordum. Kopmam gerektiğini, unutmam gerektiğini söyleyen iç sesimin sesi kısıktı. O bile yorulmuş olmalıydı. Frea'nın dinlettiği ses kayıtlarından anladığım kadarıyla Nicolas çok öfkeliydi. Son planına kimin taş koyduğunu fazlasıyla merak ediyor, bulduğu an gırtlağına çökeceğini söylüyordu. Benim hakkımda tek kelime etmiyordu... Sanki hiç var olmamışım, bunca şey hiç yaşanmamış gibiydi. Şayet Alisha olmasa şu an akıl sağlığımdan endişe ediyor olabilirdim. Su ısıtıcısının kısık sesli sinyal sesi düşüncelerimi dağıtırken telefonu kotumun arka cebine sıkıştırıp, içinde kahve olan kupalara sıcak suyu doldurdum. Bahçede oturan grup öyle gürültülüydü ki, evin içinden ne konuştuklarını anlamak mümkündü. Tezgahın üzerinde duran tepsiyi alıp, mutfaktan çıktığımda arka bahçeye çıkan cam kapıdan gülümseyerek onlara baktım. Çimlerin üzerindeki tahta masasının etrafında kızlı, erkekli oturuyorlardı. Konuşulan konuya öyle dalmışlardı ki fark edilmeyeceğimi anlayarak dirseğimle cam kapıya bir kaç kez vurdum. Bakışlar bana dönerken, masadan kalkan Alisha oldu. "Sen bir tanesin!" Diyerek tepsiyi elimden aldığı gibi masaya yöneldiğinde, "Abartma Alisha." Dedim arkasından gülerek. Sakin adımlarla arkasından ilerleyip, kendimi boştaki sandalyeye attığımda önüme kupamı bıraktı. Güneş tepemizdeydi ve gündüzleri yazı tamamen hisseder olmuştum. Neyse ki henüz bunaltıcı sıcaklar başlamamıştı. "Öyle sessiz sakin bir tipleme ki, görsen katil demezsin. Sorgu esnasında erkek arkadaşını koruduğundan eminim." Konuşan kumral genç adam, yan komşumuzdu ve bir polisti(!) Üstelik işine düşkün, peşinde olduğu adamlara hayatını adamış bir polis. "Bunu bilemezsin Ethan. Öyle kadınlar içinden konuşurlar, kısık sesleri ninni gibi gelir kulağına." Diyen Frea'ya döndüm. Yaralı yüzünde tek kas oynamıyordu. Ethan ise merakla yüzüne bakıyordu. "Oysa senin ninni zannettiğin bir katilin ıslığı da olabilir. İtiraf ettiğine sevindim aksi halde seni ayakta uyutabilirdi." "Saçmalama Frea. Kim ben katilim der ki?" Diyerek Frea'ya karşı çıkan Katherina'ya döndüğümde gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Şu an aramızda bir polis olduğu için kılık değiştirmişti ve kızıl saçlarından eser yoktu. Gözünde yüzünün yarısını kaplayan büyük bir gözlük ve başında sarı renk bir peruk vardı. "Kesinlikle! Üstelik sorgu odasında kızı konuşturmama gerek kalmadı. Her şeyi kendi anlattı. Tuhaftı." Diyerek çok doğru bir tespit yapmış gibi Katherine'yı onaylayan Ethan'a göz devirmemek için kendimi zor tutuyordum. Zavallı Ethan... "Şu konuyu baştan anlatır mısın?" Diyerek merakla Ethan'a baktım. Yönünü bana çevirerek, kollarını göğüsünde bağlarken ciddi bir ifadeye büründü. "Elimde iki şüpheli var. Biri genç bir kız, diğeri ise sevgilisi olan genç bir adam. Ancak ben adamın suçlu olduğunu düşünüyorum." "Neden?" Diyerek merakını gizleyemeyen Katherine'e bakarsam tüm ciddiyetim bozulabilirdi. Bunun yerine dudaklarımı birbirine bastırarak, sessizce Ethan'ın anlatacaklarını beklemeye başladım. "Adam hırsızlıktan dolayı bir kaç kez gözaltına alınmış. Sicili temiz değil." Derken elindeki kahve kupasını masanın üzerine bıraktı. "Ancak kız için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hayatında ilk kez sorguya çekildiğini anlamam için siciline bakmama bile gerek yoktu. Sessiz ve masum tavırlar sergiliyordu." "Geçmiş önemli." Katherine Ethan'ı onaylarken, başını sallayarak kahvesinden bir yudum aldı. "Her ne kadar işlenen suç üzerinden cezaya çarptırılsa da, ilk kez suç işleyen kişinin cezası, daha önceden işlemiş birine göre indirimli oluyor." Dedikten sonra ellerini masanın üzerinde birleştirdi. "Pekala... Olay ne peki? Neden kız birini öldürmüş veya suçu üstlenmiş olabilir?" Bakışları bu kez Carla'nın sesiyle ona dönerken eliyle çenesini sıvazladı. "İçeri giren kızın geçmişte görüştüğü ve hastalıklı bir boyuta ulaşan ilişkisi varmış. Adamdan ayrılmış, izini kaybettirebilmek için adresini, telefon numarasını değiştirmiş ve sonuç olarak başarmış. Adam kızın izini kaybetmiş. İlerleyen zamanlarda kız yeniden hayatına birini almış. Anladığım kadarıyla şu anki sevgilisiyle birbirlerine aşıklar ve sorunda burada başlıyor." "Muhtemelen adam tekrar kızı bulmuştur." Şu ana kadar konuya dahil olmayan Taylor, Ethan'ın kardeşiydi. Ethan kumral beyaz tenli keskin yüz hatlarına sahipken, Taylor onun aksine sarışın yuvarlak yüzlüydü. Şayet kardeş olduklarını söylemeseler ihtimali dahi aklımın ucundan geçmezdi. Ethan başını sallarken, "Öyle olmuş. Kızı bulup, tehdit etmeye başlıyor. Kız bunu erkek arkadaşına söylemek yerine tek başına halledebileceğine inanarak ruh hastası adamın çağırdığı otele gidiyor. Gittiğinde konuşmaya, ikna etmeye çalışıyor ancak adamın sarhoş olduğunu anladığında gitmek istiyor. Tabi biraz geç kalıyor." Frea elini kaldırarak afallamış bir gülümsemeyle, "Dur bir dakika." Dedi. "Tüm bu anlatılanların doğruluğundan emin misin? Belkide iki sevgili bir plan yapıp adamdan tamamen kurtulmak istemiş olabilirler." Ethan kollarını göğüsünde kavuştururken, "Eminim." Dedi. "Kız ve ölen eski sevgilisinin telefon kayıtlarına bakıldı. Kızı tehdit ederek oraya çağırıyor. Kızın esas sevgilisinin ifadesi alındı. Kızı evine bırakırken kızdaki tuhaflığın farkına varıp, oradan ayrılmak yerine arabasıyla gizlenerek, kızın tekrar evden çıkmasını bekliyor. Sonrası belli, peşinden otele gidiyor." "Kız odaya girdikten ne kadar süre sonra kızın esas sevgilisi otele giriş yapıyor?" Dediğimde, Kahvesinden bir yudum alıp, "Hemen arkasından." Dedi. "Bu biraz tuhaf. Yani kızın adamı hemen öldürebilmesi kulağa imkansız geliyor. Üstelik asıl sevgilisinin peşinden odaya gireceğini göz önüne alırsak, açıkçası bana biraz planlanmış gibi geliyor." Ethan, Frea'ya dönerek, "Ölen adamın üzerindeki doku örneklerine bakıldı." Dedi. "Ölen adamın tırnak arasında kız ve kızın sevgilisine uyumlu dokulara rastlandı. Ancak kız suçu üstlendiği için adamı suçlu ilan edemiyoruz. Olay esnasında kullanılan ruhsatlı bir silah var. Silahın ruhsatı ölen adama ait. Otele yakın bir çöp konteynırının içinde bulundu ancak hiç parmak izi yok." "Cinayeti gizlemek istediler o halde." Diyen Katherine bilinçsizce, bilinçaltının kurbanı oluyordu. Ah Katherine... "Olayın verdiği korku, heyecan buna teşvik etmiş olabilir. Ancak kız merkeze gelerek suçunu itiraf etti. Muhtemelen otelin kamera kayıtlarından ortaya çıkacağını akıl etmişti." "Ama sen yine de kızın suçsuz olduğuna inanıyorsun ve sevgilisinin yaptığını düşünüyorsun?" Diyerek hafif bir tebessümle konuşan Frea'nın içinden geçenleri tahmin etmek güç değildi. Aslında bir cana kastetmek güçle orantılı değildi. Yakalanmadığın sürece zeka işiydi. "Öyle düşünmem için çok sebebim var Frea." Derken o da güldü. "Öncelikle söz konusu olan iki aşık adamın arasındaki genç bir kadın. Açıkçası iki erkeğin kavga etmesi ve birinden birinin ölmesi güçlü bir olasılık. Ayrıca kızın sevgilisi gelmeden önce kızın böyle bir cinayet işlemeye zamanı yok. Otel kamera kayıtları elimde mevcut." Frea sesli bir nefes verirken, kısa kahverengi dalgalı saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdığında yüzündeki muhtemelen bıçak yarası olan derin iz, görünür hale geldi. "İki adamın kız için kavga etmiş olmalarına katılıyorum. Ancak bana kalırsa bunu kızın sevgilisi yapmadı. Olay anında kullanılan silahın ölen adama ait olduğunu söylüyorsun. Boğuşma esnasında şayet silah düştüyse korkuyla erkek arkadaşını korumak istemiş olabilir. Bu yükle yaşayamayacağını anlayarak teslim olmuştur." Kaşlarım havalanırken şaşkınca Frea'ya baktım. Kısaca kurduğu senaryo fazlasıyla mantıklı gelmişti. Ethan'da benim gibi düşünüyor olmalı ki, afalladığı mimiklerine kadar yansımıştı. "Bu tür şeyleri tahmin üzerinden sonuçlandıramayız fakat yine de mantıklı geldi Frea." Dedi göz kırparak. Frea hafif bir tebessümle karşılık verirken, Alisha dirseğiyle hafifçe karnıma vurdu. Gülme Melanie. Sakın gülme. "Sen ne düşünüyorsun Bill?" Bill, Ethan'ın sesiyle Valeria'dan uzaklaşıp ona dönerken, yüzünde konuştuğumuz konudan uzak olduğunu belli eden bir ifade vardı. Normaldi zira bir saattir kısık sesli bir şekilde Valeria ile derin bir sohbet içindeydi. Valeria bizimle tanıştırmak için Bill'i çağırmış olsada asıl gelme sebebi üstünde çalıştığımız yeni görevdi. Lakin yan komşumuz kardeşini alıp, tanışma bahanesiyle misafirliğe geldiği için şu an toplantı yapmak yerine Ethan'ın iş hayatını konuşuyorduk. Bill gülerek Ethan'a bakarken, "Ben mesleğimi baroda bırakıyorum dostum. Katillerden kaçtığım tek yer burası." Diyerek Valeria'yı kolunun altına çekti. Bill avukattı ve Valeria'nın içerideki kız kardeşinin davalarına katılıyordu. Valeria'nın anlattığına göre, kardeşi içeri girdikten sonra Bill'i davalara katılması için tutmuş, zamanla hukuksal ilişkileri aşka dönüşmüştü. Valeria Bill'in koyu kahverengi saçlarını karıştırırken, "Keşke her zaman kaçsan." Dedi imayla. "Kaçmakta haklısın. Hayatımda hiçbir kadınla işlerim hakkında bu denli ciddi konuştuğumu hatırlamıyorum. Normalde bu tarz konulardan hoşlanmazlar ancak kızların sohbetine doyum olmuyor." Ethan memnun bir ifadeyle hepimize bakarken, sırıttım. Olmazdı zira gördüğü yedi cici kızında içinde vahşi bir aslan yatıyordu. "Kızları bilemem ancak biraz daha peşinde olduğun katilleri anlatırsan kusacağım." Diyen Taylor ile herkes güldü. Katherine hariç. "Katılıyorum. Cinayet masasına çevirdiniz güzelim bahçe masasını." Derken yüzünde de sesi gibi bunalmış bir ifade vardı. Taylor'u anlayabilirdim zira adam abisinin aksine naif ruhlu bir yazardı. Fakat Katherine her ne kadar kendini dövüş eğitmeni olarak tanıtsada cinayet işlemekten en az Valeria kadar haz alıyordu. "Frea biraz konuşalım mı?" Ethan'ın sesiyle masada bir sessizlik olurken, Frea soğuk bakışlarını Ethan'ın yüzüne dikti. Şayet Ethan Frea'ya oynuyorsa, çok yanlış kişiyi