PARANOYA

2305 Kelimeler
9. BÖLÜM (DENİZ) ‘’Emeğinize sağlık çocuklar! Bugünlük yeter, toparlanabilirsiniz!’’ ‘’Hocam, erken bitirdik sanki bugün?’’ diye merakla sordu Rüya. ‘’Evet, bugün daha fazla yormayacağım sizi. Haydi toparlanın da, hep birlikte bir toplantı yapalım. ‘’ Kulise girip hızlıca üzerimi değiştirdikten sonra dolabımdan eşyalarımı alıp toplantı odasına yöneldim. Boş sandalyelerden birine yerleşip, parmaklarımla masada ritim tutturmuşken mesaj bildirimini duyup ekrana baktığımda gördüğüm isim, vücudumun istemsiz gerilmesine sebep olmuştu. Ekranı kilitleyip telefonu masaya bıraktım. Odaya ilk gelen Ertuğ olmuştu. Masanın diğer ucundaki sandalyeye yerleşti. Göz göze gelmemeye çalışıyordum. Ritim tutturmayı bırakıp önümdeki kalemi alıp çevirmeye başladım. Ertuğ’un boğazını temizlemesiyle bakışlarım ona dönmüştü. ‘’Dinliyorum?’’ İç çekip arkasına yaslandı. ‘’Bak, Deniz. Başından beri seninle yıldızlarımızın barışmadığını biliyorum. Ama yine de sonuçta biz bir ekibiz, değil mi?’’ Bu berbat oyunculukla nasıl bir kariyer tutturduğunu gerçekten merak ediyordum. ‘’Tabii, haklısın. Biz bir ekibiz.’’ ‘’Bu yüzden bizim profesyonel davranmamız gerek. Öyle medeni olmayan tartışmalar falan... Bunlar olmamalı, değil mi?’’ ‘’Ertuğ,’’ diyerek sıkıntılı bir iç çektim. ‘’Sadede mi gelsen artık, ha? Ne dersin?’’ Adi bir gülümseme yayıldı yüzüne. O böyle gülümsediği zamanlarda, genelde bir yerden sonra kontrolümü kaybediyordum. Ama bu sefer bunun olmasına izin vermeyecektim. ‘’Açıkçası ben Yetkin hocanın karşısında bir daha öyle bir duruma düşmek istemem. E tabii seni bilemem Deniz. Yani sonuçta sen yetişkin bir insansın. Bu tamamen senin kararın. Ama seni çok iyi tanıyan yakın bir dostun olarak, senin de benimle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Yanlış mıyım?’’ Gözlerimi ayırmadan bakmaya devam ettim. ‘’Evet, ben de öyle düşünmüştüm,’’ diyerek sevimsiz gülümsemesini sürdürdü. ‘’İşte Denizciğim, bu yüzden artık kavga yok. All is well yani, kapiş?’’ ‘‘Ne istiyorsun Ertuğ, ha? Ağzındaki baklayı çıkar da rahatlayalım artık.’’ Ellerini masanın üzerinde birleştirip bana doğru eğildiğinde, yüzündeki gülümseme yerini kararlı bir ciddiyete bırakmıştı. ‘’Artık Sanem’in aklını karıştırmanı istemiyorum.’’ ‘’Sanem’in aklını karıştırmamı istemiyorsun demek.’’ ‘’Ne demek istediğimi anladığına eminim. Bu yakışıklı suratın altında zeki bir adam olduğunu biliyorum. Madem yollarınız ayrıldı, o zaman bu defteri tamamen kapattığını ona daha net bir şekilde göstermeni istiyorum. Bir öyle, bir böyle davranıp da kıza umut vermeyi bırak artık.’’ Yavaş yavaş yüzüme yayılan gülümsemeye engel olmak için uğraşmamıştım bile. Gülme sırası şimdi bendeydi. ‘’Kes şunu Deniz,’’ diye ağzının içinde mırıldandı sinirle. Ama benim durmaya niyetim yoktu. ‘’Deniz... Kes dedim şunu. Deniz!’’ diyerek yükselmişti. Odaya diğerlerinin girmesiyle kendini toparlamaya çalıştı. ‘’Deniz?’’ Yetkin hocanın sesiyle kendime gelmiştim. ‘’Ne oluyor?’’ ‘’Hiç hocam. Ya Ertuğ siz gelmeden öyle bir fıkra anlattı da, ona gülüyordum.’’ ‘’Fıkra?’’ ‘’Evet hocam. Tam bir Karadeniz fıkrasıydı, değil mi Ertuğ?’’ ‘’E..evet. İçimden geldi. Yani aklıma gelmişti. O da sağ olsun beğendi baya bir,’’ derken dik bir bakış atmıştı. ‘’Ayy, fıkra çok severim ben. Bize de anlatsana Ertuğ yaa!’’ diyerek heyecanla cıvıldadı Rüya. ‘’Tabii, tabii anlatırım. Şu toplantıyı bitirelim bir, hepinize baştan anlatırım.’’ Sinirle sandalyesine oturdu. ‘’Hadi çocuklar, oturun hemen başlayalım,’’ dedikten sonra bakışları bana dönen Yetkin hocaya ‘’masumum’’ anlamında omuz silktim. Herkes yerleştikten sonra önündeki ajandayı açıp söze başladı. ‘’Evet çocuklar. Sizi çok fazla tutmayacağım. Önemli bir haberi paylaşmak istedim sizinle. Nihayet gala tarihimiz belli oldu, hepimize hayırlı uğurlu olsun.’’ ‘’Ne zaman hocam?’’ ‘’Biraz yakın bir tarih arkadaşlar. Ama zaten provalarımız sıkı bir şekilde devam ettiği için kısa zamanda da olsa galaya hazır olacağız, merak etmeyin. Önümüzde 2 hafta gibi bir süre var.’’ Süreyi duyunca hepimizin gözleri açılmıştı. Bu oldukça kısa bir süreydi. Provalar başlayalı daha 1.5 ay olmuştu. Galaya tam anlamıyla hazır olmamız için şu ana kadar olduğundan daha sıkı çalışmamız lazımdı. ‘’Hocam, bu çok kısa bir süre. O zamana kadar yetiştirebilecek miyiz sizce?’’ ‘’Merak etmeyin, hepsi olacak. Sizler kendinize güveniyor musunuz, onu söyleyin. Çünkü sizler bu işin olacağına inanmazsanız işte o zaman gerçekten çuvallarız.’’ ‘’Tabii ki kendimize güveniyoruz hocam,’’ diye hep bir ağızdan destekledik. Zaman oldukça az, ama ekibimize güvenimiz tamdı. Gurur dolu bakışlarla bizi süzdü. ‘’İşte benim çocuklarım. O gün geldiğinde hepinizin elinizden gelenin en iyisini yapacağından zerre şüphem yok. İnancımızı kaybetmiyoruz. Sıkı çalışıyoruz ve şimdi de hızla evlere dağılıp dinleniyoruz. Her gün zımba gibi geliyorsunuz buraya. Anlaşıldı mı? ‘’ ‘’Anlaşıldı hocam!’’ ‘’Provalar her gün saat 10’da başlayacak. Bitiş saati için söz vermiyorum. Ona göre dinlenip gelin. Haydi!’’ Telefonumun bildirim sesini duymuştum tekrar. Ekranı açıp bildirimi okuduktan sonra tekrar kilitleyip ceketimin cebine attım. Kafamı kaldırdığımda Sanem’le göz göze gelmiştik. Bakışlarımı çevirmiştim hemen. Hep birlikte toparlanıp çıkışa yöneldiğimizde Rüya, ‘’Hadi hep birlikte bu akşam bir şeyler yapalım,’’ diye heyecanla atıldı. ‘’Ne gibi?’’ ‘’Birlikte akşam yemeği yiyelim, bir şeyler içelim. Galaya az zamanımız var madem.’’ ‘’O zaman bu akşamı hakkıyla geçirelim,’’ diye destek atmıştı Arya. ‘’Benim bildiğim bir yer var meydanda. Ortam sofistike, yemekleri şahane. İsterseniz oraya gidelim,’’ diye ilk teklifi sundu Ertuğ. ‘’Harika, hadi gidelim!’’ diye heyecanlanan Rüya, Ozi’yi elinden yakaladığı gibi önden yolu tutmuştu bile. ***** ‘’Sağdan devam Ozan. Şu köşedeki işte!’’ Hep birlikte Ertuğ’un işaret ettiği mekana yöneldik. Tamam, ilk defa hakkını yiyemeyeceğim. Mekan dediği kadar vardı. Atmosfer falan on numaraydı. Ama oturacak tek bir tane boş masa yoktu. ‘’Haydaa, iyi de dolu oğlum buralar hep,’’ diye söylendi Ozi. ‘’Durun, buranın sahibini tanıyorum, babamın arkadaşı. Bir bakayım yer ayarlayabilecek mi. Konuşup geliyorum hemen,’’ deyip içeri yöneldi. Hepimiz sabırsızlıkla onu beklerken birkaç dakika sonra nihayet kapıda göründü. ‘’Yer ayarladım de Ertuğ, lütfen,’’ diye kıvrandı Arya. ‘’ Bayıldık bayılacağız burada şimdi hepimiz.’’ ‘Arkadaşlar, valla kusura bakmayın. Bu saatte bu kadar dolu olacağını tahmin edemedim. Biraz da ani karar verdik ya, yoksa rezervasyon falan ayarlardım ben yani.’’ ‘’Yapacak bir şey yok. Bayılmadan önce başka bir yer bakalım bari,’’ diye araya girdim. ‘’Var mı bildiğin bir yer?’’ ‘’Az ileride var bir tane takıldığım. Buraya göre daha sakindir, ama hoş bir yer orası da.’’ ‘’O zaman kesin boş masa vardır, koşun!’’ diye yine hızlı adımlarla önden atıldı Rüya. 7-8 dakika sonra bahsettiğim yere gelmiştik. Pek de boş sayılmazdı ama, şansımıza masa bulmuştuk. Oldukça nazik bir şekilde ‘’Hoş geldiniz,’’ diyen bir kız yanımıza yaklaştı. ‘’Masalarımız maksimum 4 kişilik. Dilerseniz sizin için daha büyük bir masa ayarlayabilirim. ‘’ ‘’Harika olur.’’ ‘’Sizi çok kısa bekleteceğim,’’ dedikten sonra kenarda bekleyen erkek çalışanlardan yardım istedi. Birkaç dakika sonra masamız hazırdı. Hep birlikte masamıza yerleştiğimizde menülerimiz hızla dağıtıldı. ‘’Abi ortam fenaa,’’ diye fısıldadı Ozi. ‘’Kahramanımız yine günü kurtardı,’’ diyerek gülen Ertuğ ‘a tek kaşımı kaldırıp baktığımda durumu toparlamak istercesine elini kaldırdı. ‘’Sadece takılıyordum.’’ Girişte bizi karşılayan kız tekrar yanımıza gelmişti. ‘’Eğer karar verdiyseniz siparişlerinizi alabilirim.’’ Herkes tek tek siparişlerini söylerken, o not almadan sadece dinliyordu. ‘’Tatlım, bu kadar siparişi aklında mı tutacaksın?’’ diye merakla sordu Arya. Kız ise avucunda tuttuğu ses kayıt cihazını gösterdi. ‘’Sorun yok efendim. Siparişlerinizi not alıyorum ben.’’ ‘’Ya bırak nasıl not alıyorsa alsın kız, çok önemli mi?’’ ‘’İyi tamam, bir aksilik olmasın da,’’ diyerek suratsızca yüzüme baktı. Derken telefonumun iç cebimde titrediğini hissettim tekrar. Ama bu sefer mesaj değil, bitmek bilmeyen uzun bir çağrıydı. Ekranı kilitleyip telefonu masaya bıraktım. Kafamı kaldırdığımda yine Sanem’le göz göze gelmiştik. Bu sefer bakışlarını kaçıran o olmuştu. ‘’Buranın çalışanları da epey zarifmiş doğrusu,’’ derken yüzünde pis bir sırıtışla az önceki kızı süzüyordu Toprak. ‘’Ay sende Toprak, yani zarif ne demek bilmesek yutturacaksın bize. Dümdüz garson işte, ne zarifi,’’ diyen Arya’nın bakışlarındaki küçümseyici ifadeyi görebiliyordum. ‘’Yok yok, bu garsonlar öyle düz falan değil. Baksana şunlara. Hele siparişleri toplayan kız, off diyorum be abi, afet afet.’’ ‘’Abart Toprak, abart,’’ diyen Arya, Toprak’ın yavşamasından pek mutlu değil gibi görünüyordu. ‘’Oğlum bir şey desenize lan.’’ ‘’Valla yalan değil şimdi kızlar. Cidden güzel hatun yani. Ama tabii insanın gözü başkasında olunca, o kadar da güzel gelmiyor yinede.’’ Ertuğ Sanem’e doğru imalı bir bakış attığında onun pek umurunda değil gibiydi. ‘’Buraya milletin seksiliğini konuşmak için değil de, yemek için geldiğimizi unutmasak?’’ ‘’Ya oğlum bir şey demedim ki, Allah Allah. İçimden geçeni söyledim yani, ne var bunda. Hem bir şey diyeyim mi, yemek bitsin, çıkarken bir soracağım bakalım var mıymış gönlünde yatan bir prens. E yoksa da şansımızı deneyeceğiz artık.’’ Birkaç dakika sonra nihayet yemeklerimiz gelmişti. Hızlıca servisi yapan erkek garson içecekleri de dağıttıktan sonra masadan ayrıldı. Kız ise hepimize ‘’Afiyet olsun,’’ deyip giderken Sanem durdurmuştu onu. ‘’Yalnız arkadaşım vişne suyu değil, kola istemişti tatlım. ‘’ ‘’Ups, sanırım siparişlerde ufak bir karışıklık oldu güzellik,’’ diye sırıttı Arya. ‘’Karışıklık falan olduğu yok. Ben zaten vişne suyu istemiştim, doğru getirmişsiniz.’’ ‘’Deniz...’’ ‘’Tamam dedim Sanem, sorun yok. Siz işinize bakabilirsiniz, teşekkürler’’ ‘’Afiyet olsun’’ dedikten sonra masadan uzaklaşmıştı. ‘’Sen vişne suyundan nefret edersin Deniz, niye değiştirmesine izin vermedin? ‘’ ‘’Ederdim güzelim. Eskiden ederdim. Artık değişen pek çok şey gibi bu düşüncem de değişti,’’ diyerek Sanem’in şaşkın bakışları arasında meyve suyunu alıp kafama diktim. ‘’Herkese afiyet olsun,’’ diyerek havayı yumuşatmaya çalışan Arya’ya ilk kez içimden teşekkür etmiştim. ***** Hızlıca masayı toparlayan garsonların ardından az önceki kız tekrar masamıza gelmişti. ‘’Hepinize afiyet olsun efendim. Umarız memnun kalmışsınızdır.’’ ‘’Her şey harikaydı hanımefendi. Hele sizin bu güler yüzlü hizmetiniz gerçekten muhteşem, çok naziksiniz,’’ derken kızı avlamaya çalışan bir bakış atmıştı tipini sevdiğimin Toprak’ı. ‘’ Teşekkür ederim. Arzu ettiğiniz başka bir şey varsa memnuniyetle yardımcı olmak isterim.’’ ‘’Az önceki gibi kayıt falan alacaksan hiç vermeyelim sipariş,’’ diyen Arya itici bir gülümsemeyle baktı kıza. ‘’Hanımefendi, siz arkadaşımın kusuruna bakmayın. Bazen böyle içi dışı bir oluyor gereksiz zamanlarda. E biz tatlı sipariş edelim. Ben bal kabaklı cheesecake alayım lütfen.’’ Kibarlık budalası yavşak. Herkes siparişlerini söylerken ben daha karar verememiştim. ‘’Sizin tercih ettiğiniz bir şey var mı?’’ ‘’Aslında henüz karar veremedim. Bu sefer farklı bir şey denemek istiyorum,’’ diyerek menüye bakmayı sürdürdüm. ‘’Dilerseniz size spesiyal bir tatlı getirebilirim. Daha önce denemediğinize eminim,’’ diyerek gülümsedi. ‘’Peki, dediğiniz gibi olsun, bekliyorum öyleyse,’’ diye gülümsemesine karşılık verdim. Menüleri topladıktan sonra hızla masadan uzaklaşmıştı. ‘’Dilirsiniz sizi spisiyil bir titli gitiribilirim. Dihi inci dinimidiğinizi iminim.’’ Arya kızın az önce söylediklerini kendince taklit ettiğinde, herkes kıkırtısını bastırmaya çalışıyordu. ‘’Ne oldu Deniz? Oyunculuğum sana geçmedi sanırım?’’ ‘’Sadece başkaları üzerinden taklit yapılmasından hoşlanmıyorum diyelim. Yeteneğinle bir ilgisi yok güzelim.’’ ‘’Aman kardo ya, takılma bu kadar. Kız sadece bizi güldürmek istedi biraz. Keyfine bak sende.’’ ‘’Siz bana bakmayın, yorgunum biraz. Neyse, ben bir hava alıp geliyorum,’’ diyerek ayaklandım. Sigara alanına geldiğimde neyse ki benden başka kimse yoktu. Sigaramı yakıp çatı katından İstiklal manzarasına baktım. Kalabalığıyla seviyordum bu şehri. Büyük bir nefes çektim tramvayın gidişini izlerken. ‘’İyi misiniz?’’ Arkamı döndüğümde az önceki kızla göz göze gelmiştik. ‘’İyiyim, sigara için çıkmıştım. Bu arada... özür dilerim, yani arkadaşlarım adına. Bazen biraz adice davranabiliyorlar.’’ Gülümsedi. ‘’Merak etmeyin, alışkınım.’’ ‘’Başkalarının egolarını tatmin etmek mide bulandırıcıdır yinede.’’ ‘’Öyle, ama işim bu. Yapacak bir şey yok.’’ ‘’Deniz?’’ ‘’Sanem?’’ ‘’N’apıyorsun burada?’’ ‘’Sigara için çıkıyorum dedim ya. Yer gösterdi hanımefendi sağ olsun. Sen n’apıyorsun burada?‘’ ‘’Seni merak ettim hayatım. Bir bakayım istedim,’’ diyerek yanıma gelip elini omzuma attı. ‘’Gösterdiğine göre işine geri dönebilirsin tatlım.’’ Kız cevap bile vermeden dönüp gittiğinde elini tutup uzaklaştırdım. ‘’Ne yapıyorsun Sanem? Neydi bu şimdi?’’ ‘’Bir şey yaptığım yok. Sadece işi dışında başka şeylere burnunu sokmaması gerektiğini öğretiyorum hepsi bu. Niye bu kadar kızdın ki?’’ ‘’Resmen kovdun kızı, farkında mısın?’’ ‘’Neden bu kadar önemli senin için?’’ Sinirli bir gülümsemeyle baktım. ‘’Benim için önemli olduğu falan yok. Sadece kıza köpek gibi davranmana gerek yoktu diyorum. Bana yardımcı oldu, bu yani, bu kadar.’’ ‘’Masaya her geldiğinde sana nasıl baktığını fark etmedim mi sanıyorsun?’’ ‘’Sanem sen ne dediğinin farkında mısın? Ne bakmasından bahsediyorsun sen? Kız işini yapıp gidiyor masadan, ne bakışı? Ayrıca kimin bana nasıl baktığı umurumda bile değil, anladın mı? Hem de hiç kimsenin.’’ ‘’Ee çifte kumrular, gelmiyor musunuz, hadi artık?’’ Arya’nın seslenmesiyle sigaradan son bir nefes daha çekip izmarit kutusuna attıktan sonra direkt içeri yöneldim. Masaya oturduğumda peşimden kızlar da gelmişti. Birkaç dakika sonra herkesin tabağı gelmesine rağmen benim önüm boştu. ‘’Kardo senin spesiyal patladı galiba?’’ ‘’Ya da kayıt cihazının pili falan bitmiştir belki o sırada.’’ ‘’Artık şu muhabbeti değiştirseniz mi kızlar, ha? Cidden suyu çıktı çünkü.’’ ‘’Aynen hanımlar. Lütfen bu tatsız muhabbeti bitirelim.’’ Toprak’ın sevimsiz kibarlığı canımı sıksa da, onları susturabildiği için memnun olmuştum. Herkes muhabbet eşliğinde tabağına yöneldiğinde yeniden telefonumun titrediğini hissettim. Dişlerimi sıkıp ekrana baktım. ‘’Siktir!’’ diyerek telefonu sertçe masaya bıraktığım an, tabağım önüme bırakılmıştı. Kafamı kaldırdığımda az önceki kızın ürkmüş bakışlarını gördüm. ‘’Özür dilerim, bir anda ağzımdan çıktı. Size karşı değildi.’’ ‘’Önemli değil. İmza tabağınız, umarım memnun kalırsınız. Hepinize afiyet olsun,’’ diyerek hızla uzaklaştı. Çatalı elime aldığımda Sanem’in bakışlarını yine üzerimde hissetmiştim. Kontrol etmek için göz ucuyla ona baktığımda tabağıyla ilgilenirken, bir yandan kızlarla konuşuyordu. Artık giderek paranoyaya bağlıyordum sanırım. ***** Keyif faslı bittikten sonra hesabı istemiştik. Adisyon kutusu geldiğinde herkes elini cebine attığı an Toprak ortaya atıldı. ‘’Sevgili dostlarım, lütfen herkes sakince kartlarını yerine koysun. Çünkü bugün hesap benden.’’ ‘’Harbi mi lan,’’ diyerek rahatlamıştı Ozi. ‘’Centilmen erkek dediğin böyle olur işte,’’ deyip Toprak’ın yanaklarını sıkmıştı Arya. ‘’Dur kızım, oyuncak bebek gibi mıncıklayıp durma. Şş bana bakın. Hesap benden, ama dostunuza şans dileyin. Çünkü az sonra hayallerimin kadınına açılacağım. Umalım da beyaz atlı prensi falan olmasın.’’ ‘’Ay Toprak sen ciddi misin? Bırak Allah aşkına şu kızı. ‘’ ‘’Ya Sanem niye öyle diyorsun kızım. Bizim de gönlümüz hoş olsa fena olmaz mı yani, ha?’’ deyip Ertuğ’la kıkırdamaya başladı. Ödemeyi yaptıktan sonra hepimiz toparlanıp kapıya çıkmıştık. Toprak ise kasanın orada kızı ayak üstü sıkıştırmış, bir şeyler konuşup duruyordu. Kızın halinden memnun olmadığı belliydi. Daha fazla uzatmasın diye içeri girmeyi düşünürken suratı asık, gerisin geri yanımıza dönmüştü paşam. Yarasına ilk tuzu Ertuğ sürmüştü. ‘’Ne oldu lan? Var mıymış kızın prensi falan?’’ ‘’Sormayın beyler. Hatunumu kapan kapmış çoktan. Yürüyün, bu gece kardeşiniz için içiyoruz.’’
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE