8. BÖLÜM (DENİZ)
Gözümü alacaklı gibi çalan kapının sesiyle açmıştım. Yastığa kafamı bastırıp duymazdan gelmeye çalışsam da, neredeyse birazdan tüm binayı buraya toplayacak olan sesi duymamak mümkün değildi.
‘’Siktir! Kim bu sabah sabah be!’’
Sinirle kapıya yöneldim. Nihayet kapıyı açtığımda karşımda tüm enerjisiyle Ozi duruyordu.
‘’Günaydın kardo!’’ diyerek içeri dalmıştı.
Daha tam açamadığım yarı baygın gözlerimle olayı idrak etmeye çalıştım.
‘’N’oluyo lan sabah sabah! Rüyanda beni mi gördün,’’ diyerek peşinden içeri yöneldim.
‘’Ama kardo kahvaltı hazır değil daha. E hani kahvaltıya çağırmıştın beni? Hazırlayayım diye mi çağırdın lan yoksa?’’
Kendimi koltuğa bırakıp, anlamsızca Ozi’ye baktım.
‘’Oğlum ne kahvaltısı? Manyak mısın sen? Saat sabahın 9’u lan daha. Hem ben seni kahvaltıya falan çağırdığımı da hatırlamıyorum.’’
‘’Evet kardo, biliyorum. Ben de tam olarak bunu diyorum işte. Bayadır kahvaltıya çağırılmıyorum, bak çok kalbim kırılıyor haberin olsun. Hem onu bunu bırak da sen, provaya yetişeceğiz daha. Kalk iki lokma bir şeyler yiyelim de çıkalım hemen.’’
‘’Off, Ozi nereden çıktın sen sabah sabah ya?’’
Banyoya gidip ayılmak umuduyla yüzüme sayısız su çarptım. Balkonda akşamdan kalma masayı gören Ozi, sitemkar bir sesle seslendi.
‘’Vay, vay, kardoma bak sen be. Bensiz masa da kurarmış da haberim olmazmış.’’
Dik bir bakış atıp, yüzümü kuruttuğum havluyu suratına fırlatıp salona yöneldim.
‘’Şş, aloo! Kime diyorum ben oğlum!’’
‘’Ozi, bağırma abi, başım çatlıyor zaten,’’ diyerek tekli koltuğa bıraktım kendimi. Şakaklarımı ovuşturup ağrımı dindirmeye çalıştım.
‘’Şş, bana baksana sen. Ne bu hal cidden?’’
‘’Boşver.’’
‘’Nasıl boşver lan? Oğlum olmuş işte bir şey, dümdüz anlatsana şunu.’’
İç çekip arkama yaslandım. ‘’Akşam Ertuğ’la tartıştık.’’
‘’Ne zaman akşam? Hangi akşam? Benim niye haberim yok bu olaydan?’’ diyerek kaşlarını çattı.
‘’Sen Rüya’yla önden çıkmıştın. Ben çıkışta onu bekliyordum konuşmak için. Keyfimden değil, Yetkin hoca istedi diye. ‘’
‘’Ne alaka?’’
‘’Ya bu rol değişimi mevzusuyla Sanem mevzusunu konuşup çözmemizi istedi. Aramızda çözmezsek o çözecekti yoksa. Ben de gittim önce rol işini konuştum, değişim olmayacak falan diye. Sonra da ‘Sanem’e karşı ne hissediyorsan benden uzakta yaşa,’ dedim. O da ‘Onun adını bir daha ağzına alma’ diye yakama yapıştı. ‘’
‘’Yetkin hoca da sizi öyle yakaladı tabii.’’
‘’Aynen.’’
‘’Abi hassiktir ya! Ulan zaten ikinizin medeni insanlar gibi konuşamadığınızı cümle alem biliyor. Ne sikime öyle bir şey yapıyorsun ki sen?’’
‘’Lan ben ne yaptım sanki? Yakama yapışan o, bana niye çemkiriyorsun?’’
‘’Ulan... O senin yakana yapıştıysa bunun öncesi illaki vardır, sanki seni tanımıyorum. Ertuğ sana yürüyecek, senin elin armut toplayacak ha? Siktir oradan!’’
Kendime de kızıyordum aslında. Laf sokmamak için biraz uğraşsam, olay bu kıvama gelmeyecekti belki de.
‘’Hayır bak sen de Ertuğ piçinin Sanem’e nasıl köpek gibi aşık olduğunu biliyorsun ve bunu bile bile hala gidip adamın damarına basıyorsun ya! Yemin ederim şaka gibi!’’
Sinirli bir gülüş attı.
‘’Ee, şimdi ne olacak peki? Ne yapmayı düşünüyorsun?’’
‘’Bilmiyorum. Sabaha kadar bir yolunu bulurum diye oturdum zaten. Ama yok.’’
‘’Ulan şimdi aklıma geldi. Sen ne diye ben gittikten sonra konuştun ki o piçle? ‘’
‘’Hayır n’apacaktın ki kardo? O bana yürüyecekti, sen ona çakacaktın. Sonra Toprak gelecekti, hepimiz birbirimize geçirecektik. Sonuç? Yetkin hoca yine ağzımıza sıçmayacak mıydı?’’
‘’Ulan Yetkin hocanın korkusuna öyle bir mallık yapar mıydım sanıyorsun? Ama en azından arkanı kollardım, o da böyle bir götlük yapamazdı, sıkardı yani.’’
‘’Peki Yetkin hoca ne dedi biliyor musun? ‘’
‘’Ne dedi lan?’’
‘’ ‘Bir daha sizi kedi köpek gibi dalaşırken görürsem affı olmayacak. Eğer beni dinlemeyecekseniz de ekipten siktir olun gidin’ dedi. ‘’
‘’ Oğlum adam seni bile gözden çıkaracak kadar kızmış, sen düşün artık.’’
‘’Oğlum nasıl yüzüne bakacağım adamın bilmiyorum. Bir bok da gelmiyor aklıma.’’
‘’Off... Oğlum bu kadar aksiyon fazla bana. Aşırı yükleme oldu, fena sıkıştım. Tuvalete yetişmem lazım, lafını unutma sakın, ‘’ diyerek son depar tuvalete koştu.
Onun peşinden bende ağrı kesici almak için mutfağa geçtim. Çekmeceleri alt üst ettikten sonra nihayet bulabilmiştim. İlacı atıp suyu kafaya diktiğim anda çalan zili duydum. Kapıyı açtığımda gördüğüm kişi bir an için duraksamama sebep olmuştu. Omuzlarından hafif aşağı sarkan fırfırlı kol detaylı, çiçekli mini elbisesiyle Sanem tam karşımdaydı.
‘’Sanem?’’
‘’Günaydın Deniz. Girebilir miyim?’’
‘’ Tabii, geçsene.’’
Salondaki ikili koltuğa oturup gözleriyle beni süzmeye başladı.
‘’Yine giyinmeyi düşünmüyorsun sanırım,’’ diyerek üzerimi işaret etti.
Yanımdaki boy aynasına baktığımda yataktan kalkma olduğumu farketmiştim. Sabahtan beri boxer ile dolaşıyordum.
‘’Siktir! Kafa mı kaldı anasını satayım,’’ diyerek sinirle odama yöneldim. Şortumla sporcu atletimi giyip tekrar yanına geçtim.
‘’ Fark etmemişim, kusura bakma.’’
‘’Benim için sorun yoktu aslında.’’ Yine o narin gamzeleri çıkmıştı ortaya.
‘’Ona eminim,’’ diyerek kaçamak bir gülümseme attım.
‘’Deniz, ben seninle konuşmak için geldim.’’
‘’Ne hakkında?’’
‘’Dün akşam olanlar için gerçekten çok üzgünüm.’’
Gözlerine baktım. İnsanı deli gibi içine çeken o mavi kasırga gözleri, sahiden üzgün görünüyordu.
‘’Senin özür dileyeceğin bir şey yok güzelim, tamam mı? İşleri bok edip Yetkin hocaya karşı ikimizi birden zora sokan Ertuğ. ‘’
‘’Bak, Ertuğ ile defalarca konuştum. Seni rahat bırakmasını söyledim, ama...’’
‘’Beni rahat bırakmasını mı söyledin?’’
‘’E..evet, ama bak...’’
‘’Neyim ben Sanem? Ha? Elinden tutup kreşe bıraktığın 3 yaşında çocuk falan mı?’’
‘’Deniz, lütfen. Önce dinle beni.’’
Sinirli bir iç çektim.
‘’Onun seninle uğraşmasını istemiyorum. Sürekli birbirinizi kışkırtıp duruyorsunuz. Artık birbirinize bulaşmanızdan yoruldum.’’
‘’Benim kimseye bulaştığım falan yok. O benden uzak durmayı becerebilse, gram sikimde değil de. Durmuyor işte şerefsiz.’’
Nazikçe yanıma sokulup parmaklarını hafif hafif saçlarımda gezdirmeye başladığında, vücudumun karıncalandığını hissedebiliyordum. Ona karşı uzak durmaya çalıştıkça, delice bir girdabın içine çekiliyordum sanki.
‘’Bunu yapmamı çok severdin, hatırlıyor musun? Gergin olduğunda seni sakinleştirdiğini söylerdin hep.’’
Gözlerim ağırlaşmıştı tekrar. Yanağımda gezinen parmaklarının o çiçeksi kokusunu alabiliyordum. O ince parmaklar hafif dokunuşlarla dudaklarımda geziniyordu şimdi.
Yavaşça gözlerimi aralayıp beni hayranlıkla izleyen gözlerine baktım.
‘’Sanem... yapma.’’
Gözlerini bir an bile ayırmadan hafif bir iç çekti.
‘’İkimiz de birbirimize karşı hala aynı çekimi hissederken...Neden bana karşı koymaya çalışıyorsun ki Deniz?’’
Şu an onunla bu pozisyonda olmak, benim için deli bir akıntıya karşı ters yüzmeye çalışmaktan farksızdı. Derken beni bu akıntıdan çekip çıkaran kurtarıcı meleğimin boğazını temizlemesiyle birbirimizden uzaklaşmıştık.
‘’Gideceğin adresi karıştırdın sanırım Sanemciğim,’’ diyen Ozi, bu anı bozmanın verdiği keyifle karşı tekliye yerleşti.
‘’Ozan, bu ne güzel sürpriz. Demek sende buradaydın,’’ diyerek yalancı bir samimiyet ifadesi takındı. Şu an Ozi’yi boğmak istediğine emindim.
‘’Valla onu benim sana söylemem lazım asıl Sanem. Hayrola? Geçerken falan mı uğradın yoksa?’’
‘’Deniz’e söylemek istediğim birkaç şey vardı, onun için gelmiştim.’’
‘’Ha gidiyordun yani. Kusura bakma ya, bende böyle salak gibi geçtim oturdum karşına. E tutmayalım biz seni o zaman, değil mi Deniz?’’
Ozi’nin piçliğine gülmemek için kendimi zorlarken, Sanem ise tüm zarifliğiyle Ozi’ye dik bir bakış attı.
‘’Ozancığım, çok naziksin gerçekten, ama adilik etmene gerek yok. Zaten kalkıyordum,’’ diyerek bana yöneldi. ‘’Provada görüşürüz tatlım.’’
Çıkmasına eşlik etmek için kapıya yöneldim. Kapıyı açtığımda yeniden bana döndü. Nazikçe elimi tutup kırmızı dudaklarını dudaklarıma yönelttiğinde ani bir hareketle bir adım geri çekildim.
‘’Provada görüşürüz.’’
Arkasını dönmeden hemen önce gözlerindeki hayal kırıklığını görebilmiştim. Hiçbir şey söylemeden asansöre binip düğmeye bastı.
‘’Asansöre de bindirmemi ister misiniz?’’
‘’Piç herif,’’ diye gülümseyerek kapıyı kapatıp içeri seslendim. ‘’Kahve?’’
*****
Kahvelerimizi alıp balkonda karşılıklı birer sandalye çekmiştik.
‘’Ee?’’
‘’Ne ee’si?’’
‘’Sizi tam 22 saniye boyunca kapıda yalnız bıraktım, işe yaradı mı bari?’’
‘’Götlük yapmasan olmaz değil mi?’’ Kahvemden bir yudum aldım.
‘’E bir sessizlik oldu yani, yeme beni şimdi sende. Bir şey olmuş işte, belli,’’ deyip hınzırca bir gülümsemeyle kahvesinden bir yudum aldı.
‘’Seni hayal kırıklığına uğratacağım için üzgünüm. Ama hayır, olmadı.’’
‘’Allah Allah, bak sen.’’
‘’Ulan yeme beni, bir de yalandan şaşırmış gibi yapıyor göt. Oğlum bu çakma oyunculukla Yetkin hoca seni nasıl aldı ekibe hala anlamıyorum ben.’’
‘’Siktir lan!’’ diyerek kaşığı fırlattı suratıma.
‘’Yapma lan takımımı bozacaksın.’’
Bu yavşak olmasa, bazen dibine kadar battığım boklardan nasıl kurtulurdum bilmiyorum. Gariptir ki bu hayatta hem en çok sövdüğüm, hem de en çok sevdiğim insandı.
‘’Şaka bir yana...’’
‘’Hayır Ozi. Olacaktı, ben istemedim.’’
Bu sefer gerçekten şaşırmış bir ifadeyle yüzüme baktı.
‘’Hassiktir, sen ciddisin. Oğlum, bir yaşıma daha girdim lan şu an. Lan ben gelmesem salonda neredeyse birbirinizi yiyordunuz, nikah şahidin olacaktım az kalsın. Ne oldu da kapıda kendini geri çeken sen oldun?’’
‘’Böyle olmasını istemiyor muydun zaten sen?’’
‘’Ya oğlum o kız hiç senin kılıfa yakışan bir kız değil. O yüzden istemiyordum, biliyorsun.’’
‘’Bir zamanlar onun için ‘’Off, hatuna bak. Taş gibi taş, afet anasını satayım,’’ diyen bendim değil mi?’’
‘’Ya oğlum, Sanem’i okulda ilk gördüğüm zamanlar söylemiştim onu. Hem ben onu mu diyorum göt herif? Oğlum tamam, kız çok güzel, ona bir diyeceğim yok. Çok da zeki, akıllı, tamam taş gibi, ona da eyvallah. Ama abi kız da çok başka bir şey var. Nasıl desem, ya o gözleri var ya o gözleri... Bir şeye kafayı taktı mı bambaşka bakıyorlar yemin ederim. Çok hırslı yani. Dili de sivri, kılıç gibi maşallah. Bir de böyle dünya sanki onun etrafında dönüyormuş gibi bir havası var. En hazzetmediğim tripler anlayacağın.’’
‘’Alev-Devrim Çağın’ın kızları oğlum, ne bekliyordun. Pamuk Prenses falan mı?’’
Kahvesinden bir yudum aldı.
‘’Sen de haklısın. Şş, bana bak. Sahi, siz niye ayrıldınız oğlum? Sormayayım diyorum da, senin anlatacağın yok ben sormazsam.’’
‘’Boşver,’’ diyerek masadaki kutudan bir sigara alıp yaktım.
‘’Oğlum, uzun süre birlikteydiniz. Aynı evde yaşıyordunuz hatta. Ee, sonra ne oldu birden? Puff! Büyü bozuldu, bilinmezlik içinde büyük aşıklar ayrıldı.’’
Derin bir nefes çektim sigaramdan.
‘’Hayır, ayrılıyorsunuz, ama ne zaman baksam dip dibesiniz amına koyayım. Ne bok yediğinizi de anlamadım ki.’’
‘’Ozi, kurcalamasan şu konuyu?’’
‘Biliyorum, anlatmayacaksın. Ulan kurcalasam altından çok başka şeyler çıkacak gibi de...’’
Dik bir bakış attığımda konuyu uzatmaması gerektiğini anlamıştı.
‘’Neyse, uzatmayacağım. Ama bu, konunun bir daha konuşulmayacağı anlamına gelmiyor haberin olsun. ‘’
‘’Merak etme, zamanı gelince anlatacağım.’’
Yeniden kapının çalınmasıyla birbirimize bakmıştık.
‘’Abi bu ne ama ya, yol geçen hanı gibi. Herkes dizildi kapıya sabah sabah.’’
‘’Keyfine bak, ben açarım,’’ deyip kapıya yöneldim.
Kapıyı açtığımda karşımdaki kişi okkalı bir ‘’Hassiktir!’’ çektirmişti bana. Yine hazırlıksız yakalanmıştım
‘’Hocam?’’
Yetkin hoca, adeta gözlerinden ateş çıkarırcasına bir bakışla karşımdaydı.
‘’Almayacak mısın lan içeri,’’ demesiyle kendime gelmiştim.
‘’Özür dilerim hocam, buyurun tabii.’’
Hışımla salona geçtiğinde koltuğa yerleşip, beni yerden yere vurmak isteyen bakışlarla bana yöneldi.
‘’Ulan otursana! Ne yalı kazığı gibi dikildin orada?’’
Sessizce karşısına oturdum.
‘’Deniz, bak koçum. Sana tek bir şans veriyorum her şeyi açıklaman için. Ya bu şansı iyi değerlendir, ya da...’’
‘’Hocam, peşin peşin söyleyeyim, dün akşam benim kötü bir niyetim yoktu. Size yemin ederim. ‘’
‘’Etme Deniz. Bana yemin falan etme. ‘’
‘’Hocam, benim tek niyetim size söz verdiğim gibi Ertuğ’la konuşup aramızdaki konuları kapatmaktı.’’
‘’Ama Ertuğ seni kışkırttı, sen de onu kışkırttın. Sonrası olaylar olaylar olaylar, ha? Öyle mi oldu?’’
‘’Biraz öyle oldu.’’
‘’Ulan göt lalesi, böyle olacağını bilmiyor muydun sen zaten! Ertuğ tabii ki gelip seni kışkırtacaktı!’’
‘’Ya rol değişimi konusunda sıkıntı yoktu. Ben en son ona Sanem’e karşı duygularını benden uzakta yaşamasını söyledim, olay orada koptu. Bu yani, olay tamamen bu. Size bir söz verdim, bunu tutmaya çalıştım, ama olay döndü dolaştı benim götüme girdi yine işte!’’
Öfkeyle ayağa kalkmıştım.
‘’Hocam, bakın. Ben Sanem defterini kapatalı aylar oldu. O zamandan beri ondan elimden geldiğince uzak duruyorum zaten. Birlikte çalışıyoruz, yani elimden en fazla bu kadarı geliyor. Ama o Ertuğ piçi o kıza köpek gibi aşık ve bulduğu her fırsatta üzerime oynuyor!’’
İçimde volkanlar patlıyormuş gibi hissediyordum. Şu an karşımda Yetkin hocanın olması bile beni frenlemeye yetmiyordu.
‘’Neden Deniz? Neden ayrıldınız Sanem’le? Madem ayrıldınız, neden hala ona karşı bu kadar zayıfsın? Oğlum hadi diğerlerini geçtim, bana bile gelip tek kelime etmedin bu zamana kadar. Ne boklar oldu bilmiyorum, ama bu en çok sana zarar veriyor farkında değil misin? Defter kapandıysa madem ona göre davran artık sende!‘’
Gözlerimi kapayıp derin bir nefes aldım. Sakinleşmeye ihtiyacım vardı.
‘’Hocam ben... Konuşmak istemiyorum. Girmeyin o konuya. ’’
Göz göze geldiğimizde, yavaşça kalkarak yanıma geldi.
‘’En çok sana kızıyorum biliyor musun? Sen hiçbir şey yapmasan da, hiç kimseye dokunmasan da, ben en çok sana kızıyorum biliyor musun!’’
‘’Neden ben?’’
‘’Çünkü kendini, duygularını kontrol edemiyorsun! Başkalarının seninle, senin kontrolünle bir oyuncak gibi oynamasına izin veriyorsun!’’
‘’ Kimsenin benimle oynamasına izin verdiğim yok! Ama bu konu başka!’’
‘’O yüzden mi Ertuğ seni bu kadar kudurtuyor ha?’’
Dişlerimi sıktım. ‘’Hocam, üzerime gelmeyin daha fazla. Kalbinizi kırmak istemiyorum.’’
Bir adım atıp eliyle ittirdi. ‘’Soruma cevap ver?’’
‘’Hocam... zorlamayın.’’
‘’Kalbimi kıracakmış! Kır ulan! Kırabiliyorsan kır anasını satayım!’’
‘’Hocam yeter dedim!’’
‘’Cevap ver dedim bende!’’
‘’Ertuğ piçi sikimde bile değil! Ben sadece...’’ Yanlış şeyler söylemekten çekinerek cümlemi tamamlamaktan vazgeçtim.
‘’Kendine bir bak Deniz. Bu sen misin gerçekten? Sen, o kafanın içindeki her neyse onunla yüzleşmediğin müddetçe kontrolü Ertuğ ya da onun gibi başkalarına vermeye devam edeceksin. Benim tanıdığım Deniz bu kadar zayıf değil. İşte sana bu yüzden çok kızıyorum.’’
‘’Sadece bana zaman verin, olur mu? Doğru anın gelmesini bekliyorum.’’
Eline yumuşakça omzuma koydu.
‘’Bundan sonra kendine de, adımlarına dikkat et. Kimsenin eline koz verme yeter. Konsantreni dağıtma, sadece galaya odaklan. ‘’
‘’Merak etmeyin hocam.’’
‘’Ha bu arada, bugün küfretmene ses çıkarmıyorum, ama bir daha duymayacağım. Senden de Ozan,’’ diyerek dakikalardır kapı eşiğinde tribün taraftarı gibi bizi seyreden Ozi’ye laf atmıştı.
‘’Hocam konu ne ara bana döndü ya.’’
‘’Anladın sen. Hadi ben kaçıyorum, provaya geç kalmayın. Tam 12’de.’’
‘’Hocam kahvaltı yapsaydık beraber?’’
‘’Bir yere uğramam lazım. Bir dahaki sefere sözüm olsun. Haydi görüşürüz,’’ diyerek kapıda vedalaştıktan sonra ayrıldı.
Ozi’yle yeniden mutfağa geçmiştik. Bu sefer ilaç gibi soru ondan gelmişti.
‘’Kahve?’’
‘’Hiç sormayacaksın sandım.’’