seçmişti. Frea bize bile zor açılan bir kızdı, kimseye güvenmez tedbiri asla elden bırakmazdı. Kısa süren sessizliğin ardından, başını sallayarak sandalyeden kalkarken, ikisi birlikte ön bahçeye ilerleyerek gözden kayboldular. "Katherine hangi dalda dövüş eğitmenliği yapıyorsun?" Katherine büyük gözlüklerinin arkasından gülümseyerek Taylor'a bakarken, Carla ile göz göze geldik. Tedirginliğini hissedebiliyordum. "Judo." Dedi. Ses tonu konudan kaçmak ister gibi kısık çıkmıştı. Taylor'ın kaşları havalanırken, Katherine'i göz ucuyla süzdü. Sanırım bu kadar narin bir kızın judo öğretmek bir yana, dövüşebileceğine bile inanmıyor olmalıydı. Zira ifadesi bunu açıkça belli ediyordu. "Erkeklere de öğretiyorsun musun?" "Evet ama kız öğrencim daha fazla." Bu Taylor'u daha fazla şaşırtırken, Katherine'nin bizi bodrumda çalıştırdığı aklıma gelince istemsizce yüzüm buruştu. Bu kızın eline düşmek, isteyeceğim son şey bile olamazdı. Acımasızlık konusunda Valeria birinci sırayı kapsada hemen arkasından Katherine'nin geldiği su götürmez bir gerçekti. "Müsait bir gününde bir kaç hareket öğrenmek isterim." Alisha sesli bir şekilde gülerken, başını iki yana salladı. "Hiç tavsiye etmem Taylor. Kız olduğuna bakma, beş erkeği acımadan üst üste koyar." Taylor afallayıcı bir gülümseme sunarken, "Ürkütücü," dedi erkeksi bir kıkırtıyla. "Yinede Katherine'den öğreneceğim çok şey olduğunu düşünüyorum." "Bir yazarın hayatı ne kadar tehlikeli olabilir ki?" Dedim kendimi tutamayarak. Taylor'un bakışları beni bulurken bir anda güldü. "Sanırım editörleri pataklamayı düşünüyorum. Bir kitap gönderiyorum, iki ayda zor okuyorlar. Geri dönüşlerini beklemek ne kadar zor tahmin bile edemezsin." "O halde bir anlaşma yapalım." Taylor Katherine'e dönerken gülerek, "Sabırsızlanıyorum," dedi. "Kitabının taslağını okumam için verirsen, haftanın iki günü judo öğrenmeni sağlayabilirim." Kızlar kendi aralarında gülüşürken Taylor "Güzel teklif," dedi çapkın bir tebessümle. "Fakat pataklanacak kişi ben olduğum için bir istek hakkımın daha olduğunu düşünüyorum." Merakla hepimiz Taylor'a bakarken, "Gözlüklerini çıkarır mısın?" Dedi kibarca. Alisha içtiği kahveyi yarım bırakıp öksürmeye başlarken, sırtına bir kaç vurdum ancak gözlerimi Katherine ve Taylor'dan çekemiyordum. Elbette böyle bir aptallık yapmayacaksın Katherine. Yapmazsın değil mi Katherine? Tanrı'm, sakın yapma Katherine... Katherine'nin gülümsemesi yüzünde donarken, boğazını temizledi. "Gözlerimin güneşe karşı alerjisi var. Hemen yaşarmaya başlıyorlar." "Sadece iki saniye." Diyerek karşı çıktı Taylor. "Kiminle konuştuğumu görmek istiyorum." Dudaklarımı dişliyordum. Masanın üzerindeki soğumuş kahveyi alıp, sonuna kadar içtim. "Taylor misafirimiz geldi. Eve geçelim." Ethan'ın sesiyle ortamdaki gergin hava hızla dağılırken, derin bir nefes aldım. Taylor ayaklanırken bakışlarını Katherine'den çekmeden, parmağıyla gözlüğü işaret etti. "Nasılsa dövüşürken o gözlükleri çıkarmak zorunda kalacaksın. Yüzünü görmek için sabırsızlanıyorum." Dedi göz kırparak. "Anlaşma anlaşmadır." Dedi Katherine zoraki bir tebessümle. Taylor'un kalktığı sandalyeye Frea oturduğu sırada esmer otuzlu yaşlarda bir adam villanın köşesinde bekliyordu. Yüzündeki siyah gözlüğü ve üzerine tam oturan siyah takım elbisesiyle Ethan'ın işyerinden bir arkadaşı olduğu izlenimi veriyordu. Carla oturduğu sandalyede arkasını Ethan'a doğru dönerken, "Arkadaşınızda bizimle oturabilir," dedi nezaketen. İçten söylemediğine emindim zira acilen yapmamız gereken bir toplantı vardı. "Blake kalabalıktan pek hoşlanmaz. Siz keyfinize bakın hanımlar." Carla başını salladıktan sonra Taylor ve Ethan uzamış çimlerin üzerinden ön bahçeye doğru ilerleyerek gözden kayboldu. Hope uzun saçlarını omzunun arkasına atarak ıslık çaldı. "Ucuz yırttın Katherine." Katherine yanında oturan Hope'un koluna endişeyle vurup, "Sussana daha bahçeden çıkmadılar." Diyerek endişeyle uyarırken bahçe kapısının kapanma sesi kulaklarımıza dolduğunda Carla Frea'ya döndü. "Ne konuştunuz?" Oturduğu sandalyenin koluna ellerini koyup, parmaklarıyla ritim tutarken, "Önemsiz şeyler," dedi. "Fakat ifaden hiç de öyle demiyor Frea." Dediğimde bana dönerek kısa saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdı. "Yüzümdeki izi sordu." Dedi keyifsizce. Ethan mesleğinden dolayı olsa gerek fazla meraklı bir tipti. Ancak bunu biz bile Frea'ya sorma cesaretinde bulunamamıştık. "Pardon? Ona neymiş?" Valeria'nın gergin sesiyle, Frea bu kez ona dönerken omuz silkti. "İşin özünde yardım edebileceği bir durum olup, olmadığını merak etmiş." Bill'in ayağa kalkmasıyla tüm bakışlar ona döndüğünde takım elbisesinin izin verdiği kadarıyla saatine baktı. "Kızlar bu sorunu daha sonra konuşursunuz. Saat ikide girmem gereken bir dava var. İçeri geçip, artık esas konunun planını yapalım." ? Villanın bodrumunda belkide ilk kez örgütleştiğimizi hissediyordum. Duvarda Nicolas ve geri kalan Genesis üyelerinin resimleri vardı. Bunun dışında tanımadığım bir çok yüz asılmıştı. Masanın üzerinde duran kırmızı kalem infazlarının habercisiydi. Gözlerimi Nicolas'ın buz mavisi gözlerinden çekip, konuşmasını beklediğimiz Valeria'ya döndüm. "Geçmişini anlatmak zorunda değilsin Valeria." Toplantı odasındaki sessizliği Carla'nın sakin çıkan sesi böldüğünde Bill Valeria'nın çenesinin hemen altında biten koyu kahverengi saçlarını okşayarak, "Zor olduğunu biliyorum hırçın kızım," dedi kısık bir sesle. "Ama sende biliyorsun, yapmak istediğin şey basit değil. Her ayrıntıyı bilmeleri gerekiyor." Valeria belli belirsiz başını sallayarak sıkıntılı bir nefes verdi. Koyu kahverengi gözlerini masadaki üç kişinin fotoğrafından çekmeden anlatmaya başladığında verdiği o nefesi tekrar alamadığını hissettim. Her kelimesinde odaya bir ateş düştü. Valeria anlattıkça, ateş dağıldı. Sesli verilen nefesler, iç çekmeler, masaya öfkeyle vurulan eller ateşi söndüremedikçe yangın çoğaldı, harlandı, sıcaklığını herkes hissederken yalnızca Valeria yandı. Valeria ile geçmişe dayalı tanışmamız olduğu halde hiçbir zaman geçmişi hakkında konuşmadık. Suskunluğunun üzerinden ne kadar geçti bilmiyordum. Ancak kimseden çıt çıkmıyor, tek kelime etsem hıçkıra hıçkıra ağlayacağımı hissediyordum. "Hadi o zaman gidelim." Diyerek ortamdaki hüzünlü havayı sahte bir heyecanla dağıtmaya çalışan Alisha'yla birlikte her şeye rağmen ayağa kalkıp, toplantıyı bitirdik. Darmadağınız dedim içten içe. Yüzlerimiz deniz suları kadar durgun, içimiz fırtınada köpüren azgın dalgalar kadar taşkın. Darmadağınız...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE